119. Büyük Vatan Savaşı’nın başlangıcı (İkinci dünya Savaşı-çev. notu). Güçlerin birleştirilmesi.

Faşist Almanya’nın, SSCB’ne saldırısı

Faşist Almanya, 22 Haziran 1941 tarihinde, 1939 yılında imzalanan saldırmazlık antlaşmasını ihlal ederek SSCB’ne karşı savaşa girer. Sovyet halklarının Büyük Vatan Savaşı başlar. Çok önceden savaşa hazırlanmış olup, büyük bir ordu kurmuş olan Hitler Almanya’sı, daha 1939 yılında İkinci Dünya Savaşı’nı başlatarak, Avrupa’nın tümüne yakınını ele geçirir. İngiltere’ye karşı savaşı sürdürür ve dünya hâkimiyetine ulaşmaya çalışır. SSCB’ne karşı yıldırım savaşı yürütüp, kısa zamanda sonlandırarak, bir devlet olarak ortadan kaldırılması planlanır.

Almanya’nın saldırısı, ilan edilmeden olmasına rağmen, SSCB yöneticilerinin olası Alman saldırısı konusunda bilgilendirilmiş olduklarından dolayı, ani değildir. Lakin ülkenin silahlı kuvvetleri gerekli hazırlık düzeyine getirilmemiş olduğundan dolayı, savaş başlangıcında başarısızlığa uğrarlar. Sovyet orduları büyük kayıplar verip, büyük oranda toprak kaybeder. Savaş öncesinde binlerce subayın hapsedilmiş olması, orduyu son derece zayıflatmıştır. Başka bir deyişle, SSCB düşmana karşı koymaya hazır olmayıp, ülke sınırlarında durdurmaya hazır değildir. Buna rağmen, İ. Stalin’in Vatan Savaşı’ndaki rolü vurgulanmaya layıktır. Sovyet devleti ülke tarihindeki ağır ve sorumlu döneminde Stalin’in önderliğinde bulunmaktadır.

İ. Stalin, SSCB savunma halk komiseri, silahlı kuvvetler başkomutanı ve savunma devlet komitesi başkanıdır. Güçlü düşmana karşı zafer elde etme konusunda tüm imkânlar onun elinde toplanmıştır.

SSCB’nin faşizme karşı sürdürdüğü mücadelesinde yalnız kalmamış olması, askeri-siyasi ve diplomatik zaferdir. ABD, İngiltere, Fransa ve diğer devletler, faşizme karşı mücadele etmek için SSCB ile ittifaka girer. Müttefik ülkelerin faşizm karşıtı gruplaşması oluşur.

Faşistlerin planlarında Ermenistan

Hitler Almanya’sının planlarında, SSCB’nin ele geçirildikten sonra birkaç kısma bölünmesi öngörülür. “Kafkasya” olarak adlandırılan bölümün merkezi Tiflis olup, bünyesinde “Ermenistan komiserliği” öngörür.

Ermenistan’da egemenliklerini yeniden tesis etmek için SSCB’ne karşı savaşı elzem bir şart olarak kabul eden sürgündeki Ermeni liderler, Almanya’nın hizmetine girer. Artaşes Abeğyan yönetiminde oluşturulan “Ermeni Milli Komitesi”, Alman askeri yöneticileri ile işbirliğine girer. Düşman, Ermeni savaş esirlerinden oluşturduğu askeri güçle meydana getirilen Ermeni Lejyonu’nu kendi planlarında kullanarak, bu birlikleri cepheye yollamaya çalışır. Ermeni liderler ise, Lejyon’a gelecekteki Ermenistan’ın milli ordusunun temeli olarak bakar.

Savaş öncesinde faşist Almanya ile dostluk antlaşması imzalayan Türkiye ise, sınıra 26 tümen yerleştirip, SSCB’ne karşı tehdit oluşturarak, fiilen bu ülkeye destek verir.

Bu yüzden SSCB, cephede son derece gerekli olan bir kısım birliklerini bu sınırda tutmaya mecbur olur. Türkiye, SSCB’ne saldırmak için Stalingrad çatışmasının (1942 sonu-1943 başı) sonucunu beklerken, Sovyet ordularının galibiyeti, Ermeni halkı için büyük bir tehlike arz eden bu olası saldırıyı önler.

Savaşın gidişatı, 1943’te SSCB ve müttefikleri lehine döndüğünde, faşizme hizmet eden Ermeni milliyetçi çevreler de dönüş yaparak, zaferin kendileri için artık görünür olan SSCB müttefikleri ile ilişki kurmaya başlar. Ermeni lejyonunun birlikleri dağılmaya, üyelerinden birçoğu SSCB ve müttefikleri tarafına geçmeyi başarır.

Ekonominin, savaş gerekliliğine istinaden yeniden yapılanması

Ermeni halkı geri hatlarda olduğu gibi, cephede de kahramanca faaliyet gösterir.

Ekonominin, savaş şartlarına istinaden yapılanması birincil derecededir. Savaş döneminde, Ermenistan’ın bakır, karbür ve askeri ihtiyaçlar için gerekli olan diğer ürünlerin yanında kauçuk üretimi de 5 misli artar.

Bazuka, tüfek, el bombası, mayın ve patlayıcılar gibi silah ve cephane çeşitleri üretilmeye başlar. Yerevan’a nakledilen fabrikalardan birinde, uçaklar tamir edilip, uçak parçaları imal edilir. Diğer sanayi kolları da orduyu takviye eder. Oto lastiği (Yerevan), sülfürük asit (Alaverdi) ve daha başka fabrikalar inşa edilir. Demiryolu taşımacılığı, her türlü malı cepheye taşımak için son derece ağır şartlar altında çalışır.

Cepheye gitmiş olan çalışan ellerin yerine kadınlar, yaşlılar ve çok sayıda çocuk ve genç çalışmaya başlar.

Edebiyat, sanat ve bilim adamlarından oluşan Ermenistan aydınları, faaliyetlerini savaşın ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırır. Halkın ve askerlerin vatanseverlik, düşmana karşı nefret ruhuyla eğitimi çalışmalarının merkezine yerleşir. Korkunç savaş esnasında Ermenistan SSC Bilimler Akademisi’nin kurulması, bilimin gelişmesine büyük oranda katkı sağlar.

Ermeni halkı, özel bir mektupla cephede bulunan evlatlarına, ortak vatanları olan SSCB, hürriyet ve bağımsızlık için fedakârca mücadele etmeleri çağrısında bulunur.

Ermeni Kilisesi de hem manevi ve ahlâki, hem de maddi imkânlarla düşmana karşı mücadeleye aktif olarak katılır. Sovyet yönetiminin Ermeni Kilisesi’ne yönelik yaklaşımı da savaş şartlarında değişir, daha yumuşak ve hoşgörülü olur. Dahası, İ. Stalin 19 Nisan 1945 tarihinde Tüm Ermeniler Katolikosu (Ermeni Kilisesi önderi, başpatrik-çev. notu) vekili baş episkopos Gevorg Çörekçiyan’ı Moskova’da kabul edip, ondan, Ermeni topraklarının iadesinin talebi, diaspora Ermenilerinin dönüşü vs. gibi çözüm bekleyen sorunlarla ilgili önerilerini dinler.

Türkçeye çeviren: Diran Lokmagözyan

http://www.findarmenia.com/arm/history/28/636

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *