Armavir

Armavir tepesinin kuzey görünümü

Armavir şehrinin kurucusu I. Argişti’dir (Ara) /M.Ö. 786-764/. I. Argişti, Ermeni Platosu’ndaki boyları Urartu Devleti içinde birleştirdikten sonra Asur egemenliği altında olan boyları de bir araya getirme işine girişir. I. Argişti, Babil’e sefer gerçekleştirir. İ.Ö. 776 yılında Asur’a karşı yürütülen savaştan muzaffer olarak dönerken, Nairi’nin Aza ülkesinde Yeraskh (Aras) Nehri’nin sol kıyısında, 76 metre yükseklikte bir tepenin üzerine Argiştikhinili kentini kurar. Çivi yazısıyla yazılmış 17 kayıtta  bu şehrin kuruluşu, savunması, ekonomisi ile dinsel ve saray yapılarıyla ilişkin bilgiler mevcuttur. Bu yazıtlardan birinde “Menua’nın oğlu Argişti  der ki, mükemmel bir kale yaptırdım, Argiştikhinili adını verdim. …Nehirden dört kanal çektirdim, bir orman kurdum, orada büyük işler yaptım” diye yazılmıştır. Şehrin sur duvarlarının kalınlığı 3.5 metre, açılan kanalların toplam uzunluğu 40 kilometre, genişliği ve derinliği ise ikişer metredir. Şehrin merkezi surlarla çevrilmiştir. Bu kısımda kışla, atölyeler, devlet görevlilerinin ve rahiplerin bulunduğu binaları vardı. Tepenin eteğinde ise, şehrin sakinlerine tahsis edilen kısmı bulunuyordu. Halk, genelde meyvacılık, dericilik ve dokuma işiyle geçinmekteydi. Çömlekçilik çok yüksek bir seviyeye ulaşmıştı.  

Medler, M.Ö. 590-585 yıllarında Ermenistan’a saldırarak Argiştikhinili, Teyşebayini /Karmirblur/ ve Erebuni kentlerini ateşe verirler. Dubois de Monberet, 1830’lu yıllarda Argishtikhinili şehrinin bulunduğu yeri tespit eder. 1880 tarihinde başlayan kazılara uzun süre ara verildikten sonra 1927 yılında yeniden başlanır. 1962 tarihinden itibaren düzenli ve verimli kazı çalışmaları yapılır. İ.Ö. V.-IV. binyıllarına ait eşyalar keşfedilir. Argiştikhinili kentinin doğu ve batı yakasında bulunan tepelerin üzerinde, üç sıra sağlam surlarla çevrili iki kale bulunmaktaydı. Burada zenginlerin muhteşem sarayları, çok sayıda tapınaklar, tahıl depoları, şarap mahzenleri, çömlekcilik, demircilik, dericilik, keten ve pamuk dokumacılığı, taşçılık, marangozluk atölyeleri ve eczaneler bulunmaktaydı.

1985 yılında yapılan kazı çalışmaları esnasında, İ.Ö. 3. binyılına ait Sümer, Hurri, Hitit ve Akkad dillerinde yazılı, Asur-Babil “Gılgamış” destanının üç Elamice çivi yazılı tableti bulunmuştur. Bu tabletlerde, Gılgamış destanına ait sahneler bulunmaktadır. Bu sahnelerin, Urartu kralı II. Sardur’un /İ.Ö. 764-735/, M.Ö. 760 tarihinde gerçekleşen düğün töreni esnasında sahnelenmiş olduğu tahmin edilmektedir. Bu kanıt, tiyatro sanatının o dönemlerde Ermenistan’da gelişmiş bir sanat dalı olduğunun göstergesidir. Ermenistan, I. Yervand Sakavakyats /İ.Ö. 570-560/ döneminde bağımsızlığına kavuşur. Ancak M.Ö. 550 yılında Pers Akemenik (Ahameniş) hanedanlığı, kuzeydeki Med Devleti’ni yıkıp iki devleti birleştirince, Ermenistan da Akemenik’lerin egemenliğini tanımak zorunda kalır. İran’ın Kirmanşah kenti yakınlarındaki Behistun (Bağistana) köyündeki yüksek bir kaya üzerinde üç dilde yazılı bir çivi yazısı kitabede (Behistun kitabesi, Pers Krallığı /M.Ö. 550-330/), Ermenilerin isyanını bastırmak amacıyla I. Darius /M.Ö. 522-486/ tarafından, Dadarses (Dadarşiş) adında bir komutanın yönetiminde, Ermenistan’a ordu gönderilmiş olduğu belirtilmektedir. Üç dilde yazılmış olan bu kitabede, Ermenistan’ı betimlemek için üç ayrı isim kullanılmıştır. Eski Farsçayla – Armina, Akatça – Urartu /Uraştu/, Elamiceyle ise Harminuea olarak adlandırılır. İ.Ö. 519 yılında, altı ay zarfında, hepsi de Ermenistan toprakları dışında olmak üzere üç muharebe meydana gelir. Son savaşta Ermeniler, Pers ordusunu ricat ettirirler ve Persleri Asur Devleti’nin kuzey bölgelerine kadar takip eder. Behistun kitabesinde, “…ordum çok sayıda isyancı öldürdü” yazılmıştır, ancak, bu yazıtta zaferle ilğili hiçbir ima yoktur. Darius, altı ay sonra, İ.Ö. 518 tarihinde, tekrar bir ordu gönderir, bu sefer Persli komutan Vahumisa’nın önderliğinde. İki muharebe yapılır. Vahumisa, Ermenilerin gösterdikleri çetin ve kahramanca direniş karşısında, Ermenileri sakinleştirmek için Darius’u çağırmayı tercih eder. Darius Bisitun kayasında şunları yazdırır: “…İsyancılar Vahusima’ya karşı savaşa durdular. Asur ülkesinde, İzara adlı bir yer var. Muharebe bu yerde oldu. …ordum, isyancıların ordusundan çok kişi öldürdü”. Bu kayadaki yazıtta da zafere ilişkin hiç bir ima yoktur, üstelik, muharebe Asur topraklarında yapılmıştır. İsyan edenler sadece Ermeniler değildi.

Darius’un egemenliği altında bulunan diğer ülkeler deaynı durumdaydı. Darius, reformlar yapmak zorunda kalır ve egemenliği altında bulunan ülkeleri 20 satraplığa (eyalete) böler. Ermenistan’ın bir kısmı, Van merkezli 13. satraplık olurken öbür kısmı da Erebuni-Yerevan merkezli 18. Satraplık olur. Satraplıklar, bazı iç özgürlüklere sahip olur. Ünlü yunanlı komutan, filozof ve tarihçi Ksenofon (Xenophanes) (M.Ö. 430-355/354), İ.Ö. 401 tarihinde Akemenik kralı Artakserkses’in (M.Ö. 404-385) ordusuna yenilip Karadeniz’e doğru çekilirken Ermenistan’dan geçer. Ksenofon, sonradan kaleme aldığı “Anabasis” veya “Onbinlerin Dönüşü” adlı kitabında o dönemdeki Ermenistan’la ilgili olarak yerel yöneticilerin şatolarda yaşadıklarını yazar. Ksenofon’a göre, Ermenistan’ın birçok evlerinin kuleleri vardı. Bol yiyeceğe sahiplerdi. Bolca buğday, kuru üzüm, her türlü sebze, eskimesi ve tatlı kokulu olması için toprağa gömülü kaliteli şarap, fıçılarla bira, güzel kokulu çeşitli parfümler, iyi cins atlar bulunmaktaydı. Ksenofon, Ermenistan sınırları hakkında da bilgi verir. “Anabasis”e yazılı olduğuna göre, Ermenistan’ın sınırları, kuzeybatıda Karadeniz, kuzeyde Kur Nehri, güneyde ise Mezopotamya’ya kadar uzanmaktaydı. Bu verilere göre, Ermenistan’ın o dönemdeki hudutları, Araratyan Ermeni Krallığı’nın, yani Urartu’nun sınırlarını denkti. Makedonyalı Büyük İskender (III. Aleksander /İ.Ö. 356-323/), Hindistan seferi esnasında, M.Ö. 331 yılında Pers Akemenik (Ahameniş) Krallığı’na son verir. Bu fırsattan yararlanan Ermeni kralı III. Yervand (Orontas-Vorontas) (İ.Ö. 336-300), bağımsızlığını ilan ederek Ermenistan’ın başkentini ülkenin içlerine, Argiştikhinili’ye taşır. Yervand, şehrin doğu tepesinde kendisine yeni bir başkent yaptırır ve kente ARMAVİR adını verir. Armavir’de birçok ateşgâh bulunmaktaydı. Artemis’in ve Apollon’un altın heykelleri de bu şehirde bulunuyordu. Kuyumculuk çok gelişmişti. Altın, Sodk’taki yataklardan sağlanmaktaydı. Armavir, ticaret yollarının kavşak noktasında bulunduğundan dolayı ticaret ve ticaretle birlikte de sanat ve zanaatlar epeyce gelişmişti.

Ermenistan kralı IV. Yervand (İ.Ö. 220-201), Ermenistan’ın başşehrini yeni yaptırdığı YERVANTAŞAT’a taşır. Armavir, 4. asra kadar, Ermenistan’ın en büyük kentlerinden biri olma niteliğini koruduktan sonra terk edilir. Ermenistan’ın şehirlerini ateşe vermiş ve halkını kılıştan geçirmiş olan Moğollar’ın 1242 yılındaki seferlerinin ardından, Armavir gayri meskun bir hale gelir. Depremler, zaman ve eşkıyalar da yıkımlara sebep olurlar. Sur duvarları, saraylar, tapınaklar ve diğer binaların temellerinin izleri hâla şehrin kurulmuş olduğu tepenin üzerinde korunmaktadır. Günümüzde Bugün, Armavir şehrinin harabelerinin bitişiğinde Armavir köyü bulunmaktadır.

Armavir içkalesi planı

Armen Kürkçüyan http://ermeni.hayem.org/ermenice/mayraqaghaqner_uni.htm