121. Ekonomi

Ekonominin yeniden yapılandırılması

Sovyet Ermenistan’ın hemen tüm ekonomisi, 1941-45 yıllarında cephenin taleplerine göre uyarlanmıştı. Ermenistan da, diğer bazı Sovyet cumhuriyetleri gibi savaş yıllarında yıkıma maruz kalmamış olup, ülke yöneticileri, ekonomiyi ayağa kaldırmak ve barış dönemi taleplerine uyarlama girişimlerine başlar.

Hükümet, 1945 Ağustosunda, dördüncü beş yıllık kalkınma planı hazırlama çalışmalarına yönelir. Konunun irdelenmesi esnasında, bürokrasinin yumuşatılması ve kolektif kuruluşların yeniden yapılandırılması önerileri ortaya atılır. Lakin büyük fedakârlıklar sonucunda savaşta elde edilen zafer, var olan sistemin en kullanışlısı olduğu konusunda yanlış bir kanının oluşmasını sağlar. Bu ise, savaş öncesi ekonomiye dönüş anlamına gelmektedir.

Ekonominin yeniden yapılandırılması ve gelişmesi, sadece ilgili enerji tabanının varlığı şartlarında gerçekleştirmek mümkündür. Bu nedenle, İkinci Dünya Savaşı sonrasında elektrik santralleri kurulması çalışmalarına önem verilir. 1948 yılında Dzoraget ve Kanaker hidroelektrik santralleri (HES) inşa edilir. Sevan barajının kurulmasıyla, Sevan-Hrazdan yeraltı hidroelektrik santralinin yapımı gerçekleşir. Bu santralin yapımı sayesinde Ermenistan’da üretilen elektrik enerjisi %30 artış gösterir.

Savaşın bitiminden sonra yapımına başlanan Sevan-Hrazdan kaskadının en güçlü santrali olan Gümüş HES’inin ilk bloğu 1953 yılında kullanıma geçer.

Demir dışındaki metalürji dalı geliştirilir. Kacaran molibden fabrikasının öncelikli olarak kullanıma geçirilmesi konusunda önemli çalışmalar gerçekleştirilir.

Sanayinin gelişimi

Ermenistan’da ekonominin gelişmesine paralel olarak, yeni fabrikalar kurulur. Ermenistan’da 1946-1950 yıllarında, Yerevan’da kablo ve elektrikli makine yapımı, alüminyum, hidrotürbin, oto rektifiye, Gümrü’de bisiklet, Spitak’ta şeker vb. fabrikaları inşa edilir.

1950 yılında ülkenin sanayi üretimi 1945 yılına oranla yaklaşık üç misli artar. Sanayi gelişimini arttırmak amacıyla 50’li yıllarda halk ekonomisi kurulları düzenlenir. Bu kurulların temel konusu, yerel özellikler göz önünde bulundurularak, şirketlerin doğru dağılımı ile hammadde ve işgücünün doğru bir şekilde kullanılması olur. Daha sonra ekonomide önemli rol oynayacak olan yeni sanayi dalları o yıllarda ülke çapında şekillenir ve gelişir.

Savaş sonrası yıllarda ülke ekonomisinin yeniden şekillenmesi ve gelişmesi konusunda, Ermenistan Komünist Partisi Merkez Komitesi birinci sekreterliği görevini 1937-1953 yıllarında sürdüren Grigor Harutyunyan ile halefi Suren Tovmasyan (1953-1960) önemli rol oynamışlardır.

Daha önceki dönemde, Ermenistan’da kimya sanayinin tesis edilmesi için ön çalışmalar yapılır. 1958 yılında SSCB hükümeti tarafından kimya sanayinin geliştirilmesi kararı alınır. Bu siyaset sonucunda, Ermenistan’ın kimya tesislerinin sayısı 1980’li yılların sonuna kadar 46’ya ulaşır. Yerevan’daki “Polivinilasetat”, Alaverdi ve Kirovakan’daki kimya tesisleri üretime geçer.

Üretimin savaş sonrası dönemde gelişmesi sayesinde Ermenistan, giderek bir tarım ülkesinden sanayi ülkesine dönüşür.

1960-1980’li yıllarda ülkede 390’ın üzerinde sanayi tesisi kurulur. Çarentsavan, Hrazdan, Abovyan vb. gibi, bu dönemde kurulan bir dizi yeni şehir, sanayi merkezlerine dönüşür.

Aynı dönemde, ülkenin ulaştırma sisteminde de iyileştirmeler yaşanır. Sevan-Şorja-Zod, Masis-Nurnus-İcevan-Hrazdan demiryolları, Yerevan metrosu ile “Zvartnots”, “Erebuni” ve Gümrü havaalanları inşa edilir. Sanayinin şehirlerde merkezileşmesi, şehir nüfusunun artmasına yol açar. Ülkenin 27 şehri ve 31 kasabasında, ülke nüfusunun 2/3’si toplanır.

Başkent Yerevan, Ermenistan sanayisinin en önemli merkezi olur. En güçlü fabrikaların büyük bir kısmı bu şehirde kurulur. Bu sebeple de, şehir nüfusu suni olarak artar. 1990 yılında Ermenistan nüfusunun yaklaşık 1/3’i Yerevan’da ikamet etmektedir.

Sanayinin gelişimi, başta Sevan Gölü olmak üzere, bir dizi ekolojik sorunu da beraberinde getirir. Hrazdan Nehri üzerinde kurulan HES’ler, Sevan’dan alınan suyla çalıştığından dolayı, göl sularının akıtılmasıyla, su seviyesi düşer. Arpa-Sevan su tüneli ve Ermenistan atom santralinin inşasının, bu sorunun çözümünde belli bir oranda iyileştirme sağlamasına rağmen, Sevan Gölü sorunu günümüze kadar çözüme ulaşmamıştır.

Radyoelektronik, makine ve torna yapımı gibi sanayi dallarının Ermenistan’da gelişme göstermesine rağmen, ülkedeki hemen tüm sanayi kolları merkeze ve diğer ülkelere bağlı durumda olup, Ermenistan hammaddeye ve nihai ürün üretme imkânına sahip olmaz.

Tarım sorunları

Tarım ekonomisinin insan gücüne dayalı olup, kolektif çiftliklerin emek gücünün de savaş yıllarında son derece azalmış olmasından dolayı, ekili alanlar hissedilir ölçüde eksilir.

Tarımı bu zor durumdan kurtarmak amacıyla, savaş sonrası dönemde bazı kararlar alınmış olmasına rağmen bu önlemler amacına ulaşmaz.

Bazı girişimler, tarımın makineleşmesine yöneliktir. Köylerde tarım makinesi sayısının giderek artmasına rağmen, teknoloji eksikliği kendisini hissettirir.

Köylerin elektriğe kavuşmasına özel bir ihtimam gösterilir. Küçük çaplı hidroelektrik santrallerinin yapımı teşvik edilir. Ermenistan’da, 1950 yılında 50’nin üzerinde hidroelektrik santrali köylerde faaliyet gösterir. Bu sayede köylerin %68’i elektriğe kavuşur.

Kolektif çiftliklerdeki çalışmalar ciddi bilimsel temellerden uzak yapıldığından dolayı netice tatmin edici olmaz. 30 Mayıs 1950 tarihinde kolektif çiftliklerin büyütülmesi kararı alınır. Ermenistan’daki kolektif çiftliklerin sayısı 1950’li yılların sonunda 1043’ten 666’a iner. Tarım şehirlerinin oluşturulması Kruşçev’in fikridir. Tarım şehirleri, köylülerin apartmanlarda yaşayıp, şehirliler gibi hayat şartları sürdüreceği modern şehirler olacaktır. Şehir ve köy arasındaki fark, benzer basit metotlarla çözülmeye çalışılır.

SSCB hükümetinin 1950 yılında almış olduğu karar, ülkenin tarım ekonomisine büyük zarar verir. Otlaklar, çimenlikler ve bağlardan kısıtlanacak alanların tahıl ekimi için kullanılıp, bu alanları 180 bin hektar arttırma planı yapılır. Bu kararın hayata geçirilmesiyle, binlerce hektar otlak ve çimenlik alan kullanılmaz duruma gelir.

Buna karşılık, köylülerden alınan vergiler giderek artar. Devlet çok düşük fiyatlarla alım yapar. 25 Kopekle alınan 1 litre süt, halka 2,70 Rupli’ye, 14 Kopekle alınan 1 Kg. et 11,40 Rupli’ye satılır.

Hükümet bu siyasetiyle, zaman-zaman fiyatları indirme imkânına sahip olur. Lakin bu durum, vergi yükü arttırılan köylünün hesabına gerçekleştirilir.

Düşük ücretler, köylüyü farklı kaynaklar bulmaya iter ve köylüler çalışma saatlerinin büyük bir kısmını kendi topraklarında geçirir.

Savaş sonrasındaki on yıllar boyunca, tarım alanında başarılar da elde edilir. Talin, Hrazdan, Spitak, Kotayk kanalları, Azat, Şamb ve daha başka barajlar inşa edilir. Ararat Ovası’ndaki köylerde çok sayıda su pompalama istasyonları ve artezyen kuyuları kurulur. Sulak alanlar 48 hektar artış gösterir, 16 hektar alan bataklık tarım alanına dönüştürülür.

Ülke yöneticilerinden, Ermenistan Komünist Partisi Merkez Komitesi birinci sekreteri Yakov Zarubyan (1960-1966), Anton Koçinyan (1966-1974) ve Karen Demirciyan’ın (1974-1988) hem tarım ekonomisi, hem de tüm halk ekonomisinin gelişimi konusundaki rolü belirgindir.

Tarım ekonomisinin geri kalmasını önlemek amacıyla, Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi’nin 1953 Eylülünde almış olduğu özel kararla alım fiyatlarının yükseltilmesi, vergilerin azaltılması gibi iyileştirilmeler gerçekleştirilir. Tarım üretiminin ve kolektif çiftliklerin bu sayede artan gelirleri, 1953 yılında 53 milyon Rubliden, 1962 yılında 116,5 milyona ulaşır. Köylülerin maddi gelirlerinin artışı, konut inşasını teşvik eder ve köylülerin hayat şartları düzelir.

Tüm bunlara rağmen, köylü kendi ürettiğinin sahibi olarak kabul edilmediğinden dolayı, var olan sistemde köklü olmayan girişimler sayesinde tarımı krizden çıkartma denemeleri, fiili olarak başarısız olur.

Tarım, bu şartlar altında düzenli olarak kriz yaşar ve devlet tarafından ele alınan önlemler başarısız olur.

Halkın sosyal durumu

İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda halk son derece ağır sosyal şartlar altında yaşamaktayken, yöneticiler bu durumu iyileştirmek amacıyla bazı girişimlerde bulunur. 1947 yılında gıda ürünlerinin dağıtımındaki karne sistemi kaldırılır ve para reformu gerçekleştirilir. Gerçekleştirilen bu siyaset, mal-para ilişkilerinde gelişme sağlar.

1960-1970’li yıllarda Ermenistan nüfusunun sosyal güvenlik düzeyi, önceki dönemlerle kıyaslandığında belli bir düzelme gösterir. Ekonominin gelişmesi, ücretlerin ve emekli maaşlarının arttırılmasını sağlar. İnşaat sektörünün gelişimi, halkın konut şartlarına olumlu etki eder. Köylerde de inşaat çalışmalarının gelişmesine yönelik şartlar oluşur. Köylerde, eski toprak evlerin yerine yeni, taş evler inşa edilmeye başlanır. Halkın hayat şartlarında düzelme yaşanır. Tüm ülke sathında elektrik ulaştırılır ve buzdolabı, televizyon, gaz ulaştırılmasından sonra ise gazocakları gibi yeni teknik gelişimler evlerde kullanıma girer. Lakin tüm SSCB ülkelerinde olduğu gibi, Ermenistan nüfusunun da refah seviyesi, gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında düşük kalır.

Halkın sosyal durumu, büyük ölçüde maddi imkânlarına, özellikle de ücretlere bağlı kalır. Özellikle mühendislik bilimleri alanında çalışanların ücretleri son derece düşüktür.

Ülkenin bazı bölgelerinde sadece sezonluk iş olmasından dolayı (yılın sadece belli dönemlerinde iş imkânı olmasından dolayı), yılda yaklaşık 20 bin kişi Rusya ve diğer ülkelere çalışmaya gider.

Ülke nüfusunun sosyal güvenlik şartlarından oluşan çok sayıda zorluk neticesinde halkın hayat standardı giderek düşer.

http://www.findarmenia.com/arm/history/29/643

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *