MÜSLÜMAN HEMŞİNLİ ERMENİLER HAKKINDA 1776 YILINA AİT ÖNEMLİ BİR ŞAHADETNAME

Sergey Vardanyan

Tarihçi, “HEMŞİN SESİ” gazetesi baş yazarı 

 

 

Ermeni halkının tarihi, yüzyıllarca yabancı güçlere karşı mücadele, katliamlar ve zorla din değiştirmelerle geçmiştir. Daha 19. yy.da Ğukas vardapet İnciciyan1, Minas vardapet Bıjışkyan2, Alman bilim adamı Karl Koch3, Sargis Haykuni4 ve P.Tumayants5 başta olmak üzere Ermeni ve yabancı bilim adamlarının İslamlaştırılmış Hemşinli Ermenilerle ilgili araşmaları özel bir ilgi alanı oluşturmaktadır. Bu isimler arasından en başta Venedik Mkhitar Manastırı üyesi Poğos vardapet Meheryan’ı anmak gerekir. Meheryan, daha 1776 yılında Hemşin’deki Khevak köyüne uğrayıp “Poğos vardapet Meheryan’ın hayatı…6” kayıtlarında son derece önemli bilgiler aktarmaktadır. Bu kayıtlar Ermeni bilimi için çok değerli olmalarına rağmen bugüne kadar yayınlanmamıştır.

Poğos vardapet Meheryan Muş vilayetinin Arinç köyünde 1729 yılında doğmuş ve 1767 yılında papaz olmuştur7. Meheryan, Mkhitaryanlılar için çeşitli yerlerde değerli el yazmaları toplamıştır8. 1775 yılında Karin’de (Erzurum) seyyar satıcılıkla uğraşan bir muganniyi, taşradan kendisi için el yazmaları satın almakla görevlendirmişti. Muganni, Hemşin’de 60 yıl önce zorla İslam’ı kabul etmiş bir Ermeni’nin evinde gecelediğinde ev sahibinin her Cumartesi akşamı atalarından miras kalan İncil’in (gerçekteyse Maştots) önünde kandil yaktığını öğrenmiş. Muganni sayısız ricalar sonucunda bu el yazmasını satın almış, daha sonra Poğos bunu Venedik’e göndermişti. 9–10 yy.a ait olan bu el yazması bugüne kadar bilinen en eski Maştots olarak tanınır9.

P.Meheryan, Avrupa’da (Macaristan, Almanya, Hollanda, İtalya vs.) ve Doğu’da (Türkiye, Mısır, Suriye vs.) bulunmuş Hindistan’a dahi varmış ve 1811 yılında 82 yaşındayken seyahatleri hakkında çok değerli hatıralarını kaleme almıştır. Meheryan, Venedik’teki Surp Ğazar adasında 26 Şubat 1814’te10 85 yaşında vefat etmiştir.

Poğos vardapet Meheryan’ın bu el yazması hatıralarını ilk değerlendiren Barseğ vardapet Sargisyan olup kendi “Manike-Pavlik Tondraklılar tarikatının incelemesi ve Gr.Narekatsi’nin mektubu” (1893y.) kitabında P.Meheryan’ın “Khevak köyündeki 200 Türkleşmiş Ermeni aileleri hakkında yazdığını” kaydedip dipnotta “Elyazmaları bölümünde bulunan bu yayınlanmamış yazıların pek ilginç olup modern tarih ve Ermenilerin o zamanki zor şartları hakkında önemli bilgiler içermektedir11”, diye yazmaktadır.

B.Sargisyan’ın bu satırlarının yayınlanmasından bir yüzyıl sonra Meheryan’ın hatıraları hâla yayınlanmamıştı. 1992 yılında kısa bir süre için Venedik’teki Surp Ğazar adasında bulunduğum zaman Poğos vardapet Meheryan’ın hayat hikâyesini şahsen görme ve Müslüman Ermeniler hakkındaki kısımları okuma imkânı buldum. Poğos vardapet Meheryan, 1776 yılında Khotorcur’da Karmirk ve Mokhrakuyt köyleri mugannilerinin papazlığa terfi etme töreni esnasında Hamamşen sancağındaki Khevak köylü muganni Serobe’yi de getirdiklerini anlatır. Khotorcur’un yaşlı papazları, Khevaklıların Türkleşmesi esnasında 5–6 hanenin dinlerini değiştirmediğini ve kendilerinin de onlara papazlık ettiklerini anlatmaktadır. Bu Serobe’nin ihtiyar babası hastalandığında Hıristiyan hemşerilerini çağırıp kendi köylerinden 200 hanenin Türkleştiklerini ve papazları olmazsa kendi çocuklarının da kaybolup gideceklerini anlatır. Sonra, 2000 altın miras bırakıp 9 yaşındaki oğlu Serobe’nin Khotorcur’daki papaz Ter Hakob’un yanına gönderilip tahsil görmesi ve vakti geldiğinde papaz olarak kutsanmasını vasiyet eder. Vasiyetini bildirdikten sonra ihtiyar ölür. Vasiyeti gerçekleştirilir ve 1776 yılında Serobe Karmirkli ve Mokhrakuytlu mugannilerle beraber papaz olarak kutsanır12.

Yazıtlardan, papaz olduktan sonra Ter Serobe ve Poğos vardapet Meheryan’ın Khevak köyüne gittikleri ve İslamlaşmış köylülerin sağdan-soldan gelip Meheryan’ın elini öptükleri hakkında bilgi alıyoruz. P.Meheryan, Serobe’nin evinde kalıp kendileri ile beraber gelmiş olan diğer papazlar Ter Petros ve Ter Avetis ile evde ayin yaptıkları, din değiştirmiş köylülerin bunu görmek için toplandıklarını aktarmaktadır. Köyde yarı yıkık bir kilisenin bulunduğunu öğrenen P.Meheryan gidip kapalı kapısını açar, beş altı köylü ile kiliseyi temizleyip tamir eder ve papazlarla birlikte ayin yaparlar. Din değiştirmiş olan Khevaklılar kilisede toplanır ve din adamları cübbe ile haçlarıyla kiliseden çıkıp Hıristiyanların mezarlarını takdis etmeye gittiklerinde Müslüman Khevaklılar, kendi atalarının da Hıristiyan olduklarından dolayı, onların da mezarlarını takdis etmeleri için yalvarırlar. Başta ihtiyarlar olmak üzere köylülerin bir kısmı, dinlerini değiştirmiş olduklarından dolayı yakınıp günah çıkartmak için rica ederler. Poğos Meheryan, Ter Serobe’ye köydeki Hıristiyanların ruhani taleplerini karşılamayla görevlendirir, kendisi ise Artvin’e gider. Artvin yolunda, Çoruh kıyısında harika zeytin ve nar bahçeleri görür. Yerlilerden meyve almak isteyince ona: “bahçeye gir ve atalarımızın ruhu için istediğin kadar meyve topla çünkü onlar Hıristiyan’dı” -derler. Poğos, bu insanların Müslüman olmalarına rağmen elini öptüklerini, evlerine götürdüklerini ve İncil’e inandıkları için kendisinden hastaların üzerinde İncil okumasını istediklerini yazar13.

Poğos vardapet Meheryan’ın biyografisinde yer alan Müslüman Ermeniler hakkındaki bölümler Hemşin’deki Khevak köyü ve Çoruh havzasındaki Ermenilerin din değiştirme zamanları, derecesi ve atalarının inançlarını koruma çabalarına dair çok önemli bilgiler içermektedir. Ayrıca bu notlardan, Hemşinli Ermenilerin yaşadığı Khevak köyünün, daha 17. yy. ikinci yarısında Katolikleşme yolunu tutmuş olduğu ve Ermeni Apostolik Kilisesi papazı bulunmadığından dolayı anlatılan dönemde çoktan Katolik olmuş olan komşu Khotorcur köyünün14 Katolik papazlarına başvurduğunu da öğrenmekteyiz.

Yukarıda anılan bölümlerden biri, daha 1919 yılında “Bazmavep” dergisinde B. Sargisyan tarafından özetle anlatılmış olmakla birlikte, maalesef ana metne sadık kalmayıp, Poğos’un, İncili Arapça açıkladığını belirtir. Oysa ana metinde benzer bir ifade yer bulmamakta ve bu şekilde Khevaklıların Arapça konuşmuş olduklarına dair yanlış bir kanı doğurmaktadır15.

Sunumumun sonunda konferans katılımcılarına P. Meheryan’ın hatıralarından bazı parçalar sunmak isterdim. Bu konu, tarafımdan “Patma-Banasirakan Handes”in (“Tarih-filoloji dergisi”) 2004 yılının 3. sayısında daha ayrıntılı irdelenmiştir.

***

“… Karmirg köyünden iki muganni, Mokhrakuyt köyünden bir muganni ve Hamamşen sancağı Khevak köyünden bir başka muganni getirdiler. Karmirgli papaz ve köylüler ve Mokhrakuytlular kendi mugannilerini papazlığa terfi ettirme isteklerini dile getirirken Khevaklı Serobe için kendi köyünden kimse bulunmamaktaydı. Bunun üzerine Khotorcur’un yaşlı papazları, Khevaklıların Türkleştikleri zaman 5–6 hanenin Hıristiyan kaldıklarını ve Khotorcurlu papazların oraya gidip geldiklerini anlattılar. Muganni Serobe’nin ihtiyar babasının hastalandığında Khevak’taki Hıristiyan kardeşlerini çağırıp şunu dediğini anlattılar: “Sevgili kardeşlerim, köylülerimizden 200 hanenin Türkleştiklerini biliyorsunuz. Kutsal dinimiz Tanrımızın yardımı ile bizi korudu, şimdi ise papazımız yok. Bizim ve evlatlarımızın papazsız kaybolacaklarımızdan korkarım”. Ona, “Baba, ne yapalım?” diye sorarlar. İhtiyar onlara, “İşte, oğlum Serobe 9 yaşında. Size 2000 altın veriyorum, Serobe’yi Khotorcur’a gönderin, oradaki başpapaz (metsavor) Ter Hakob’un yanına, orada kalsın ve okusun. Vakti gelince oradan getirin, papaz kutsayın ki evlatlarımız köylülerimiz gibi kaybolmasın” diye vasiyet edip ölür. Ve onlar vasiyetini yerine getirirler. Bunu Khotorcur’un başpapazı Ter Hovsep, Çiçapağlı ihtiyar Ter Margar, Syunyats köyden Ter Aleksan ve Ter Karapet, Kağmkhut’tan Ter Poğos, Khantadzor’dan Ter Hovhannes şahadet ettiler.

…İki Karmirkli, bir Mokhrakuyt’lu muganni ve Khevaklı Serobe, papazların ve halkın isteğine göre papaz kutsandı.

Artvin yolculuğum hakkında

8. bölüm

Khotorcur’da Surp Meryem törenini yerine getirdikten birkaç gün sonra yeni papazlar Mokhrakuyt’lu Ter Avetis, Hamamşen’li-Khevak’lı Ter Serobe ve Çiçapağ’lı Ter Petros’u alıp Mokhrakuyt’a gittim. Orada Ter Avetis törenle ve ilahilerle ayin ifa etti, ayin sonunda onu tören giysileriyle alıp ilahiler ve ziller eşliğinde Ermeni törelerine göre eve uğurladık.

… Birkaç gün geçtikten sonra yanıma Ter Petros’u, Ter Avetis’i ve Hemşin’li Ter Serobe’yi alıp Hamamaşen’deki Khevak köyüne gittik, fakat yolda, sarp dağlarda tipiyle karşılaştık. O denli şiddetli bir soğuk vardı ki, hepimiz de hayatımızdan umudu kesmiştik. Ben onlara zorla bir şeyler yedirmeye çalıştım, fakat et donup taş gibi olmuştu, helva da o kadar taşlamış ki yenecek durumda değildi. Eylül ayı idi. Söylediklerine göre buradan Ekim ayında kimse geçemezmiş, Khevak’a herkes Çoruh çayı yoluyla gidermiş. Dağdan inip Khevak’a gittik. Köye girince köydeki Türkleşmiş erkekler ve kadınlar sağdan-soldan elimi öpüyorlardı. Serobe’nin evinde kaldık. Varlıklı amcaları vardı. İlkin evde masa kurduk ve ben, Ter Petros ve Ter Avetis ile ayin yaptık. Türkleşmiş olanlar da ayini görmeye geliyorlardı. Onlara, “Burada kilise var mı?” diye sordum. “Evet, var, ama viran”, dediler. Kiliseyi tamir etmenin kolay olduğunu görünce hemen tamir ettim. Beş altı kişiyle beraber temizledik, sonra ayin masasının sabit taşını su ve şarapla yıkadım çünkü takdis edilmişti. Kapı da kapalı idi, kimse oraya girmemiş ve çıkmamıştı. Bu nedenle takdis ettim ve üç papazla ayin düzenledik. Gel gör ki ayin zarfında dinlerini değiştirenler kiliseyi doldurdular ve onları asamla kovamadım. Bu din adamı Khevaklıları Ermenileştirmek için gelmiş diye yabancılara ihbar etmelerinden korktum. Eylül ayındaysa dört papazla Büyük Haç bayramını büyük tören ile kutladık.

…Ayinden sonraysa milli geleneğimize göre biz cübbe ve haç ile kiliseden çıkıp Hıristiyanların mezarlarını takdis etmeye gidince Müslüman Khevaklılar etrafımıza toplandılar, atalarının mezarları üstüne yemekler koyup beni, “Gel bizim atalarımızın mezarlarını da takdis et, çünkü onlar da Hıristiyan idiler” diye yalvardılar. Başta ihtiyarlar olmak üzere bazıları Müslüman oldukları için dövünüp günah çıkartmak için rica ediyorlardı. Fakat birkaç ihtiyar kadın dinlerini değiştirmemişlerdi, onlara dinimizin gerekli unsurlarını öğrettim ve günahlarını çıkarttım. Yeni papaz olan Ter Serobe’yi de onlara göz kulak olmakla görevlendirdim. Khotorcurlu Ter Petros’u Khevak’ta bırakıp, Ter Serobe’yi alıp Khevak’tan bir saat uzaklıktaki evlerine gittim. Onların evi büyük ağaçlardan meydana gelmiş bir ormanın içinde idi ve koyunların, öküzlerin, ineklerin ve arıların bulunduğu çiftlikler arasındaydı. Bu küçük evde geceledikten sonra sabahleyin ikimiz ayin düzenledik. Sonra çiftliği, koyunları ve öküzlerini kutsamamızı rica ettiler. Ayinden sonra yemek yedik. Yolculuk için kumanya da hazırlamışlardı ve bize kar gibi beyaz bal, lezzetli tereyağı, mükemmel peynir vs. verdiler. Ve oradan yola çıkıp dağdan dereye indik ve Çoruh çayı kıyısına vardık.

…Ve biz Çoruh çayının zeytin ağaçları, bağları ve güzel meyve bahçeleriyle bezeli kıyısı boyunca gidiyorduk. Ben çok yerlerde dolaşmış, fakat buradaki gibi harika ve bol meyve görmemiştim. Meyveler yol üstüne dökülmüştü ve yoldan geçenlerin ayaklarının altında ezildiğinden meyve şırası su gibi yol üstünü kaplamıştı. Büyük nar ağaçları vardı ve dalları birbirine geçmişti, ben beygir üstünde ağaçların altından geçerken olgun narlar dallardan asılmış ya da yol üstüne dökülmüştü. Ben onları alıp tatlı-tatlı yiyordum. Ben onlara, “Neden böyle şahane meyveleri ziyan ediyorsunuz?” diye sorduğumda “Ne yapalım? Satın alan yok”, diye cevap veriyorlardı. Ben onlardan parayla meyve isterken, “Bahçeye gir ve istediğin kadar topla, ye, al ve git, bu ağaçları dikmiş olan atalarımızın ruhları için, çünkü onlar Hıristiyan idiler” -diye yanıtlıyorlardı. Onların ataları dinlerinden dönmüş olsa da bunlar çok yumuşak huylu ve konuksever, nezaketli olup Hıristiyan gibi elimi öpüp evlerine götürüp hastaları üzerlerinde İncil okumamı rica ediyorlardı çünkü kutsal İncil’e inanıyorlardı. Khevak’tan Artvin’e üç günde vardık, 5 Ekim 1776’da Ter Hovsep’in evinde geceledim. O ve şehirliler bizi sevgiyle karşıladı…”

Karmirg, Mokhrakuyt, Çiçabağ, Sünyats, Kağmkhut, Khantadzor – Kiskim (Berdagrak) kazası, Khotorcur köy grubu köylerinden.

 

NOTLAR

 

1. Ğ.İnciciyan, “Dünyanın dört yanının coğrafyası”, Birinci bölüm, cilt I., Venedik, 1806, s. 396-397 (Ermenice);

2. M.Bıjışkyan,  “Karadeniz’deki Pontus tarihi”, Venedik, 1819, s. 92-93, 97 (Ermenice);

3. K. Koch. “Wanderungen im Oriente während der Jahre 1843 und 1844”, II, “Reise im pontischen Gebirge und türkischen Armenien”. Weimar, 1846.

4. S.Haykuni, “Kaybolmuş ve unutulmuş Ermeniler (Trabzon’daki Ermeni-Müslüman köyleri ve adetleri)”. – “Ararat”, Vağarşapat, 1895, No 7, s. 239–243, No 8, s. 293–297 (Ermenice); S.Haykuni, “Ter Karapet papaz Toroslitsi. – Yeni Ermeni şahitler (1155–1843)”, editörler H.Manandyan ve H.Açaryan, Vağarşapat, 1903, s. 702–709 (Ermenice); (H.Açaryan, Haykuni’ye atıfta bulunup aynısını “Hemşin lehçesi incelemesi” kitabında anlatmıştır, Yerevan, 1947, s. 5–8 (Ermenice)); S.Haykuni, “Hovsepli sülalesi ve tuhaf haydut Abriyom Trabzon Ermeni köylerinde, 1795–1840”, Vağarşapat, 1905, s.5–8 (Ermenice);

5. P.Tumayants, “Pontus Ermenileri: Trabzon’un coğrafi ve politik durumu”. – “Luma”, Tiflis, 1899, Temmuz, s.174–177 (Ermenice);

6. “Poğos vardapet Meheryan’ın hayatı, kendi tarafından 1811 yılında Venedik’teki Aziz Ğazar manastırında yazılmış”, Venedik’teki Mkhitaryan manastırı el yazmaları kütüphanesi, el yazması No 560 (Ermenice);

7. “Mkhitar yıldönümü 1701–1901”, Venedik, Aziz Ğazar, 1901, s.218 (Ermenice);

8. B.Sargisyan, G.Sargsyan, “Venedik’teki Mkhitarlıların el yazmaları kütüphanesindeki Ermenice el yazmaları ana listesi”, cilt 3, Venedik, 1993, s. 19–20 (Ermenice);

9. B.Sargisyan, G.Sargsyan, aynı yerde, s. 4–5,

S.Çemçemyan, aynı yerde, s. 19, H.Gr.S.A.Maştots. – “Bazmavep”, 1949, No 5–6, s. 114–115 (Ermenice);

10. “Mkhitar yıldönümü”, s. 218 (Ermenice);

11. B.Sargisyan, “Manike-Pavlik Tondraklılar tarikatının incelemesi ve Gr.Narekatsi’nin mektubu”, Venedik, Aziz Ğazar, 1893, s. 102 (Ermenice);

12. “Poğos vardapet Meheryan’ın hayatı, kendi tarafından 1811 yılında Venedik’teki Aziz Ğazar manastırında yazılmış”, Venedik’teki Mkhitaryan manastırı el yazmaları kütüphanesi, el yazması No 560, s. 161, 162,164. 

13. Aynı yerde, s. 167–170;

14. H.Hulunyan ve M.Haçyan, “Khotorcur hatıradefteri”, Viyana, 1964, s. 165 (Ermenice); G.Hofmann.   “Il vicariato apost. di Constantinopoli, 1453–1830”. Roma 1935, s. 128–129, bkz. Khotorcur hatıradefteri, s. 166;

15. B.Sargisyan, “Bağımsız Ermenistan lehine yeni bir istatistik teorisi”. – “Bazmavep”, 1919, No 9, s. 284-285.

 

HEMŞİN VE HEMŞİNLİ ERMENİLER

(k o n f e r a n s   m a k a l e l e r i)

ERIVAN  – 2 0 0 7