Balat Yetimhanesi’nden kişisel hikâyeler dönemin ruhunu aydınlatıyor

Bir önceki yazımda İstanbul’da kurtarılan Meline’den bahsetmiştim. Erzurumlu 8 yaşındaki Nazenig’in ise farklı bir hikayesi var. 18 Şubat 1919 tarihli bir belgede okuduğumuza göre Balat semti sakinlerinden Rum bir bayan Nazenig’i bir Türk beyinin Fatih Çarşamba’daki evinden alarak yetimhaneye teslim eder. Nazenig 1918’de bu beyle beraber Diyarbakır üzerinden İstanbul’a gelmiştir ve Çarşamba’da onun evinde kalmaktadır.

Karin Şeşetyan

Nazan Maksudyan’ın “The Orphan Nation: Gendered Humanitarianism for Armenian Survivor Children in Istanbul, 1919–1922” başlıklı makalesinde (*) de ifade ettiği gibi 1918 yılı sonundan itibaren İstanbul Ermeni toplumu yöneticilerinin en öncelikli hedefleri Anadolu’ya dağılmış veya bir şekilde İstanbul’a getirilmiş Ermeni yetim çocukların bulunup korunmaya alınmaları, Ermeni kimliklerine tekrar kavuşturulmaları, eğitimleri, meslek sahibi olmaları ve nihayetinde evlenerek yeni bir hayat kurmalarının sağlanmasıydı. 1915 ve sonrasında hayatta kalmayı başarmış olan bu çocuklar bir anlamda Ermeni toplumunun yeniden ayağa kalkışının da simgesiydi. Bir önceki yazımda da örneklerini vermeye başladığım gibi Balat Yetimhanesi arşivi de bu hedeflerin gerçekleşmesine yönelik her bir gayrete dair somut belgeler barındırıyor. Bu yazıda küçük kişisel hikayeler ışığında dönemin ruhunu incelemeye devam ediyoruz.

Vorpahavak (Yetimlerin toplanması) faaliyetleri

Mütareke Dönemi hükümetinin de bilgisi dahilinde olan Vorpahavak faaliyetlerinin, Ermeni yetimlerin hem kurumlar tarafından, hem de şahsi gayretlerle tespit edilerek himaye altında alınmaları şeklinde yürütüldüğüne tanık oluyoruz.

Haziran 1919 tarihli bir belgede yaşları 6 ile 12 arasında olan yedi yetimin yetimhaneye kabulü talep ediliyor. Şebinkarahisarlı Siranuş, Heranuş, Verkin, Ağvita, Nekdar, Armenuhi ve Şake isimli yetimler bölgedeki Razmig Vatansever Cemiyeti tarafından bulunarak Bay Nışan Köçegyan aracılığı ile İstanbul’a gönderilirler. Yine Haziran ayında Vorpahavak Heyeti üyesi Mihran Kalikyan’ın yetimhaneyi ziyaret ederek Kayseri’den getirdiği Meline ve Arusyag isimli yetimlerin durumlarını kontrol eder.

Konya, Sivrihasar ve Eskişehir dini önderi Rahip Kapriel Samuelyan Balat Yetimhanesi’ne yazdığı 18 Ağustos 1919 tarihli mektupta; Yerçanik isimli yetimin Taşlık Köyü’nde olduğu belirtilen kardeşi Antranig’in kendilerine teslim edilmesi için mülki idareye başvurduklarını yazar. Ancak 12 Ağustos’ta mülki idareden gelen yanıtta, polis müdürlüğü ve Taşlık Köyü İhtiyar Heyeti’den köyde Antranig veya Türkçe adı Selim olan bir çocuk bulunmadığı bilgisi verilmiştir. Rahip Samuelyan çocuğun kurtarılabilmesi için daha detaylı ve doğru bilgi verilmesini rica eder.

Bir önceki yazımda İstanbul’da kurtarılan Meline’den bahsetmiştim. Erzurumlu 8 yaşındaki Nazenig’in ise farklı bir hikayesi var. 18 Şubat 1919 tarihli bir belgede okuduğumuza göre Balat semti sakinlerinden Rum bir bayan Nazenig’i bir Türk beyinin Fatih Çarşamba’daki evinden alarak yetimhaneye teslim eder. Nazenig 1918’de bu beyle beraber Diyarbakır üzerinden İstanbul’a gelmiştir ve Çarşamba’da onun evinde kalmaktadır. Bu hikayede Nazenig’in yaşının küçük olması, çocukla ilgili tüm bilgilerin sağlanmış olması, diğer bazı örneklerde gördüğümüz gibi kendisine verilmiş Türkçe bir isimden bahsedilmemesi bende çocuğun iyi niyetle himaye ve sonrasında yetimhaneye teslim edildiği izlenimini uyandırdı.

Konya Dini Önderliği’nden Balat Yetimhanesi’ne gönderilen yazı.

Yetimhanede bir şenlik: Ağavni Hovannesyan’ın düğünü

Yetim çocukların güvenilir ailelere evlatlık verilmesi gayretlerinin yanısıra, yaşça büyük kızların uygun gençlerle evlendirilmelerinin de dönemin kabul gören uygulamaları arasında olduğunu görüyoruz.

10 Ekim 1919 tarihinde Balat Yetimhanesi’ne gönderilen 14 yaşındaki Kırkkiliseli (Kırklareli) Ağavni Hovannesyan yaklaşık iki yıl sonra 16 yaşında Balat Surp Hıreşdagabed Kilisesi’nde evlenir ve düğün pek neşeli bir şenliğe dönüşür. Bu evlilikle ilgili ilk belgeye 9 Ağustos 1921 tarihinde ulaşıyoruz . Ulusal Bakım ve Yardım Organizasyonu Balat Yetimhanesi’ne gönderdiği yazıda Bay Garabed Nazaretyan’ın Ağavni’yi kendisine eş olarak seçtiği ve gerekli tüm formaliteleri yerine getirdiği bilgisi verilir. Eğer Yetimhane yönetiminin de bir itirazı yoksa evlilik töreni yerine getirilebilecektir.

Bu konuda Ağavni’nin bir söz hakkı olmuş mudur acaba? Yoksa ona düşen evlenerek hem hamilerine daha fazla yük olmamak, hem de çocuk dünyaya getirerek milletinin bekasını sağlamak mıdır? Ağavni biraz isyankar bir kız olmalıydı aslında. Bir yıl kadar önce, 30 Nisan 1920 Cuma sabahı iki arkadaşı ile yetimhaneden kaçmış, bulunduktan sonra tekrar yetimhaneye teslim edilmiş ve bundan sonra itaatkar olacağına dair söz vermişti. Onun bu evlilik hakkında ne düşündüğünü bilmesek de Yetimhane yönetiminin töreni oldukça ciddiye aldığını biliyoruz.

Nikahı üstrahip Amaduni kıyar. Hasköy Ardziv Öğrenci Birliği bandosu düğünde görev almak üzere davet edilir. Kilise töreni sonrasında yetimhanede bir kabul düzenlenir. Horenyan Okulu eski öğretmenlerinden Hımayag Zartaryan genç çifte mutluluk dileyen bir konuşma yapar. Tesadüfen orada bulunan Milli Maliye Sorumlusu Bay Canikyan da yetimhanedeki kabule davet edilir ve törenden o kadar etkilenir ki hemen ertesi gün üç lira bağışta bulunur. O gün yetimhaneye hakim olan duygunun her şeyin gelecekte daha iyi olacağına dair inanç ve iyimserlik olduğunu düşünüyor insan.

Yetim kızların evlendirilmesi

Yetim genç kızların uygun adaylar ile evlendirilmeleri fikri bugün bana kabul edilemez gelse de, yüz yıl öncesinin şartlarında ve içinde bulunulan çaresizlik ve kimsesizlik içinde, daha mutlu bir geleceğe doğru yürümek umuduyla seçilen bu kızlara arkadaşları imrenerek bakıyor olmalılar. Bu şekilde evlenmek üzere yetimhaneden ayrılan en az iki genç kız hakkında da bilgimiz var. Bunlardan biri Boston’lu zengin bir Ermeni ile evlenmek üzere seçilen Denekmadenli 16 yaşındaki Vartanuş Torosyan, diğeri ise Bay Mikael tarafından evlenmek üzere seçilen Muş’lu Takuhi Hagopyan. Damat adaylarının titizlikle incelendiğini de okuyoruz belgelerden.

Edirne’li Annig Şahinyan’ın hikayesi ise biraz buruk. Annig’in ismine ilk kez 12 Mayıs 1921 tarihinde rastlıyoruz. Ulusal Bakım ve Yardım Organizasyonu’ndan gelen yazıda 14 yaşındaki Annig’in Türklerin elinden yeni kurtarıldığı ve bu nedenle özel ilgiye muhtaç olduğu bilgisi veriliyor. Belgenin üzerine ise kırmızı mürekkeple bir not düşülmüş: 491 no’lu doktor raporuna göre sağlıklı ve bakiredir. Bu bakirelik meselesi tabi son derece düşündürücü. Özellikle yaşça büyük kızların yetimhaneye kabul süreçlerinde sıklıkla gördüğümüz bu ibareyi yine Nazan Maksudyan’ın yazdıklarıyla bağdaştırırsak, hem geçmişe hem geleceğe yönelik çağrışımlar bulabiliriz.

Annig’in buruk hikâyesi

1915’ten “kurtarıldıkları” tarihe kadar bu kızlar istismara maruz kaldılar mı ve bundan sonra Ermeni kızlarına düşen belki de en önemli görev olan evlenmek ve çocuk doğurmaya uygun adaylar mıdır? Bir yıl sonra, Annig için de bir evlilik olasılığı belirir. Ancak birincil amacı yetimlerin korunması olan Ulusal Bakım ve Yardım Organizasyonu’nun kesin kuralları vardır. Mayıs 1922 tarihli bir belgede yetimhanenin bir yazısına cevaben Annik Şahinyan isimli yetim ile ilgili evlilik talebinin yaşının küçük olması nedeniyle reddedildiğini okuyoruz. Evlenecek kızların 15 yaşından büyük olmaları gerekmektedir. Annig ise tam 15 yaşındadır. İlginç bir şekilde Haziran 1922’de ise bu kez evlat edinilmek istenir Annig. Bu talep de yaşının büyük olması nedeniyle reddedilir, çünkü evlatlık verilme en üst yaşı 10’dur. Bu iki belge maalesef zihnimizde pek çok soru uyandırıyor. Evlenmek ve evlat edinmek isteyen aslında aynı kişi miydi? Aynı idiyse yönetim buna dikkat etmeden mi bu talepleri merkeze göndermişti? Art niyet var mıydı? Ya da yetimlerin her türlü tehlikeden korunması gayreti ne kadar başarılı oluyordu? Annig bütün bunlardan haberdar mıydı? Bunların yanıtlarını bilemiyoruz ancak 15 yaşındaki Edirne’li Annig Şahinyan İstanbul’da kendisine bir yuva bulamadı ve Aralık 1922’de yetimhanede kalmış olan diğer kızlarla beraber Yunanistan’a gönderilmek üzere bir gemiye bindirildi.

KAYNAKÇA: Bu yazıda yararlanılan arşiv belgeleri Hrant Dink Vakfı Arşivi (HDVA), Balat Surp Hreşdagabed Kilisesi ve Khorenyan Okulu Koleksiyonu’na aittir.

(*) Maksudyan, Nazan (2020), E. Möller vd. (editörler), Gendering Global Humanitarianism in the Twentieth Century, Palgrave Macmillan Transnational History Series, https://doi.org/10.1007/978-3-030-44630-7_5, sayfa 117-142.

https://www.agos.com.tr/tr/haber/balat-yetimhanesinden-kisisel-hikayeler-donemin-ruhunu-aydinlatiyor-40548

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Hoş Geldiniz

Batı Ermenistan ve Batı Ermenileri’yle ilgili bilgi alış verişi gerçekleştirme merkezinin internet sitesi.
Bu adresten bize ulaşabilirsiniz:

Son gönderiler

Sosyal Medya

Takvim

May 2026
M T W T F S S
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031