Tuşpa-Van

Van Gölü’den Van kayası ve kaleye bakış

Tosp ve Vantosp olarak da anılan bu şehir, dünyanın en eski şehirlerinden biridir. M.Ö. 363 yılında Pers orduları Ermenistan’a saldırdığında, Persler, yazıtlarında Van şehri için Şamiramakert (Şamiram’ın kurduğu) ismini kullanmışlardır. M.Ö. IX. yüzyıl ortasında, özellikle Asur akınları sonucunda, Aram (Aramu, M.Ö. 860-843), Nairi Ülkesi’nin Ermeni boyları ve şehir-devletlerini ortak bir devlete dönüştürme çalışmlarına başlar. Böylece, Aram, Nairi Ülkesi’nin Urartu Krallığı’nın (Ermeni Ararat Krallığı, M.Ö. 860-580) kurucusu olarak kabul edilir. I. Sarturi (M.Ö. 835-825) birleşik krallığın başkenti olan Tuşpa-Van şehrini Van Gölü’nün doğu kıyısında kurar. Bir tarafında göl, diğerinde ise sıradağlar bulunduğundan dolayı Van şehri, güneyden gelen saldırılara karşı Ardzaşku (Arzaşku, Arciş, Erciş) şehrine nazaran stratejik açıdan daha korumalıydı.

Şehrin Tuşpa ismi, güneş tanrısı Şiuini’nin eşi Tuşpuea’dan gelmektedir. Bu iki tanrıların tapınakları Tuşpa’da bulunmaktaydı. Van ismi ise Biaynili isminden doğmuştur. Kral Sarduri, Van kayasının yanında, devasa taşlarla, doğu-batı ekseninde 1800 m, kuzeyden-güneye ise 120m uzunluğunda, içkalesi bulunan sağlam surlar inşa ettirir. Kalenin üzerinde, Akat dilinde yazılmış olan çivi yazısı kitabede Sarduri, kendisini bu kaleyi taşlardan inşa etmiş olan büyük hükümdar, evrenin hükümdarı, Nairi hükümdarı olarak anmaktadır. Kayanın içine doğru çeşitli odalar, yatakhaneler, hazine daireleri ve gizli geçitler oydurur.

I. Menua (M.Ö. 810-786), şehre bol su getirmek, tarlaları, bahçeleri ve çiçeklikleri sulamak amacıyla 70-80 km uzunluğunda, 4,5m genişliğinde ve 1,5m derinliğinde bir kanal yaptırır ve onu Menua Kanalı olarak adlandırır. Bu kanal yer-yer delinen kayaların içinden veya 15-20m yüksekliğindeki geniş duvarların üzerinden geçirilir. Kanal bugün dahi kullanılmaktadır. Kral Menua, Babil’in meşhur asma bahçelerinin küçük kopyalarını da yaptırır. Şehir, geniş sokaklarla bölünür. Hamamlar, iki ve üç katlı konaklar inşa edilir.

Marlar’ın kralı Ajdahak (M.Ö. 585-550) Babile karşı savaşırken, Paruyr’un ailesinden Yervand Sakavakyats (kanaatkâr), Tuşpa şehrini ele geçirerek Yervandavan olarak adlandırır. Böylece, Yervanduni bağımsız krallığı (M.Ö. 580-201) Van’da hüküm sürmeye başlar.

Van şehri, daha sonra Vaspurakan Ardzruni Krallığı’nın (908-1021) başkenti olur. Kral I. Gagik (908-943) Van’ın içkalesini onararak içkalenin içine birkaç kilise, kayakalesinin içine de kral sarayını inşa ettirir. Ayrıca, Varak Dağı’ndan Van’a uzanan bir yeraltı su kanalı yaptırır. Van Gölü kıyısında, Akhtamar Adası’nın karşısında bulunan, şahane yerleşimiyle Ermeni Ararat Krallığı’nın Vostan şehrinin içkalesini onardıktan sonra Aziz Astvadzadzin ve Aziz Stepanos kiliselerini de onarır. Gösterişli bir kral sarayı inşa ettirir. Karmravank’ta (Kızıl manastır) Aziz Nışan kilisesini ve Narek manastırını yaptırır. 2003 yılında ölümünün 1000’inci yıldönümü anılan Grigor Narekatsi (Narekli, 951-1003) bu manastırın en tanınmış rahibidir.

Gagik, başkenti Akhtamar Adası’na taşımaya karar verir ve bu nedenle uzak köylerden iki tekerlekli arabalar vasıtasıyla büyük çapta taşlar getirilerek adanın etrafı bu taşlarla doldurulur. Bu taşlarla, su yüzeyinin beş kangun (2,5m) üzerinde dalgakıran inşa edilir ve bunun da üzerine şehrin etrafına yüksek burçlarıyla bir sur duvarı inşa edilir. Gölün bir kısmı da doldurularak dalgakıranlarla çevrilir ve böylece suni bir liman oluşturulur. Bu liman da kuleler ve surlarla çevrilip dövme demirden kapılarla donatılır. Adada kral sarayı ve Aziz Haç kilisesi (915-921) inşa edilir.

Aziz Haç Kilisesi

Mimar Manuel’in bu eseri sadece Ermeni değil, aynı zamanda uluslar arası mimarlık sanatında örneği olmayan bir yapıttır. Kral Gagik’in yeğeni Yeğişe (Yeğis) 921 yılında episkopos olarak kutsanır ve böylece Vaspurakan Krallığı’nın (Akhtamar’ın) episkoposluk makamı kurulmuş olur.

Ahtamar Aziz Haç Kilisesi’nin kabartmaları

Arap Devleti için savaşan paralı Selçuk birliklerinin devamlı saldırılarından dolayı zayıf düşmesi ve Bizans’ın Ermeni asıllı imparatoru II. Vasil’in (957-1025) baskıları sonucunda Vaspurakan kralı Senekerim Ardzruni (968-1021), 1021 tarihinde Vasil’le yaptığı antlaşma sonucunda, Mezopotamya’ya hükmetmeye kararlı olan Bizans için önemli bir stratejik değere sahip olan Vaspurakan’ı, 8 şehri, 4000 köyü, 72 kaleleri ve 115 manastırlarıyla birlikte Bizans’a teslim ederek, karşılığında Küçük Asya’da bulunan Kapadokya Vilayeti’ni, Sebastia (Sıvas) merkezi ve köyleriyle birlikte Ardzrunilerin miraslı toprağı olarak alır.

XVI. yüzyıl başlarında Akhtamar’ı ziyaret eden bir Venedikli tacir “Adada iki mil çaplı küçük bir şehir var. Şehir, ada boyutundadır. Şehrin ismi Armenik’tir, ahalisi çoktur ve burada sadece Ermeni Hıristiyanlar yaşamakta, hiçbir Müslüman bulunmamaktadır. Burada birçok kilise var” diye belirtmektedir.

Mher Kapısı ve üzerinde 40 Urartu tanrısı hakkında yazıtlar

Van şehri tarihte birçok kez el değiştirmiştir. 1387 yılında Lenk-Timur tarafından işgale uğrar. Tüm nüfus kayalardan aşağı atılmak suretiyle öldürülüp Van kalesi yıkılır. XV. yüzyılda Karakoyunlu ve Akkoyunlu boyları Van’a sahip olurlar. XVI. yüzyılda şehir bir Osmanlı, bir İran sınırlarına dahil olur. 1548’de Van, nihai olaak Osmanlı İmparatorluğu’na geçer.

O dönemlerde Van’da etkili Ermeni beyler ve beylerbeyiler bulunmuşlardır. Bazıları o derece etkili olmuştur ki, Van yöneticisini azledecek ve hatta onu darağacına çıkartacak güce sahip olmuşlardır. XVII., XVIII. ve hatta XIX. yüzyıla kadar Van’da hüküm süren bazı Ermeni beylerin hükümranlığı uzak köylere kadar yayılmıştır. Bu beyler, baskı rejiminden dolayı çok kereler Türkler ve Kürtlere karşı silahlı mukavemet göstermişlerdir.

Narek Manastır kopleksi 1915 öncesinde

Van’ın ve Vaspurakan Ermenileri’nin hürriyetsever ruhlarını bastırmak, güçlerini kırmak, beylerin gücünü kırmak maksadıyla baskılar, eziyetler başlar ve vergiler arttırılır. Asılzade veya basit vatandaş, köylü veya zanaatkâr Van’dan göçmeye başlar.

1877-78 Rus-Osmanlı savaşı öncesinde, ticaretin Müslümanların eline geçmesi maksadıyla Van’ın ünlü çarşısı ateşe verilir. Hükümet, Ermeniler’den orduya büyük miktarda bağış yapmalarını talep eder. Savaş sonrasında baş gösteren fakirlik ve açlık büyük çapta insanın hayatına mal olur.

Halkın nefsi müdafaa ve haklarına sahip çıkma ruhunu yükseltmek amacıyla 1872’de “Birlik ve Kurtuluş”, 1878’de ise “Kara Haç” ve “Silahlı” cemiyetleri kurulur. Savaştan dönen Türk ve Kürt askerler silahlarını sattıklarında “Kara Haç” ve “Silahlı” cemiyetleri bu silahları satın alarak halkı silahlandırır.

1885’te silah temin etmek, halkı silahlandırmak, nefsi müdafaaya hazırlamak, silahlı gruplar kurmak niyetiyle Armenakyan Milli Kurtuluş Teşkilatı kurulur. 1895’in sonbaharında Van ve çevre Ermeni yerleşimleri jandarma ve askerlerle dolar. Soygun ve cinayetler artar.

3 haziran 1896’da Van katliamı başlar. Hıristiyan Amerikan ve İngiliz elçileri Ermenilere yardım edeceklerine Kürt süvari birliklerine ve düzenli Osmanlı ordusuna yardım eder ve hatta şahsen Osmanlı topçularını Ermeni mahallelerine yönlendirirler. 8 haziranda Ermeniler saldırıları geri püskürtüp çok sayıda da top ele geçirirler. Saldırıların 9. gününde taraflar ateşkes şartları konusunda anlaşmaya varırlar. Buna göre şehri savunan yaklaşık 1000 kişi silahlarıyla serbestçe İran’a geçecekler ve Osmanlı İmparatorluğu Van’daki Ermenilere yönelik baskılarından vaz geçecektir. Van’ı savunan gençlerin büyük kısmı şehri terk ettikten sonra yolda saldırıya uğrayıp öldürülürler. Türk ve Kürt çapulcular da savunmasız halkı kılıçtan geçirir, kiliseleri ve Aygestan mahallesinin büyük bölümünü ateşe verir. Bu olaylar “Büyük Van olayları” olarak anılır ve kurtulanların bir kısmı Eçmiadzin’e sığınır.

8. yy. gümüş kadehleri, Urartu dönemi altın küpe

1844 nüfus sayımı, Osmanlı İmparatorluğu’nda gerçekleştirilmiş sayımlardan en doğrusu olarak kabul edilenidir. Bu nüfus sayımına göre İmparatorluk sıırları dahilinde 2 400 000 Ermeni bulunmakta, bunların 2 000 000’u Küçük Asya vilayetlerinde, kalanı ise Avrupa Kıtası’nda yaşamaktadır. 1877 resmi yıllığa (Salmane-i Devleti Osmaniyye) göre de Ermenilerin sayısı aynıdır.

Mağakya başepiskopos Ormanyan’ın verdiği bilgilere göre 1910’da Van Vilayeti’ndeki Ermenilerin sayısı 191 000’dir. Konstandnupolis (İstanbul, Konstantinopel) patrikhanesinin 1912 verilerine istinaden Van Vilayeti’nde 185 000 Ermeni, 72 000 Kürt (şehirliler Türkçe konuşmakta ve kendilerini “Osmanlı” olarak kabul etmekteydi), 47 000 Türk, 25 000 Yezidi bulunmaktaydı. Teodik (Teodoros Lapçinciyan, 1873-1928), yayımladığı “Amenun Taretsuyts” (herkesin yıllığı) yıllığının 1922 nüshasında, 20. yüzyıl başında Ermenilerin sayısını 197 000 olarak vermektedir.

Van’da 11 Ermeni (biri şehir içinde, diğerleri Aygestan mahallesinde, 2180 öğrencili), 6 amerikan ve 9 Fransız, vilayet sınırları dahilinde ise 120 Ermeni okulu bulunmaktaydı. Var olan 4000 öğrencinin 3000’i milli okullara gitmekteydi. Şehir içinde 8 adet taş kilise vardı, Aziz Ecmiatsin, Aziz Tsiranavor, Aziz Nışan veya Aziz Tiramayr, Aziz Petros, Aziz Poğos, Aziz Sahak, Aziz Stepanos ve Aziz Vardan, bunların ikisi “Büyük olay” esnasında zarar görmüşlerdir.

Şehrin, Hosroviye Camii inşaatı (1558) Ermeni asıllı mimar Sinan’a rivayet edilmektedir.

Van şehrinde 5 matbaa bulunmakta ve değişik yıllarda 24 Ermeni gazetesi yayınlanmaktaydı.

Modern Van Şehri

Kafkas cephesinden ricat eden ordu ve Kürt çapulcu çeteleri, 1915 baharında azgınlar gibi kırımlara başlarlar. Köylerden kaçanlar Van’a sığınır. Van şehrinin Ermeni nüfusu 23 000’den 70 000’e çıkar. Saldırganlar Ermenilerle meskûn Aygestan mahallesini kuşatır, böylece Aygestan’ın, şehir içindeki 3000 Ermeniyle bağlantısı kesilir. Tecrit edilmiş ve cephanesiz Vanlılar, kırımdan korunmak için barut ve mermi hazırlamaya başlar, hatta 2 adet top dökerler. Saldırganlar Aygestan’ı topa tutup ciddi hasara sebebiyet verirler. Ermeniler telgrafhaneyi ele geçirip, Ermeni mahallesinde bulunan kışlayı havaya uçururlar. Şehirde kalan Ermeniler de savunma hazırlıkları yapıp bazı resmi daireleri ele geçirip cephaneliği havaya uçururlar.

İlk on gün durum Ermenilerin lehine gelişir. İkinci on gün içinde Osmanlı güçleri yeni takviye alıp şehri topa tutmaya devam eder, saldırıya geçerler, fakat Ermeniler saldırganları geri püskürtmeye muvaffak olurlar. 28 nisanda yeni bir saldırı başlar. Osmanlı topçu bataryaları Alman subayları tarafından idare edilmekteydi. Rus ordusu ve Antranik’in gönüllü birliklerinin yaklaştığı haberi üzerine saldırganlar kaçar. 3 (16) mayısta şehir kurtarılır. Ermeniler, Hacı Bekir Kışlası’nı ateşe verirler ve Van kalesinde Ermeni bayrağı dalgalanmaya başlar. Van ve bölgesi geçici yönetimi kurulur. 2 (15) temmuzda Rus ordusu geri çekilir. Ermeni sakinleri Van’dan uzaklaşırlar. Osmanlı Ordusu kurşun atmadan şehre girer ve geride kalmış olan birkaç yüz hasta, yaralı, kadın, çocuk ve yaşlıları kılıçtan geçirir. Birkaç gün sonra Ruslar tekrar şehri ele geçirdiklerinde şehir çoktan talan edilmiş ve yakılmıştır. Göçen Vanlılar’dan bir kısmı geri döner. Rus askerleri de köyleri talan ederler ve kurulan yerli yönetim, başpatrikten, gereken mercilere şikâyet etmesi için rica ederler. 1917 ekim ihtilali sonucunda Rus ordusu geri çekilir. 26 çubat 1918’de Karin (Erzurum) Ermenileri şehri terk ederler, 3 mart’ta (16) ise Ruslar Kars ve Artahan (Ardahan) şehirlerini Türk tarafına hediye ederler. Vaspurakan yönetimi 28 martta (10 nisan) göç kararı alır. Vanlıların büyük kısmı Doğu Ermenistan’a, bir diğer kısmı İran, Irak’a, diğerleri ise değişik ülkelere göçer.

Van savunması, Genç Türkler’in, Vaspurakan Ermenilerini tehcire yollayıp imha etme planlarını engeller ve Ermenilerin yoğun olduğu bazı şehirlerde yaşayanların da nefsi müdafaaya başvurmaları konusunda örnek olur.

Türkiye Cumhuriyeti zamanında Aygestan yakınında yeni şehir kurulur. Günümüz Van’ı modern bir şehir görünümündedir, değişik fabrikalara ve bir üniversiteye sahiptir. 1970 yılında şehir, ülkeyi İran’a bağlayan hatta bağlanmıştır. 1987 yılında İran sınırı ticari amaçlı açılmıştır. Türkler günümüze kadar Van Vilayeti’nde sayıca üstün değildirler ve bölgenin nüfusunun %93’i Kürtlerden oluşmaktadır.

İrlandalı Armenolog Henri Linç [Henry F .B. Lynch (1862-1913)] 1893 ve 1898’de Ermenistan’a gerçekleştirdiği yolculukları esnasında çeşitli şehirleri ziyaret etmiştir. Araştırma neticelerini 1901 yılında Londra’da yayınladığı “Armenia” isimli büyük bir kitapta toplayan Linç, kitabında Van Ermenilerinin şehirleri hakkında kullandıkları “Dünyada Van, ahrette iman” sözünü nakleder ve tabiatın, bu bölgeyi hakikaten yeryüzündeki cennet olarak yaratmış olduğunu belirtir. Lâkin Van, Ermeni halkı için cehenneme dönüşmüştür.

 Armen Kürkçüyan

http://ermeni.hayem.org/ermenice/mayraqaghaqner_uni.htm

Post navigation