Yapı Kredi Yayınları’ndan ustalar geçidi!

Yapı Kredi Yayınları okuyucuları yerli ve yabancı edebiyat başta olmak üzere çeşitli alanlarda usta isimlerin yapıtları ve incelemeleriyle buluşturmaya devam ediyor.

Demir Özlü / Tatlı Bir Eylül: Tatlı Bir Eylül romanında yitirilmiş zamanların izi sürülüyor, Kafka’nın yaşadığı sokaklarda ve mezarlığında yaşamla yazın iç içe geçiyor, her şey bir metafora dönüşüyor. Romanın yazar kahramanı Avrupa kentlerinde gezinirken, bir zamanlar ait olduğu ama hızla değişerek artık sadece hüzün veren İstanbul’u anımsıyor. Öte yanda ise derin bir yalnızlık duygusuyla sarılıp sarmalanan kasabalarda geçmiş çocukluk yılları, cinsel uyanışlar; Beyoğlu’nda yaşanmış aşklar ve yabancılıklar… Yer ve zaman katmanlarını parçalayan, bir melankoliyi sürükleyen bu aşk romanını çok sevdiğini ifade eden Demir Özlü’nün usta kaleminde dil, adeta kendi serüvenini yaşıyor.

Ne Yalan Söyleyeyim-Salon Dergilerindeki Yazılar / Nurullah Ataş: Ne Yalan Söyleyeyim’de Nurullah Ataç’ın hemen her konuya el attığı, klasik denemenin tüm özelliklerini taşıyan serbest yazıları bir araya geliyor. 1923-1942 yılları Aydabir, Resimli Her Şey, Her Şey, Foto Magazin, Resimli Hafta, Yeni Mecmua gibi belli başlı “salon” dergilerinde Ataç, şiirden müziğe, romandan sinemaya uzanıyor. Güncel yazınsal konuları, toplumsal sorunları ve bazı insanlık durumlarını yorumluyor.

Ten ve Gölge / Hulki Aktunç: Cemal Süreya’nın “Hulki: Türkçe’nin seramik ustası.” sözleriyle nitelediği usta yazar Hulki Aktunç, üçüncü öykü kitabı Ten ve Gölge için bir söyleşisinde şöyle der: “Kentli bireyin kıstırılmak istendiği şablondan dışarıya sıçrama çabalarını saptayan öyküler.” Ten ve Gölge, gerçeğin algılanma biçimi; biçemi; dili ve modern öykücülüğümüze getirdiği yenilikler bakımından her zaman öne çıkan bir yapıt.

Kayıp Destanın İzinde-Nâzım Hikmet, İdeoloji ve Yeniden Yazmak / Erkan Irmak: Kayıp Destan’ın İzinde, Nâzım Hikmet’in Kuvayi Milliye’nin Memleketimden İnsan Manzaraları’na uzanan yolculuğunu anlatıyor. Erkan Irmak kitabında bu iki yapıtın yazılış ve yayımlanma süreçlerini, Türkiye’deki rejim ve tarih anlayışıyla ilişkilerini, okur tarafından alımlanışlarını ve tür olarak konumlarını tartışıyor ve iki yapıtı karşılaştırarak Kuvayi Milliye’nin Memleketimden İnsan Manzaraları içinde nasıl yeniden yazıldığını ve bu yeniden yazılmanın ne anlama geldiğini sorguluyor.

Uzak Dağlar ve Hatıralar / Orhan Pamuk: Uzak Dağlar ve Hatıralar, Orhan Pamuk’un resimli ve özel hatıra defterlerinden seçmeler… Pamuk, on dört yıldır her gün küçük not defterlerine notlar alıyor ve resimler yapıyor. Sayfalarda günlük yaşamını, güncel gelişmeleri, duygularını, rüyalarını, yazmakta olduğu romanların sorunlarını anlatıyor ve tartışıyor. Kitap yazarın günce tutan ressam yanını, günlük yaşamını, şaşırtıcı hayallerini ve deneyimlerini sunuyor.

Bir Aşk Masalı / Ahmet Ümit: Bir Aşk Masalı, Ahmet Ümit’ten insanlığın en yüce duygusu aşkın doğasına dair bir hikâyat. Beş prensin sevda uğruna revan oldukları bir yol ve hal macerası. Kaf Dağı’ndan ıssız çöllere, ücra hanlardan savaşçı kabilelerin çadırlarına, devlerden denizkızlarına, balinalardan devasa yılanlara, cümle tabiatın ve mahlukatın geçiş yaptığı bir hayal perdesi.

Mutedil Dalgalı / Ömür İklim Demir: Mutedil Dalgalı’da yer alan on dört öyküsünde, her katmanıyla derinleşen, şiirsel bir anlatının kapılarını açıyor Ömür İklim Demir. Her öyküde dalgalanıyor yaşamlar, geçmişle geleceğin, olmuşla olmamışın arasında. Her öyküde biraz daha ölüyor ve biraz daha yaşıyor her karakter. Bunlarla dönüyor dünya, devasa bir sarmalın içinde; bunlarla dönüyor sandalyeler, ruhlar, kelimeler, karasinekler, eski ceketler, oyuncak ayılar, çalakalem notlar, tuhaf aynalar ve bütün o taşınamayan sırlar.

Majestelerinin Gemisi Beagle Günlüğü / Charles Darwin / Çeviren: Ömer Bozkurt: Evrim teorisi deyince akla hiç kuşkusuz Darwin kadar onun Beagle seyahati ve Galapagos Adaları gelir. Darwin’in seyahatteyken Britanya’ya yolladığı mektuplar, fosil örnekleri ve hayvan numuneleri, eski öğretmeni Henslow aracılığıyla İngiliz doğabilimcilerine aktarılıyor, Darwin’in ünü bu sayede gittikçe yayılıyordu. Beagle 2 Ekim 1836’da Britanya’ya döndüğünde saygın bir doğabilimci olarak tanınmıştı. Kalan yaşamını İngiltere dışına yolculuk etmeden, üretken ve saygın bir doğa bilimci olarak geçirecek, temelini Beagle seyahati boyunca attığı Evrim teorisini geliştirecekti. Bu Günlük, Aralık 1831’de başlayarak beş yıl süren olağanüstü doğa yolculuğunun antropolojik gözlemler de içeren içten anlatısı olmanın yanı sıra bilimsel bilginin üretimine ve Evrim düşüncesinin ortaya çıkışına tanıklık etmesi bakımından da benzersiz bir belge niteliğinde.

Amynats-Kuzey Afrika Defterleri / André Gide / Çeviren: Orçun Türkay: Amynats-Kuzey Afrika Defterleri, André Gide’in doğayla ilişkisinin yoğun biçimde saydamlaştığı ve kristalleştiği metinler. Mağrip göğü altında çölün sarmaladığı bir bedenin ve zihnin kayıt altına aldığı anlar. Ayrıca Gide’in tüm yazın yaşamını kapsayan Günlük’leri için bir giriş kapısı.

Şiir Neden Önemlidir? / Jay Parini / Çeviren: Güven Turan: Şiir Neden Önemlidir? Jay Parini’den şiir, dil, şiirin anlamı ve zihinler ile yaşamları değiştirme gücü üzerine derin bir inceleme. Aristoteles, Horatius, Longinus gibi yüzyıllar önce şiiri savunmuş insanları ele alarak başladığı kitabında Wordsworth, Coleridge, Shelley, Eliot, Frost, Stevens ve daha pek çok başarılı şairin şiir savunularını inceliyor yanı sıra gelenekle nasıl bir bağ kurulması gerektiğini ortaya koyuyor Parini. Ve zaman zaman unutulan bir gerçeği gün yüzüne çıkararak bitiriyor: “Şiir önemlidir çünkü yokluğunda yarım yaşarız, yaşamın sunduğu olanakların tam anlamıyla bilincinde olamayız.”

Amerikalı Diplomat Amiral Bristol’ün Gözlemleri-Osmanlı’nın Çöküşü, Cumhuriyet’in Kuruluşu (1919-1927) / Hakan Özoğlu / Çeviren: Bahar Tırnakçı: Birinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından ABD Yüksek Komiseri olarak İstanbul’a atanan Tuğamiral Mark L. Bristol, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemine ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarına (1919-1927) bizzat tanıklık etmesi açısından önemli bir diplomattır. Bristol, raporları ve tavsiyeleriyle ABD’nin o dönemki dış politikasının şekillenmesinde etkili olurken, Ankara hükümetiyle temasları aracılığıyla Soğuk Savaş yıllarından günümüze dek ABD-Türkiye stratejik ortaklığının da temellerini atmıştır. Görevi süresince gözlemlerini ülkesine düzenli raporlarla iletmekle yetinmeyip günlük de tutmuş olması, onu araştırmacılar açısından ayrıca önemli kılar. Hakan Özoğlu, ABD ve Türkiye arşivlerinden, özel mektuplardan ve yazışmalardan oluşan çok sayıda birincil belgeye dayanarak Bristol’ın resmi yazışmalarını geniş bir çerçevede mercek altına alıyor. Türkiye’nin ve imparatorluktan ulus devlete geçiş sürecinin de alternatif bir resmini çiziyor.

Osmanlı Döneminde Mücevher ve Ermeni Kuyumcular (2 Cilt) / Arsen Yarman: “Bu kitapla cevherin nereden geldiği, nerede işlendiği, mücevherin kimin tarafından ve nerede tasarlandığı, kimlerin bu tasarımları uyguladığı, ortaya çıkan mücevheri sarayda ve saray dışında kimlerin taktığı gibi konuları incelemeye çalıştık.” diyen Arsen Yarman, hem kapsadığı uzun zaman süreci (14.-20. yüzyıl) hem de kullandığı arşiv ve kaynakların zenginliği sayesinde tozun toprağın içinden çıkan elmas ve altın gibi değerli cevherlerin sarraf ve kuyumcuların elinden geçerek Osmanlı sarayına, zenginlerin köşklerine kadar takip ettiği uzun yolu aydınlatıyor.

Francis Bacon’la Söyleşiler / David Sylvester / Çeviren: Mine Haydaroğlu: Francis Bacon’la Söyleşiler, 20. yüzyılın en yaratıcı dehalarından birinin yaşamı, yapıtları ve imgeleri üzerine 141 görselle birlikte sunulan özgün bir çalışma. David Sylvester’ın 25 yıllık bir zaman dilimine yayılan söyleşileri, Bacon’ın özgün konuşma dili üzerinden sanatçının üretim süreçlerine, tuval karşısındaki gerginliklerine, takıntılarına, zihin dünyasındaki fırtınalara ilişkin sınırları aşan bir tanıklık sunuyor.

Bekleyecek Vaktim Kalmadı Artık / Jean Louis Fournier / Çeviren: Hazel Bilgen: “80 yıl sonra artık bekleyecek sabrım kalmadı. Daha yola çıkmadan varmak istiyorum. Her şeyin hemen olmasını istiyorum ama hiçbir şey olmuyor. Sürekli bekleme halindeyim; bir mektubu, çalmayan bir telefonu, geç kalan birini bekliyorum hep; hiç huzurum kalmadı.” Kitaptan… Bekleyecek Vaktim Kalmadı Artık, Çağdaş Fransız edebiyatının en verimli isimlerinden Jean-Louis Fournier’den ebedi yalnızlığa mahkûm olmuş ruhlar için edebi katkılar… Zaman, sabır(sızlık), aciliyet ve beklemek üstüne bir el kitabı. Kaleminden kara mizahı ve hüznü eksik etmeyen Fournier yaşam(ıy)la dalga geçmeye, kendine iğneden çok çuvaldızı batırmaya devam ediyor.

https://www.cumhuriyet.com.tr/kultur-sanat/yapi-kredi-yayinlarindan-ustalar-gecidi-2010117 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *