Dvin

Dvin, merkezi mahalle (rekonstüksiyon)

Dvin, Ermenistan kralı II. Khosrov Kotak (330-338) tarafından kurulmuştur. Artaşat şehrini üç taraftan çevreleyerek tabii bir engel oluşturan Aras nehri zaman içinde yatağını değiştirip şehrin uzağından akmaya başladığında, başkent etrafında  çok sayıda bataklıklat geriye kalır, bu bataklıklar sayısız ölümcül hastalıklara yol açarlar. Nehrin yatağının değişmesi sonucunda şehir, askeri savunma imkânından da yoksun kalır. Khosrov, bu sebeplerden dolayı yeni bir başşehir kurmaya karar verir. Dvin, Artaşat kenti dolayında bulunan ve 30 metre yüksekliğe sahip bir tepeydi. Ermeni tarihçi Pavstos Büzand’a göre Dvin bu tepenin ismiydi. Movses Khorenatsi’ye göre ise Dvin Farsça’da tepe anlamına gelmektedir. Araplar bu şehri Dabil yada Adabin, Yunanlılar ise Duviy adlandırmışlardır.

Dvin’de, M.Ö. II.-I. binyıllarda dahi insanlar yaşamıştır. Bu döneme ait kiklopik (devasa taşlarla ve harç kullanılmadan) duvarların kalıntıları bulunmuştur. Tepedeki içkalenin üzerinde kral sarayı inşa edilir. Arşakuni Hanedanı’nın çöküşünden sonra (428) bu saray marzpanlar ve Arap yöneticilerinin ikametgahı olarak kullanılır. Aşağıda bulunan düzlükte ise atış talimleri ve yarışmalar için geniş bir alan hazırlanır. İçkale tamamıyla, 5-6 m derinliğinde ve 30-50, hatta yer-yer 65-70m genişliğinde bir su kanalıyla çevrilir. Kanalın suyu, suni bir kanal sayesinde Azat nehrinden buraya getirilir. Alt kalenin kil duvarlarının kalınlığı 12-15m, yüksekliği ise 15-20 metreydi. Sur duvarlarının dört ucunda kuleler ve birbirlerinden 40 metre uzaklıkta 30’un üzerinde devasa piramitler inşa edilir. Dvin’in en önemli mimari yapılarından biri, üç adet iç sokağı ve altı sıra kervansaray-dükkânlarıyla ana çarşıdır. Bu çarşı, zamanında uluslar arası alışveriş merkezi olmuştur. Civar dağlardan şehrin tüm mahallelerine kilden borularla içme suyu getirilmiştir. Artaşat sakinleri hep birlikte Dvin’e taşınırlar.

Khosrov, Dvin’in sıcak iklimini yumuşatmak amacıyla Azat Nehri’nin iki yakasına ağaçlar dikip duvarlarla çevirdiği bu ormanlara Taçar Mayri (sedir mabedi) ve Khosrovakert (Khosrov tarafından kurulmuş) adlandırır. Kral ile soyluların, av zevklerini tatmin etmeleri için bu ormanlara çeşitli vahşi hayvanlar getirilir. Bu ormanlar askeri tatbikatlar gerçekleştirmede de kullanılmaktaydı. Bu ormanın bir kısmı günümüze kadar gelmiştir ve dünyadaki en eski suni orman olark kabul edilir.

Dvin, Arşakuni Hanedanı’nın çöküşünden ve ülkenin Pers Devleti egemenliği altına girip, Persler tarafından tayin edilen Ermeni veya Pers yöneticilerce yönetildiği zaman (428-652) ve Arap Halifeliği’nin hükümdarlığı süresince, (652-858) Ermenia’nın (Arminia) idari merkezi olur. Ermenistan prensleri, Ermeni katolikosu I. Gyut Arahezaysi’yi (461-478) Vağarşapat’tan Dvin’e çağırırlar. Böylece, Ermeni katolikosluğunun ikametgâhı Dvin’e taşınır. Kilisenin bitişiğinde bir patrikhane, daireler, bir yüksek okul ve değişik binalar inşa edilir. Ermeni prensler, Dvin’de kendilerine saraylar yaptırıp şehrin çevresini sur duvarlarıyla çevirirler. Dvin’de birçok dini konsiller gerçekleştirilir. Ermeni katolikosu III. Hovhannes, geleneksel ve konsiller sonucu kabul edilen dini kuralları derlemiştir. Böylece, “Ermenistan Kilisesi Kanunnamesi” ortaya çıkmıştır. 

Dvin’de, 5.-6. Yüzyıllara ait olan dört sıra sütunlu ve tabanı taş döşeli koridorlarıyla, taştan yapılmış bir alışveriş merkezi vardı. Bu çarşı, 893 yılında vuku bulan şiddetli depremle yıkılmış olmasına rağmen, daha sonra yeniden inşa edilmiştir. Çarşı bu tarihten önce de yıkılmış ve yeniden onarılmıştır. Ancak, 13. yüzyılda  yıkıldığında artık inşa edilmemiştir. Arap akınları ve halifelik dönemindeki ağır vergiler sonucunda zanaatkârların kentten uzaklaşmalarından dolayı ticaret zayıflamıştır.

Ermenistan’ın bağımsızlığını yeniden  elde etmesinden sonra (885) Dvin’de ticaret tekrar canlanır. Ancak Ani’nin Ermenistan başkenti ilan edilmesi sonucunda (961) Dvin eski önemini kaybeder. Dvin’de, Acem, Asurlu, Rum ve Arapların mahalleleri de bulunmaktaydı. Fakat Ermeniler burada her zaman çoğunluğu teşkil etmişlerdir. Arap tarihçilere göre, kentin sakinleri birbiriyle Ermenice konuşmaktaydılar. Dvin, en gelişmiş döneminde 130 binden fazla nüfuse sahipti. Dvin, asırlar boyu akınlara, talana ve tahriplere maruz kalmıştır.

640 yılında Araplar şehre saldırarak ahalisini kılıçtan geçirir, şehri tamamıyla yağma edip çok sayıda insanı da esir olarak götürürler. Araplar, iki yıl sonra tekrar saldırıp kiliseleri tahrip eder ve ruhanileri öldürür,  12.000 kişiyi kılıçtan geçirirler. 654 yılında şehri tekrar muhasara eder ve mancınıklarla kente taş yağdırırlar, akabinde şehrin sakinleri barış teklif ederler.

655 yılında Bizans generali Marianos Dvin kalesini tahrip edip Nakhicevan’a üzerine yürür, ancak burada Arap ordusu tarafından yenilgiye uğrar. 697-698 yıllarında Ermeniler, Arapları kentin surları içinde hapsetmeyi başarırlar ve 60 bin kişiyi öldürürler.

701 tarihinden itibaren Ermenistan, Doğu Gürcistan ve Alan ülkesi, Arap Halifeliği’nin Ermenia (Arminia) idari birimini oluşturmaktaydı., Bu yönetim bölgesinin merkezi 789 yılına kadar Dvin, daha sonra ise Alanların Partav kenti olmuştur. Bölgenin idarecisi olan Arap emiri, halifenin en önemli temsilcisi konumundaydı. Ermenistan’ın iç işleriyle ise Ermeni prensler ilgilenmekteydi. 794 tarihinde Alan ülkesinden gelen Abu Muslim’in çeteleri, Dvin’e saldırıp şehri dört ay muhasara eder, fakat başarısızlığa uğrayıp tekrar uzaklaşırlar.

813 yılında, Cahhan adında bir maceraperest Dvin’i ele geçirir ve oğlu Abd el-Melik’i yönetici olarak tayin eder. Ermeni ordularının komutan Şabuh Bagratuni, Dvin’e saldırır. Dvin’de Arap yöneticiye karşı isyan çıkar ve şehrin sakinleri yöneticiyi öldürüp şehrin kapılarını açarlar.

892 yılında, Ermeni kralı I. Sımbat (890-914) Dvin’i ele geçirerek iki Arap yönetici kardeşin büyük miktardaki altınlarını ellerinden alıp kendilerini de zincirleyerek Bizans İmparatoru’na gönderir.

894 yılında Atrpatakan yöneticisi Afşin (Apşin) Dvin’i işgal eder, ancak Sımbat’ın askerleri onu ülkeden uzaklaþtırırlar. 914 tarihinde Atrpatakan’ın yeni yöneticisi Yusuf kenti zaptedip Sımbat’ı hileyle esir alarak başını keser. 922 yılında Bizans ordusu Dvin’i işgal eder, fakat Ermeni halkı ve ordusu Bizanslıları tekrar ülkeden kovar.

Dvin, 1225 tarihinde Celaleddin Harezmşah’ın (1220-1235) saldırısı sonucu tamamen yok edilmeden önce, defalarca Ermeniler ve çevre ülkelerdeki emirler arasında el değiştirmiştir. Dvin, sadece düşmanlarından değil, doğa yüzünden de büyük zararlar görmüştür. 854, 858, 863 ve 869 yıllarında korkunç depremler olmuştur. Dvin kentindeki ilk kazı çalışmaları 1899 yılında başlamıştır. 1904-1907 yılları arasında Aziz Grigor kilisesinin dıþ duvarlarının kazıları gerçekleştirilir.

1946’dan itibaren düzenli olarak kazı çalışmaları yapılmıştır. Taş heykeller ve kabartma parçalarının bulunduğu, Hıristiyanlık öncesi dönemlerden kalma mezar alanı bulunmuştur. Kazılarda, ok uçları, mızrak uçları, hançerler, kılıçlar, keserler, baltalar, makaslar, büyük ve küçük kazanlar, testiler, yağ lambaları, süslü taslar, altın ve gümüş zarif bilezikler, zincir şeklinde kolyeler, yüzükler, küpeler, kemerler, bin litre kapasiteli küpler, camdan yapılmış süs eşyaları, küçük şişeler, kadehler, kimya deney kapları ve kemikten yapılmış çeşitli eşyalar bulunmuştur. Ermeni sanatının şaheserleri olan birçok heykel de bulunmuştur.

Üzerinde, bağdaş kurup oturarak kamança (kabak kemaneye benzeyen bir Ermeni çalgısı) çalan bir kişinin resmedildiği bir seramik şişe ile. Tekrar bağdaş kurmuş oturarak keman çalan birinin resmedildiği küçük bir cam şişe bulunmuştur. Bunlar, bu müzik aletlerinin dünyada bulunan en eski resimleridir.

Fotolar

Kazıçalışmalarından görüntüler

Leyley tasfirli  kap

Porselen kâse

Testi

Taştan heykel başı 

M.Ö. (Millattan Önce)

M.S.(Millattan Sonra)

Hicretten Sonra

Armen Kürkçüyan http://ermeni.hayem.org/ermenice/mayraqaghaqner_uni.htm

Post navigation