Artaşat

Ararat Dağı ve Artaşat içkalesi ile tahkim edilmiş mahallelerin bulunduğu

 Khorvirap Manastırı ve Khorvirap tepeleri

Artaşat şehri ve Ermeni Artaşesyan Krallığı’nın kurucusu, kral I. Artaşes’tir (M.Ö. 189-160). Artaşat şehri, Vostan İlçesi’ndeki Yeraskh (Aras) ile Metsamor Nehirleri’nin birbirine karıştığı yerde, Khor Virap Tepeleri’nde kurulmuştur. Bu bölgede eski kentin surları ve yapılarının izlerine hâla rastlanmaktadır. Aras Nehri, yatağını yüzyıllar içerisinde birkaç kere değiştirmiştir. O dönemlerde, Aras ile Metsamor’un debisi günümüze göre daha fazlaydı. Kasakh, Hrazdan ve Azat nehirleri de Metsamor Nehri’ne karışmaktaydı.

Yunanlı filozof ve tarihçi Bludarkos’a (46-127) göre, Romalılar’dan kaçıp kral Artaşes’e sığınan ünlü Kartacalı general Hannibal, Artaşat şehrinin inşa edileceği yeri seçip şehir planının krokisini hazırlamıştır. Ancak Ermeni tarihinin babası olarak kabul edilen Movses Khorenatsi bu konuda hiçbir şey belirtmemektedir. Şehrin üç tarafı nehirle  çevrelenmiş, dördüncü kısmı ise su dolu yapay bir hendekle çevrilmiştir. Kent, aynı zamanda devasa sur duvarlarıyla da çevrilmişti. Şehrin içkalesinin iki sıralı surları bulunmaktaydı. Bunlar, tehlike anında iki ayrı kaleye dönüşebilecek çekilde inşa edilmişlerdi. Şehirde, tapınak ve saraylar da inşa edilir. İçkalede kral sarayı ve ölüm mahkûmları için yapılmış yaklaşık 20 metre derinliğinde ve 4,4 metre çaplı dev bir çukur da bulunmaktaydı. Bu çukur daha sonra Khor Virap (Derin Çukur) olarak adlandırılır. Buraya atılmış olan ölüm mahkûmu Grigor Lusavoriç sayesinde bu çukur ünlenmiştir. Ermeni ve yabancı tarihçiler, bu kentin büyüklüğüne ve güzelliğine methiyeler dizmişlerdi. Yabancı tarihçiler, bu şehre «Ermeni Kartagena’sı» olarak da anmışlardır. Yunanlı tarihçi Strabon (M.Ö. 64-/63-M.S. 23/24) Artaşat şehriyle ilgili şunları yazar: «…çok güzel inşa edilmiştir ve ülkenin payitahtıdır. Şehir, nehrin halicinde bulunar ve yarımadaya benzer. Etrafı, boğaz kısmı hariç olmak üzere surlarla çevrelenmiştir, boğaz kısmı ise derin çukur ve setle kapatılmıştır».

Movses Khorenatsi’ye göre tanrıça Anahit-Artemis’in heykeli ve tüm Ermeni tanrılarının putları, Bagaran şehrinden buraya taşınır. Tir-Apollon heykeli şehrin dışına, yol üzerine yerleştirilir. Ermenistan kralı Yervand’ın Armavir’den Yervandaşat’a taşıdığı ve bu kentte yaptırdığı tüm güzellikler Artaşat’a getirilir. Artaşes de Artaşat’ı payitaht olarak güzel yapılarla süsler. Artaşes, verimli ve sulanan arazilerle çevrilmiş olan Artaşat’ı hızla geliştirmek üzere Yervandaşat, Armavir ve diğer yerlerden çok sayıda insanı buraya yerleştirir. Zanaatlar gelişir. Kazı çalışmaları sırasında büyük miktarda çömlekler, camdan ve madeni eşyalar, altın ve gümüş sofra takımları ve süsler bulunmuştur. Şehir, «İpek Yolu» üzerinde bulunduğundan, uluslar arası ticaretin önemli merkezlerinden biri haline gelir. İ.Ö. 4. asrın 60’lı yıllarında çizilmiş olan Roma dönemine ait «Peutinger Haritası’na» göre, Urartular devrinde de (M.Ö. 860-580) yerleşim birimi olmuş olan Artaşat’ın bulunduğu yer, ticaret yollarıyla Pers, Gürcistan, Mezopotamya ve farklı ülkelerin ticari merkezlerine bağlanmıştı. Artaşat’ta hazine, gümrük ve Ermeni paralarını basıldığı darphane bulunmaktaydı. Yüzlerinde, Yunanca Artaksata (Artaşat) yazılı bakır paralar bulunmuştur. Adı geçen darphanede II. (Büyük) Tigran (İ.Ö. 95-56) için de para basılmıştır. Artaşat’taki evler topraktan yapılmış, düz damlı veya kiremit çatılı olup odalar taş döşeliydi.  Hamamlar merkezi ısıtma sistemiyle ısıtılmaktaydı. Külhandan çıkan duman ve ısı, toprak borularla hamamın tabanı ve duvarlarından geçerek yapıyı ısıtırlardı.

Şehirde birkaç köprü bulunmaktaydı. Yeraskh (Aras) Nehri üzerinde bulunan «Taperekan» veya «Artaşat Köprüsü», bunların en eskisi ve ünlüsüydü. Artaşat’ın belli bir mahallesinde, kırmızı böceklerden Vordan Karmir (böcek kırmızısı) (Porphyrohora hameli) denilen ünlü boya elde edilmekteydi. Bu böceğin dişilerinden hazırlanan Vordan Karmir boyası büyük rağbet görmekteydi.

II. Artavazd (M.Ö. 55-34) döneminde kentin amfitiyatrosu inşa edilir ve tiyatro sanatı hızla gelişmeye başlar. Persler, İ.Ö. 53 yılında Harran şehri yakınlarında, Romalıları yenilgiye uğratırlar. Artavazd, bu zafer vesilesiyle Artaşat’ta, Pers kralı Orotes’in huzurunda, Yunanlı tiyatro yazarı Evripides’in “Baküs” adlı oyununu şahsen sahneye koyar. Bu temsil, Ermeni tiyatrosunun başlangıç tarihi olarak kabul edilir. Bludarkos, “Kral ve Generallerin Vecizeleri” eserinde Ermeni kralı Artavazd’ın Yunanca nutuklar, hikâyeler ve trajediler yazmış olduğunu kaydeder. Belirtilen bu eserler günümüze ulaşmamıştır.

I. Artaşes, bütün Büyük Hayk’ı (Armenia Majör), Ermeni Krallığı sancağı altında birleştirip, devletinin sınırlarını Ermeni dilinin konuşulduğu bölgelere göre belirler. Ermenistan, Hazar Denizi’nin batı kıyılarından Fırat Nehri’ne ve Vir Ermenileri Dağları’ndan Toros Dağları’na kadar uzanmaktaydı. I. Artaşes, böylece, çoktan başlanmış olan Ermeni ulusunun oluşum sürecini tamamlayarak bu oluşumu siyasi iktidarıyla sağlamlaştırır. Amasya doğumlu Strabon, Ermenistan gezisinde, Ermenice’nin burada konuşulan tek dil olduğunu kaydeder. Artaşes, Ermenistan’ı yönetmek amacıyla memleketi dört askeri bölgeye böler. En büyük oğlu Aratavazd’a doğu eyaletleri idaresini ve Ermeni ordusu komutanlığını tevdi eder. İkinci oğlu Vruyr’u vergiler, imaret ve saray işleri yöneticisi, üçüncü oğlu Tiran’ı batı bölgesi, beşinci oğlu Zareh’i ise kuzey bölgesi yöneticisi olarak tayin eder. En önemli görevlerden biri olan baş rahipliğe de dördüncü evladı Majan’ı atar. I. Artaşes’in emri gereği, Ermenistan köylerinin hudutları belirlenip, toprakları birbirinden ayıran sınırtaşları yerleştirilir. 1957’de Sevan’ın güneydoğu ve 1971’de de İcevan bölgesi Teğut köyü civarında bulunmuş olan bu sınırtaşlarındaki yazıtlar Aramice’dir.

Roma’nın Kapadokya valisi Korbulo (Corbulo) (54- 63), 58 yılında Roma ordusuyla Ermenistan’a saldırarak Artaşat’ı işgal eder ve şehirden ayrılmadan önce, Roma karşıtı hareketlerin, mücadelelerin ve Ermenistan’ın bağımsızlığı peşinde olan güçlerin merkezi haline dönüşen bu kenti yerle bir eder. Roma İmparatoru Neron (54-68), 66 yılında Roma tarafından tanınması ve orada taç giymesinden dolayı Ermenistan kralı I. Tırdat’a (52-75), 50 milyon dinar ve yakılmış olan şehri yeniden inşa edecek mahir ustalar verir. Artaşat, 67 tarihinde Neronia olarak adlandırılır, ancak bu isim kısa süre sonra kullanılmayarak unutulur.

Romalılar, Ermeni kralı I. Vağarşak’ın (117-140) vefatından sonra Yemesya sülalesinden, Roma Senatosu üyesi Sohemos’u (140-161) Ermenistan kralı tayin eder. Movses Khorenatsi, Sohemos’u Tigran olarak anar. Sohemos Artaşat’ta hüküm sürer, fakat Ermeni ve Pers orduları Sohemos’u elbirliğiyle Ermenistan’dan uzaklaştırır. Romalılar, 162 yılında Artaşat’ı ele geçirir ve tahrip ederler. Pers kralı II. Şabuh (309-379)368-369 yıllarında Ermenistan’a saldırdığında Artaşat’ın surları ve taş binalarını yıkar, tahta yapıları ise ateşe vererek şehri harabeye çevirir.

Ermeni katolikosu, piskoposları ve prensleri, Vardanants savaşından (451) önce  Artaşat’ta bir toplantı yaparak (449) Pers kralından aldıkları ve din değiştirmelerini talep eden mektubu cevaplandırırlar.

Ermenistan başşehrinin Artaşat’tan Dvin’e taşınması ve Metsamor Nehri’nin yatak değiştirmesinden dolayı Artaşat şehri önemini kaybeder. Artaşat’ın bulunduğu yer 20. asırın 20-30’lu yıllarında belirlenir. Şehri keşfetmek amacıyla 1970 yılında kazı çalışmaları başlatılır. Günümüzde, Erivan’ın 30 km güneydoğusunda Artaşat adında bir kent bulunmaktadır.

 

Yunanca II. Artavazd yazılı gümüş sikke

 Armen Kürkçüyan http://ermeni.hayem.org/ermenice/mayraqaghaqner_uni.htm

Post navigation