Turizm Gazetesi yazarı A. Nedim Atilla, Göreme Açık Hava Müzesi girişinde üç kişinin hayatını kaybettiği peribacası çökmesinin ardından Kapadokya’daki koruma politikalarını, ziyaretçi güvenliğini ve turizm faaliyetlerini gündeme taşıdı. Atilla, bölgenin doğal ve kültürel mirasının korunması için bilimsel denetimin güçlendirilmesi ve turizm yönetiminin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Kapadokya’da 29 Ekim 2026’da meydana gelen ve üç kişinin hayatını kaybettiği peribacası çökmesi, bölgedeki doğal oluşumların korunması ve ziyaretçi güvenliği konusundaki tartışmaları yeniden gündeme getirdi. A. Nedim Atilla, “Kapadokya Böyle Korunmaz!” başlıklı yazısında, yaşanan facianın yalnızca teknik nedenleriyle değil, bölgenin genel yönetim ve koruma anlayışıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Olayın teknik nedenlerinin bilimsel incelemelerle ortaya çıkarılması gerektiğini ifade eden Atilla, Kapadokya gibi jeolojik açıdan hassas bir bölgede güvenlik, koruma ve bilimsel denetimin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğine dikkat çekti.
Göreme Açık Hava Müzesi’ndeki Ticari Faaliyetlere Eleştiri
Atilla, yazısında Göreme Açık Hava Müzesi çevresindeki ticari faaliyetleri de ele aldı. Özellikle Çarıklı Kilise’nin altında kahve işletmesi bulunmasını koruma anlayışı açısından sorgulayan Atilla, binlerce yıllık kültürel mirasın ticari faaliyetlerin önüne geçecek biçimde korunması gerektiğini savundu.
Kapadokya’nın her noktasında yeni işletmeler ve turistik faaliyetler oluşturulmasının sürdürülebilir kalkınma anlamına gelmediğini belirten Atilla, bölgenin doğal ve kültürel değerlerinin ekonomik kazanç uğruna zarar görmemesi gerektiğini vurguladı.
Karanlık Kilise ve Tokalı Kilise İçin Kapasite Sınırı Önerisi
Atilla, Karanlık Kilise ve Tokalı Kilise gibi önemli kültürel miras alanlarının sıradan turizm durakları olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. Bu yapıların fresklerinin ve tarihsel değerlerinin korunması için ziyaretçi akışının bilimsel ölçütlere göre düzenlenmesini önerdi.
Yazıda, hassas kültürel alanlarda ziyaretçi kapasitesinin belirlenmesi, rezervasyon sistemlerinin uygulanması ve giriş koşullarının koruma ilkelerine göre düzenlenmesinin turizme karşı bir yaklaşım olmadığı belirtildi. Atilla, kültür turizminin yalnızca fotoğraf çekmekten ibaret olmadığını; tarihsel ve sanatsal değerleri anlamayı ve gelecek kuşaklara aktarmayı da kapsadığını kaydetti.
ATV Turları ve Balon Turizmi Değerlendirilmeli
Kapadokya’nın doğal dokusuna yönelik baskılara da dikkat çeken Atilla, özellikle Kızılçukur gibi hassas vadilerde gerçekleştirilen ATV turlarının çevresel etkilerinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Gürültü, toz, egzoz ve zemin aşınmasının doğal çevre üzerindeki baskıyı artırabileceğine işaret eden Atilla, hassas bölgelerde düşük etkili ulaşım modellerinin geliştirilmesini önerdi.
Atlı gezilerin de çevre koruma ve hayvan refahı kuralları çerçevesinde düzenlenmesi gerektiğini ifade eden Atilla, turizmde her ticari talebin karşılanmasının zorunlu olmadığını vurguladı.
Balon turizminin Kapadokya’nın uluslararası tanıtımında önemli bir yere sahip olduğunu belirten Atilla, buna karşın kalkış ve iniş alanlarının, uçuş güvenliğinin ve tarımsal üretim üzerindeki etkilerin birlikte ele alınması gerektiğini kaydetti. Üreticilerin arazilerinde zarar meydana geldiğine ilişkin şikâyetlerin de incelenmesi gerektiğini ifade etti.
Kapadokya Alan Başkanlığı’nın Rolü Tartışmaya Açıldı
Atilla, yazısında Kapadokya’nın yönetim modelini de değerlendirdi. 2019 yılında çıkarılan 7174 sayılı Kapadokya Alanı Hakkında Kanun ile kurulan Kapadokya Alan Başkanlığı’nın, bölgenin bütüncül biçimde korunması açısından üstlendiği sorumluluklara dikkat çekti.
Bir yönetim modelinin kuruluş amacıyla uygulamadaki sonuçlarının aynı olmadığını belirten Atilla, koruma politikalarının, alınan kararların ve uygulamaların kamuoyu tarafından değerlendirilebilmesi gerektiğini ifade etti.
Atilla, koruma hedefleriyle turizmi geliştirme politikalarının çatışması durumunda hangi ilkelerin öncelikli olacağı, yatırım kararlarında bilimsel ölçütlerin nasıl uygulanacağı ve yerel halkın görüşlerinin karar süreçlerine ne ölçüde yansıtılacağı gibi soruların yanıtlanması gerektiğini belirtti.
Bağımsız Bilimsel Denetim ve Katılımcı Yönetim Çağrısı
Kapadokya’nın geleceği için bağımsız bilimsel denetimin ve toplumsal katılımın güçlendirilmesini öneren Atilla, bölgenin kültürel mirasını ve doğal çevresini birlikte ele alacak yeni bir yönetim modeli üzerinde durdu.
Atilla, bu kapsamda bir Kapadokya Kültür ve Sanat Yönetimi modeli ya da güçlü bir Kapadokya Kültür ve Doğa Koruma Vakfı kurulmasının değerlendirilebileceğini ifade etti. Böyle bir yapıda bilim insanlarının, sanat tarihçilerinin, jeologların, koruma uzmanlarının, turizm profesyonellerinin, yerel yönetimlerin ve bölge halkının karar süreçlerine katılımının önem taşıdığını belirtti.
Yazıda ayrıca, hassas alanlarda düzenli bilimsel incelemeler yapılması, ziyaretçi kapasitelerinin belirlenmesi, ticari faaliyetlerin koruma ilkeleri doğrultusunda düzenlenmesi ve riskli bölgelerde güvenlik önlemlerinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
A. Nedim Atilla, Kapadokya’nın değerinin yalnızca ağırladığı turist sayısıyla ölçülemeyeceğini belirterek, bölgenin doğal güzelliklerinin, kültürel mirasının ve ziyaretçi güvenliğinin birlikte korunması gerektiği mesajını verdi.
https://www.turizmgazetesi.com/haber/kapadokya-boyle-korunmaz-a-nedim-atilla-yazdi/95450





Leave a Reply