20. Yüzyıl Başında Ermeni Kadın Sopranolar ve Kaybolmuş Columbia Kayıtları

 Halil Duranay

Alice Kurkdjian ile Zabelle Panosian’ın Taş Plakları Üzerine

Lefkoşa eski ve katmanları derin bir kent – bu yüzden bir koleksiyoner için Lefkoşa her zaman sürprizlere açıktır. Özellikle Surlariçi’ndeki az sayıdaki ufak antika dükkanları ve sahaflar belli aralıklarla eşelenmesi gereken yerlerdir. Plaklar benim koleksiyonumun her zaman önemli parçaları oldu ancak fonograf silindirlerini sevmeme rağmen taş plaklara çok ilgim olmadı. Yine de bazen önemli parçalara denk geldiğimde onları arşivime eklerim. Bu metni, birkaç yıl önce Lefkoşa’da bir antikacının kapısı önünde, üzerinde seç al 50 lira yazan mukavva bir kutu içinde bir kısmı çatlak hatta bazıları kırık olan onlarca ecnebi taş plağın arasından çıkan iki hazineden bahsetmek için yazıyorum. Bulduğum iki taş plak oldukça nadir ve kıymetli arşiv materyalleri. Ermeni diaspora müziği ve erken dönem kadın icracılar tarihine önemli katkılar sunan parçalar. Her iki kayıt da Columbia Phonograph Company tarafından, 20. yüzyılın başlarında Amerika Birleşik Devletleri’nde üretilmiş.

İlk plak, Alice Kurkdjian tarafından seslendirilen Karoon (Քարուն, Bahar) adlı eser. Columbia kataloğunda 28001-F (106134) numarasıyla kayıt altına alınmış. Plakta şarkı bir orkestra eşliğinde yorumlanmış. Etiket üzerinde hem Ermenice hem İngilizce açıklamalar yer alıyor. Aslında bu detay Columbia’nın 1920’lerde ABD’deki etnik müzik pazarına yönelik üretim stratejisinin bir parçası. Alice Kurkdjian hakkında mevcut biyografik bilgiler maalesef çok sınırlı; ancak bu kayıt, onun diaspora Ermeni toplumunda profesyonel müzik icra eden ilk kuşak kadın sanatçılardan biri olduğunu gösteriyor. Armenian Immigration Project tarafından yayınlanan mülteci listelerine göre Alice Kurkdjian, Kilis’ten Amerika’ya gelen mülteciler arasında ama başka bir detaydan bahsedilmiyor.[1]

İkinci plak ise Zabelle Panosian’a ait. Plakta Ճաղաղ Տօն եւ Տօնիկ (Tsaila Dour Ov Dzovag) başlıklı eseri seslendirmiş. Columbia etiketi E3523 (58359) numarasını taşıyor. Zabelle Panosian, Osmanlı Ermenileri’nin önde gelen sopranolarından biri. İzmit sınırları içindeki Bahçecik’te, 1891’de doğmuş ve 1907’de Amerika’ya göç etmiş. 1917 ve 1918 yıllarında Columbia Records için Amerika’da toplam beş taş plak kaydetmiş.

Kayıtların satışa çıkmasından kısa bir süre sonra Columbia Records, Amerika’da kaydedilen etnik plakları kataloglarından silmiş; Panosian’ın Columbia’dan çıkan on şarkısı tarihin karanlık dehlizlerinde kaybolmuş. Kaldı ki o dönem Colombia etnik plakları arasından sadece Ermeni müzisyenler yok, Yunan, Arap ve Türk müzisyenlere de ait birçok parça mevcut. Baltimore’lu taş plak koleksiyoneri Ian Nagoski, Panosian’ın başyapıtı Groung’ı (Turna) terk edilmiş taş plak öbekleri arasında 2000’lerde bulup çıkarmış; bu keşiften etkilenerek sanatçının peşine düşmüş. Nagoski’nin bu yeraltı müzik keşifleri daha sonra üç disklik bir albüme de dönüşüyor – 2011 yılında Armenian Weekly[2] gazetesinde bu buluntular üzerine bir makale yayınlıyor ve böylece Panosian tekrar dünya müzik tarihinin gündemine girmiş. Ne yazık ki Panosian’ın keşfi ve hakkında elde edilen bilgilere göre Alice Kurkdjian hala gizemini koruyan bir isim.

