Dersimli Ermeniler’in halk ezgileri

Mikail Aslan: Kainatta yankılanmış hiçbir ses kaybolmaz.

Türkiye’nin Dersim ilinde, 1915 olayları ve öncesinde köylerini ve yurtlarını terk etmek zorunda kalan Dersimli Ermeniler’in halk ezgileri, Mikail Aslan’ın 4 yıllık çalışması sonucu “Dersim Halk Şarkıları / Petag” adıyla Kalan Müzik tarafından yayınlandı.

Mikail Aslan’ın bir ekip çalışması sonucu yayınlanan albümü “Petag”da, Dersim yöresinde yaşamış Ermenilere ait 12 halk ezgisi buluyor. Albümün hazırlıklarıyla ilgili Ermenistan’ın Başkenti Yerevan’da (Erivan), Ermeni müzisyenler Tigran Hekobyan ve Lilit Simonyan ile birlikte, “geceli gündüzlü hummalı bir çalışma geçirdiklerini” ifade eden Mikail Aslan, değerli müzisyenler Maro Muradyan, Akunq Ensemle ve Norayr Grigoryan’ın albümün hazırlıklarına büyük emek ve katkıları olduğunu belirtti.

Dersim’de, çocukluğundan beri Ermenice bazı köy adlarını duyduğunu, ancak bunların hangi dilde olduğunu yıllar sonra öğrendiğini dile getiren Mikail Aslan, 4 yıllık çalışma içinde Dersim ve çevresine ait yaklaşık yüze yakın Ermeni halk şarkısına ulaştıklarını ve bunları derlediklerini belirterek, “Asırlarca önce Dersim ve çevresinde söylenmiş halk ezgilerine, bugün bizler yeniden ses verdik. Kainatta yankılanmış hiçbir ses kaybolmaz” dedi.
Albümde Ermeni müsizyenler Sargis Baghdasaryan, Sarkis Aleverdyan, Areg Mikayelyan, Ani Hayrepetyan, Anna Tovmasyan, Sona Shatikyan ve Hasmik Grigoryan’ın da vokallerde eşlik ettiği Mikail Aslan, AKnews’in beşinci albümü “Dersim Halk Şarkıları / Petag” hakkındaki sorularını yanıtladı.
Böyle bir albüm hazırlama fikri sizde nasıl oluştu?

Daha çocukluk yıllarımda bazı köylerimizin adlarını içimden tekrarlar dururdum “Norşin”, “Hopik”, “Axweşî”, “Sorpiyan”; ne var ki kendi anadilim Zazaca’da bu kelimelerin karşılıklarını bir türlü bulamazdım. Sonra anneme sorardım, annem; “oğlum o isimler Ermeniler`den kalma” diyerek hızlıca geçiştirirdi. Adlarını köylerimize veren Ermeniler artık yoktu, sanki yer yarılmış, toprak yutmuştu. Köy adlarını, virane kiliselerini, mezar taşlarını bize bırakıp nereye “gitmiş” olabililerdi ki?
Bazen, yıkık kilise duvarlarından kalma taşlar, sıvanmamış, eski yapı evlerimizin duvarlarında tek tük göze çarpardı. Bu taşların dili yok muydu, kimse yok mu onların dilinden anlayan, hangi taşa işlenmişti yankılar? Ama kainatta yankılanmış hiçbir ses kaybolmazdı, mutlaka bir yerde kayıtlıydı. Bu umut ve arayışla, 2005 yılında Brüksel’de sevgili dostum Hosvep Hayreni’yi ziyaret ettim. Bu ziyaretim esnasında, taşlardan biri ilk defa kendi anadilinde kulağıma bir şeyler mırıldamıştı. Hampartsum Kasparyan’ın “Çımışgadzak yev ir Küğeri – Çemişgezek ve Köyleri” adlı kitabından bana pasajlar okuduğunda, “Dersim Ermeni Halk Şarkıları ” şeklinde bir cümle ansızın dilime dolanıvermişti.
Ezgileri nasıl bir araya getirdiniz?

1915 soykırımından önce ve sonra kaçıp Amerika’ya sığınan Çemişgezekli Bagikyan ve Celalyan soyadını taşıyan ailerin beraberinde götürdügü halk ezgileri, Komitas Okulu’ndan değerli Müzikolog Mihran Tumatchyan tarafından notaya alınmıştı. O kitap benim bir şekilde elime geçti. Mihran Tumatchan, kitabının girişinde şöyle diyor: “İşte bu eski ve yeni nesilden bireylerin hafızasında sakladığı örneklerdir burada özetlediğimiz. Bu durumun bilincinde olarak, özenle, üzerine titreyerek girdik bu arı gibi üretken ailenin peteğine”.

Bu kaynakla beraber, sevgili dostum Ilda Simonian’ın da kendi arşivlerindeki şarkıları benimle paylaşmaları akabinde, Dersim ve çevresine ait yaklaşık yüze yakın esere ulaşmış olduk. 4 yıllık bir çalışma sonunda da bu ezgileri albüm olarak yayınlamaya karar verdik.

Ezgileri bir araya getirirken kimler bu çalışmaya destek oldu?

Derlediğimiz yüze yakın eserin içinden 12 eser seçtik. Bunların pilot kayıtlarını değerli müzisyen arkadaşım Cebrail Kalın ile beraber gerçekleştirdik. Ardından sevgili dostum ve yol arkadaşım Levent Güneş de bizlere katıldı. Sevgili Güneş, ekibe katılmasıyla da “Petag” projesine yeni bir boyut kazandırdı. Kendisinin, Ermeni Halk Musikisi üzerine yaptığı arşiv taraması ve incelemesi neticesinde projeye sunduğu değerli katkılarıyla beraber, tasavvur ettiğimiz albüm kendi kimliğini oluşturmaya başladı.

Kayıtları Ermenistan’da mı yaptınız?

Evet, kayıtları gerçekleştirmek için Ermenistan’ın başkenti Yerevan’ın yolunu tuttuk. Çünkü albümde yer verdiğimiz 12 eserrin sadece şan bölümlerinin notasyonu elimizde mevcuttu. Şan bölümleri dışındaki partisyonlar ise aranjörler tarafından bestelendi. Bu bestelerde eserlerin ana dokusu esas alındı.

Erivan’da kimlerle birlikte çalıştınız?

Yerevan’da Tigran Hekobyan ve Lilit Simonyan ile birlikte çalıştık. Bu iki değerli müzisyenle beni buluşturan sevgili dostum Samvel Felekyan’a ne kadar teşekkür etsem azdır. Samvel ve bu arkadaşların desteği olmaksızın yola devam etmemiz neredeyse imkânsızdı. “Akunq Ensemble”den değerli müzisyenlerle beraber, Yerevan’da bir haftalık geceli gündüzlü çalışma yürüttük. Akunq Ensemle’den Maro Muradyan ve Norayr Grigoryan’ın bu süreçteki emeklerini anlatabilmek imkânsızdır. Çok emek verdiler, ki onların değerli katkıları sonucunda albümü istediğimiz noktaya taşımış olduk. Yerevan Kültür Bakanlığı’ndan değerli ağabeyimiz Tigran Hekobyan’ın, bu bir haftalık organizasyonu üstlenmesi ve bütün olanakları karşılaması ayrıca takdire değer bir davranıştı.

Bu çalışmalar ne kadar zaman sürdü?

Elinizdeki albüm yaklaşık olarak 4 yıl boyunca, ton tona eklenerek oluştu. Bu kadar uzun bir zamana yayılmasındaki asıl sebep imkânlarımızın kısıtlı olmasından kaynaklanıyor. Gene de vicdan yolunu gidenlere Xizir (Surp Sarkis) klavuzluk eder. Engeller çoğalır, zaman uzar, ama yerine ulaşır elçi. Burada maddi ve manevi katkılarıya albümün gerçekleşmesini sağlayan değerli arkadaşlarım Kalan Müzik’ten Hasan Saltık, Tigran Hekobyan, Osman Kavala, Saime Gündü, Metin Yıldırım (Barrios) ve albümün mixini yapan sevgili yoldaşım Merdan Ziryab ile Ermenice’den çevirileri yapan kıymetli abimiz Pakrat Estukyan’a da, sizlerin aracılığıyla teşekkür etmek isterim. Çalışmanın en başından bu yana, şarkıların sözlerini bizlere çeviren, ileten Dora Mürzoğlu ve Güldane Kılıç’a, şivisini (bir Ermeni üflemeli çalgısı) ve bilgisini bizden esirgemeyen dostumuz Sezar Avedikyan’a, stüdyo sürecinde ki katkılarıyla Soner Akalın’a, ve dostlarımız Artin Akyüz, Cemil Koçgün, Yılmaz Yeşilyurt’a da çok teşekkürler etmek isterim.

 

PORTRE / MİKAİL ASLAN

 1972 de Dersim’in Hozat ilçesinde doğdu. Malatya İnönü Üniversitesi’ndeki eğitimini, politik nedenlerden dolayı okuldan uzaklaştırılınca yarıda bıraktı ve profesyonel anlamda müzik yapmaya başladı. Çocukluk yıllarından beri bağlama çalan Aslan, ilk bestelerini Malatya’da öğrencilik dönemlerinde yaptı. Besteleri Grup Munzur ve Grup Tohum gibi müzik grupları tarafından da seslendirilen Aslan, 1995 yılından beri Almanya’da müzik çalışmalarını sürdürüyor. Aslan, 1999 yılından beri de kendi ana dili olan Zazaca solo albümlere imza atıyor. Yaşadığı Almanya’da müzik eğitimi de alan Aslan, “Kilite Kou” (Dağların Anahtarı) albümünü 2003 yılında çıkardı. Müzik çalışmalarını senfonik tarzda sahnelemeye yönelik çalışmalar da yapan sanatçının, 2005’te “Miraz” (Maya), 2008’de “Zernkut” (Simya) ile 2010 yılnda da “Pelgüzar” albümleri yayınlandı.

aknews.com/tr, 20.5.2010