Titriyoruz mücrim gibi baktıkça istikbalimize

Aris Nalcı

Küçük bir dijital aramayla dahi birçok dizi jeneriğinde ve hatta Youtube’daki ünlü şarkıcıların kliplerinde Kemani Sarkis’in eserlerine ANONİM olarak rastlayabilirsiniz.

Agos’ta muhabirlik yıllarımda haftasonlarımı Unkapanı İMÇ’te geçirirdim. (İstanbul Manifaturacılar Çarşısı) Kalan Müzik yeni açılmış, sık sık Hasan abinin (Saltık) kapısını çalıyoruz. “Yeni ne var” diye. Türkiye’deki ilk Ermenice albümlerden Knar Grubu’nun albümü çıkmış. Çarşıya her gittiğimde bir haber çıkıyor.

Neden mi?

Bilenler bilir. Çarşıya nereden girerseniz girin bir şarkı çalar yüksek sesle. Herkes kendi şarkıcısının kasetini çalıyor. Reklam yani. Her gittiğimde yeni bir şarkı keşfediyorum dolaşırken. Bazen çarşıdaki tanıdık müzisyenler uyarıyor:

“Bak bu adam Gomidas’ın şarkısını çalmış”

“Bak sizin Sayat Nova’nın Kamança’sı olmuş Çırpınırdı Karadeniz”

“Bak bak nasıl da Badalyan’ın (Hovhannes) nakaratını çalıp şarkılarına eklemişler” gibi…

Bilen biliyor yani çalındığını. Badalyan’ı, Gomidas’ı, Sayat Nova’yı.

Ben de alıp bunların hepsini Agos’a yazıyorum. Maksat hem afişe etmek, hem de uyarmak, belki düzeltirler umudu var hâlâ.

Kasetlerin hepsinde bu şarkılar ‘ANONİM’. Besteci yok, söz yazarı yok. Varsa da sözler kasetin sahibi sanatçıya atfedilmiş.

Tabii bunlar sadece miliyetçi ve kültür yok edicileri tarafından yapılıyor değil. Bazı bilinçsiz muhalif ‘abi’ler da yapıyordu. Ara Dinkdjian’ın hepimizin “Ağladıkça” diye Ahmet Kaya’dan dinlediği eserin de bestecisinin adının eklenmesi yıllar aldı nihayetinde.

Olsun en azından yanlıştan dönülebilidi.

Şimdi artık haftasonlarım İMÇ’de geçmiyor, ama diziler bu sömürünün devam ettiği bir başka sektör. Eskiden bu kadar çok değillerdi. Çünkü ne bu kadar kanal, ne de bu kadar dizi vardı. Hatta en fazla şarkının sömürüldüğü medya platformları artık diziler diyebiliriz. Arka planda bir Ermeni ezgisinin çalınmadığı dizi yok sanki.

Kimseye etmem şikâyet, ağlarım ben hâlime

Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime

Perde-i zulmet çekilmiş korkarım ikbalime

Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime

Son dönemde Talin Suciyan, bir sosyal medya paylaşımında büyük amcası Kemani Sarkis Suciyan’ın en meşhur eserlerinden olan “Kimseye etmem şikayeti”in neredeyse her dizinin nostalji ve rakı sahnelerinin fonunu süslediğini ancak jeneriklerde bestenin anonim olarak geçtiğini yazdı. Türkiye’de adeta patlamakta olan dizi endüstrisinin Netflix’e yaptığı diziler dahil olmak üzere, örneğin 50 m2, ya da yapımcılığını Ay Yapım’ın dizilerinde görebilirsiniz. Örneğin Menajerimi Ara dizisinde, ki Ay Yapım’ın müzik telif danışmanın adı dahi jeneriklerinde geçiyor, ya da hiç beklemediğimiz bir yerlerde Açık Radyo’da. Kadın tarihi üzerine araştırmasını anlatan akademisyen Senem Timuroğlu konuştuğu bir programda, Kemani Sarkis Suciyan’nın ismi dahi anılmadan “Kimseye etmem şikayet” çalınabiliyor.

Küçük bir dijital aramayla dahi birçok dizi jeneriğinde ve hatta Youtube’daki ünlü şarkıcıların kliplerinde Kemani Sarkis’in eserlerine ANONİM olarak rastlayabilirsiniz.

Koruma süresi, eser sahibi yaşadığı sürece ve ölümünden itibaren 70 yıl. Türkiye’deki telif hakları koruma kanununa göre, Koruma sürelerinin dolmasıyla birlikte eser sahibine tanınan mali haklar da sona eriyor. Bu sebeple koruma süresi dolmuş eserler, eser sahibinden izin alınmaksızın serbestçe kullanılabiliyor. Ama en azından ismini belirtmek suretiyle.

Peki yapılıyor mu?

Hayır.

Burada yapılan, anonimleştirilmek suretiyle eserlerin gaspına dönüşüyor.

Hâlâ tanımıyorsanız, tanıştıralım: Kemani Sarkis (Suciyan)

Kimseye Etmem Şikâyet adlı nihâvend şarkısıyla hafızalara kazınan Kemani Sarkis Efendi Suciyan. Kemani Sarkis’in tek bilinen eseri bu değil tabii ki. Hani ‘Darıldın mı gülüm bana’ şarkısı da onun ya da ‘Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime’ ve daha birçokları.

1885 yılında Beşiktaş’ta doğan, müziğe olan sevgisini babası Üsküdarlı Kemençeci Onnik’ten alan Sarkis Suciyan, 1910’lu yıllarda İstanbul genelinde ünlenmişti.

1921 yılında doğduğu şehri terk ederek ailesiyle birlikte Fransa’ya göç eden ve 1943 yılında hayata gözlerini yumana dek Paris’te yaşamını sürdüren Kemani Sarkis Efendi Suciyan, ardından ölümsüz eserler bıraktı.

Kemani Sarkis’in 1921’de en üretken döneminde doğduğu toprakları terk etmeye karar vermesi aslında dönemde nasıl bir baskı ortamı olduğunu da hatırlatıyor bir yandan.

Ünlü eserlerinden birinin sözlerinde “Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime”ni tercih edilmesi ilginç bir tesadüf değil mi? *

Liste uzuyor

Candan Erçetin gibi ünlü sanatçıların da youtube’da ‘Darıldın mı gülüm bana’ şarkısını Yunan meslektaşlarıyla ANONİM olarak seslendirmesi de bir başka sorun. (Pasaj Müzik’ten) Hem komşuyla iyi ilişkiler göstermeye çalışıp Rumca düet yapacaksınız, ama bir yandan da seslendirdiğiniz eserin bestecisi olan Ermeni’yi görmezden geleceksiniz.

Ahhh, ahhh.

Darıldın mı gülüm bana

Hiç bakmıyorsun bu yana

Darıldıysan barışalım

Kumru gibi koklaşalım

Bazı yapımcılar uyarınca bir düzelti yapma yoluna gidiyorlar. Ama niye bunu takip etmek, peşlerine düşüp e-mailler yazmak, ya da hukuki işlemler başlatmak zorunda kalasınız ki?

Dizi müziği yapanların, gerek müzisyenlerin gerekse hukuksal arka planda olanların çaldıkları, kullandıkları eserin kime ait olduğunu bilmeme ihtimali var mı?

Bilse de niye yapımcıya söylemez?

Söylüyorsa neden yapımcı uygulamaz?

Bu kadar ünlü bir şarkının bestecisi her yerde bilinirken, Aras Yayınevi’nden kitabı bile çıkmışken neden görmek istemezsiniz?

Tabii ki bu sadece Kemani Sarkis’e özel bir durum değil.

Sayat Nova’nın Kamança’sının milliyetçi bir marşa (Çırpınırdı Karadeniz) dönüştürülmesi ile aynı zihniyetin kodlarıdır bu ‘hata’yı yaptıran.

İstemeden değil ‘bilinçli’ bir hatanın ‘düzelti’ istemezseniz tarihe not olarak kalacağı ve bir süre sonra da zihinlerden bu bestecilerin isimlerinin silineceği, unutulacağı hatta bir süre sonra bu eserlerin meşhur ‘Türk şarkıları’ oldukları iddia edileceğidir yapılmak istenen.

Bu eserlerin kime ait olduğunu anonim yazmak suretiyle gizlemek, aslında onların “anonim Türk halk şarkıları” olduğunu iddia etmektir. Yani sanatsal üretimin gaspıdır.

Bazı ünlü kiliseleri ‘Fatih Camii’ sine dönüştürmek gibi.

Tarihsel yok edilişin bir devamı niteliğindeki bu kültürel soykırım ve dolandırıcılığın önünü açan devlet ve onun politikalarıysa, bunları sorgulamadan uygulayanlar, bazen hiç de uzağımızda olmadığını düşündüklerimiz ya da en uzağımızda olduğumuzu düşündüklerimizle hiç yan yana koymayı istemeyeceklerimiz oluyor.

Öte yandan dizilere müzik yapanlar için bir öneri, önce Aras Yayınevi’nden çıkan ‘Kemani Sarkis Efendi Suciyan: Hayatı ve Eserleri’ adlı kitaba bir göz atın. Yakın zamana kadar sadece otuz kadar esere imza attığı tahmin edilen müzisyenin saklı kalmış 100 eserini bir araya getiriyor. Hem kendinize yeni eserler bulursunuz. Hem de belki eskiden yaptığınız dizi müziklerinden birine rastlarsınız. Sonra da Kemani’ye hakkını teslim edersiniz.

• Kemani Sarkis Efendi Suciyan Hayatı ve Eserleri , Sarkis Suciyan , Aras Yayıncılık, 2012.


Artı Gerçek

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *