1934’te Erivan’da yayımlanan ilk Kürtçe modern öykü kitabı ‘Şewqa Sibê’, ‘Zelîxê’ öyküsüyle kadınların eğitim ve örgütlenme süreçlerini öne çıkarıyor. Eser, dönemin Sovyet ideolojisinin edebiyata yansımalarını da gözler önüne seriyor.
Ermeni yazar Nûrî Hîzanî’nin 1934’te yayımlanan “Şewqa Sibê” adlı kitabı, toplam 8 öyküden oluşuyor. Kürtçe’nin Kurmancî lehçesiyle kaleme alınan eser, 2022’de Lis Yayınevi tarafından yeniden basıldı. Kürt edebiyatının modernleşme sürecinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilen kitap, aynı zamanda dönemin ideolojik ortamını da gözler önüne seriyor.
1930’lu yıllar, Sovyetler Birliği’nde toplumsal ve kültürel yapının köklü biçimde değiştiği bir dönem olarak öne çıkar. Joseph Stalin’in kolektifleştirme politikaları ve hızlı sanayileşme hamleleri, köylüleri kolhozlara (kolektif tarımcılık/kooperatif) dahil ederek geleneksel yaşam biçimlerini dönüştürür. Bu dönemde yazarlar, eserlerinde resmi ideolojiye uygun davranmak zorunda kalır. Aksi hâlde baskı, eleştiri ve yayından men gibi yaptırımlarla karşılaşırlar. Nuri Hizanî’nin Kurmancî yazdığı “Zelîxê” öyküsü de, bu ideolojik çerçeveyi açık biçimde yansıtır. Öyküde bireysel çatışmalar geri planda kalırken, karakterlerin eğitim ve kolektif çalışma süreçleri ön plana çıkar. Köy ve şehir arasındaki karşıtlık, geleneksel baskı ile modernleşme arasındaki fark üzerinden çizilir. Bu bağlamda “Zelîxê”, yalnızca bir edebî anlatı değil, 1930’lar Sovyet dünyasının ideolojik iklimini belgeleyen bir metin olarak da değerlendirilir.
Zelîxê
Annesi ve babası erken yaşta ölen Zelîxê, Komsomol (Sovyetler Birliği’ndeki Genç Komünist Birliği, gençlik teşkilatı) aracılığıyla Leninakan şehrine gönderilir. Burada hem akşam okuluna devam eder hem de bir tekstil fabrikasında çalışır. Fabrika ortamında Zelîxê ve arkadaşları disiplinli ve üretken bir şekilde çalışırken, şehirdeki modern yaşamı öğrenirler. Öykü boyunca köylerine giderek kadınları bilinçlendirmeye çalışırlar. Erken evlilik, kadın baskısı ve geleneksel engeller eleştirilirken, fabrika disiplini ve Komsomol faaliyetleri üzerinden dönemin ideolojik hedefleri vurgulanır.
İdealize edilmiş karakter
Zelîxê karakteri, bireysel psikoloji veya içsel çatışmalardan ziyade ideolojik bir model olarak kurgulanır. Yetim bir köy kızı olarak şehirde çalışmaya başlaması, akşam okuluna devam etmesi ve kolektif yapılarda aktif rol alması, Sovyet ideolojisinin “örnek işçi” ve “yeni insan” anlayışını somutlaştırır. Karakterin karşılaştığı zorluklar ve bireysel kaygılar neredeyse hiç görünmez. Bu durum onun ideolojik bir simge olarak sunulduğunu gösterir. Böylece Zelîxê, kendi yaşamını anlatan bir karakter olmaktan çıkar. Hikaye, bir normatif yönelimli anlatı örneği olarak, davranış ve değer kalıplarını sunan yapılarla paralellik gösterir. Karakterin başarıları ve disiplinli çalışması, bireysel başarıdan çok kolektif idealin ve sistemin öngördüğü “erdemlerin” simgesidir.
İdealize edilmiş tip
Öyküde fabrika, kusursuz bir düzen içinde işleyen bir alan olarak tasvir edilir. Makinelerin sesi müzik gibi betimlenir, işçiler uyum içinde çalışır ve üretim süreci ritmik bir atmosferle aktarılır. Bu anlatım, iş disiplini ve kolektif çalışmayı idealize eder. Oysa tarihsel bağlamda 1930’lar Sovyet sanayileşmesi genellikle ağır ve monoton çalışma koşulları, düşük ücretler ve sıkı denetim mekanizmalarıyla ilerler.
Köy ile şehir arasındaki karşıtlık tek taraflıdır. Köy geri kalmışlık, baskı ve geleneksel engellerle; şehir ise ilerleme, eğitim ve bilinçlenme merkezi olarak sunulur. Bu basit karşıtlık, dönemin ideolojik söylemiyle örtüşür ve şehir ile köy arasındaki farkı net biçimde gösterir. Fabrika ve şehir tasviri, hem üretim hem sosyal yaşam üzerinden dönemin resmi ideolojik hedeflerini yansıtır.
Kadınların toplumsal konumu
Öykü, kadınların toplumsal konumuna dikkat çeker. Köylerde şiddet, erken evlilik, sınırlı eğitim ve erkek egemen baskı gibi sorunlar öne çıkar. Ancak çözüm önerisi tek yönlüdür. Zelîxê ve arkadaşlarının köyleri ziyaret ederek kadınları bilinçlendirme ve şehirde eğitime yönlendirme çabaları, bireysel inisiyatiften ziyade Sovyet sisteminin üstten aşağıya dayattığı müdahaleyi temsil eder. Kadınların toplumsal konumunun güçlendirilmesi, bireysel hak ve deneyimden çok devletin ideolojik hedefleri ve kolektif yapılar üzerinden aktarılır.
İdeolojik mesaj iletme
Zelîxê, karakterlerin iç dünyalarını sınırlı biçimde sunar ve anlatı, ideolojik çizgide ilerler. Bu yaklaşım, sosyalist realizmin tipik özelliğidir; olumlu ve örnek karakterler ön planda tutulur, sisteme eleştiriler yer almaz ve toplumsal gerçeklik ideolojik hedefler doğrultusunda şekillendirilir. Öykü, bireysel çatışmalar yerine idealize edilmiş bir model ve ideolojik mesaj iletmeye odaklanır.
Kültürel politikaların etkisi
Dönemin kültürel politikalarının etkisi Zelîxê’de açıkça görülür. Komsomol ve kolhoz gibi kitle örgütleri, günlük yaşamın her alanına nüfuz ederek gençleri, işçileri ve köylüleri ideolojik olarak şekillendirir. Öykü, yalnızca bir karakterin hikâyesi değil, 1930’ların Sovyet yaşam biçiminin ve kültürel politikalarının edebiyata nasıl yön verdiğinin de göstergesidir.
Zelîxê, yalnızca edebî bir anlatı değil, 1930’lar Sovyetler Birliği’ndeki ideolojik iklimi ve kültürel politikaları belgeleyen bir eser olarak okunur. Fabrika ve eğitim ortamları idealize edilir, karakterlerin bireysel çatışmaları veya toplumsal zorlukları çoğunlukla görmezden gelinir ve kahramanlar sistemin örnek bireyleri olarak sunulur. Öykü, Sovyet edebiyatının nasıl yönlendirildiğini, yazarların hangi sınırlar içinde eser ürettiğini ve toplum tasavvurunun ideolojik bir çerçevede kurgulandığını gösterir.
Nûrî Hîzanî hakkında
Nûrî Hîzanî, Ermeni kökenli bir yazar olarak hayatını Kürtlerle paylaşır ve Kürtçe eserler üretir. Asıl adı Hovakîm Margaryan olan yazar, 1896’da Bedlîs’in Hîzan ilçesi, Xakêvê köyünde doğar ve yüksek öğrenimini Erivan’da tamamlar. Kürtçe dersler verir, pek çok kitabı Kürtçeye çevirir ve yazı ile şiirlerini Rêya Teze gazetesinde yayımlar. Kürtçe iki edebi eseri bulunur: Şewqa Sibê (1934, Erivan) ve Hub û Xebat (1962, Erivan). Şewqa Sibê, Kürtçe modern öykü türünün ilk örneği olarak öne çıkar ve Nuri Hizanî’nin edebî üretimi, dönemin ideolojik çerçevesinde şekillenen kültürel ortamı belgeleyen önemli bir kaynak olarak kabul edilir. Kitap, İbrahim Bulak tarafından yayına hazırlanır ve 2022’de Lis Yayınevi tarafından yeniden yayımlanır.
Haber: Rêdûr Dîjle / MA





Leave a Reply