Urfa (Yedesia), Antiokya, Antiokia, Ar-Ruha, Yedesa, Yedessa, Edesa, Edessa, Hustinianupolis, Rages, Rakhab, Roaya, Rotasia, Rohas, Rua, Rugayi, Ruha, Raga, Urha, Urfah, Ur, Ura, Urha, Urhoa, Orkhoe, Orhay, Orre, Orrha, Orrhoe. Eskiden Ermeni Mezopotamyası olarak da anılan Yukarı Mezopotamya’da bulunan şehir. Batıdan ve güneyden dağlarla çevrili bir düzlükte kuruludur. Asıl şehrin bulunduğu yer su açıdan yoksun olmasına rağmen çevrede 2 gölcük bulunmakta, içme suyu ise uzaktan getirilip şehrin mahallelerine dağıtılmaktadır.
Yunan, Roma-Bizans, Asur, Ermeni, İran, Arap ve diğer tarihçiler Yedesia’yla ilgili bilgiler sunmaktadır. Antik dönemde ve kısmen de ortaçağda genellikle Yedesia, daha yeni dönemlerde ise Araplar ve daha sonra da Osmanlılar tarafından Urha veya Urfa olarak adlandırılmıştır. Şehrin kuruluşuyla ilgili birkaç anlatılar vardır. Bunlardan birine göre Yedesia, Bel tarafından kurulmuş, bir diğerine göre ise İncil’de belirtilen Ur şehrinin yıkıntıları üzerinde kurulmuş olup Büyük İskender’in veya generali Selevkos’un kızı Edese’nin adıyla Yedesia olarak anılmıştır. Yunan ve Roma tarihçilerine göre Yedesia, Asur kralı Selevkos (M.Ö. IV. yüzyıl) tarafından kurulmuştur.
Diğer kaynaklara istinaden Yedesia, sarayını Mıdsbin şehrinden buraya taşımış olan Ermeni kralı Abgar tarafından temelden inşa edilmiştir. Aynı kaynaklara istinaden Abgar, Yunan-Roma tiyatroları örneğiyle bir tiyatro binası, görkemli bir saray ve kiliseler kurmuştur. Aynı kaynakların belirttiğine göre Abgar’ın halefi olan kral Yervand ise Yedesia’yı Roma’ya bırakıp Armavir kentine oradan da kendi kurduğu Yervandaşat’a yerleşmiştir.
Yedesia, küçük Osroeni krallığının (M.Ö. II. yüzyıl) başkenti olmuştur. Kral II. Tigran zamanında (M.Ö. 95-56) bu krallık Ermeni devletine bağlanmış, başkenti Yedesia ise Ermeni kültür merkezlerinden biri olmuştur. Lakin Yedesia Ermeni devleti bünyesinde uzun zaman kalmayıp M.Ö. 60’lı yıllarda Roma’ya geçer, sonraki çağlarda ise uzunca bir süre Bizanslılar, Persler, Araplar vs. arasında el değiştirir.
Yedesia, 1144 yılında Halep emiri Zangi tarafından yıkılıp halkı katledilir. Şehir için bir karayazı olan bu felaketle ilgili olarak Nerses Şnorhali “Voghb Yedesiyo” (Yedesia’ya ağıt) adlı tanınmış ağıtını yazmış, vatansever yazar, gelişmiş şehrin yıkımı ve halkın topluca katledilmesini acıyla anlatmıştır. Yedesia, daha sonraları Osmanlı egemenliği altında kalmış, günümüzde de Türkiye’nin basit bir şehri olarak varlığını sürdürmektedir.
Antik çağlarda Yedesia büyük bir kültür merkezi olmuştur. Şehirde gelişmiş okullar, farklı yerlerden öğrenim için gelen öğrencilerin okuduğu ruhban okulu mevcuttu. Çok sayıda Ermeni genci de Yedesia’da öğrenim görmüştür. Ermeni alfabesi burada hazırlanmış, XII. yüzyıl Ermeni tarihçisi Mateos Urhayetsi burada doğmuştur.
Yedesia, tahkim edilmiş bir şehirdi. Şehrin güneyinde bulunan sivri kayalık kütlesi üzerinde inşa edilmiş sağlam bir kaleye sahipti. XIX. yüzyıl başında kalede yaşayan 60 hane Müslüman’ın, Ermeni kilisesinden çevirme bir camileri vardı. Beyaz granitten yapılmış surları şehri dört taraftan kuşatmaktaydı. Surların etrafı 10-12 km. uzanan derin bir hendekle çevrelenmişti.
Eski ve ortaçağ Yedesia’sının nüfusu hakkında inandırıcı bilgiler bulunmamakla birlikte, bu sayının 50-60 binden az olmadığı tahmin edilmektedir. Şehrin nüfusuyla ilgili daha yeni zamanların kaynakları da çelişkilidir. XIX. yüzyıl başında Yedesia’da 12000 hane bulunmaktaydı ve bunların 2000’i Ermenilere aitti.
Birinci Dünya Savaşı arifesinde şehirde yaşayan 55 bin nüfusun 12000’ini Ermeniler teşkil etmekteydi. 1959 yılında 59910, 1970’te yaklaşık 100 bin nüfusa sahip olmuştur. 1895 ve 1915 yıllarındaki Ermeni katliamları esnasında Yedesia’da binlerce Ermeni katledildi, hayatta kalanlar ise farklı yönlere tehcir edildi. Günümüzde burada yaşamakta olan 1000 kadar Ermeni tehcirden dönenlerden oluşmuştur. Yedesia Ermenileri zanaatlar ve tarımla uğraşmaktaydı. En yaygın zanaat kolları dokumacılık, halıcılık ve çömlekçiliktir. Günümüzde hafif endüstri ve gıda endüstrisi gelişmiştir.
Yedesia, yeni dönemlerde de Ermeni kültürünün önemli merkezlerindendi. Birinci Dünya Savaşı’na kadar şehirde 99 öğretmenli 15 okul vardı. Şehirde, Ermenilerin kültürel kuruluşları, cemiyetleri, tiyatroları, kütüphaneleri ve gençlik dernekleri, içlerinden birinin inşasının kral Abgar tarafından yapıldığı rivayet edilen 3 kilisesi vardı. Şehirde var olan kiliselerden bazıları Surb (Aziz) Hovhannes, Surb Sargis, Surb Sopin, Surb Toros vs. idi. Yedesia’nın 15 camilerinden 10’u XII.-XVII. yüzyıl arasında camiye çevrilmiş eski Ermeni kilisesinden oluşmaktaydı.
Şehrin sokakları kaldırım taşlarıyla döşenmişti. En ünlü yapılardan paşanın saraylarını, farklı yönetim binalarını ve yukarıda belirtilen tarihi-savunma anıtlarını sayabiliriz. Yedesia ve çevresi farklı zamanlarda yapılan anıtlar ve eski eserler, manastırlar, kiliseler, camiler, kaleler ve yerleşim yerlerinin kalıntılarıyla zengindir.
Leave a Reply