Tanınmış Bulgar politika yazarı Plamen Paskov, Dağlık Karabağ çatışmasıyla ilgili son gelişmeler hakkında “Yerevan Jeopolitik Kulübü” portalında görüşlerini aktarmıştır.
“Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’a saldırması beni şaşırtmadı. Jeopolitik açıdan öngörülebilecek bir gelişmeydi. Rusya’nın sınır bölgelerinde ve bu ülke ile dost devletlerde durumun tırmandırılacağı belliydi.
Lakin beni başka bir şey hayrete düşürdü. Ermenistan, yüzölçümü açısından, Azerbaycan’dan yaklaşık 2 kez daha küçük ve nüfusu da Azerbaycan’dan az. Ermenistan’ın Hazar petrolü yok, sırtında güçlü bir Türkiye de bulunmuyor. Tersine, bu ülke, her an kendisini yok etmeye hazır uluslar ve halklarla çevrelenmiştir. Buna bağlı olarak Ermenistan, yüksek yaşam standardı, büyük bir ordu ve askeri bütçe imkânına sahip değil. Devasa bir sınır var ve tüm sınırı kesinlikle savaş alanı olarak adlandırmak mümkün.
Sadece Gürcistan ve İran’la olan sınırları istisna teşkil etmektedir. Askeri açıdan, benzer şartlar altında ülkeyi ve halkını savunmak, gerçekleşmesi mümkün olmayan bir misyon gibi duruyor. Geniş çaplı bir savaş sürdürmek ise, daha da imkânsız gibi.
Bununla birlikte Azerbaycan, tüm cephe hattı boyunca Artsakh’a (Dağlık Krabağ-çev. notu) saldırdı.
Artsakhlılar, sonuna kadar mücadele etmeye hazır olduklarını gösterdi. Başlangıçta birkaç mevzi kaybetmiş oldukları ise, gayet tabiidir. Her bir mevzide bulunan 5-6 asker, ağır silahlara karşı uzun süre dayanamazdı.
Seyrettiğim sarsıcı bir videoda, askeri üniforma giymiş Ermeni fedaîlerin, cepheye gitmeden önce sevdikleri kızlar, kız kardeşler, anneler ve eşleri ile halay çektiklerini gördüm. Ve tüm bunlar, kendilerinden sayıca birkaç kez üstün olan bir rakibe karşı ölümcül çatışmaya gitmekten önce oluyordu. Okulları tahrip edip, öğrencileri öldüreren, öldürdüğü yaşlı insanların cesetlerine eziyet edip, kulaklarını kesen, genç askerlerin kafasını keserek şeytanca eylemlerde bulunan bir düşman. Karşı taraf “İslam Devleti” gibi hareket ediyordu. Ve Azerbaycan ordusunda Türk askerlerin ve İSİS teröristlerinin bulunmasına şaşmamak gerekir.
Tüm Ermeni milletinin gönüllü olarak vatan savunmasına atılması olgusu beni çok etkiledi. Gönüllülerin sadece Ermenistan ve Artsakh’tan olmayıp, tüm dünyadan gelmiş olduğu dikkat çekicidir. Ticaretin, ihanetin, hümanist değerlerin son derece düşüşünün ve kukla rejimlerinin habis urlar gibi tüm ülkelere sirayet ettiği XXI. yüzyılda benzer birlik ve fedakârlık beni düpedüz hayret ettirdi.
Ermenistan’ın binlerce yıllık tarihi boyunca işgalciler gelip-geçmiş, fakat Artsakh hep Ermeni ruhunu korumasını bilmiştir. Geçen 4 gün beni pek çok şey hakkında ciddi bir şekilde düşünmeye itti. Ermeni ulusunun, 2016 Nisanında, kahraman millet olarak anılma hakkını elde etme imtihanını vermiş olduğunu görüyorum.
Bu millet vardı, var ve var olacaktır. Milyonerlerinin, çocuklarını, düşmanla yapılan eşit olmayan çatışmalara yollayan bir millet, özeldir. Böyle bir halkı yenmek mümkün değildir. Öldürmek, imha etmek mümkündür, fakat yenmek kesinlikle mümkün değildir. Benzer ağır, buhranlı anlarda benim Bulgar halkımın da kendinde Ermeni halkının örneğiyle, aynı şekilde imtihan verme gücünü bulmasını dilerdim”.
http://www.tert.am/am/news/2016/04/07/bulgaian-publicist-armenian-hero-nation/1985411
Türkçeye çeviren: Diran Lokmagözyan
Akunq.net




Leave a Reply