Tigranakert

Ermenistan kralı II. Tigran (Büyük Tigran), M.Ö. 83 tarihinde Selevkos Krallığı’na son verip başkent Antakya’da krallar kralı olarak taç giyer. Yarım milyona yakin nüfusa sahip olan Antakya, Ermenistan İmparatorluğu’nun güneydeki başşehri olur ve Tigran, burada kendi ismi ve resmiyle gümüş ile altın paralar bastırır. II. Tigran, Finike (günümüzde Suriye ve Lübnan’ın Akdeniz kıyıları) ve Ovalık Kilikya’yı da ele geçirir. Böylece, dönemin en büyük limanları olan Selevkya (Silifke), Tarson (Tarsos, Tarsua, Tarsus), Laodikya (Ramita, Latakya), Beritos (Beruta, Berit, Beyrut) ile Türos (Sur) Ermenistan İmparatorluğu’na geçer. II. Tigran, Yehuda’nın bir kısmını da fethedip çok sayıda Yahudi’yi Van şehrinin yakınlarına yerleştirir. Ardından, kuvvetlerini kuzeye yönlendirip, Gürcistan ve Alan Krallıkları’nı da egemenliği altına alır. İ.Ö. 70’li yıllarda, Ermenistan İmparatorluğu’nun sınırları Hazar Denizi’nden Doğu Akdeniz kıyılarına ve Büyük Kafkas Dağları’ndan Kızıl Deniz’e kadar uzanmaktaydı. Tarihçi Movses Khorenatsi, Ermeni kralı II. Tigran’la ilgili olarak şunları yazar: “Gerek kendisi, gerekse devri, çağdaşları için örnek, daha sonra yaşayanlar için ise arzulanır olmuştur… Milletimizi yükseltti ve baskı altında yaşarken, halkımızı baskı yapan, vergi toplayan durumuna soktu… Ve Tigran’ın ordusu bir yerde toplandığında, onların sırf dış görünüşü, silahlarının parıltısı bile düşmanları kaçırmaya yetmekteydi”. Yunan tarihçi Plutark da Tigran’ı, kelimenin tam manasıyla krallar kralı olarak tanıtır: “Etrafında, hizmetkâr seviyesinde bulunan çok sayıda kral vardı. Bunlardan dört tanesini eşlikçi ve muhafız olarak yanında bulundururdu ve kendisi ata bindiğinde onlar atının yanından koşarlardı. Tigran resmi işleriyle uğraşırken de bunlar kollarını göğüsleri üzerinde çaprazlayıp iki tarafında dururlardı. Onların bu duruşları, esir olduklarını tamamen kabul etmiş olmalarını göstermekteydi”. 

