Sis

Sis, Assis, Assisum, Kozan, Komnat, Hisn Sisiya, Sebastoz, Sisa, Sisan, Sisia, Sisiye, Sisin, Sision Kastron, Sisuan, Ossia. Ovalık Kilikya’nın Adana Vilayeti’nde, Kozan Kazası’ndaki Sis Nehri ve bu nehrin bir kolu olan Antsmıntsuk Deresi kıyısında, Sis Dağı’nın kuzeydoğu yamacında ve kayalık eteklerinde, deniz seviyesinin 290 m. yüksekliğinde bulunan şehir. Şehir, Ovalık Kilikya’nın geniş ve verimli toprakları, portakal, limon, badem, zeytin, üzüm ve diğer farklı meyve ağaçları, çeşitli sebzelerin yetiştirildiği zengin ve güzel bostanları ve pirinç tarlalarıyla çevrelenmişti. Antik dönemlerden beri Sis şehrinin adı geçmektedir. Bazı araştırmacılar bu şehri Çiçeron’un belirttiği (M.Ö. I. yüzyıl) Pindenisos Kalesi, bazıları ise Plavias veya Plaviopolis ve Brielik şehirleriyle özdeşleştirmektedir.

Sis ismi Sami kökenli olup “rahip, din adamlarının yerleşim yeri” anlamına gelmektedir. Antik dönemde Sis, Roma’ya, daha sonra ise Bizans’a tabi olmuştur. V.-VI. yüzyılları Roma ve Bizans kaynaklarında sıklıkla adı geçmektedir. Şehir VIII. yüzyıl başlarında Araplar tarafından işgal edilmiştir. O dönemlerin Arap tarihçileri, Sis nüfusunun büyük oranda Ermenilerden müteşekkil olduğunu belirtmektedir. XI. yüzyıl ortalarında Büyük Hayk’tan Kilikya’ya göç eden Ermeniler sayesinde bölgenin ve şehrin etnik yapısı nihai olarak Ermeniler lehine değişime uğramıştır. Sis’in ilerleme dönemi de Ermeni feodal beyliklerinin güçlenmesi sonucunda 1198 yılında ortaya çıkan Kilikya Ermeni Krallığı döneminde başlamıştır.

Şehir, stratejik açıdan uygun bir yerde bulunmakta olup, kıyıdan uzakta bulunduğundan dolayı daha korunaklıydı. İçinden geçen başlıca ticaret yolları şehrin ekonomik ve kültürel gelişmesine katkı sağlamıştır. Sis, XII. yüzyıl ortalarından itibaren Kilikya Ermeni Rubinyan beyliğinin merkezi, kral II. Levon (1198-1219) zamanında ise Ermeni krallığının başkenti olmuştur. O dönemde şehir sağlam surlarla çevrelenmiş, krallık sarayı, dini ve toplumsal yapılar inşa edilmiştir. Sis, I. Hetum’un krallığı yıllarında (1226-1270) ve halefleri döneminde daha da güzelleşip yapılandırılmıştır. Hetum döneminde inşa edilmiş göze çarpan binalardan, düzgün kesilmiş taşlardan ve siyah mermerden inşa edilmiş olan, Darpas adlı kralın yeni sarayını sayabiliriz.

Şehrin yakınında bulunan ve sivri, ulaşılması zor Sis Dağı üzerinde, Ermeniler tarafından inşa edilmiş olan güçlü ve sağlam Sis Kalesi bulunmaktaydı. Kalenin yüksek burçları, gözetleme kuleleri ve kalın, dişli surları şehir güvenliği için emin bir güvence teşkil etmekteydi.

Sis, aynı zamanda önemli bir dini merkez, Kilikya veya Sis ortak katolikosluğu makamı olmuştur. Katolikosluğun, 1441 yılında Ecmiadsin’e naklinden sonra Sis, Kilikya katolikosluğu makamı olarak kalır. Burada sık-sık düzenlenen kilise toplantılarında, tüm Ermenistan’la ilgili önemli kararlar alınmaktaydı. Farklı dönemlerde şehirde on beş kilise inşa edilmişti. Bunlar Surb (Aziz) Atanagine, Surb Astvadsadsin, Grigor Lusavoriç, Surb Ecmiadsin, Surb Hakob, Surb Hogi, Surb Hripsime, Surb Marine, Surb Nigoğayos, Surb Nışan, Poğos-Petros, Surb Sargis, Surb Simeon, Surb Sopi, Surb Stepanos kiliseleridir. Kral II. Levon, Surb Stepanos kilisesinde gömülmüştür. Kiliselerde, yapılışı veya restorasyonlarıyla ilgili yazılar, freskler ve süslemeler bulunmaktadır. Sis’te ayrıca Asurlu, Yunanlı, Haçlı, Cenovalı ve Venediklilere ait kiliseler bulunmaktaydı. Asur katolikosu XIII. yüzyılda Sis’te oturmaktaydı. Şehrin çevresinde de Ermeni ve Asur manastırları ve kiliseleri bulunmaktaydı.

Sis’in dini kurumları aynı zamanda bilim ve yazım merkezleri olmuştur. Şehirde, başkente yakışan yüksek okullar vardı, bunların arasında, Ermeni bilim ve yazım dünyasının ünlü uzmanlarından Mıkhitar Goş, Kirakos Gandzaketsi, Vardan Areveltsi (XIII. yüzyıl) ve diğerlerinin eğitim görmüş olduğu Nerses Lambronatsi’nin üniversitesi büyük ün kazanmıştı. Hovhannes Yerzınkatsi’nin belirttiğine göre Sis’te ayrıca bir tıp üniversitesi eğitim vermekteydi. Sis’te zengin ve çok dilli kitaplarla bezeli kütüphaneler vardı. Farklı bilim dallarıyla ilgili çok sayıda elyazması burada yaratılıp kopyalanmaktaydı. Bu kitaplardan on beş kadarı günümüze kadar gelmiştir.

Toplumsal-hayır kuruluşları içinden, 1241 yılında kraliçe Zabel’in kurduğu Sis hastanesi ünlüydü. Kraliçenin kendisi, hastanenin ilk gönüllü hastabakıcılarından olmuştur. Sis’te sık-sık dünyevi ve dini etkinlikler, taç giyme törenleri, yabancı elçilerin kabulü, kilise toplantıları yapılıp önemli kararlar alınmaktaydı. Kilikya Ermeni Krallığı’nın henüz güçlü olduğu XIII. yüzyılda, yabancı istilâcılar ve depremler tarafından şehirde meydana gelen tahribatlar hızla restore edilmekteydi.

Lakin XIV. yüzyılda siyasi durumun kötüleşmesiyle Kilikya Ermeni Krallığı, Mısır Sultanlığı tarafından gelen güçlü darbelere dayanamaz. Sultan Melik Aşraf’ın orduları 1375 yılında Kilikya’ya akın edip Sis şehrini kuşatır. Tüm şehrin büyüklü-küçüklü, kadınlı-erkekli olarak düşmana kahramanca karşı koymasına rağmen şehri kurtarmak mümkün olmaz ve 1375 yılı baharında Sis şehri düşman tarafından işgal edilip talana ve yıkıma maruz kalır. O andan itibaren Kilikya Ermeni Krallığı’nın varlığı sona erer. Toplu katliamlardan kurtulanların birçoğu kral V. Levon ve diğer soylularla birlikte esir alınarak Mısır’a sürülür. Bu olaydan sonra Sis şehri uzunca bir süre Türkmen aşiretlerinin saldırılarına ve çapulculuklarına maruz kalır. 1487 yılında şehir Osmanlılar tarafından işgal edilir.

Sis Ermenileri, krallığın yıkılmasından sonra ve yabancı hâkimiyet altında da bir şekilde şehri idare etme hakkını ellerinde tutmayı başarmışlardı. 1915-18 yıllarına kadar Sis’te 10000 Ermeni yaşamakta tarım, zanaatlar ve ticaretle uğraşmaktaydı. 6 kiliseleri ve5 okulları vardı. XIX. yüzyıl ortalarından itibaren şehirde, Kilikya Katolikosluğu’na bağlı ruhban okulu faaliyet göstermekteydi.

Sis Ermenileri, 1909 katliamlarından büyük darbe aldılar ve 1915-18 yıllarında topluca imha edildiler veya Türk katliamcılar tarafından tehcir edildiler.

30 Mayıs 1920 Türk-Fransız ateşkes antlaşmasıyla Sis şehri Türklere teslim edilince, kalan Ermeniler de vatanlarını terk edip göç ettiler. Günümüzde, kral I. Hetum’un sarayı, kale surları, kuleler ve kiliselerin çilekeş harabeleri şehrin bir zamanların görkeminin kanıtları olarak durmaktadır.

Müzisyen Grigor Khul (XII. yüzyıl), tarihçi, din adamı ve siyasetçi Nerses Palianetsi (XIII.-XIV. yüzyıl), yazar Grigor Gülyan (1912-1974), New York Bilimler Akademisi üyesi ve Ermenistan Bilimler Akademisi yurtdışı üyesi, biyokimya uzmanı Manase Sevak (Karagözyan) (1897-1967) vd. Sis doğumludur.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Hoş Geldiniz

Batı Ermenistan ve Batı Ermenileri’yle ilgili bilgi alış verişi gerçekleştirme merkezinin internet sitesi.
Bu adresten bize ulaşabilirsiniz:

Son gönderiler

Sosyal Medya

Takvim

August 2025
M T W T F S S
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031