20. yüzyılın başlarında Amerika’da yayımlanan bu etnik müzik plakları, göçmen toplulukların kimliklerini yeni coğrafyalarda sürdürme çabasının bir yansıması. Columbia Records’un bu dönemdeki Ethnic Series adı altındaki bu kayıtları, göçmen sanatçıların icralarını yaygınlaştırarak müzik mirasının korunmasına oldukça önemli bir katkı sağladı. Bu kayıtlar çoğu zaman Kuzey Amerika’ya, ardından Orta Doğu ve Doğu Akdeniz limanlarına, dolayısıyla Kıbrıs gibi güzergahlar arasında aktarılan bir ses mirasını ve arşiv haritasını da bize sunuyor.

Ayrıca bu iki taş plak, yalnızca Alice Kurkdjian ve Zabelle Panosian gibi öncü Ermeni kadın sopranoların sanatsal ifadelerini değil; aynı zamanda 20. yüzyıl başı göçmen topluluklarının hafıza ve aidiyet arayışını da ses üzerinden bugüne taşıyor.

Bu kayıtların özellikle kadın kimliği açısından önemi dikkat çekici. Neticede o dönem erkek egemen bir müzik üretim alanında, diaspora koşullarında sahneye çıkan bu kadın sesleri, yalnızca icracı değil aynı zamanda görünürlük kazanan özneler olarak da okunmalı. Bu anlamda plaklar, erken dönem göçmen kadınların kamusal alandaki varlığına dair nadir ve güçlü somut izler sunuyor.

Müzikal açıdan ise bu kayıtlar, geleneksel halk ezgilerinin Batı vokal teknikleriyle buluştuğu bir eşikte duruyor (ki burada Osmanlı’nın imparatorluk müzik mirası da oldukça önemli bir faktör – arşiv açısından bunu da atlamamak lazım). Neticede bu karşılaşma, yalnızca teknik bir uyarlama değil; aynı zamanda ifade biçiminde de bir dönüşüm yaratıyor. Yerel melodik yapıların, opera ve klasik müzik geleneğinden gelen vokallerle birleşmesi, diaspora müziğine hem tanıdık hem de yeni bir tını kazandırıyor. Bu durum, bir tür estetik kırılma kadar, farklı müzik dünyaları arasında kurulan yaratıcı bir gerilim olarak da düşünülebilir – yıllar sonra sektörün etnik- füzyon diye pazarlayacağı bir türün ilk ve saf örneklerinden bahsediyorum.

Lefkoşa’da bir antikacının kapısı önünde atılı olan, ucuz plak kutusu içinde yıllar evvel karşıma çıkan bu kayıtlar, coğrafyalar arasında dolaşan bir müzik hafızasının izlerini sürmeme olanak sağlıyor, heyecanlandığım bu keşifler – koleksiyoner Nagoski ile de benzer bir kesişme noktası. New York’ta kaydedilen bu seslerin Kıbrıs’a ulaşması, bu müziğin yalnızca üretildiği değil, aynı zamanda taşındığı ve yeniden karşılık bulduğu bir dolaşımın parçası olduğunu gösteriyor – ki müzikten sonra aklıma takılan esas gizemli soru şu; bu plakların Washington’daki Colombia fabrikasından Lefkoşa’daki antikacının kapısının önüne nasıl yüzyıllık bir serüvenle geldikleri?

[1] Gemi Manifestoları veri tablosu, 1930 yılına kadar Kuzey Amerika limanlarına gelen tahmini 100.000–125.000 Ermeni göçmenin bir kısmını içermekte. Kayıtların çoğu New York’a gelen gemilerden alınmış.  (markarslan.org)

[2] What Was Left Behind: Music of the Ottoman Empire. Nanore Barsoumian.

https://armenianweekly.com/2011/10/20/what-was-left-behind-music-of-the-ottoman-empire/embed/#?secret=MhgUK4toxn#?secret=WPBYc7tCOu

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Hoş Geldiniz

Batı Ermenistan ve Batı Ermenileri’yle ilgili bilgi alış verişi gerçekleştirme merkezinin internet sitesi.
Bu adresten bize ulaşabilirsiniz:

Son gönderiler

Sosyal Medya

Takvim

July 2026
M T W T F S S
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031