Ülke, Antakya’nın ele geçirilmesinden sonra epeyce genişlemiş ve başkent Artaşat devletin kuzey kısmında kalmıştı. Tigran, esirlikten kurtulup kral ilan edildiği yer olan Aghdznik Eyaleti’nin Nıpırkert bölgesinde, Dicle’nin sol kolu Kaghirt’in Nikeporion’un (Farğin Su) kıyısında, kendi adıyla bir başkent kurmaya karar verir. Tigranakert kentinin inşaatı 5 yıl sürer (M.Ö. 83-78). Şehir, 25 metre yüksekliğe sahip kalın duvarlarla çevrilir. Ambarlar, kışlalar, ahırlar, bir tiyatro ve içkale inşa edilir. Büyük ve görkemli kral sarayı ise, etrafında gölleri, parkları, av alanları ve sağlam bir kaleyle birlikte kentin banliyösünde kurulur. Sarayın. Plutarkos’a göre Tigranakert, hazineler ve tanrılara ithaf edilen kıymetli hediyelerle dolu büyük bir kent idi. Zenginler ve aristokratlar, kralın teveccühüne nail olmak niyetiyle şehri yapılandırmak ve genişletmek uğruna birbiriyle yarışmaktaydılar. II. Tigran, Ermeni asılzadelerinin bir kısmını Tigranakert’e taşımış, ancak kentin asıl nüfusunu Kapadokya, Asur, Mezopotamya, Finikya ve Filistin’den buraya getirilmiş olan halk teşkil etmekteydi. Pers İmparatorluğu’nun Akemenik Kralı I. Darius’un (İ.Ö. 522-486) yaptırdığı ve Elam Krallığı’nın başkenti Şoş’u (Şuş, Şuşan, Sus), Küçük Asya’nın Batı yarısını elinde tutan Lidya’nın başşehri Sardes’e (Sart) bağlayan “Kral Yolu” şehrin güney kısmından geçmekteydi. Tigranakert, Manazkert (Malazgirt) ve Zarehavan’dan geçen “Kral Caddesi” ile de Artaşat’a bağlanmaktaydı. Böylece, transit ticarete uygun bir yerde bulunduğundan dolayı, Tigranakert kısa sürede hızlı kalkınma göterdi. Nüfusu 100 bine ulaşmış, büyük bir ticaret ve helenistik kültür merkezine dönüşmüştü. Tigranakert, tarihte güçlü surları ve iyi örgütlenmiş savunma sistemine sahip bir kent olarak anılmıştır. II. Tigran güneyde Selevkos Krallığı’nın son şehri olan Ptolemaios’u ele geçirdiğinde, Lukullus önderliğindeki Roma ordusu, İ.Ö. 69 tarihinde Tigranakert’i muhasara eder. Altı bin kişiden oluşan Ermeni süvari birliği, ablukayı yararak Tigran’ın haremiyle devlet hazinesini kurtarır. Yabancı Tigranakertliler, 6 ay süren muhasa sonunda yabancı yerleşimciler kentin kapılarını açar ve Roma ordusu şehri amansızca talan ve tahrip eder. Lukullus, ihanetlerinden dolayı şükran borcunu ödemek için, Tigranakert’in yabancı yerleşimcilerini eski ikâmet yerlerine geri gönderir. Tigranakert, II. Tigran’ın vefatından sonra başkent olma vasfını kaybetmekle birlikte, Ermenistan’ın en büyük şehirlerinden biri olmaya devam eder. Roma’lı general Korbulon, 59 yılının ilkbaharında, Artaşat’ı ateşe verdikten sonra Tigranakert’e varıp şehri muhasara eder. Tigranakertlilerin direnişi uzun sürer ancak, yabancıların tekrar ihanet ederek kentin kapılarını açarlar ve işgalci Roma ordusu şehri işgal eder. İçkaleye sığınan gençlerin şiddetli direniş göstermelerine rağmen, sonunda içkale de işgal edilir.

Ermeni Arşakuni Hanedanı’nın kurucusu ve Pers Kralı I. Vağarş’ın (51-75) küçük kardeşi I. Tırdat (52-75) Artaşat’ta hüküm sürerken Roma, Ermenistan’ı egemenliği altına almak maksadıyla 60 tarihinde Tigranakert kentinde VI. Tigran’ı (60-61) kral ilan eder. Kapadokya kralı Akelaos’un torunu VI. Tigran, yıllarca Roma’da rehin olarak bulunduğundan dolayı, Roma’ya itaatkârdı. 61 yılında ise Ermeni ile Pers orduları Tigranakert’i muhasara eder. Korbulon, birleşik orduya karşı savaşmaktan kaçınıp ateşkes imzalar, I. Tırdat’ı Ermenistan kralı olarak tanıyarak ordusunu Tigranakert’ten uazklaştırır. Pers Kralı I. Şabuh (243-273) iki kere Tigranakert’i muhasara etmiş olmasına rağmen bu şehri ele geçirememiş, ancak üçüncü abluka sonucunda Tigranakert’i işgal edebilmiş, kenti talan edip ateşe vermiş ve sakinlerini kılıçtan geçirmiştir.

Tigranakert, Mets Hayk’ın Roma ve Pers Krallığı arasında bölünmesine kadar (387) Ermenistan’ın güney sınırındaki Ağdznik Eyaleti’nin merkezi olmuştur. Tigranakert’in, Roma’nın eline geçmesinden sonra yaklaşık 10 metre yüksekliğe ve 3 metre kalınlığa sahip yeni surları inşa edilir. Şehir, Martirosupolis veya Martiropolis adlandırılır. 640 tarihinde Arap Bekr kavmi, Amid (Amit, Emd) şehrini işgal edip, şehrin adını Diyâr-i Bekr (Bekr ülkesi) olarak değiştirir, bu isim bir süre sonra Diyarbekir’e, günümüzde ise Diyarbakır’a dönüşmüştür. Bekrler’in soydaşları olan Şaybaniler de Tigranakert’i ele geçirip kenti Mayafarikin (Miafarikin, Miaparkin, Mufarkin) adlandırırlar. Tigranakert, Ermeni kaynaklarında daha çok Martirosats Qaghak (Şehitler Kenti), Martirosk ya da Nıpırkert olarak geçmektedir. Arap tarihçi İbn al-Asir’e göre, Araplar 956 yılında birkaç Bizans şehrini tahrip ettiklerinde, Bizanslılar da Nıpırkert’e (Tigranakert) saldırarak şehri talan eder, yıkar, ateşe verir, halkı ise köle olarak sürerler. Sonraki asırlarda Kürtler, Araplar, Tatarlar ve Moğollar Tigranakert’i ele geçirir. 1515 tarihinde ise Osmanlı Devleti’nin egemenliğine girip Diyarbekir Vilayeti, Miyafarkin Sancağı’nın merkezi olur. Tigranakert şehrinin kalıntıları, günümüzde Diyarbakır İli’nin doğu sınırındaki Silvan kasabası civarındaki Farkin Köyü yakınında bulunmaktadır. Tanınmış bilim adamı Lehmann-Haupt tarafından 1899 yılında, Yunanca yazılmış bir yazıt bulması sayesinde bu kalıntıların Tigranakert kentinin harabeleri olduğu kesinleşmiştir. Diyarbekir, Akkad çivi yazılarında M.Ö. II. binyılın sonlarında Amedu olarak anılmaktadır. Şehir surlarının yapımı, Ermeni kralı Tigran Yervanduni’ye (İ.Ö. 560-535) isnat edilmektedir. Bundan dolayı, bazı tarihçiler bu kenti Tigranakert olarak adlandırmışlar ve bu konuda karışıklığa sebebiyet vermişlerdir.

19. yüzyıl sonunda Diyarbakır’ın Ermeni nüfusu 45 bin civarındaydı. Toplam 1.500 öğrencinin okuduğu 7 okul bulunmaktaydı. Bunlardan ikisi ulusal lise, diğerleri ise Andznver, Hayrenasirats, Mesropyan, Patanyats ve Hamazgayin derneklerine ait okullardı. Diyarbakır’daki Fransız konsolos yardımcısına göre 1895 yılında Hamidiye Alayları’nın gerçekleştirdikleri kırımlar esnasında yaklaşık 3 bin Ermeni öldürmüş, 2 bin ev ve 2.500 mağaza ateşe verilmiştir. Diyarbakır kentinin Ermeni nüfusunun mutlak çoğunluğu, İttihatçı hükümet tarafından örgütlenmiş olan 1915 katliamlarına kurban gitmiştir. Alman din adamı Lepsius’un (1858-1926), Ermeni soykırımı esnasında toplayıp yayınlamış olduğu verilere göre, Diyarbakır Vilayeti’nin nüfusu 471.500 kişiden oluşmaktaydı ve bunlardan 63 bini Türk, 200 bini Kürt ve 105 bini Ermeniydi…

Resimler

Tigranakert şehri surlarının kalıntıları

Tigranakert ve Mufarkin kalelerinin yıkıntılarından bir sahne

Büyük Tıgran’ın Yunanca yazılı gümüş sikkeleri

Amit veya Diyarbakır, genel görünüm-1910

Armen Kürkçüyan http://ermeni.hayem.org/ermenice/mayraqaghaqner_uni.htm