Malatyalı Hayırsever Ermeniler Kültür ve Dayanışma Derneği (Malatya HayDer) geleneksel Miçink Sofrası buluşmasını İstanbul Narlıkapı’da bulunan Surp Hovhannes Ermeni Salonunda gerçekleştirdi.
Malatya HayDer yeni dönem başkanı Nubar Opan (üstteki fotoğrafta) ve yönetim kurulunun ev sahipliğinde düzenlenen gecede İstanbul’un farklı semtlerinden gelen yaklaşık 200 davetli aynı sofrada buluşarak Malatya hatıralarını tazeledi, geleneklerini yeniden yaşadı.
Miçink (veya micing) Ermeni cemaatinin “Büyük Oruç” (Arajavor) döneminin tam ortasına denk gelen çarşamba günü kutlanan, perhiz yemeklerinin (özellikle Miçink köftesi) yenildiği ve çeşitli manilerin söylendiği geleneksel bir ayin ve oruç ortası ritüeli. Kelime anlamı olarak “orta” anlamına geliyor ve perhizin yarısının tamamlandığını simgeliyor.
Miçing’e katılan araştırmacı-yazar Fikri Demirtaş izlenimlerini aktarırken “Malatya Ermenilerinin Miçink geleneğinde ise sofranın baş tacı, etsiz hazırlanan özel Miçink içli köftesidir. Bulgurdan yapılan bu köftenin içi; soğan, tahin, ceviz, maydanoz ve susamla hazırlanır. Büyük Oruç’a uygun olarak tamamen hayvansal gıdadan arındırılmıştır. Bu köftelerin en dikkat çekici yönü ise içlerinden birine gizlenen küçük bir “şans parası”dır. Ailedeki kişi sayısı kadar hazırlanan köftelerden paranın çıktığı kişi, o yılın şanslısı kabul edilir ve iyi dileklerle kutlanır. Bu gelenek, yalnızca bir oyun değil; umut, bereket ve paylaşımın sembolüdür.” ifadelerini kullandı.
Daha fazlasını keşfedin
Malatya
gazeteden
Spor giyim
Katılımcıların Miçink buluşmasında Malatya sohbeti ettiklerini aktaran Demirtaş, hemşerilerimizin Türk, Kürt, Alevi, Sünni fark etmeksizin komşularıyla paylaştıkları bayramları, beraber eğlenilen düğünleri, gündelik hayatın sıcak komşuluk ilişkilerini andıklarını aktardı.
6 Şubat’ın acısının buluşmada dillendirildiğini belirten Demirtaş şöyle devam etti:
“O depremde sadece evler değil, nice hatıra da enkaz altında kalmıştı. Atalarının yaşadığı evlerin, çocukluklarının geçtiği sokakların, komşularıyla birlikte büyüttükleri mahallelerin yıkılışını anlatırken sesler titredi. Her biri, Malatya’da kalan bir kapının, bir avlunun, bir dut ağacının hatırasını yüreğinde taşıyordu. Sohbetlerde Asbuzu bağları, köyler ve dereler bir bir anıldı: Derme suyu, Kernek, Babıktu, Çavuşoğlu Mahallesi… Şehrin kadim hafızasını taşıyan Taşhoran – Üç Horan Kilisesi ve Venk Şapeli de konuşmalarda saygıyla yad edildi.
Söz dönüp dolaşıp yine Malatya’nın bereketine geldi.

Kunduru buğdayı, kayısı bahçeleri, elma, kızılcık, şeftali ve armut ağaçları; Orduzu ile Çarmuzu’nun dillere destan nahnaları hatırlandı. Nahna köftesi, kiraz yaprağı köftesi ve analı kızlı gibi yöresel lezzetler sohbetlerin vazgeçilmez konusu oldu.
Ayrıca geçmişte Malatya’da Ermeni ustaların; yemenicilikten bakırcılığa, kuyumculuktan taş ustalığına kadar birçok zanaatta Türk ve Kürt çıraklar yetiştirerek şehir ekonomisine kattıkları değer de gururla hatırlandı. Bu anlatılar, Malatya’nın sadece bir şehir değil; ortak emeğin, birlikte yaşamanın ve paylaşılan kültürün birikimi olduğunu bir kez daha hatırlattı.”
Malatyalı din adamı Zakar Kopar’ın okuduğu Ermenice duayla başlayan gecede başkan Opar ve yöneticiler tek tek misafirlerle sohbet etti; fotoğraf çektirdi.
Etkinlik ile ilgili diğer ayrıntı ve fotoğraflara aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:
https://fikridemirtas44.blogspot.com/2026/03/malatyal-ermenilerin-kadim-sofras.html
Fikri DEMİRTAŞ
https://malatyahaber.com/haber/malatyal-ermeniler-micink-sofrasnda-bulustu





Leave a Reply