Yok olma tehlikesi altındaki bir dili öğrenmek

Hrant Dink Vakfı’nın 2016’da, Gülbenkyan Vakfı ortaklığıyla başlattığı Batı Ermenicesi Çalışmaları, çok çeşitli kesimlerden, farklı ülkeler, meslekler ve yaş gruplarından katılımcıların yoğun ilgisiyle devam ediyor. Pandemi nedeniyle geçen yıl çevrimiçi ortama aktarılan çalışmalarda 2021 bahar dönemi geçen ayın sonunda başladı; 15 Mart’ta ise Ermenice konuşma atölyeleri başlıyor. Bu çalışmaların katılımcılarından Ayşenur Kolivar, Agos için, diğer katılımcılara, Batı Ermenicesi öğrenmek istemelerinin nedenlerini, dil öğrenme sürecinde neler yaşadıklarını, karşılaştıkları sorunları ve geliştirdikleri çözümleri sordu. Aldığı yanıtları, 21 Şubat Dünya Anadili Günü vesilesiyle bu hafta başladığımız ve önümüzdeki sayıda devam edeceğimiz bu dosyada bulacaksınız.

AYŞENUR KOLİVAR

2019 sonbaharında Ermenice öğrenme arzusuyla Hrant Vakfı’ndaki derslere katılmaya başladım. Başvuru formunda yer alan neden Ermenice öğrenmek istediğime dair soruyu yanıtlarken çok zorlanmıştım. Önce “Hemşinliyim” yazmış, sonra silmiştim. Anneannemin yaşadığı yerlerde yakın bir zamana kadar Hemşince konuşulduğunu öğrenmiş olmak mı yöneltmişti beni bu dile? Belki. Peki, neden şimdi? Ermenice öğrenmeye 2008 yılında Yerevan ziyaretim sonrasında niyetlenmiştim, yıllar sonra 2019’da yaptığım ikinci ziyaretin ardından başlayabildim.

Doğu Ermenicesi değil Batı Ermenicesi öğrenmeyi tercih etmemin ardında, bu dilin yok olma tehlikesi altında olması da var, bu dildeki edebiyata yönelik ilgim de, Ermeni müziğiyle ilgili çalışmalar yapma, Hemşin kültürüne dair bir projem için birinci elden kaynaklar okuyabilme, ebeveyn olarak çocuklarıma bu topraklardan bir miras taşıma isteğim de. İkinci kur başvurusunda forma “mutlu olmak için” diye yazmıştım. Bir dil öğrenmek zor ama bir o kadar da keyifli bir serüven, nihayetinde. 

Sevan Hoca bir gün bizlerden Ermenice öğrenme hikâyemizi Ermenice olarak yazmamızı istedi. Sınıfta ödevlerimizi paylaşırken fark ettim ki farklı motivasyonlarla yola çıkmış olsak da hikâyelerin ortak yönü çok. Bu dosyayı, bu deneyimlerin Batı Ermenicesine ilgi duyan okurlar için yol gösterici olabileceği düşüncesiyle hazırladık.

İhsan Karayazı: “Gönül borcu”

Ermenice öğrenmek benim için bir nevi gönül borcuydu. Eşim Armine Ermenistanlı. Tanıştığımızda birbirimizin dilini bilmediğimizden İngilizce anlaşırdık. Ama Armine kısa sürede kendi kendine Türkçe öğrendi. Onun Türkçe konuşması, hem çekirdek hem de geniş ailemle tanışmasını, birbirlerini sevmelerini ve evlenme sürecimizi çok kolaylaştırdı. Üç sene önce Boston’a taşındık. Gelir gelmez Ermenice öğrenme işini halletmek istedim ve Watertown’daki Mesrob Maşdots Enstitüsü’nde Ani Chekijian’ın derslerini takip etmeye başladım.

Bu dersler Armine’nin konuştuğu gibi Doğu Ermenicesi değil Batı Ermenicesiydi. Fakat Armine Gümrülü, orada konuşulan Ermenice Erzurum ağzı, Batı Ermenicesine nispeten yakın. Ayrıca, Ani Hanım ilerlemiş yaşına rağmen derslerini son derece titiz ve özverili bir şekilde işliyor, Ermeni kimliğine ve kültürüne dair de çok şey aktarıyordu. Ona büyük saygı duyuyorum, biraz da bu yüzden vazgeçmedim Batı Ermenicesinden.
Ermeni Alfabesi’nin el yazısında başka fontlarda olması yeni başlayanlar için kafa karıştırıcı olabiliyor ama en çok, evde Doğu Ermenicesi duyup derslerde Batı Ermenicesinin gramerini ve imlasını öğrenmek zorladı beni. Fakat Sevan Hoca Doğu Ermenicesine de hâkim; nerede yanlış yaptığımı hemen anlıyor ve düzeltiyor, sağ olsun.

Ebru Asal: “Öğrenmek zor ama keyif verici” 

Batı Ermenicesi öğrenme isteğim yıllar önce, lisans öğrencisiyken başlamıştı. Boğaziçi Üniversitesi’nde Ermenice dersleri açılınca orada çok kısa bir eğitim aldım. Yıllar sonra yüksek lisans eğitimim için Ermenice edebiyat alanına yönelik ilgim arttı. Yüksek lisans tezimi Zabel Yesayan üzerine yazıyorum. Dolayısıyla, hem bu kültürün bir dili olduğu için, hem de Ermenice edebiyatı okuyabilmek için Ermenice öğrenmeye gönül verdim.

Böyle kadim bir dili az da olsa anlayabilmek ve konuşabilmek inanılmaz keyif verici. “Ermenice öğreniyorum” dediğimde insanların yüzündeki tepkileri görmek ve bir sonraki cümlelerinin ne olacağını beklemek çok ilginç oluyor. Ermenice zor bir dil, öğrenmesi de zor, bir o kadar da keyif verici. Umarım ileride benzer hikâyeleri bu toprakların diğer dilleriyle de yaşayabilirim.

Batı Ermenicesi öğrenmenin bence en zor yanı yeterince kaynak ve sözlük bulunmaması. Çok zaman, emek ve maddiyat gerektiriyor. Bir de, çok yaygın kullanılan bir dil olmadığı için ders dışında konuşma imkânı pek olmuyor.

Nışan Özler: “Anadilimi unutmamak için…”

İlkokuldan beri, yaklaşık 40 senedir evde Ermenice konuşmuyorduk. Ermeniceyi öğrenmek isteme sebebim anadilimi unutmamak ve geliştirmek. Geçmişte kullandığım Batı Ermenicesini unuttuğumu fark ettiğim için öğrenme isteğiyle Hrant Dink Vakfı’nın kursuna yazıldım.

Kursa gittiğimde fark ettim ki Ermeniceyi tamamen unutmuşum. Baron Sevan’ın güzel anlatımlarıyla çözmeye çalıştım, kurstan sonra evde pratik yaptım, neticede temelimde olan Ermeniceyi gün yüzüne çıkardım. Artık kendimi ifade edebiliyor, okuyup yazabiliyorum.

Deniz Tuna: “Birlikte yaşadığım halkların dilini öğrenmek bir sorumluluk”

Eşim Ermeni ve hâliyle, Ermenice aile içinde konuşulan bir dil. Bu sayede bir kulak dolgunluğu edinmiştim ama okuma-yazma becerim yoktu. Batı Ermenicesi öğrenmemin çeşitli nedenleri ve motivasyonları var: Dil öğrenmeyi seviyorum; egemen ulusun bir unsuru olarak birlikte yaşadığım halkların dilini öğrenmenin bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum; hem anlaşabilmek, hem de dillerinin, kültürlerinin yok olmasındaki suç ortaklığım nedeniyle Ermenice/Kürtçe bilenleri çoğaltmak istiyorum. Dil, tek başına gelmiyor tabii; öğrendiğin dilin kültürünü, gündelik yaşayışını, insanların düşünüş biçimlerini de öğreniyorsun ve bu bence çok heyecan verici. Ayrıca 6 yaşındaki oğlumun Ermenice öğrenme sürecini de kolaylaştırmak, ona eşlik etmek istedim.

İşe alfabeyi ve gramer yapısını öğrenerek başladım. Kendi kendime okuryazar hâle geldikten sonra biraz daha profesyonel yardıma, yönlendirmeye ihtiyaç duydum. Bir yandan çevirmenlik yaptığım için, dili anlamak ve konuşmakla yetinemiyorum; yapısı, etimolojisi, sözcük tercihleri vs. didikleyip duruyorum. O yüzden vakfın dersleri ilaç gibi geldi.

Hazal Özdemir: “Batı Ermenicesi belgeleri artık okuyabiliyorum”

Batı Ermenicesi öğrenmeyi, Boğaziçi Üniversitesi’nde lisans tezimi yazarken başladığım ve Northwestern Üniversitesi Tarih bölümünde doktora tezime evrilen araştırma projem için istedim. Ermenilerin 1896-1908 arasında Osmanlı İmparatorluğu ile Kuzey Amerika arasındaki göç hareketleri üzerine araştırma yapıyorum. Amerika’ya göçe ilişkin gazete haberlerini, göçmenlerin yazdığı mektupları ve günlükleri okuyabilmek için Ermenice öğrenmek istedim.

Batı Ermenicesi öğrenmeye 2017’de, Londra’da master yaparken başladım. Venedik ve Ermenistan’da yaz kurslarına katıldım, pandemi döneminde Hrant Dink Vakfı’nın çevrimiçi derslerini Şikago’dan takip ettim. Derslerden hem çok keyif aldım, hem de bu dersleri verimli geçirdim. Bolca konuşma pratiğinin yanı sıra hikâyeden gazete kupürüne, şiirlerden mektuplara, geniş bir yelpazede okumalar yaptık. Benim için en önemlisi okuma pratiğimi geliştirmek. Ermeniceyle neredeyse dört senedir haşır neşirim. Geçen yaz kendi araştırmam için bir belge okurken sonunda anlayabildiğimi fark etmek beni çok mutlu etti.

Sevan Değirmenciyan: “Pandemi döneminde katılım arttı”

Hrant Dink Vakfı Batı Ermenicesi Programı’nın yürütücülerinden Sevan Değirmenciyan, yaklaşık beş yıldır süren programa ilginin her zaman yoğun olduğunu, ancak pandemi nedeniyle çalışmaların çevrimiçi ortama aktarılmasıyla, tahminlerinin aksine, katılımın ve verimin daha da yükseldiğini vurguluyor:

“Türkiye’de Batı Ermenicesi öğrenmek için çok seçenek yok maalesef. Oysa bu dilin oluştuğu, geliştiği, altın çağını yaşadığı bu topraklarda Ermenice öğretimi kamusal ve sistematik olmalıydı. Batı Ermenicesi, özel dersler dışında, bazı üniversitelerde seçmeli ders olarak okutuluyor. Birkaç yıl öncesine kadar bazı derneklerde de eğitim veriliyordu.

Hrant Dink Vakfı’nda Batı Ermenicesi çalışmalarına 11 Temmuz 2016’da başladık. İlk yıl beş haftalık bir yaz okulu olacaktı; yoğunlaştırılmış dil derslerine paralel olarak, Ermeni kültürü ve tarihi de çeşitli başlıklar altında, uzmanlar tarafından anlatılacak, şehir gezileri yapılacaktı. Yurtdışından ve yurtiçinden, farklı şehirlerden katılımcılarımız oldu. Fakat 15 Temmuz ve sonrasında yaşananlar özellikle İstanbul dışından gelenleri olumsuz etkiledi, bazıları dönmek durumunda kaldı. Yaz okuluna katılanlardan, çalışmaların kışın da devam etmesi talebi gelince, 12 haftalık güz ve bahar dönemi çalışmalarımız da başladı. Şu an üç seviyede gruplar var. 3. seviyeyi bitirmiş katılımcıların Ermeniceyle bağlarının kopmaması için okuma ve konuşma atölyeleri açılıyor. Sorun tam da bu; Batı Ermenicesi akademik çalışmalar için kullanılıyor ama pratik yapma imkânları çok kısıtlı. Ders ve alıştırma kitabı eksiği de var. Ermenicenin yabancı dil olarak aktarım pratiği olmamış geçmişte. Mesela Almanca için birçok imkân var, Alman klasikleri her seviye için uyarlanmış, fakat Batı Ermenicesinde çocuk kitaplarıyla yetinmek durumundasınız büyük ölçüde.

İlgi daha çok akademik; özellikle tarih, edebiyat, mimarlık ve tiyatro tarihi konusunda araştırma yapanlar Ermenicenin çalışmalarına katkı sunacağını, kendilerini Ermenice bilmeyen diğerlerinden ayrıştıracağını düşünüyorlar ve haklılar. Ermenice bilmeden, mesela Antep’in, Urfa’nın, Van’ın, hatta Edirne’nin, Tekirdağ’ın, İzmir’in tarihini, hakkıyla nasıl yazabilirsiniz ki? Vakfın programını takip edenler arasında akademisyenler ve araştırmacıların yanı sıra, karma evlilik yapmış ve aile içinde Ermenice konuşmak, çocuklarına bu dili ve kültürü aktarmak, okul çağındaki çocuklarının Ermenice derslerine yardımcı olmak isteyenler, anadili Ermenice olsa da bu dili daha önce kullanmamış olanlar, hobi olarak öğrenmek isteyenler de var.

2016 yılından beri programa ilgi her zaman yoğun oldu. Pandemi döneminde çalışmalarımızı çevrimiçi ortama taşırken, açıkçası verim alamayacağımızı düşünüyordum ama katılımcılarımız, sağ olsunlar, beni utandırdılar. Hatta katılımcı sayımızda artış oldu, çünkü farklı şehirlerden, hatta yurtdışından da katılımcılar var artık.”

http://www.agos.com.tr/tr/yazi/25348/yok-olma-tehlikesi-altindaki-bir-dili-ogrenmek 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *