Cuğa khaçkarlarının imhası ile ilgili Azerbaycan basınının yaklaşımı

Ani Melkonyan

Türkolog

Khaçkarlar genellikle açık ortamda dik duran, dünyanın dört yönüne doğru kesin bir yönelime sahip, batıya bakan düz satıhlarının merkezinde yerleşik olan haça ek olarak bitkisel-geometrik süslemeler, bazen de kuşlar, hayvanlar ve insan figürlerinden oluşan, taş levhalardan işlenmiş anıtlardır. Khaçkar, Ermeni kültürünün özgün gelişiminin dışavurumu ve göstergesi, Ermeni benliğinin en karakteristik sembollerinden biridir. Bin yıldan fazla bir yol kat ettikten sonra, günümüzde de üretimi sürdürülmekte olduğundan dolayı, aynı zamanda çağdaş bir kültür dışavurumudur[1]. Nakhicevan’da (Nahcivan-çev. notu) ise, tarihi Ermenistan’ın diğer bölgelerinde olduğu gibi, khaçkarlar VII.-VIII. yüzyılda anıtsal abide olarak ortaya çıkmıştır. Ermeni heykeltıraşlık sanatında asıl khaçkar oluşumunun şekillendiği IX. yüzyıldan itibaren, anıtsal abideler, geniş kabul gören ve dağlık Nakhicevan bölgesinin her köşesine yerleştirilen khaçkarlarla yer değiştirir.

Bu harikulade anıtlar, kilise ve manastırların bir parçası veya bu yapıların duvarlarına gömülü olarak, mezarlıklarda, dağ yamaçlarında, tepelerde, dağ zirvelerinde kusursuz narinlikleri ve özgünlükleriyle herkesi büyülemektedir[2]. Nakhicevan bölgesinde bin yıldan uzun bir süre boyunca, on binlere ulaşan khaçkar ve anıtlar dikilmiştir. Bunların incelenmesi,  IV.-V. yüzyıllardan itibaren Nakhicevan’da khaçkar dikilmiş olduğunu göstermektedir.

Daha sonraları, bu özgün sanat dalının oluşum geleneklerini kesintiye uğratmadan, XV.-XVII. yüzyıllarda binlerce anıt oluşturulur, Cuğa (Culfa-çev. notu) khaçkarları ormanı, bunların arasında şüphe götürmez bir şekilde başyapıt olarak kabul edilebilir. Özgün bir ekole dayanan anıtlar olarak, yaratılış ustalığı ve zarif sanatıyla göze batan Cuğa khaçkarları, tüm Ermeni khaçkar sanatı tarihi içinde, Ermeni kültürünün bu özgün anıtlarının gelişiminin tarihi sürecini nihayetlendirmektedir[3].

Henüz erken ortaçağ döneminden itibaren ünlenen Cuğa, X.-XIII. yüzyıllarda şehirleşir ve XV.-XVII. yüzyıllarda Ermenistan’ın ünlü ticaret merkezlerinden birine dönüşür. Kalabalık ve gelişkin bu şehir ortaçağda birçok kez yabancı ve yağmacı orduların saldırılarına ve yıkımlarına, talana ve kundaklamaya maruz kaldıktan sonra, nihayetinde 1605 yılında nihai yıkıma ve halkın toplu olarak tehcir edilmesine maruz kalır[4].

Cuğa mezarlığının, günümüze kadar ulaşmış olan en büyük mezarlık olduğunu belirtmek gerekir. Cuğa halkının sürülmesinden sonra 1648 yılında, seyyah Alexandre de Rhodes, Cuğa’dan geçerken, mezarlıkta 10 bin iyi korunmuş khaçkarın ayakta olduğunu belirtmektedir. 1903-1904 yıllarında demiryolu geçirildiğinde çok sayıda khaçkarın imha edilmiş olmasından sonra mezarlıkta, ayakta ve yıkılmış olarak, yaklaşık 5 bin khaçkar bulunmaktaydı. Daha sonra, 1915 yılında S. Vruyr ve ardından 1928-1929 yıllarında S.  Ter-Avetisyan’ın hesaplamalarına istinaden burada 3.000’e yakın khaçkar ve birkaç bin üçgen ve koç şekilli mezar taşları kaydedilmiştir. 1971 ve 1973 yıllarında gerçekleştirilen hesaplamalara göre Cuğa mezarlığında 2.707 khaçkar bulunmaktaydı. Şehrin kiliselerinde, Amenaprkiç manastırının mezarlıklarında ve diğer yerlerde yaklaşık 250 farklı khaçkar sayılmıştı[5].

Cuğa, Ermenistan tarihinde ortaçağa ait bir dizi tarihi ve mimari anıtları, harikulade köprüsü, kalesi, kervansarayları, ticari yapıları, kapalı çarşısı, hamamı, kiliseleri ve daha başka yapılarıyla ünlü olmuştur[6].

Nakhicevan ve özellikle de Cuğa khaçkarlarının incelenmesi çok önemlidir, çünkü khaçkarlar da, Ermeni kültür mirasının bazı yapıtları gibi, son on yıllarda komşu Azerbaycan’ın siyasi-bölgesel taleplerinin hedeflerinden biridir[7]. Azerbaycan tarafı, bu bölgelerin bir zamanlar Ermenilere ait olduğu kanıtlayan her şeyi ve genel olarak bu topraklarda bir zamanlar Ermenilerin yaşamış ve yaratmış olduğunun kanıtlarını ve böylece bu bölgelerden Ermeni izlerini ortadan kaldırmayı kendisine şiar edinmiştir.

Özellikle Azerbaycan tarih yazılımı tarafından ülke dâhilindeki anıtların siyasi nedenlerle kendilerine mal etmeye, Albanlara (Günümüzde farklı isimlerdeki topluluklar halinde bulunan eski bir Kafkasya halkı-çev. notu) ait olarak “adlandırmaya” başlandığı 1960-1980 yılları arasında bölgenin tarihi-kültürel anıtlarının imhası siyaseti Azerbaycan’da yeni boyutlara ulaşır ve bu kendine mal etme ile imha etme çalışmaları Sovyet sonrası yıllarda sürdürülür[8].

Azerbaycan, bu sahte tezleri yaymak için mümkün olan tüm imkânları kullanmaktadır. Azerbaycan yönetiminin görüşlerini hızlı bir şekilde yaymak ve Azerbaycan yanlısı yaklaşımlar oluşturmak için özellikle basına stratejik bir önem verilmekte ve bu alana önemli yatırımlar yapılmaktadır. İnternetin tüm imkânları Azerbaycan propaganda makinesi tarafından geniş bir şekilde kullanılmaktadır. Günümüzde, Azerbaycan’da ve farklı ülkelerde kayıtlı, Ermeni karşıtı yüzlerce site faaliyet göstermektedir[9]. Bu sitelerde genelde Azerbaycan’ın resmi duruşu ve şu veya bu resmi görevlilerin açıklamaları dolaşıma sokulmakta ve bu resmi yaklaşımları “kanıtlamaya” yönelik sözde bilimsel makaleler yayınlanmaktadır.

Cuğa khaçkarlarının imha edilmesiyle ilgili Azerbaycan elektronik basınında yer bulan makalelerin genel analizi sonucunda bazı karakteristik özellikleri elemek mümkündür. Bunlar ise a. Ermenilerin Nakhicevan bölgesinde hiçbir zaman yaşamamış olup, yerli olmadıklarını kanıtlamak, b. Ermenilere ait olan her şeyi Albanlara ait olarak gösterip, Azerbaycanlaştırmak.

Nakhicevan’da Azerbaycan Vandalizm’inin başlıca hedefi Cuğa şehir mezarlığı olmuştur.

1998 yılında Tahran’dan, Cuğa’nın eski mezarlığının tahrip edildiği konusunda,  mimarlar A. Petrosyan, V. Arakelyan, Ed. Zohrabyan, V. Şahmirzayan imzalı mektup ve fotoğraflar gelir.

Bu görüntü, İran İslam Cumhuriyeti’nin kültür mirası kurumu görevlilerinin de dikkatini çeker[10].

O dönemde Ermenistan ve diasporadan yükselen protesto dalgasının baskısı altında BM anıtları koruma heyeti UNESCO’nun müdahalesiyle Cuğa mezarlığında başlatılan ve bu esnada %10-15’i tahrip edilmiş olan mezarlığın yıkımı durdurulur. Maalesef, Ermenistan Cumhuriyeti’nin siyasi elidinin “sağırlığı” sebebiyle 1999 yılında bazı engellerin aşılması sayesinde UNESCO tarafından oluşturulan özel komisyon Nakhicevan’a gidip, yıkımın ölçüsü ve miktarını yerinde incelemez[11]. Azerbaycan ve Azerbaycan basını ise, başlangıç aşamasında suskundur.

Lakin uluslararası kuruluşlar tarafından baskı şiddetlendiğinde, özellikle de UNESCO ve İKOMOS tarafından Cuğa kültür anıtlarının imhasının durdurulması talep edildiğinde, Azerbaycan tarafı, inkâr edilmesi mümkün olmayan sayısız kanıta rağmen, bu suçlamaları kabul etmediğini, bunların sahte veriler olduğunu ve Ermenilerin bu topraklarda hiçbir zaman yaşamamış olduklarını açıklar[12]. Lakin bu vahşet 2002-2003 yıllarına kadar sürdürülür ve 2005 yılında nihayete ulaştırılır[13]. Tüm bu süreçte ve bundan sonra da Azerbaycan tarafı, Cuğa khaçkarlarının imhasıyla ilgili Ermeni tarafının suçlamalarını reddeder.

2005 yılındaki Vandalizm’in sonunda Ermeni tarafı, Azerbaycan tarafının gerçekleştirmiş olduğu Vandalizm konusunda tekrar sesini yükseltir. 19 Ocak 2006 tarihinde Avrupa Parlamentosu, Cuğa khaçkarlarının imha edilmesini kınar ve bir karar tasarısı kabul ederek, Azerbaycan yöneticilerini khaçkarların imhasına son vermeye çağırır[14]. Anıtların ve görülmeye değer yerlerin korunması uluslararası heyeti (İKOMOS) tarihi Cuğa mezarlığının yıkımı hakkında 2008 yılında bir tasarı kabul eder[15].

Azerbaycan bilim çevreleri tarafından Nakhicevan tarihinin tahrif edilmesi de yeniden ivme kazanır. Bunun en iyi kanıtı, 30 Haziran 2006 tarihinde Azerbaycan bilimler akademisinin Bakikhanov tarih enstitüsü tarafından düzenlenen “Ermeni milliyetçiliğinin Nakhicevan’a yönelik iddiaları ve tarihi gerçekler” başlıklı yuvarlak masa toplantısı olmuştur. Bununla ilgili https://azertag.az sitesinde yayınlanan makalede, yuvarlak masa toplantısı esnasında ele alınan temel konular verilmektedir. Enstitü müdürü, Azerbaycan milli meclisi milletvekili Yakup Mahmudov’un belirtmiş olduğuna göre, bu sayede yeni bir faaliyet aşaması başlatılmaktadır. Yuvarlak masa toplantısı esnasında Cuğa khaçkarları konusu irdelendiğinde özellikle “Bunların Alban anıtları olduğu, bu taşların ilk numunelerinin Sovyet döneminde Ermenistan’a taşınmış oldukları” veya “Bu mezarlığın genel olarak “günümüz” Hıristiyanlarına ait olmamış” olduğu vs. belirtilmiştir[16]. Sunum yapanlar, sözde farklı kaynaklardan faydalanmış olduklarını belirtmiş olmalarına rağmen, bunların hangi kaynaklar olduğu makalede belirtilmemiştir, belirtilmemiştir çünkü Azerbaycanlı sahtecilerin yazmış olduklarının haricinde benzer kaynaklar yoktur ve olamaz.

Bu durum ise Azerbaycan bilim çevrelerinin gerçekleştirmiş olduğu çalışmaların, bilimsellikten uzak olduğunu yeniden göstermektedir.

http://ordubadnemetleri.az sitesinde yayınlanan “Nakhicevan tarihi” başlıklı makalede tekrar Azerbaycan sahteciliğinin net bir kanıtına rastlamaktayız. Bu makalede Nakhicevan’ın sözde “eski bir Azerbaycan bölgesi” olduğu “kanıtlanmaya” çalışılan Azerbaycan tarafının propaganda tezi[17], henüz XVII. yüzyıl başlarında Nakhicevan bölgesinin, Ermenistan’ın etnik açıdan homojen unsura sahip bölgelerinden olup, nüfusunun büyük bir bölümünün Ermenilerden oluşmuş olduğundan dolayı, bilimsel ve en yüksek devlet mercileri seviyesinde dolaşıma sokulan açık bir sahteciliktir.

Avrupalı seyyah ve misyoner J. Villotte bu konuda ilginç veriler sunmakta olup, Nakhicevan’ın 40 bin hanelik Ermeni nüfusa sahip olduğunu belirtmektedir[18]. 1604 yılının yazında Cuğa’yı ziyaret etmiş olan Portekizli seyyah G. Pelshior da notlarında, Cuğa’nın “Ermenilerin büyük şehirlerinden biri olup bu şehirde Müslümanların bulunmadığını” belirtmektedir. Cuğa’dan günümüze ulaşmış olan dini veya dünyevi tüm maddi kültür anıtları da bunu kanıtlamaktadır. Cuğa’da günümüze kadar farklı dilde herhangi bir yazıt veya belge bulunamamış olması da, bu şehrin tek unsurlu olduğu ve tamamen Ermenilerle meskûn olmuş olduğunu şüphe götürmez bir şekilde kanıtlamaktadır[19].

Azerbaycan basınında daha büyük bir şevkle yayılan bir diğer tarih sahteciliği tezi, “haçtaşlar teorisidir”. Tiflis’te düzenlenen ve Gürcistan sanatıyla ilgili uluslararası sempozyumda Azerbaycanlı mimar ve mimarlık tarihçisi Davud Akhundov ile Murad Akhundov, Ermeni ortaçağ kültürü dâhilinde Ermenilere ait olmayan khaçkarlar “keşfetmeyi” denemiş ve bunları Albanlara ait olarak nitelendirerek, başka çıkar yol bulmadıklarından dolayı khaçkar kelimesinin ikinci kısmını tercüme ederek, “haçtaş” olarak adlandırmışlardır. Belirtilen kişilerin asıl amacı, “Alban orijinli” bu khaçkarların kültürel geleneğinin devamlılığını Azerbaycan kültür anıtlarında görmektir. Benzer bir sorgulamayla birlikte, Armenoloji alanındaki khaçkar bilimi edinimlerinin haricinde, genel Hıristiyan sanat tarihi ve ortaçağ bilimi bünyesinde bilinen birincil nitelikteki gerçekler bariz bir şekilde görmezden gelinerek, çarpıtılmaktadır.

Akhundov Cuğa, Dağlık Karabağ ve Kuzey Artsakh’taki khaçkarlarda, “Alban haçtaşlarını” sözde Ermeni khaçkarlarından ayıran mitraizm ve zerdüştlikle ilgili işaretler bulma denemelerinde bulunmaktadır[20].

Bu teori günümüzde Azerbaycan resmi bilimsel çevrelerde ve propagandasında kabul görmekte ve geniş bir şekilde basında kullanılmaktadır. Örneğin http://gabala.cls.az sitesinde[21], https://news.day.az sitesinde ise Azerbaycanlıların hayal gücü, makaleyi yazanın bu khaçkarların sözde Albanlara veya Keltlere ait olup, Ermenilerle hiçbir ilgisinin bulunmadığına kadar varmaktadır[22]. Bir diğer Azerbaycan sitesi olan http://atesh.az/ sitesinde ise, Faikh İsmayilov’un yazısına rastlamaktayız. İsmayilov burada sahte Azerbaycan iddialarını tekrarladıktan sonra, Ermeni khaçkarlarını “Alban haçtaşlarından” ayırt ederek, vurguyu koç şekilli mezar taşlarına, üzerlerindeki güneş, ay ve diğer işaretlere getirerek, Ermenilerin “gelip, Alban haçtaşları ve anıtlarını Ermenileştirmiş” oldukları konusunda son derece absürt iddiasını ileri sürmektedir[23]. Bu durumda haliyle, kendilerinin Albanların nesilleri olması halinde, kendi tarihlerini ve kültürlerini neden imha ettikleri sorusu doğmaktadır[24].

Rölyeflere gelince, Cuğa khaçkarlarında güneş ve ayın vurgulu bir hacimsel çözüme sahip olduğunu, bu kabartmaların gerçekten de güneş ve ay olduklarını vurgulamak amacıyla bazen bu kürelerin farklı şekilde işlendiğini belirtmek isteriz.

Bazı pervazlardaki çalışmalar havarilerle nihayetlenmekte, merkezi (bazı durumlarda üç kemerli) sunaktaki kare şeklindeki tahta Mesih kurulmuş, sağında ve solundaki aynı şekilde, fakat genellikle daha küçük sunaklarda ise başlarındaki haleleriyle Meryem ana ve Vaftizci Yahya ile havarilerden Hakobos ve Hovhan(nes) resmedilmiştir. Mesih ile kare şeklinde tahtın nitelendirilmesi Akhundovlor tarafından doğrudan komediye dönüştürülmüştür. Khaçkarların sözde Alban-Azerbaycan orijinli olduğunun kanıtı olabilecek mitrayizm fikrinin varlığı konusundaki ön önermeyi inatla sürdürerek, öncelikle semboller arasından kanatlı adamı (İncilci Mateos’un sembolü) görmezden gelerek, sadece kartal, boğa ve aslanı (sözde “Mihr’in kılavuzları) ele almanın haricinde, tüm dört figürlerin de (Cuğa’daki tüm benzer betimlemelerde) ilgili İnciller olarak, elleri veya ayaklarıyla birer kitap tutmuş olduklarını şaşılacak bir şekilde “fark etmemektedir” (bu kitapların, dörtlünün tüm resimlendirilmelerindeki zorunlu bileşen olduklarını belirtelim).

Aynı şekilde de, Mesih’in halesinin erken ortaçağın en erken tasvirlerinde haç şeklinde resmedildiği konusundan bihaber olup, Mesih’in haçlı halesini, haçın üçgen formundaki kollarıyla birlikte, “evrenin, ışığın sınırsızlığının sembolü olup, Büyük Mitra’nın vücut bulmasını gösteren radyal yerleştirilmiş kürelere sahip bir elips” olarak betimlemektedirler[25].

Var olan apaçık kanıtlara rağmen Azerbaycan bilim çevreleri ve basını bu gayrı bilimsel tezleri geniş bir şekilde yaymayı sürdürmektedir. Azerbaycan basınında yer bulan bir diğer yaygın tez ise, Ermeni tarafının sözde Ermeni tarihi-kültürel anıtların imha edilmesi konusuyla ilgili düzenlemiş olduğu ve farklı zamanlarda, farklı şiddetle gerçekleştirerek farklı bir düzlemde büyük bir savaş verdiğidir. Bu konuda özellikle http://azerbaycanli.org/ sitesindeki, kendi kültürel Vandalizmlerini gizlemeye yönelik makale enteresandır. Bu yazıda Nakhicevan’da bulunan Ermeni anıtları konusu sözde 2003 yılında Ermenistan’ın Azerbaycan’a karşı sürdürmüş olduğu enformasyon savaşının temel yönlerinden birine dönüşmüş olup, Ermenilerin bu konuyu farklı uluslararası kurumların gündemine sokarak, yabancı basında makaleler yazdıkları ve Nakhicevan’da Ermeni khaçkarlarının varlığını kanıtlayan farklı uzmanların fikirlerini yaymışlardır.

Cuğa khaçkarlarının imha edilmesinin, 2006 yılında Avrupa Parlamentosu tarafından telin edilmesi konusundaki tasarının kabul edilmesi de, makale yazarı tarafından, Ermenilerin “Nakhicevan-khaçkar” konusunda basında gerçekleştirmiş oldukları kampanyaya, Şubat ayındaki Müslüman ülkelerle Avrupa arasındaki “karikatür savaşı” ve uluslararası üne sahip bilim adamlarının makaleleri ile bu kişilerin duruşlarına bağlamakta olup[26], Ermitaj müzesi müdürü Mikhayel Pietrovski’nin Mart ayında Yerevan’a gerçekleştirmiş olduğu ziyaret esnasında Ermeni anıtlarının imha edilmesi konusunda Azerbaycan’ı suçlayan açıklamasını örnek göstermektedir. Piotrovski, bu konuşmasında “Nakhicevan’da, eski Cuğa’daki Ermeni anıtlarının imha edilmesi cürüm olarak betimlenebilir. Kültürel anıtların imha edilmesi her halükârda bir cürüm olarak kabul edilebilir, özellikle de, Eski Cuğa olayında olduğu gibi, bu süreç siyasi içerikliyse. UNESCO ve diğer uluslararası kuruluşların bu acı olayı telin etmeleri gerektiğine yürekten inanıyorum”[27] demektedir.

Ermeni ve uluslararası kurumlar tarafından yapılan gürültü ve telin eden açıklamalardan sona Azerbaycan başkanı “Bu yalandır, iftiradır” diye açıklar[28]. Avrupa Parlamentosu milletvekilleri 2006 yılında, anıtların durumunu gidip yerinde görme önerisinde bulunur. Azerbaycan, bu yaklaşımı “tarafgirce ve histerik” olarak kabul eder[29]. Lakin Azerbaycan tarafı aşikâr kanıtları görmezden gelir ve kültürel barbarlığı inkâr ederken, Savaş ve Barış Enstitüsü muhabiri, Azerbaycanlı İdrak Abasov 2006 yılında mezarlığı ziyaret ederek “tamamen ortadan yok olmuş” olduğunu yazar[30].

Azerbaycan yöneticileri tarafından AP milletvekillerinin Cuğa’yı ziyaret etmelerinin yasaklanması uluslararası toplumu da öfkelendirir. Konuyla ilgili Hannes Swoboda (Avusturya Sosyalist Partisi) bir açıklamada bulunur “Gelmemize izin vermemeleri, kötü bir şeylerin gerçekleşmiş olduğunun kesin işaretidir. Şayet bizden bir şey saklanıyorsa, biz de neden diye soruyoruz. Bu ise ancak, iddiaların bir kısmının gerçek olduğu durumunda olabilir”[31]. Ayrıca, Avrupa’ya yakın olmak isteyen herhangi bir devlet için en önemli unsurlardan birinin, komşularının kültür mirasına saygı duymak olduğu konusunda ikaz eder. Avrupa Parlamentosu’ndaki Britanyalı temsilci Charles Tannock da “Bu durum, Taliban tarafından Buda heykellerinin tahrip edilmesinin benzeridir. Azerbaycanlılar bölgeyi betonlayıp, askeri kampa çevirmişler. Gizleyecek bir şeyleri yoksa, bölgeyi görmemize izin vermeliler”[32] diye belirtmiştir.

Azerbaycan tarafından yabancı gruplara bölgede inceleme yapma engeli konduğunu hesaba katan Amerikan Bilim Geliştirme Derneği (AAAS), kültürel değerlerin imhasının gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini tespit etmek amacıyla yüksek çözünürlükte uydu fotoğrafları elde edip, analize tabi tutar. 2003-2009 yılları arasındaki uydu fotoğraflarının incelenmesi sonucunda dernek, 2003 yılında dahi Cuğa mezarlığında XV.-XVI. yüzyıllara ait yüzlerce khaçkar varken, 2009 yılındaki fotoğraflarda bunların bir kısmının yok olmuş olduğu sonucuna varır.

Coğrafi teknolojilerin uygulanması sayesinde gerçekleştirilen incelemeler, khaçkarların buldozerler vasıtasıyla yerlerinden edildikleri ve toprağın bu kısmının planya edildiği sonucunu doğurmaktadır[33].

Cuğa khaçkarlarının imha edilmesi, açık bir kültürel soykırım ifadesidir. Ceza hukuku ve uluslararası hukuk uzmanı Raphael Lemkin “İşgal Avrupa’sında Mihver Devletlerin Yönetimi” çalışmasında, etnik ve dini bir grubun fiziksel imhasının haricinde, bu grubun milli ve dini kültürünün imhasını da “soykırım” olarak betimlemektedir[34].

Böylelikle, 1998-2006 yıllarında Azerbaycan ordu birlikleri tarafından tamamen tahrip edilen Cuğa Ermeni mezarlığı, Azerbaycan hükümeti tarafından askeri atış alanına dönüştürülmüştür. Devlet seviyesinde inkâr ve sahtecilik, en iyi savunmanın saldırı olduğu düşüncesinin hâkim olduğu tüm Azerbaycan basınına yayılmış ve sözde aslında Ermeniler tarafından Azerbaycan anıtlarının tahrip edildiği ve toplumun dikkatini “gerçek suçtan saptırmak amacıyla” gürültü kopartıldığı konusunda sahte tezler ortaya sürülmeye başlanmıştır.

Azerbaycan’ın inkârcı duruşuna, bilimsel ve resmi düzeyde yayılan yalanlara rağmen, Ermeni khaçkar sanatı 2010 yılında UNESCO uluslararası kültür mirasının gayrı maddi değerler listesine geçmiştir.

[1] Bk. Petrosyan H., Khaçkar, dsagumı, gordsaruytı, patkeragrutyunı, imastabanutyunı, Yerevan, 2008, s.9.

[2] Bk. Ayvazyan A., Nakhicevani khaçkarerı, Yerevan, 1996, s.5-6.

[3] Bk. Ayvazyan A., a.g.e., s.9.

[4] Bk. Ayvazyan A., Cuğayi khaçkarerı, Yerevan, 1993, s.5.

[5] Bk. Ayvazyan A., Nakhicevani vimagrakan jarangutyunı, I. cilt, Cuğa, Yerevan, 2004, s.32.

[6] Bk. Ayvazyan A., a.g.e., s.25.

[7] Bk. Petrosyan H., a.g.e., s.9.

[8] Bk. Aleksanyan H., Hayerı Nakhicevaani İKhSH-um 1945-1988. Hayataputyan u mşakutayin bnacncman adrbecanakan kağakakanutyunı, Patmabanasirakan handes, Yerevan, 2017, 17(1), s.65-78.

[9] Bk. Adrbecani hakahaykakan teğekatvakan hamakargı, “Noravank” gitakrtakan himnadram, Yerevan, 2009, s.40.

[10] http://www.aravot.am/1998/12/04/784527/  Cuğayi hinn gerezmanatunı.

[11] Bk. Ayvazyan A., NAkhicevani vimagrakan jarangutyunı, s.5.

[12] Bk. Pickhan S., Tragedy on the Araxes, archaeology.org, June 30, 2006.

[13] Bk. IWPR staff in Nakhichevan, Baku and Yerevan (CRS No. 336, 19-Apr-06),  IWPR reporter confirms that there is nothing left of the celebrated stone crosses of Jugha․

[14] Bk. European Parliament resolution on cultural heritage in Azerbaijan, 16 February 2006, Strasbourg․

[15] Bk. 16th General Assembly of ICOMOS, Quebec, Canada, 30 September – 4 October 2008 RESOLUTIONS OF THE GENERAL ASSEMBLY.

[16] https://azertag.az/xeber/349491  “Oharranın regiona səfərinin baş tutmamasının əsas səbəblərindən biri onun marşrutu düz seçməməsidir”.

[17] http://ordubadnemetleri.az/az/page/64 “Президент Алиев предлагает фальсификацию истории вместо компромиссов”: интервью советника министра обороны Армении․

[18] Bk. Hraçya Panosyan, Joğovrdakan teğaşarjı Tuman-e Nakhicevani, Azat-Ciri u Daraşambi sahmannerum (XII aracin kesin), HH GAA Şiraki hayagitakan hetazotutyunneri kendron, Gitakan aşkhatutyunner, 2012, No. 15, s.48-56.

[19] Bk. Ayvazyan A., Nakhicevan, Yerevan, 2007, s.92.

[20] Bk. Arakelyan B. Yev Sahakyan A., Khaçkarerı hayagitakan kheğadurumneri ararka, Lraber Hasarakakan Gitutyunneri, (1986) No. 7, s.38-48.

[21] http://gabala.cls.az/more/text/7010  Alban xaç daşları

[22] https://news.day.az/azerinews/934736.html Erməni işğalının görünməyən tərəfləri․

[23] http://atesh.az/medeniyyet/tarix/60-azerbaycan-erazilerindeki-xach-dashlarinave-diger-bedii-dash-numunelerine-ermeni-iddiasi.html  Azərbaycan ərazilərindəki xaç daşlarına və digər bədii daş nümunələrinə erməni iddiası․

[24] Daha ayrıntılı olarak bk. Inddem Adrbecani hayatyats kağakakanutyan, hratarakutyun HH Daşnaktsutyan, Yerevan, 2007. S.30.

[25] Bk. Petrosyan H., a.g.e., s.225.

[26] http://azerbaycanli.org/index.html?lang=aze&page=441&newsId=2793 Biz kimlerden ve niye inciyirik? (2006), bk. ayrıca՝ http://br.az/society/20150421092842836.html , Миф о «средневековых хачкарах», или О том, как Армения ведет войну против памятников азербайджанской культуры․

[27] http://www.panarmenian.net/arm/society/news/16949/ Ermitaji tnorenı koç e anum datapartel Nakhicevani khaçkareri voçnçatsumı.

[28] IWPR staff in Nakhichevan, Baku and Yerevan (CRS No. 336, 19-Apr-06), IWPR reporter confirms that there is nothing left of the celebrated stone crosses of Jugha.

[29] Castle St., Azerbaijan ‘flattened’ sacred Armenian site, The Independent, 30 May 2006.

[30] IWPR staff in Nakhichevan, Baku and Yerevan (CRS No. 336, 19-Apr-06)

[31] Castle St., Azerbaijan ‘flattened’ sacred Armenian site, belfasttelegraph.co.uk, 30 May 2006.

[32] Bk. Tannock Ch., Azerbaijan ‘vandalised’ sacred Armenian sites, The Independent, 30 May 2006․

[33] Bk. High-Resolution Satellite Imagery and the Destruction of Cultural Artifacts in Nakhchivan, Azerbaijan, American Association for the Advancement of Science (AAAS).

[34] Bk. Lemkin R., Axis Rule in Occupied Europe, Washington, 1944, s. 80-85.

Türkçeye çeviren: Diran Lokmagözyan

Akunq.net 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *