Van

Van, Turuşpa, Tuşpa, Van Tospa, Kağakın Şamirama (Şamiram şehri), Şamiramaşen, Şamiramakert, Yervandavan, Amurn Avan. Vaspurakan Eyaleti’nin Tosp bölgesinde, Van Gölü’nün doğu kıyısında bulunan şehir. Van isminin, Biainili ülke isminde geldiği tahmin edilmektedir.

Halk ananeleri, Van şehrinin kuruluşunu Asur kraliçesi Şamiram’a atfetmektedir. Gerçekte ise Van şehri, Ararat Krallığı’nın (Urartu) hükümdarı I. Sarduri tarafından kurularak Tuşpa adlandırılmış ve devletin başkenti yapılmıştır. Kısa sürede nüfusu çoğalmıştır. Kral Menua’nın hükümdarlığı zamanında (M.Ö. yaklaşık 810–786) Menua Kanalı inşa edilmiştir. Van şehri M.Ö. 735 yılında Asur kralı III. Tiklatpalasar tarafından kuşatılmış, fakat ele geçirilememiştir. Van şehrinin milattan önce Ermeni Yervanduni hanedanı tarafından krallığın başkentine dönüştürülmüş olduğu tahmin edilmektedir. Akemenik İran’ın egemenliği süresinde (M.Ö. VI. yüzyıl sonu-M.Ö. IV. yüzyılın ikinci yarısı) ise 13. satraplık merkezi olmuştur.

 M.Ö. IV.-II. yüzyıllarda Ermeni Yervanduni devletinin, M.Ö. II.-I. yüzyıllarında Artaşesyanların, I.-IV. yüzyıllarda Arşakuni hanedanlığının bünyesinde kraliyet şehri olarak bulunmuştur.

Arşakuni hanedanlığının çöküşünden sonra (428) Van, bazen Ardsrunilerin, bazen de Rıştunilerin hükümdarlığı altında olmuştur.

IX. yüzyıl sonu-X. yüzyıl başında, Derenik ve Gagik Ardsruniler zamanında Van, yükselme devrini yaşamıştır. 908–1021 yıllarında Vaspurakan Ermeni Krallığı’nın başkentiydi. Kral Gagik Ardsruni (908–943), Van’da imar çalışmalarına hız vererek “Amrakan” mağarasını yeniden yapılandırmış, iç kalede kiliseler ve su deposuna giden merdivenler yaptırmıştır.

Varag Dağı eteklerinden şehre giden, taştan yeraltı su kanalları yapılmıştır. Van’ın kayalar üzerine kurulmuş olan kalesinde Derenik Ardsruni (875–885) tarafından başlatılmış olan sarayın inşası bitirilmiştir. Van, 1021 yılında Bizans İmparatorluğu’na bağlanarak Vaspurakan katepanlık merkezine dönüşmüştür.

Van şehri XI. yüzyılda Selçuklular, XIII. yüzyıl ortalarında ise Moğollar tarafından işgal edilmiştir. Celayiryanlar (Irak’ta hüküm sürmüşlerdir) ve Çobanyanlar (Atırpatakan/Azerbeycan derebeyleri) mücadelesi esnasında Kürt aşiretleri Van’a hâkim olmuşlardır. Kürt amira Yezdin’in hükümdarlığı altında bulunan Van, 1387 yılında Lenktimur’un ordularına karşı 26 gün boyunca direnmiş, şehri sonunda ele geçiren Lenktimur 7 bin kişiyi kale duvarlarından aşağıya attırmıştır. Van şehri XV. yüzyılda Karakoyunlular, daha sonra da Akkoyunlular, XVI. yüzyıl başında Safevi İran tarafından işgal edilmiş, 1555 Amasya ve 1639 Kasrı şirin Osmanlı-İran barış antlaşmalarıyla Osmanlı Sultanlığı’na geçerek Ani Vilayeti’nin merkezi olmuştur. Tarihçi Arakel Tavrijetsi, şehrin 1648 depreminden büyük oranda etkilendiği, çok sayıda eski yapının, kiliselerin ve surların yıkıldığını, çok sayıda insanın öldüğünü belirtmektedir. Ğevond İnciciyan, XIX. yüzyıl başında Van’da 8 taştan yapılı kilisenin bulunduğunu ve şehrin dini önderliğinin Varag Manastırı olduğunu aktarmaktadır.

Ermeniler, 1862 yılında yönetime karşı isyan edip geçici olarak Van Kalesi’ni işgal etmişlerdi. Olaylar esnasında yaklaşık 1000 Ermeni hayatını kaybetmiştir.

Yabancı hükümdarlığa rağmen Van, Batı Ermenistan’ın zanaat ve kültür merkezi olma özelliğini korumuştur. XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Van’da tekstil sanayisi gelişmiş, 1870’te Tokhmakhyan kardeşler tarafından bir dokuma atölyesi, 1880’lerde Kapamacıyan’ların, Çıtçıyan’ların ve diğerlerinin fabrikaları ve birkaç deri imalathaneleri (en tanınmışı Partevyan’ındı) kurulmuştu.

1880-90’lı yıllarda usta Aleksander, Amerika ve Avrupa’dan gerekli makineleri getirerek yarı-otomatik makine imalathanesi kurmuştur.

Şehrin dokuma atölyesinde XX. yüzyıl başında 1500 kişi çalışmaktaydı. Şehir nüfusunun bir kısmı tarımla (özellikle bağcılık) uğraşmaya devam etmiştir.

Osmanlı Devleti’nin askeri-derebeylik sistemi, kapitalist üretim şeklinin gelişmesini engellemiştir. XIX. yüzyılda Van’ın 30 bin kişilik nüfusunun 2/3’ini Ermeniler oluşturmaktaydı.

XIX. yüzyılın ikinci yarısında Van, Batı Ermenistan’ın milli kurtuluş hareketinin merkezlerinden biriydi. 1860’lı yıllarda Mıkırtiç Khırimyan “Ardsvi Vaspurakani” (Vasourakan kartalı) dergisini yayınlamıştır. 1872’de “Miutyun yev Pırkutyun” (Birlik ve Kurtuluş), 1879’da “Sev Khaç” (Kara Haç) gizli teşkilatları, ahaliye askeri eğitim veren “Zinakir” (Silahlı) derneği kurulmuştur. Milli kurtuluş hareketi mensuplarından M. Portukalyan, M. Avetisyan, A. Manukyan, V. Serengülyan (Vardges), N. Poğosyan (İşkhan), A. Yerkanyan, Vramyan (O. Derdzakyan), Vazgen ve daha başka isimler Van’la ilintilidir.

Osmanlı hükümetinin tertiplemiş olduğu Ermeni katliamları (1894–96) esnasında Van ahalisi M. Avetisyan, Martik (Martiros Sarukhanyan) ve Peto (Aleksander Petrosyan) önderliğinde, Osmanlı katliamcılarına kahramanca karşı koymuştur (Van nefsi müdafaası 1896).

Gurbetçilik büyük oranlara (XX. yüzyıl başında Van’dan 3 bin kişi İstanbul’a çalışmaya gitmişti) ulaşmıştı. Van, XX. yüzyılın ilk on yılında ekonomik gelişme göstermişti. Şehirde 100 dokuma atölyesi vardı ve mobilya üretimi gelişmişti. Zanaatkârların sayısı 3800’ün üzerindeydi. Van’ın kuyumcuları, silah yapımcıları, şalcıları ve demircileri ünlüydü. Kültürel ve toplumsal hayat güçlenmişti. Van’ın okulları ünlüydü. 1914’te Kedronakan (merkezi), Yeramyan, Araruts (karma), Haykavank, Surb Hakob, Noraşen, Hankuysner (erkek) mahalli, Sandkhtyan (kız), okulları olmak üzere, 259 öğretmeni ve 4500 öğrencisi bulunan 8 ulusal okul vardı.

Protestan Ermenilerin (şehri içinde, kiliseye bitişik) ve Aygestan’a yerleşmiş olan Amerikan, Alman ve Dominikyan misyonerlerin de okulları vardı.

İngiliz, İran, Rus ve Fransız elçilikleri de Aygestan’daydı. XX. yüzyıl başında Van’da 12 kilise vardı ve bunlardan 10’u (Ecmiadsin veya Surb Nışan, Surb Poğos-Petros, Surb Tiramayr, Surb Vardan, Dsiranavor, Haykavanits, Surb Astvadsadsin, Hankuysner Surb Astvadsadsin ve Surb Hakob kullanılmaktaydı.

İstanbul’dan turneye gelen Ermeni oyuncular sayesinde, Van’da tiyatro temsilleri yapılmıştır.

Ressam Panos Terlemezyan Van’da çalışmalarını sürdürmekteydi. N. Mar ve H. Orbeli, Van’ın iç kalesinde arkeolojik kazı çalışmaları yapmışlardır. Yeramyan ve Kedronakan okullarının mezunları “Yerkunk” dergisi, 1906 sonbaharından itibaren “Nor serund” aylık dergisi, daha sonraları ise “Hayatsk”, 1910’da EDF’nin (Ermeni Devrimci Federasyonu, Taşnaktsutyun) “Aşkhatank”, 1911’de Sahmanadir Ramkavar Partisi’nin (Anayasal Liberal Parti) “Van-Tosp” gazetesi yayınlanmıştır.

Birinci Dünya Savaşı arifesinde Van’da 23 bin dolayında Ermeni ve 15 bin Müslüman (Van dini önderliği verilerine göre 34 bin Ermeni ve 21 bin Müslüman) yaşamaktaydı.

Soykırım zamanında Van Ermenileri ve çevre bölgelerden kaçıp şehre sığınmış olan Ermeniler öz savunma gerçekleştirerek (Van kahramanlık mücadelesi 1915) Türk katliamcılara karşı mukavemet göstermişlerdir.

Savunmanın zaferle sonuçlanmasının akabinde Rus komutanlığı tarafından, savunmanın düzenleyicisi Aram Manukyan başkanlığında Van Eyaleti’ni (70 gün sürmüştür) meydana getirmiştir. Lakin Rus ordularının beklenmedik ricatı (2 Temmuzda), halkı şehri terk edip (büyük kayıplar altında) Doğu Ermenistan’a göçmeye mecbur etmiştir.

Van’da kalan az sayıda Ermeni, şehre giren Müslüman güruh tarafından katledilmiştir. Birkaç gün sonra şehri tekrar ele geçiren Rus orduları, şehri tamamen talan edilmiş ve yakılmış halde bulurlar. Halkın bir kısmı Van’a geri döner ve Kosti Hambardzumyan liderliğindeki Vaspurakan yönetimi kurulur. Osmanlı ordusunun 1918 Şubatındaki saldırısı sonucunda halk tekrar göçe mecbur olur. Az sayıda kurtulanlar yabancı ülkelere sığınır.

Van şehrinin nazım planı iki kısımlı olup, asıl şehir olan “şehriçi”nden (yaklaşık 64 hektar) ve banliyölerden oluşmuştu. İç kalenin güney kısmındaki ovada bulunan “şehriçi”, iki sıralı surlarla çevrilmişti ve göl (batıda), güney (iki adet) ve doğu (Tavriz/Tebriz) tarafından kapıları vardı. Sadece, kalenin yüksek kayalıklarının bulunduğu kuzey tarafında kapı yoktu. “Şehriçi”nden güney ve doğudaki ovaya doğru uzanan banliyöler, kapladıkları alan açısından, “şehriçi”nin 12–15 misliydi.

 “Şehriçi”, Tavriz kapısından başlayarak Sıkhgâl Cadda karayoluyla (6 km. kadar uzakta, doğuya doğru uzanan Khaçpoğan karayoluyla kesişmekteydi) Aygestan mahallesine bağlanmaktaydı. Tavriz kapısına bitişik olan Haykavank Mahallesi 1896 kırımlarında yıkılmış ve bir daha onarılmamıştı. Türklerin Şamiram Mahallesi “şehriçi”nin güney kısmındaydı. Khaçpoğan’ın güneyinde ve doğusunda, Ermenilerin, meyve ağaçlarıyla bezeli, geniş Aygestan Mahallesi, batıda ise Van’ın diğer ticari merkezi olan Araruts Meydanı’yla Noraşen, Hankuysner, Arark, Noratunker büyük mahalleleri bulunmaktaydı. Bu mahallelerin hepsi de içlerinden geçen kanallar (“Şamiram” dâhil) ile dereler, Hankuysner Deresi ve iyi düzenlenmiş “kahrez” (artezyen) sistemi sayesinde sulanmaktaydı, ayrıca çeşmeler de vardı. Taş ve tuğladan yapılmış, genellikle 1–2 katlı evlerin avluya bakan “orsbats” (yeresbats, yüzaçıklığı) adlandırılan balkonları vardı. Gülümyan’ların, Kapamacıyan’ların, Terzibaşyan’ların, Cideciyan’ların, Hüsyan’ların, Tütüncüyan’ların ve diğer zenginlerin ise sokağa açılan balkonları da bulunmaktaydı.

