Trabzon’da okul-tiyatro hayatı (1815–1915)

ARMAN KOTİKYAN

1896 Trabzon – 1968 Yerevan

 Tiyatrobilimcilerimiz, tarihi Ermenistan’ın başlıca şehirlerinde (örneğin Karin[1], Van, Muş, Kharberd[2], Yerzınka’da[3] vs.) ve bu bölgenin dışındaki Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı bazı yerleşim yerlerindeki cemaatlerde az veya çok şekilde varlığını hissettirmiş olan okul-tiyatro hayatı tarihinin incelenmesi yönünde ciddi bir araştırma yapmamış (ve yapmamakta), sadece Bolis[4] ve kısmen de Zmürniya’daki[5] Tiyatro topluluklarının çalışmaları hakkında konuşmakla yetinmişlerdir.

Bolis ve Zmürniya’nın, Batı Ermenilerinin önemli kültür merkezileri oldukları doğrudur, lakin taşradaki tiyatro hayatının araştırılmasının da Ermeni tiyatro tarihinin sayfalarını zenginleştirme ve bütünleştirme açısından daha az yararlı rol oynamayacağı şüphe götürmez bir gerçektir.

Bu nedenden dolayı, taşranın önemli cemaatlerinden biri olan Trabzon’un okul-tiyatro kültürel tarihinin araştırılması ilginçtir.

* * *

Trabzon Ermenilerinin büyük bir kısmı Hamşen[6] (veya Hamaşen) adlı, Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı bölgeden göç etmişlerdir.

XVII. yüzyıl sonlarında, Hamşen’de, Osmanlılar tarafından Ermenilere yönelik şiddetli dini baskı uygulanmaktaydı. Binlerce Ermeni hayatını kaybediyor, diğerleri din değiştirmeye zorlanıyor, bir kısmı ise dağlar ve ormanlara sığınıyor, fakat sonunda bitmez tükenmez zorluklara dayanamayarak, dağlardaki patikalardan kıyıya, öncelikle Trabzon’a, daha sonra ise Rize, Sürmene, Karadere ve diğer şehirlere, Sohum, Soçi, Ktaut’a vs. inmeye mecbur oluyorlardı.

Çevre köylerde ikâmet edenleri saymazsak Trabzon’da, 1800’lerin başında 250-300 Ermeni aile, bir başka deyişle 1500 fert yaşamaktaydı. İşte bu dönemde kültürel hayat, bununla birlikte de tiyatro sanatı Trabzon Ermeni cemaatinin koynunda yeni-yeni gelişmeye başlar.

Tiyatro sanatının Ermeniler arasında (ve sadece Ermeniler arasında değil) filizlenmesi okul temsilleri sayesinde olur. Trabzon tiyatro sanatı tarihi de aynı yoldan geçmiştir. Ermeni Apostolik cemaatinin çabalarıyla 800’lü yıllarda şehrin ilk Ermeni okulu açılmış ve Ermeni ailelerin kız ve erkek çocukları burada öğrenim görmekteydi.

Kısa zaman sonra bir okul daha açma ihtiyacı doğar. Bu işi üstlenen Katolik Ermeniler 1817 yılında Bolis’ten Minas Bıjışkyan’ı çağırır.

Trabzon doğumlu bu Mehitarist rahip 1810’dan başlayarak dokuz yıl boyunca Bolis’te, Pera[7]’daki Surb[8] Gevorg Mehitarist okulunun müdürlüğünü yapmış ve takdire şayan olmuştu. İlk Ermeni dramaturglardan biri olarak da tanınan Bıjışkyan, “Artaşes” tarihi dramı ve dünyevi Ermeniceyle yazılmış birkaç küçük mizahi eserin sahibidir. Okul mezunlarının katılımı ve kendi yönetimiyle Bolis’te ilk defa düzenlenen ve okul dışında, Düzyanların Kuruçeşme’deki konağında da oynanan tiyatro temsillerini düzenleyen kişi Bıjışkyan olmuştur.

Bıjışkyan’ın yönettiği okulda düzenlenen ilk temsilin seyircilerinden biri, hayranlık dolu izlenimlerini bir dostuna yazdığı mektupta şöyle ifade etmekteydi. “Barekendan yortusunda rahip Minas tarafından kilise müştemilatında muganni gençlerle ‘Artaşes’in hikâyesi” temsil edildi. Orda bulunan herkes, Ermeniler arasında böyle bir şey olabileceğine dair hayret etti ve gerçekten yeni bir şey görmüş olduk[9]”.

Trabzon Ermeni-Katolik cemaatinin arzusu ve davetine istinaden rahip Minas Bıjışkyan Bolis’ten Trabzon’a gider. Gelir-gelmez, büyük bir şevkle okul binası yapımı işine girişir.

27 Temmuz 1817 yılında yazdığı mektubunda bu konudan bahsetmektedir. “60 çocuk var ve rahiplerin yatakhanesi olarak inşa etmeye başladığımız müştemilat kilisenin yanında bulunuyor…[10]”.

Lakin maalesef, iki buçuk yıllık kısa bir süre sonra “bazılarının kıskançlığı ve komploları” nedeniyle Bıjışkyan her şeyi bırakıp cemaatten uzaklaşır[11].

Bıkışkyan’dan yaklaşık çeyrek yüzyıl sonra, 1846 yılında Venedik Mehitarist Manastırı tarafından yatılı ortaokul açma göreviyle rahip Petros Minasyan Trabzon’a gönderilir. Minasyan hem eğitim, hem de tiyatro çalışmalarıyla tanınmaktaydı. Minasyan’ın çok sayıdaki tiyatro eserinden “Büyük Khosrov” ve “I. Sımbat” adlı tarihi dramlar 1845 yılında yayınlanmıştır. Minasyan’ın on kadar güldürüyü dünyevi dilde yazmış olması ise ilginçtir.

Petros Minasyan, Murat-Rafayelyan okulunu bitirmiş birkaç kaliteli öğretmenle birlikte yeni açılan yatılı okulu üç eğitim yılı süresince yönetir. Lakin Ermeni-Katolik cemaati içinde ortaya çıkan Hasunyan yanlısı-Hasunyan karşıtı ikilik ortamı yüzünden P. Minasyan hem Vatikan, hem de hükümet nezdinde “arzu edilmeyenler” listesine geçer. 1848 yılında, şahsi işleriyle ilgili Bolis’te bulunduğu sırada, Trabzon’a dönüşü aniden yasaklanır. Petros Minasyan’ın uzaklaşmasıyla okul tekrar 16 yıl boyunca kapalı kalır ve ancak rahip Minas Nurikhanyan’ın müdürlüğünde açılarak, 1915’teki ulusal felakete kadar sürekli olarak açık kalır.

Rahip Petros Minasyan’ın çabalarıyla ve mezhep farklılığı gözetmeden, Trabzon’un şevk dolu Ermeni gençlerinden müteşekkil,    bir “Ulusal Cemiyet” şubesi[12] kurulur. Bu gençler, evlerde temsiller düzenleme işine soyunurlar. S. Davtyan “1847 yılında Mıkırtiç Mariamyan, Harutyun Zübietyan, Petros Şalcıyan, Poğos Çıkhçıkhyan ve Mıkırtiç Rafayelyan, Trabzon’daki evlerde ‘Kutsal Kitap’tan alınan süjelerle tiyatro eserleri” temsil ettiler. 1856’dan sonra Trabzon’da başka tiyatro âşıkları, başlarında Serovbe Aşıkyan[13] olarak bu işe devam ediyorlar”,- diye yazmaktadır.

Bu ilk tiyatro denemeleri ileriki dönemlerde daha düzenli bir şekilde devam eder. 1855-60 yıllarında şehirde çalışmalar yapan yarı-profesyonel bir tiyatro grubu, özel olarak hazırlanmış bir binada sürekli temsiller vermekteydi.

Bu temsillerle ilgili bir yazıda şöyle denmektedir. “Tiyatronun verdiği önemli yararları görerek birkaç faal genç burada da özel bir kuruluş meydana getirip, tiyatro için gereken malzemeleri hazırlayarak bir tiyatro açtılar ve 12Kasımdan itibaren, perşembeler hariç her gece oyunlarını temsil ediyorlar, haftanın bir gününde de özel olarak hanımlar için. İlk temsillerinden biri “Dekos ve Manlios”, ikincisi “Sokrat” üçüncüsü ise “Üncer”di. Öyle ki, geçen hafta içinde bu üç dramı Türkçe olarak da oynadılar. Burada, her gece, her milletten büyük bir kalabalık görmek mümkündür. Çoğu kez koltuklar ve sandalyeler dolduktan sonra çok kişi ayakta kalıyor. Yerel yönetimden memurlar, şehrin muhterem valisinin oğlu ve damadı ile Hıristiyan devletlerin elçileri bu Ermeni tiyatrosunu şereflendirdiler”.

Yazar, daha sonra şöyle devam etmektedir. “Bu ayın 26’sı olan Cumartesi akşamından itibaren “Yervand” ulusal dramını temsil ediyorlar ve Ermeni milletinden müteşekkil kalabalık her akşam beklenenden daha büyük oluyor. Trabzon’un eski bölünmüş Ermenilerinin büyüklü-küçüklü, zengin veya fakir, burada toplanmış olan genç oyuncuları cesaretlendirmesi ve beğenilerini sunması gerçekten de hayret edici bir durum. Trabzon’da bir ERMENİ tiyatrosunun açılması ilk defa oluyor, fakat dışardan gelen biri, bunu üç-dört yıldır faaliyet gösteren bir tiyatro zanneder” vs.

Metnin yazarı Kh. A. Elmasyan’ın “birkaç faal genç burada da özel bir kuruluş meydana getirip tiyatro açtı” sözleri, 1864 yılında Bolis’ten özel olarak Tovmas ve Baydsar Fasulyacıyan çiftini, Trabzon’da çalışmalarına başlamış olan tiyatro grubunun oyuncularını profesyonel açıdan eğitmeleri niyetiyle davet etmiş olan “Eğitimsever Cemiyeti”yle ilgiliydi. Fasulyacıyan çifti yaklaşık iki yıl Trabzon’da kalıp bir dizi temsil düzenledikten sonra 1865 yılı sonlarında Kafkasya’ya, oradan da Rusya’nın, Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerine gider.

Belirtilen temsiller, Ermeni cemaati haricinde, Avrupalılardan oluşan küçük cemaatin (elçiler, misyonerler, doktorlar, eczacılar vs. aileleriyle birlikte) de ilgisini çeker.

Sayısal açıdan her zaman Ermenilerin iki katı olan Rumlar, yıllar zarfında yerel güçler vasıtasıyla hiçbir tiyatro grubu kurmamış, hiçbir temsil, hatta hiçbir sanat etkinliği, konser veya resital meydana getirmemiş, hâlbuki tüm bunlar Ermeni sanatçılar tarafından sıklıkla düzenlenmiştir. 

Lakin maalesef, “Eğitimsever Cemiyeti”nin maddi durumu günden-güne kötüleşir, yerel zenginler ise bu yararlı girişimi maddi açıdan desteklemek için çaba göstermediklerinden dolayı sürekli tiyatro faaliyetleri nihayet son bulur ve yerini aralıklarla yapılan temsillere bırakır[14]”.

Temsillerin sona ermesinin sebebi zenginlerin ilgisizliğinden maada, büyük bir ihtimalle daha ciddi sebeplere bağlıydı. Cemaatte, Ermeni gençlerin okuldan çok tiyatronun gelişmesiyle ilgilendikleri konusunda şikâyetler ortaya atılmaktaydı. Bolis’te yayınlanan gazetelerde yer bulan bazı makaleler bunu göstermektedir. İşte, 1863 yılında “Masis” gazetesinde yayımlanan bir yazı.

“Trabzon’dan elimize geçen 26 tarihli bir mektuptan öğrendiğimize göre, belirtilen şehirde geçen yıl faaliyetine başlamış olan Lusinyan Tiyatrosu bu yıl tekrar yararlı ve eğlenceli temsilleriyle Trabzon Ermeni cemaatini sevindirmeye başlamış ve her akşam 150-250 seyirci toplamaktadır. Ayın 23’inde, Cumartesi akşamı yerel vali ve Batum’dan Kaymakam Bey ile çok sayıda saygıdeğer şahsiyet belirtilen Ermeni tiyatrosunu onurlandırmışlardır.

Trabzon’da bir Ermeni tiyatrosunun varlığı gerçekten sevindiricidir, fakat yararlarının sayılamayacağı, düzenli ve muntazam bir okulun Trabzon’da maalesef bulunmadığını göz ardı edemeyiz… Acı gerçek…!”[15].

Aynı sorun başka bir yazıda da ortaya atılmakta, yazar, sezonun son temsili olan “Yervand” tarihi dram vesilesiyle oyuncuların göstermiş oldukları başarıyı övmesine, özellikle de Stepan Hovsepyan ve Mesrop Vartikyan’ın büyüleyici oyunlarını ön plana çıkarmasına rağmen şöyle eklemektedir. “Trabzon Ermenileri arasında görülen bu yeni tiyatro aşkı, biricik okullarının bakımsız halini aklımıza getirmektedir. Kanımızca, aynı şevki, tiyatrodan bin kere daha gerekli olan çocuklarının eğitimi için gösterseler daha büyük, daha doğru ve daha etkili milli bir iş yapmış olurlar”[16].

Benzer haklı şikâyetler, Trabzon’da çoğunluk teşkil eden Ermeni-Apostolik cemaati yönetim kurullarının özel dikkatime mazhar olup, şehrin tek Ermeni okulunun kötü durumdan acilen kurtarılıp eğitim seviyesini yükseltmek konusundaki ertelenemez soruna el atmak için önemli bir itici güç oluşturur.

Bunun sonucunda, Trabzon Ermeni okulunun 1865 eğitim dönemi Bolis’ten davet edilen genç ve çok yönlü bilgi sahibi olup birkaç önemli derslerin eğitimini üzerine alan Nerses Mezburyan’ın müdürlüğüyle başlar.

Nerses Mezburyan, zamanın eğitim-aydınlanma işinin azimli çalışanları ve güvenilir direkleri olan genç aydınlardan (Yeğya Demircibaşyan, Mateos Mamuryan, Tigran Setyan ve diğerleri) biri olmuştur. Mezburyan, 800 karma öğrencili Trabzon Surb Lusavoriç Ermeni okulunu çok kısa bir sürede layık olduğu mertebeye ulaştırır. Bolis ve Zmürniya’nın hemen tüm ilerici basın organları tarafından bu durum büyük övgülerle duyurulur. Bolis’te yayınlanan “Jamanak” gündelik gazetesi şöyle yazmaktadır. “Trabzon’dan elimize ulaşan yazılardan aldığımız bilgilere göre, Khırimyan Mıkırdiç Hayrik[17] oraya varır varmaz okulu ziyarete gider ve öğrencilerin durumunu inceledikten sonra eğitimsever Trabzonlulara ve tüm benliğini ortaya koyarak okulun ileri gitmesi ve düzenlenmesi için çalışan gayretkeş öğretmen, saygıdeğer Mezburyan Nerses Ağaya teşekkürlerini bildirir”[18].

Mezburyan, eğitim çalışmalarıyla paralel olarak Trabzon’un tiyatro hayatına da katkıda bulunur. 1865 eğitim dönemi sonunda Trabzon Ermeni okulu salonunda düzenlenen etkinlikte öğrencilerin katılımı ve Mezburyan’ın yönetiminde, kendi eserlerinden “Dört genç bayan veya eğitimsever ve eğitimsevmez” adlı üç perdelik tiyatro oyunu ile “Ermeni beyi Davit veya vatanseverlikte bir çaba daha” dramı temsil edilir[19].

İkinci ders yılı esnasında, Trabzon Ermeni okulunda birbiri ardına tertiplenen birkaç etkinlikte Vartanats yortusuyla ilgili sahnelenen ve tekrar Mezburyan’ın eseri olan, dünyevi Ermeniceyle yazılı kafiyeleriyle “Vartan’ın vatanseverliği ve Vasak’ın inkârcılığı” adlı dram dikkatleri üzerine toplar.

İki yıl süreyle Trabzon Ermeni okulunda görev yaptıktan sonra, Nerses Mezburyan 1867 yılında aniden eğitim görevinden tamamen uzaklaşıp Paris’e giderek tıp öğrenmeye karar verir.

Mezburyan’ın uzaklaşmasıyla Trabzon Ermeni toplumu bilinçli ve saygın bir eğitimci, toplum çalışanı ve tiyatro çalışmalarına hız veren bir genci kaybetti, fakat onun, kültür bahçesine ektiği sağlıklı tohumlar kısa sürede yararlı ürünlerini verdi. Şehirde, kendisinden sonra da toplu çabalarla sık-sık, sanat kalitesinin eski etkinliklerden farklı olan seminerler, etkinlikler, okuma geceleri, konserler ve temsiller düzenlenmekteydi.

Zaman değişmişti ve zamanla birlikte estetik anlayış da değişmişti.

Lakin “katliam yılı” olarak anılan kanlı tarih gelip çatar. 1895-96’nın ölüm yayan tarihidir bu…

Anayurttaki Ermenilerin başına gelen korkunç felaketten Trabzon Ermenileri de nasiplerini alır ve bin kadarı, cinsiyet ve yaş gözetilmeden Sultan Hamit’in emriyle kılıçtan geçirilir. Korkunç milli elem ve bununla birlikte yeni felaketlerin korkusu Trabzon’da eski mutlu hayatın devamını engeller. Temsiller ve müsamereler kesilir, neşe kaybolur, şarkılar susar, sesler kesilir. En ele avuca sığmayan gençler dahi şükür ağızlarını mühürler. Allahtan, bu durum uzun sürmez ve 1898’de taşradaki tiyatro hayatı tekrar başlar. Bolis’te yayınlanan “Arevelk[20]”  gazetesinin 29 Aralık 1898 yılı sayısında “Vart” imzasıyla yayımlanan “Trabzon Ermenileri arasında tiyatro” başlıklı makale bu konuyla ilgiliydi. Makale yazarı, geçmişte “Eğitimseverler Derneği” çabalarıyla yaratılan milli tiyatro hakkında övücü sözler sarf ettikten sonra, bu tiyatroyu yeni tiyatro grubuyla kıyaslayarak, yeni grubun çok daha kaliteli olduğunu belirtmektedir. “Müteşebbisler bu defa acemi değil, büyük bir kısmı yurt dışında eğitim almış, tiyatro hakkında derin ve geniş fikir sahibi olan ve Avrupa oyunları seyretmiş kimseler. Onlar, basit oyuncular değil, hayal eden ve sanatın inceliklerine derin bir duyguyla süzülebilmiş, sanatsal erke ulaşmaya çalışanlardır.

İçlerinden bazılarının, taşranın bir köşesinde kalmış yetenekler olduğu ortaya çıktı”,- diyen makale yazarı şöyle devam etmektedir, “Peters’i (Mıkırtiç Yeremyan) komedyen olarak ve özellikle de Miçesimyan’ı trajedi ustası olarak görme mutluluğuna erişenler, onları daima tatlı bir heyecanla hatırlayacaklardır. Miçesimyan’ın, Arisdotem rolünü oynadığı son oyunu hiçbir zaman unutmayacağım. Doktorlar onu sahneye çıkmaktan men etmiş, fakat arkadaşlarının ricalarına dayanamayarak, özellikle de kendisinin katılmaması durumunda oyunun gerçekleşmeyeceğini bildiğinden son bir defa daha oynamaya karar vermişti.

Bir kış gecesiydi. Yağan yağmur ve soğuğa rağmen büyük bir kalabalık salonu erkenden doldurmuştu. Herkes sabırsızlıkla perdenin açılmasını beklerken, nihayet perde açıldı. Miçesimyan Karapet, her zamankinden daha solgun bir çehreyle, fakat son derece vakur bir şekilde göründü. Tüm salon baştan sona onun oyununa kilitlenmişti. Son sahnede, Arisdotem, umutsuz, terk edilmiş bir halde ve üzgün bir sesle kızının mezarına kapandığında kalabalığın büyük bir kısmı gözyaşlarını silmekteydi.

Bu son oyundan sonra Miçesimyan uzun yaşamaz ve tiyatro da kendisiyle birlikte ölmüş olur”[21].

Trabzon’daki o dönemlerin tiyatro faaliyetleri hakkında “Bazmavep” dergisinde de enteresan bir makale vardır. “Trabzon’da ulusal tiyatro” başlıklı makale “Arevelk” muhabirinin Karapet Miçesimyan ve Mıkırtiç Yeremyan’ın (Peters) oyunculuklarıyla ilgili sözlerini tasdik etmekte ve “bu iki artist Trabzon Ermeni cemaatinde gerçekten de unutulmaz anılar bırakmışlardır” diye eklemektedir.

Makale yazarı tarafından tiyatronun “büyük ustalarından” Komitas Efendi Hekimyan, ünlü Petros Marimyan ve Hımayak Guşpulyan[22] anılmaktadır. “Daha önce belirtilenler gibi onlar da basit oyuncu değillerdi, hepsi de saygın makam sahipleri olmalarıyla birlikte, milli eğitim kurumlarına sevgiyle bağlı olup, önemli girişimler uğruna kış aylarında milli trajediler temsil etmekteydi. Bu artistlerin kendileri karşılıksız olarak oynuyor ve toplanan paralar belirtilen ulusal işlere harcanıyordu.

Trabzon Ermenilerinin fikri ve görünmez faaliyetlerinin besleyici gıdası olan tiyatro, Peters’in çekilmesi ve Miçesimyan’ın vefatıyla son bulmaktadır”[23].

Şehir tiyatrosunun gelişimiyle paralel olarak talebe müsamereleri de hem milli Lusavorçakan, hem Mehitarist okullarında devam eder. Belirtmek gerekir ki, Ermeni tiyatrosunun ünlü artistlerinin birçoğu, örneğin Adamyan, Papazyan ve diğerleri, ilk adımlarını okul temsilleriyle atmışlardır. Aynı şekilde Trabzon’lu oyunculardan Karapet Kalfayan, Lakka, halk artisti Tsolak Amerikyan ve bu satırların yazarı da ilk oyunculuk denemelerini okul temsillerinde yapmışlardır. İlk üçü Mehitarist okulunda, sonuncusu ise Ermeni Lusavorçakan okulunda.

1908 yılına kadar Trabzon’un tiyatro hayatıyla ilgili yazıların (tahminen hepsi değil) genel resmi budur. Bundan sonra ise, 1908 yılındaki ilk Osmanlı devriminden sonra oluşan ve Abdülhamit despotizminin yıkılmasından sonra gazete ve dergilerin yayınlandığı, dernek ve cemiyetlerin kurulduğu, daha önce yeraltında faaliyet gösteren siyasi partilerin meşrutiyet kazandığı yeni bir dönem başlar.

Birbiri ardına amatör ve profesyonel tiyatro grupları ortaya çıkar.

Trabzon’da, çoktan beri kapalı duran, Ermeni dini önderliği binası karşısında bulunan ve milli vakıfa bağlı binalardan biri olan Kulüp binası açılır (daha doğrusu yeniden açılır). Bu kütüphane-kulüpte sanat, bilim ve edebiyat sorunlarıyla ilgili düzenli seminerler, konferanslar tertipleniyor ve tüm bunlar genellikle solo şarkıların, enstrümantal müziğin ve şiirlerin sunulduğu sanatsal bir etkinlikle son buluyordu. Bazen de bir veya iki perdelik komediler oynanmakta

1908 yılı sonbaharında Kafkasya’dan Trabzon’a gelen ünlü müzikolog ve koro şefi Grigor Süni (Mirzayan) yerel güçlerden meydana getirdiği 60 kişilik karma bir koro hazırlar ve Ermeniler haricinde Rumlar ve Türkler arasında da büyük coşku yaratan bazı konserler verir. Süni, Giresun ve Samsun şehirlerinde de konserler vermiştir[24].

Aynı yıl içinde Trabzon’da, yönetimini Doktor Y. Minasyan’ın üstlendiği bir yaylı çalgılar orkestrası kurulur. Bazı solo çalgıcılar da vardı, bunlardan kemancı Harutyun Arzumanyan üstün yeteneğiyle göze çarpmaktaydı. Arzumanyan, orkestranın birinci kemanı olmasının haricinde şehirde solo konserler de vermişti. 1911 yılında Trabzon’lu ünlü kemancı Davit Davityan Trabzon’a gelir ve verdiği iki konser (Kostaki tiyatrosunda) Ermeni ve yabancı basın tarafından takdir görür. Davityan, konserlerinde kendi eserlerinden ikisini de seslendirmekteydi.

Müzik grupları haricinde, şehirde ciddi temeller üzerine oturtulan, rejisörlüğünü fotoğrafçı, tanınmış aydın Khaçik Çolakyan’ın yaptığı ve kendisinin baba rollerini üstlendiği bir amatör tiyatro grubu da kurulur. Zare Meğavoryan, Aram Saryan, Nazaret Gevorgyan, Tigran Baberdtsyan, Aram Vorberyan (Öksüzyan), Levon Tiraturyan, Yervand Mutafyan, Hakob Sırapyan, Manuk Surbluysyan, Arşavir Elyan, Nışan Khancıyan, Yervand Torosyan ve daha başkaları bu tiyatronun ekibinde yer alır.

Tiyatro grubunun idaresini, Batum’dan Trabzon’a (doğum yeri) gelen ve tiyatro işlerinde devamlı aktif olarak çalışmış Poğos-Tigran (Vahanyan) üzerine alır. Bu tiyatro ekibi “Gözyaşı vadisi” (Aharonyan’ın), “Namus için”, “Armenuhi”, “Yevgine”, “Şarlatan” (A. Şirvanzade’nin), “Sönen kandiller” (A. Abelyan’ın), “Yol üstünde”, “Ben insanı” (L. Şant’ın), “Avarayr kartalı” (S. Bürat’ın), “Terkedilmiş aile”, “Mezun genç kız” (ikisi de Tigran Miricanyan’ın) oyunlarını sahneye koymuştu.

Komedilerden “6,5 göbek mirası”, “Ben öldüm”, “İki efendinin hizmetkârı”, “Nişanlılar” vs. oynanmıştır.

Tüm bu temsiller, şehrin ünlü Rum zengini Kostaki tarafından yaptırılan Tuzlu Çeşme tiyatrosunda sahnelenmekteydi.

Tiyatronun bu sürekli temsilleri özellikle şehrin gençlerinin ilgisini çekip manevi desteğine sahip oluyordu.

1913 yılında bir başka amatör grup, öğretmen Garegin Kozikyan’ın (Yesalem) rejisörlüğü altında iki piyes sahneledi. “Mahvolan” (Şirvanzade’nin) ve “Eller yukarı” adlı dört perdelik bir dram (Paramaz’ın). Bu temsillerde Arşavir Solakhyan, Vardan Narlıyan, Hakob Saryan, Hımayak Kumruyan, Gevorg Hakobyan, Aharon Yesayan, Gurgen Sargisyan, Sahakanuş ve Tigranuhi Narlıyanlar, Arşaluys Hakobyan, Lusine Taşçıyan ve daha başkaları rol almaktaydı.

Yerel amatör grupların haricinde turneye gelen ekiplerden bazılarını da belirtmekte yarar var. 1908 yılının sonbahar başlangıcında Kafkasya’dan Bolis’e giderken Abelyan-Armenyan ekibi Trabzon’a uğrar ve “Namus için” ve “Gözyaşı vadisi” piyeslerini sahneler. Öteki yılın tiyatro sezonunda Zarifyan-Sevumyan grubu gelip “Jan Rul” ve Sardu’nun “Vatan” oyunlarını sahneye koyar.

Yukarıda belirtilen iki tiyatro kumpanyası da, hayatında ana diliyle oynayan profesyonel artistlerden müteşekkil benzer mükemmeliyette bir kumpanya görmemiş olan tüm Trabzon Ermeni cemaatinde benzersiz bir coşku ve hayranlık uyandırır.

Tanınmış artistlerden Yenovk Şahen, Aşot Madatyants ve Lakka da Trabzon’a gelip yerel güçlerle birlikte birkaç temsil vermişlerdir. Martiros Mınakyan ve Harutyun Aleksanyan’ın turne temsillerini de, Türkçe oynanmış olmalarına rağmen burada belirtmek gerekir.

Trabzon’daki coşkulu ve sürekli tiyatro faaliyetleri ve genel olarak tüm diğer sanat dallarındaki bereketli yaşam günün birinde Türkiye’de yaşayan tüm Ermenilere haince uygulanan ve tarihe 1915 Milli felaketi olarak geçen, Türklerin görülmemiş caniliği sebebiyle acılı bir şekilde son buldu.

Lakin Trabzonlu Ermenilerin güneşe ve ışığa susamış geri kalan evlatları, bir yıllık korkunç suskunluğun ardından tekrar kültürel hayata dönme imkânı buldu. 1916 baharında, Rus birlikleri Trabzon’u ele geçirdiklerinde biz, hayatta kalan Ermeniler, eski 20000’in yerine, sadece 700-800 kişi kısa sürede eski kızlar okulunun binasında bir yetimhane-okul kurduk, daha sonra da eski Ermeni Lusavorçakan okulunu açtık ve 60-70 talebe burada ders görmeye başl

Buna paralel olarak Mehitarist Okulu da, rahip Timoteos Ter-Gülyan’ın yönetiminde açıldı (yatılı bölümüyle). Burada da 50 kadar karma öğrenci eğitim görmektey

Trabzon’un ele geçirilmesiyle birlikte hayat şehirde hızlı bir şekilde gelişmeye başladı. Birliklerin Samsun’a doğru hareket etmesi sayesinde Trabzon’un cephe gerisi olması bir kısım Rus, Ermeni ve Gürcü tüccarlara şehirde dükkân açma imkânı yarattı. Şehrin tek sineması da çalışmaya başlamış ve hızlı bir şekilde 1000 kişilik bir ahşap tiyatro yapımına başlanmıştı. Bu ahşap, yeni tiyatro binasında 1916 kışında büyük bir sanat gecesi düzenlenip Rusça olarak “Aida” operasından bir sahne oynandı. Aida’nın sahnelenmesini Melik-Parsadanyan adında Ermeni bir asker üzerine almıştı. Aynı gece, bir vodvil (tekrar Rusça olarak), ardından “Kırt-kırt” komedisi (oyuncuların hemen hepsi Ermeniydi) sahnelendi. Gecenin ikinci bölümünde Rus, Ermeni ve Gürcü korolarının konseri sergilendi[25].

1917 yılı sonlarında Rus ordusunun Trabzon’dan geri çekilmesi ve Türklerin buraya geri dönüşü, yeni-yeni oluşan küçük Ermeni cemaatini şehirden uzaklaşmaya ve çok sayıda Trabzonlu Ermeni’nin yaşadığı Batum ve Sukhum gibi Karadeniz’in kıyı şehirlerine yerleşmeye mecbur etti.

_________________________________________

[1] Erzurum (metne halel getirmemek düşüncesiyle yer isimlerinin, yazarın verdiği Ermenice şekliyle bırakılıp Türkçe şekillerinin dipnot olarak verilmesi çevirmen tarafından uygun görülmüştür)

[2] Harput

[3] Erzincan

[4] İstanbul

[5] İzmir

[6] Hemşin

[7] Günümüzde “Taksim” olarak anılan İstanbul’un bir mahallesi.

[8] Aziz

[9] Bk. B. Sargisyan, “Venedik Mehitarist Manastırı’nın iki yüz yıllık eğitim çalışmaları”, Venedik, 1936, s. 40, ve “Bazmavep”, 1950, sayı 7-8, s. 145

[10] Aynı yerde, s. 60

[11] Eğitim ve tiyatro faaliyetlerine daha sonraları Kırım’da, Karasupazar’da devam eder (bk. V. Terzibaşyan, “Ermeni dramaturji tarihi”, I. cilt, s. 461 )

[12] “Ulusal Cemiyet”i 1846 yılında M. Beşiktaşlıyan’ın desteğiyle İstanbul’da kuran kişi yine kendisi olmuştur.

[13] Teotik, “Herkesin yıllığı”, 1926, s. 399

[14] “Masis”, 30 Ocak 1863

[15] “Masis”, 7 Aralık 1863

[16] “Masis”, 23 Şubat 1863

[17] I Khırimyan Vanetsi (Khırimyan Hayrik/Baba), (1820-1907), (1869-1873 Türkiye Ermenileri Patriği), (1892-1907 Katolikos/Ermeni kilisesi dini önderi).

[18] “Jamanak”, 1865, sayı 65

[19] İlk piyesi, 1862 yılında ilk defa olarak İstanbul’da, Kumkapı’nın “dış mahallesinin” karma okulunda oynanıp büyük beğeni almıştır. Oyun, “kız öğrencilerin anneleri için de” tekrarlanmıştır. Aynı oyun üçüncü defa olarak “başkentin farklı mahallelerindeki çok sayıda eğitimsever bayanın ricası üzerine sahnelenmiştir. Bu temsili seyreden “Şark Tiyatrosu”nun ilk kadın oyuncusu Arusyak Papazyan, kadın oyunculardan birinin “oyununu çok beğenerek, kendi eliyle bir çiçek demeti vermiştir”.

[20] “Şark”

[21] “Arevelk”, 29 Aralık 1898

[22] Komitas Hekimyan, tanınmış tiyatrocu ve dramaturg Srapyon Hekimyan’ın akrabasıdır. Petros Marimyan cemaatin faal üyelerinden, aynı zamanda yazar ve yayıncıdır. Hımayak Guşpulyan (Khuşpulyan) Cenevre’de yüksek eğitim aldıktan sonra 1909 yılında Trabzon ulusal karma okullarının müdürlüğünü yapmıştır.

[23] “Bazmavep”, 1899, sayı 2, s. 87.

[24] G. Süni 1910’da Trabzon’dan Erzurum’a gider ve 1914 yılına kadar Sanasaryan okulunda öğretmenlik yapar. Daha sonra Tiflis’e dönerek korolar ve senfonik orkestra yönetir. 1920-21 yıllarında İstanbul’da bulunur, oradan da Amerika’ya geçer.

[25] 1908 yılında Grigor Süni’nin korosunda bulunmuş olmam, bana Mehitarist okulu (burada ücretsiz olarak Ermenice ve tarih öğretmenliği yapıyordum) öğrencilerimden üç sesli bir koro kurmamı sağladı. Grubumuz şaşılacak derecede başarı sağladı ve her bir şarkı ayakta alkışlanıyordu. Belki de asıl nedeni grup üyelerinden hepsinin katliamdan kurtulmuş çocuklar olmasıydı.

“Dzayn Hamşenakan” dergisi

2007, sayı 11-12 (40-41)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *