Adana

Adana, Atana. Ovalık Kilikya’da, Saros (Sihon, Seyhan) Nehri kıyısında bulunan şehir. M.Ö. V. yüzyılda bu şehirden bahsedilmektedir. M.Ö. III.-II. yüzyıllarda Helenistik kültür merkezi olmuş, Roma hâkimiyeti döneminde (I.-IV. yüzyıllar) ordugâha dönüştüğünden dolayı kültürel hayatı önemli oranda gerilemiştir.

Bizans imparatoru I. Jüstinyen (527-565) döneminde belli bir oranda yapılanma ve tadilat geçirmiştir. Saros Nehri üzerinde VI. yüzyılda kurulan Taşköprü (22 kemerli, kemer açıklığı yaklaşık200 m.) hâlen ayaktadır.

Ermeniler, Adana’da her zaman için çoğunluk teşkil etmişlerdir. Hetumyan hanedanlığının kurucusu Gandzak Beyi Oşin aynı yüzyıl başında Adana’da hüküm sürmekteydi.

1097 yılında haçlılar tarafından zapt edilmiş, I. Levon 1130’lu yılları başında Ovalık Kilikya ile birlikte Adana’yı da kurtarıp Rupinyan derebeyliğine bağlamıştır. XII.-XIV. yüzyılda şehir gelişme dönemini yaşayarak Ermeni kültürü, zanaatı ve ticaretinin önemli bir merkezine dönüşmüştür.

Adana’da, XII. yüzyılın ikinci yarısında krallık sarayı, Surb (Aziz) Astvadsadsin ve Surb Stepanos kiliseleri (eski kiliselerden Surb Hakob ve Surb Morotun belirtilmektedir) kurulmuştur. Şehrin batı bölümünde, nehir kıyısında yükselen bir kayanın üzerinde kale inşa edilip kuleli surlarla çevrilmiştir (1836 yılında Osmanlılar tarafından yıkılmıştır).

Adana, XIV. yüzyıl başında “şahane, kral şehri” olarak anılmakta, 1316 yılında bu şehirde düzenlenen dünyevi ve ruhani büyüklerin “yurt kurultayı” Ermeni ve Katolik kiliselerinin birleşmesi konusunu görüşmüştür.

Adana, Ermeni krallığının yıkılışından sonra (1375) Mısır, Arap ve Osmanlı orduları tarafından ele geçirilerek yakılıp yıkılmıştır. Şehir, 1378 yılında Ramazan aşiretine ait Türkmenler, XV. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ise Osmanlılar tarafından işgal edilmiştir.

Muazzam Surb Hakob kilisesi işgalciler tarafından camiye dönüştürülüp Ulu Cami olarak adlandırılmış, fakat Adana Ermenilerinin benliğini uzun sürede yok etmeye muvaffak olamamışlardır. XII. yüzyılda şehrin ileri gelenleri olarak sürekli Ermeni khocaların (hoca, emir) ismi geçmektedir (Khaçatur, Sargis, Manuk vs.)

XIX. yüzyıl ortalarından itibaren Adana Vilayeti’nin merkezi olmuştur.

XIX. yüzyıl başında Adana’da yaşamakta olan 12600 (300 hane) Ermeni’nin bayındır evleri (büyük kısmı iki katlı) meyve bahçeleri, bağlar ve çiçek bahçeleriyle çevriliydi.

Şehrin endüstrisi ve ticareti Ermenilerin elindeydi. Çok sayıda fabrika (çuha, kumaş, pamuk, boya, içki, bira vs.), atölye (kuyumculuk, gümüşçülük, halıcılık, kilimcilik, dericilik, çömlekçilik vs.), değirmenler vardı.

Adana Ermenilerinin tiyatroları, hastaneleri, okulları (Abgaryan, Aşkhenyan, Aramyan vs.), kiliseleri (Surb Astvadsadsin, Surb Stepanos, Anarat Hığutyun, Surb Kuys), bu kiliselere ek olarak ilkokulları ve matbaaları vardı.

1909 yılında Osmanlı hükümeti tarafından düzenlenen katliamlarda binlerce Adanalı Ermeni hayatını kaybetmiştir. Büyük sayıda Adanalı Ermeni de 1915 Soykırımı esnasında yok edilmiştir.

Ermeni-Fransız ortak orduları 1919 yılında Kilikya’yı kurtarınca, hayatta kalan Ermenilerin büyük bir kısmı yurtlarına dönerek ekonomiyi tekrar ayağa kaldırma işine soyunmuşlardır.

Adana’da, 1919-22 yılları arasında Ermeni harfleriyle Türkçe olarak üç günde bir yayınlanan “Adana” gazetesi, “Ardzagank Kilikyo” (Kilikya yankısı), “Kilikia”, “Hay dzayn” (Ermeni sesi), “Tavros” (Toros), “Kağakatsi” (Vatandaş), “Azat Tavros” (Hür Tavros/Toros), “Arara”, “Nor Aşkharh” (Yeni Dünya), “Kilikian Surhandak” (Kilikya habercisi), “Nor Serund” (Yeni Nesil) Ermenice gazeteleri yayınlanmaktaydı. Kilikya’nın, 1922-23 yıllarında Kemalist Türkiye’ye teslim edilip İngiliz-Fransız ordularının bölgeyi terk etmesinden sonra Adana Ermenileri de şehri terk eder.

Küçük Ermeni Ansiklopedisi, I. Cilt, Yerevan, 1990.

1 comment for “Adana

Leave a Reply

Your email address will not be published.