Marmara 87. yılın yeni sayfasını açıyor

ERMENİCE GAZETENİN SESİNİN SÖNMESİNE İZİN VERMEYİN…

31 Ağustos 1940…

Bu tarihte başladı “MARMARA”nın yolculuğu. Bugün, kuruluşumuzun 87. yılına adım atarken, duygularımız ve düşüncelerimiz bir yıldönümü daha kutlama sevincinin çok ötesinde.

Bu sevincin yanı sıra bir de artık kendimize ve okurlarımıza sormaktan geri duramadığımız sorular var:

“Bugün Ermenice gazete çıkarmak ne anlama geliyor? Ve bu koşullarda bir Ermenice gazeteyi ne zamana kadar çıkarmak mümkün” gibi sorular.

Zamanlar değişti. Dünya değişti. En çok değişen ise belki de basın.

Dijital dünya basılı basını hızla yutuyor. Haber, artık ertesi sabahın gazetesini beklemiyor. Saniyeler içinde telefon ekranına ulaşıyor, birkaç saniye sonra yerini başka bir habere bırakıyor, birkaç saat sonra da bilginin sonsuz akışında kaybolup gidiyor.

Bu devasa değişimin karşısında dünyanın en büyük gazeteleri bile var olabilmek için mücadele ediyor. Peki ya bir azınlık gazetesi olarak ana dilinde yayınla ayakta durmaya çalışan Ermenice bir gazetenin durumu hakkında ne denebilir?

Son yirmi yılda “Ermeni Basını” büyük bir okur ordusu kaybetti. Bazıları hayattan çekildi. Bazıları Ermeniceden uzaklaştı. Yeni yetişen kuşakların önemli bir kısmı artık Ermenice okumuyor ya da Ermenice okumayı günlük hayatının doğal bir parçası olarak görmüyor.

Bizimle bugün büyük ölçüde orta ve yaşlı kuşaktan okurlar kaldı: Ermenice gazetenin sadece bir haber aracı olmadığını bilenler… ERMENİCE GAZETE’nin aidiyetimizin bir parçası olduğunu bilenler… Ermenice gazeteyi eline almanın, ana dilde toplumunun haberini okumanın, tanıdık bir isme, bir kiliseye, bir okula, bir derneğe, bir kültür insanına rastlamanın sadece bir alışkanlık olmadığını hissedenler. İşte hala gazetemizi okuyan sevgili okurlarımızın profili…

Geçmişte neredeyse doğal olan “Ermenice gazete toplumun tarihini yazar” bilincinin toplum içinde giderek yok olduğunu görmek bizi çok üzüyor.

.

Bugün gazetemizde yayınlanan küçük bir toplum haberi yarın önemsiz görünebilir. Bir okulun gösterisi, bir kilisenin bayram kutlaması, bir yönetimin seçimi, bir gencin başarısı, kültürel bir etkinlik, bir vefat ilanı, toplumsal bir mesele etrafında tartışma birkaç gün sonra haber olarak değerini kaybetmiş görünebilir…

Ama üzerinden yirmi, elli ya da yüz yıl geçtiğinde, o küçük haber bir tarihi tanıklık haline gelir.

Kim vardı? Ne yaptı? Kaç kurum faaliyet gösteriyordu? Toplumun ne sorunu vardı? İnsanlar ne düşünüyordu? Nasıl konuşuyor, tartışıyor, üretiyor ve var olmaya çalışıyorlardı?

Cevaplar çok kez gazetelerin sararmış ve solmuş sayfalarında bulunur.

Bugün biz tarihimizi yazıyoruz – yarın bu sayfaları kimin okuyacağını bilmeden.

İşte bu yüzden “MARMARA” için toplumsal bir haber hiçbir zaman ikincil olmadı. Tam tersine, böyle haberler misyonumuzun önceliği oldu. Kiliselerimize, okullarımıza, derneklerimize, kültürel hayatımıza, insanlarımızın başarılarına ve aynı zamanda ortak sorunlarımıza ulaşmaya çalışıyoruz.

Bazen küçük bir haberin arkasında saatlerce emek var. Bazen geç saatlere kadar telefonlar, teyitler, çeviriler, fotoğraf bulma çalışmaları var.

Okur nihai sayfayı görür.

O sayfanın arkasında kalan emek – pek görünmez…

***

Bir zamanlar neydik…

Ve bugün, 87. yılımızın eşiğinde, işte belki de ağırlığı ile bizi ezen üç kelime:

Bir zamanlar neydik…

Bir zamanlar Ermenice gazetenin tirajı vardı.

Bir zamanlar, gazete evlerde yolu beklenen bir “konuk”tu. Aile fertleri onu elden ele dolaştırırdı. Toplumsal bir kurum için kendi etkinliğini, teşekkürünü, ilanını ya da duyurusunu Ermeni basını aracılığıyla topluma iletmek doğaldı.

O günler yavaş yavaş tarihe gömülüyor.

Bugün öyle bir noktaya geldik ki gazetenin dağıtımı bile sorun oldu. Artık “MARMARA”nın ulaşamadığı semtler var. Yavaş yavaş daha yakın semtlerin sınırları içinde “kapanmak” zorunda kalıyoruz.

Oysa gazeteden çıkıp da okura ulaşamayan her bir sayı, sadece satılmamış bir nüsha değildir.

O, kopmuş bir bağdır.

***

Ekonomik tablo da en az bunun kadar kaygı verici.

Yılbaşı, Noel ve Paskalya tebrik ilanları ile birkaç Cemaat Yönetim Kurulu ve Mütevelli Heyeti’nin bayramlardaki ilanlarını bir kenara koyarsak yıl boyunca sayfalarımıza ancak 20-25 adet normal ilan ulaşıyor.

Rakamın kendisi çok şey söylüyor.

Ermeni basını bugün sadece okuru tutmak için mücadele etmiyor. Ermenice gazete aynı zamanda işini sürdürmenin temel gereksinimlerini sağlama mücadelesi veriyor.

Bu satırları şikâyet etmek için yazmıyoruz.

Duygu sömürüsü yapmak hiç değil niyetimiz.

1940’tan bu günlere gelmiş bir Ermenice gazete, 87. yılına şikayet ile başlamaz.

Ama gerçeği söyleme hakkı vardır:

Eğer biz yazmazsak, kim yazacak…

İnternet olağanüstü imkanlar ortaya koydu, ama aynı zamanda tehlikeli bir yanılsama da yarattı: “sosyal medyada yayınlanan her şey zaten kayıt altına alınmış oldu” inancı oluştu

Öyle olmadı ve asla olmayacak.

Sosyal medyada bugünün paylaşımı yarın kaybolur. Bir sayfa kapanır, bir sosyal medya hesabı silinir, bir platform değişir ve yılların içeriği tek bir tuşla yok olabilir.

Gazete başka bir şeydir.

Gazete düzenler, teyit eder, düzeltir ve korur.

Ermenice gazete zamanın gürültüsünden günün olayını alır ve onu tarihe teslim eder.

Demek ki bir toplum kendi basınına karşı kayıtsızlaştığında, zayıflayan sadece bir gazete değildir. Zayıflayan toplumun kendi tarihini kayıt altına alma becerisidir.

Biz bizden sonra gelenlerin zamanımız hakkında bilgi ararken çaresiz kalmasını istemiyoruz.

Okullarımızın, kiliselerimizin, derneklerimizin, aydınlarımızın, sanatçılarımızın, gençlerimizin, mücadelelerimizin ve başarılarımızın tarihinin, hikayesinin sosyal medyanın unutulmuş paylaşımlarında kalmasını istemiyoruz.

***

Bugün “MARMARA”, kayıplarla ve başarılarla misyonunun 87. yılında yoluna devam ediyor.

Gazetemizin efsanevi başyazarını, sevgili çalışanlarını, sadık okurlarımızı kaybettik. Ermenice gazete okumanın toplumsal hayatımızın doğal alışkanlığı olduğu zamanları kaybettik.

Ama henüz kaybetmediğimiz bir şey var.

Sorumluluğumuzun bilincini.

Ermenice okuyan bir tek kişi bile olduğu ve gazetesini aldığı sürece, ona karşı borcumuz var.

Tarihini kayıt altına alması gerektiğini bilen bir tek cemaat kurumumuz olduğu sürece, ona karşı borcumuz var.

Bu şehirde Ermenice bir kelime hala konuşulduğu, bir Ermeni okulu kapısını hala açtığı, bir kilisenin çanı hala çaldığı ya da bir genç bir başarı kaydettiği, bir sanatçı ürettiği sürece; toplum yaşadığı sürece, MARMARA da yaşayacak.

Biz sadece şunu söylüyoruz: hala buradayız.

Ama aynı zamanda okurlarımızın, kurumlarımızın, toplumumuzun bir an düşünmesini istiyoruz: acaba Ermenice gazetenin varlığı sadece onu yayınlayanların sorumluluğu mu?

HAYIR.

Ermeni basını ancak toplum onun varlığını

Okuyarak,

Abone olarak,

İlan vererek,

Haber ileterek,

Destekleyerek,

Ve her şeyden önce – ERMENİCE GAZETE’nin neden yaşaması gerektiğini idrak ederek destek verdiği sürece var olur.

***

Bugün biz “bir zamanlar neydik” derken yolun sonuna geldik demek istemiyoruz.

Onu sadece Ermenice gazetenin bir zamanlar çok daha büyük bir ailesi olduğunu anımsatmak için kullanıyoruz:

Yarının yazısı henüz yazılmadı.

Onu birlikte yazacağız. Çünkü “MARMARA” sadece bugünün gazetesi değil. O “dün”ümüzün tanığıdır ve – yaşamaya devam ettiği sürece – “bugün”ümüzü yarının kuşaklarına aktaracak hafızadır.

31 Ağustos 1940’ta bir sayfa açıldı.

86 yıl sonra o sayfa hâlâ açık.

… Dileğimiz odur ki yazı işlerimizden hiç kimse bir gün onun son satırını yazmak zorunda kalmasın.

MARMARA

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Hoş Geldiniz

Batı Ermenistan ve Batı Ermenileri’yle ilgili bilgi alış verişi gerçekleştirme merkezinin internet sitesi.
Bu adresten bize ulaşabilirsiniz:

Son gönderiler

Sosyal Medya

Takvim

September 2026
M T W T F S S
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930