Van’ın en büyük kilisesi olan Araruts Surb Astvadsadsin (16,8×40,5 m.), 1884 yılında yeniden inşa edilmişti. Haykavank’ın Surb Hakob ve Hankuys’un ahşap (özgün kırlangıçkuyruğu damıyla) kiliseleri 1898 yılında inşa edilmişti. Van’ın en önemli yapılarından Yeramyan okulunun yeni binası (1903–07), Emek evi (1911–12, mimarı H. Kaçaznuni) ve iki katlı öğretmenler evini sayabiliriz (1912).

Göl kıyısında bulunan Avants Köyü’nün koyu, liman olarak kullanılmaktaydı.

Van şehri, Vaspurakan’ın en önemli minyatür okulu merkezlerinden biriydi. En önemli zanaat kuyumculuktu (90–100 kuyumcu atölyesi vardı ve bir yılda yaklaşık 600 bin gram gümüş takı Avrupa’ya ihraç edilmekteydi). En yaygın kuyumcu tekniklerinden manrarurk, sevad (savat), ındeluzum ve tsantskendi. Taşlardan mercan, firuze çok kullanılmaktaydı. Kuyumcular, hazırladıkları tüm eşyalar için en uygun şekli bulmuş ve en vurucu şekillere ulaşmışlardı.

Taş ustalarının hünerlerini evlerin dekoratif işlemelerinde ve bölgedeki khaçkarlar (haç taş) görmek mümkündür. Kapılar, pencereler, sütunlar ve ev eşyaları tahta işlemeciliği sanatıyla bezenmişti.

Çömlekçiler, yalın sanatsal şekillerle kilden eşyalar hazırlamaktaydı. Van’da, klasik Ermeni stiliyle dokunan büyük ve birinci sınıf halıların süslemelerinde haça ve eğik açıya önem verilmekteydi.

En eski Ermeni halılarından olan “Gohar” (1860) halısı, Vaspurakan’da dokunmuştu. Van Kalesi’nin 600 mağarasında ipek dokuma atölyeleri vardı.

Van danteli merkezi, aktif ritmik ve karmaşık süslemeleriyle diğer bölgelerin dantellerinden farklıydı ve uluslar arası pazarda tutulmaktaydı.

Vanlı kadınların elbiseleri, kiliselerin perdeleri ve giysileri iğne işlemeliydi.

Seçkin dikiş stili ve sanatsal özellikleri sayesinde Van iğne işlemeleri “Van dikişi” olarak anılmaktaydı.

Basma tekniği (genelde kırmızı renkle) gelişmişti. Kadınların özgün stilde altın ve gümüş süslemeli yöresel giysileri çağlar boyu geliştirilmişti.

Van’ın gündelik eşya sanatına özgün olan şey, kullanımın yönlendirdiği imgesel düşünce tarzına dayanan yalınlıktı.

Yüzyılın başındaki en ünlü kuyumculardan H. Borozancıyan, G. Kuyumcubaşyan, T. Avagyan, M. Kalemkâryan ve G. Şalcıyan’ı sayabiliriz. Van sanatının gelişim süreci 1915’te durmuştur. Doğu Ermenistan’a göçen ustalar Tiflis’te “Van” atölyesini kurarlar. 1920’lerde, Yerevan’da bu sanatın öncülüğünü yapanlar V. Hatsagordsyan, V. ve G. Dionesyanlar, dantelcilikte ise S. Cırbaşyan’dı.

Van sanatının nadide örneklerini Ermenistan Devlet Tarih Müzesi, Halk Sanatı Müzesi, Etnografi Müzesi ve Ecmiadsin Manastırı Müzesi’nde bulmak mümkündür.

Van, günümüzde Türkiye’nin aynı adla anılan ilinin merkezidir.

Küçük Ermeni Ansiklopedisi, IV. cilt, Yerevan, 2003.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *