Fırtına’nın kapıları

Fırtına Vadisi, doğanın kendine verdiği güzelliği yaşatan yerlerden. Vadinin doğası kadar tarihi değeri de büyük. En önemli yapı ise ihtişamlı Zilkale…

Çamlıhemşin ilçe merkezinden yaklaşık 20 km. yukarıdaki Şenköy (Amokta), Palovit Vadisi ve Mecmun köyü arasında, dereden 100 metre yükseklikte bir şato görünümündeki Zilkale, kadimden kalan en önemli kültür ve tarih tanıklarından. Fırtına Deresi’nin batı yamaçları üzerinde kurulan kalenin üzerinde inşa edildiği sarp kaya kütlesi denizden 750 metre yüksekte. Kaleyle dere arasında gizli bir geçitin olduğu ve zamanla kapandığı söylenir. Trabzon’u Tebriz’e bağlayan İpek Yolu’nun önemli bir geçit noktası olarak kullanılan Fırtına Vadisi’nde bu kalenin yapılmış olması tesadüf değil. Kalenin savaş amacıyla yapılmadığı, İran üzerinden getirilen ticari ürünlerin kalede depolandığı ve buradan yerli halka ulaştırıldığı söylenebilir. Öyle ki yörede kadınların başlarına bağladıkları renkli örtülere, İran Şar’ı denilir. Bazı yerlerde bu örtüye şay da denir. Bu geleneksel örtüler, orada yapılan ticaretin bölgeye bir yansımasıdır.

Derin arkeoloji yok
Kaleyle ilgili derin bir arkeolojik kazı yapılmadı. Birkaç buluntu var sadece. ,Eski virane görüntüsünden uzmanların kalenin yapı özelliklerine dair söyledikleri ise şunlar: “Kale; dış surlar, orta surlar ve iç kaleden meydana geliyor. Dış kalenin kapısına kuzeybatı yönündeki patika bir yolla ulaşılıyor. Kuzeydeki kapının söğe taşları sökülmüş. Bir teras yardımıyla orta surlar seviyesine çıkılıyor. Buradan ikinci bir kapı yardımıyla kale içerisine giriliyor.  Orta kale içerisinde üç önemli yapı var. Bunlar muhafız binası, şapel ve başkule. Kulenin dört katlı olduğu duvarlardaki hatıl izleri ve kiriş deliklerinden anlaşılıyor. İçerisinde ince bir bölüntü duvarı ve dolgu toprak var. Duvarlar üzerinde doğu (vadi, manzara) yönünde kemerli pencereler, diğer taraflarda mazgal delikleri bulunuyor. Kulenin üstünün dendanlı bir teras şeklinde olduğu belirlenmiş. Duvarlar içerisinde dikey uzanan boru yuvalarının kapanmış sarnıçlara su akıttığı tahmin ediliyor. Kalenin kesin yapılış tarihini belirtecek veriler yok. 14–15 yüzyıllara tarihlendiriliyor. Bölgenin ilk çağları gibi orta çağ tarihi de karanlık. Hemşin yöresinin İlhanlı, Karakoyunlu, Akkoyunlu zamanlarında tam olarak mı kısmen mi fethedildiği bilinmiyor. Varoş Kale, Zil Kale, Ciha Kalesi ve Pazar Kız kaleleri hem yörenin, hem de Bayburt’a ulaşan önemli bir ortaçağ kervan yolu üzerinde güvenliği sağlıyorlardı. Osmanlıların bölgeyi fethinden sonra kale kullanılmaya devam etmiş. Kalede bulunan iki el topu Trabzon Müzesi’nde sergileniyor.”

Vadiyi doyasıya izlemek
Bazı kaynaklarda güvenlik amacıyla kaleden dereye inen gizli bir geçidin varlığından söz ediliyor ama bugüne kadar öyle bir bulguya en azından yörede yaşayanlar tarafından rastlanmadı. Kale, Osmanlılar döneminden tamamen kaderine terk edildiğinden muhtemelen Sümela Manastırı’nda olduğu gibi çatısı tamamen çöktüğünden deforme olmuş, taşları içeriye doğru düşmüş, çıkılması çok zor, uzaktan bakınca hayalet bir şato gibi görünen bir mekândı. Ama o haliyle çok daha çekici olduğunu söylemek yanlış olmaz. Şimdilerde ise, bundan yaklaşık beş-altı yıl evvel Çat Vadisi yolu yapılırken kaleye de el atıldı ve kelimenin tam anlamıyla beton deryasına döndü. Çimentolarla sıvanan toplama duvarlı, uydurma bölümlü kale şimdi yılda nerdeyse bir milyona yakın ziyaretçi çekiyor. Oysa düzgün restore edilseydi ve orada daha iyi bilgiler veren tabelalar olsaydı bu sayı daha da artabilirdi. Ancak ne olursa olsun, kale yine de bölgenin en ilgi çekici yapılarından biri ve kesinlikle ziyareti hak ediyor. Oradan vadiyi izlemek ayrı bir güzellik.

Bir kale daha…
Zilkale, herkesin bildiği isim ama kalenin asıl adı Kale-i Zir; yani Aşağı Kale. Çünkü Zilkale’nin 25 km. yukarısında Kale (Hisarcık) Köyü sınırları içerisinde Fırtına Deresi’nin kaynaklarına hâkim bir noktada kurulmuş bir kale daha var: Kale-i Bala yani Yukarı Kale.
Kalenin bazı yazılı kaynaklarda geçen bir diğer adı da Varoş Kale. Kalenin ana planı dikdörtgen olarak tanımlanabilir. Doğu, güney ve kısmen kuzey sarp kayalık. Batı tarafı eğimli bir arazi üzerinde. Giriş kapısı kuzeybatıda. Kalenin kurulduğu yer ve duvar işçiliği bakımından Zilkale ile bağlantısı olduğu aşikâr. Hemen hemen aynı zaman diliminde yapıldığı söylenebilir. Zilkale gibi Kale-i Bala da hakim bir noktada ve o da ziyaretçilerin ilgisini çeksin diye ‘restorasyon’dan nasibini almış. Her iki kaleyi de bulundukları konum ve manzaraları açısından gidip yerinde görmenizde fayda var.

http://www.hurriyet.com.tr/seyahat/firtinanin-kapilari-40818452

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *