“Amida’nın Sofrası” ve “Çorba İçenler”

Garod Sasunyan

Bu yıl Diyarbakır’da gerçekleşen geleneksel  ‘Diyarbakır Kitap Fuarın’a Diyarbakırlı Ermeni yazarlar damgasını vurdu. 7incisi  gerçekleşen fuara Diyarbakırlılar çok büyük bir ilgi gösterdi. 28 Eylül-6 Ekim tarihleri arasında Türkiye’de yayın yapan kuruluşların katıldığı fuara Ermenice yayın yapan Aras Yayıncılık standı her yıl olduğu gibi bu yılda çok büyük ilgi gördü. Aras Yayıncılık standında kitapları imzalayan Diyarbakırlı 2 büyük yazar Mıgırdıç Margosyan ve Silva (Giragosyan) Özyerli okuyucuları ile buluşup kitaplarını imzaladılar. Diyarbakırlı okuyucuların büyük ilgi gösterdiği yazarlara kitaplarını  imzalatmak için büyük kuyruklar oluştu.

3 Ekimde Nurcan Kaya’nın moderatörlüğünde Mıgırdıç Margosyan ve Silva (Giragosyan) Özyerli’nin katıldığı bir söyleşi yapıldı. Söyleşiye Diyarbakır’ın hemen hemen her kesiminden okuyucular büyük ilgi gösterdi. Söyleşide  moderatörlük yapan Nurcan Kaya; Silva (Giragosyan) Özyerli’nin yazdığı “Amida’nın Sofrası” sadece yemek tariflerinin olduğu bir kitap olmadığı, yazılan yemeklerin sadece yemek olmadığını belirterek, bu kitapta Diyarbakır’dan giden (gitmek zorunda kalan) Ermenilerin geride kalan eserleri, yaşamları, acıları, hüzünleri, gelenek ve göreneklerini duygusal bir dil ile anlatılan bir eser olduğunu belirtti. Söyleşide konuşan “Amida’nın Sofrası”nın yazarı Silva (Giragosyan) Özyerli Ermenice, Kürtçe ve Türkçe selamlayarak konuşmasına başladı. Silva (Giragosyan) Özyerli:  “Herşey yıkılıp, yok olmuştu. Gavur Mahallesi diye bir yer kalmamıştı. Geriye bir tek hafıza kalmıştı. Ben bu kitabı annem ve babamın anısı için yazdım. İstedim ki bu toprağa emek verenler unutulmasın. Bu kitabı bunun için yazdım. Diyarbakır’dan götürdüğüm hafızam Diyarbakır toprağına kavuşsun, bende kalmasın, istedim. Kitabımı yazarken ilginç bir rüya gördüm. Rüyamda Taştan yapılan Şarap kabını yazmayı unuttuğumu gördüm. Ve kitabıma bunu da yazdım. Diyarbakır’dan İstanbul’a zorunlu gidişimiz sorunlarımızı ne kadar çözecekti bilemiyorduk. İstanbul’da yaşamak çok zor, ama İstanbullu Ermeni cemaati içerisinde yaşamak daha zordu. Diyarbakır’dan gelen Ermeniler için Kürtler geldi deniliyordu. İstanbul’da yaşamak için İstanbul Ermenilerine uymak zorunda  kaldık. Biz Diyarbakır’da Paskalya Çöreğini tuzlu ve çeşitli baharatlar ile yapardık. İstanbul Ermenileri Paskalya çöreğini tatlı yaparlardı. Bizde artık Paskalya çöreklerini tatlı yapıyoruz. Ama arada bir Diyarbakır Paskalya çöreğini de yapıyoruz ve çocuklarım bunu daha çok beğendiler”.

Söyleşiye katılan Diyarbakırlı Ermeni yazar Mıgırdiç Margosyan “Amida’nın Sofrası” kitabının yazarı Silva için “Ben Diyarbakır Ermenilerini 1953’e kadar olan yılları yazarak kitaplaştırdım. Silva ise 1953 tarihinden sonrasını yazdı. Gavur Mahallesi yok dediniz. Aslında Gavur Mahallesi yerinde duruyor. Ama bizler yok olmuştuk. “Amida’nın Mutfağı” kitabında anlatılan lezzetleri ben yaşadım” dedi.

Mıgırdıç Margosyan şöyle devam etti: “Diyarbakır’da benim kitaplarımın çoğunu Kürtler satın alıp okuyor. Bunun büyük nedeninin benim Ermeni oluşumdur. Kitaplarımı satın alan  Kürtlerin Ermenilere olan ilgileri bir nevi günah çıkartmaktır. Diyarbakır’da da taşradan gelen Ermeniler burada yaşayan Ermeniler tarafından dışlanıyordu. Taşradan yani çevre şehir ve kasabalardan gelen, Kulp’tan, Lice’den, Ergani’den gelen Ermenileri aşağılamak için onlara “Çorba içenler” diyerek küçümserlerdi” dedi.

Söyleşi sonrası  Silva (Giragosyan) Özyerli’nin yaşadığı evde bir etkinlik düzenlendi. Bu ev halen yasaklı olan Surp Giragos Kilisesi’nin hemen karşısında bulunan ve bugün Kafe olarak kullanılan Diyarbakır evidir. Bu etkinlite Diyarbakırlı yazar Şeyhmus Diken tarafından moderatörlüğü gerçekleşti. Bu evde  Diyarbakır Ermenilerinin unutulan “Pıte Pılle” yemeği etkinliğe katılan Diyarbakırlı Ermeniler ve kitapseverlerin  katılımı ile beraberce yapıldı. Yemek pişirildikten sonra etkinliğe katılan konuklara ikram edildi. Konuklar ilk defa yedikleri bu yemeği çok beğendiklerini belirttiler.

Etkinlikte konuşan Diyarbakırlı yazar Şeyhmus Diken: “Ermeni ustalar çok iyi taş duvarlar örerler ayrıca çok güzel taş köprü ve yollarda yaparlar. Duvarlarda belki gereklidir ama reel hayatta duvar örmeyelim, birlikte yaşamak için yol ve köprüler yapalım” diye konuştu.

Eski bir Ermeni evinde gerçekleşen bu etkinlik yapılan Pıte-Pılle yemeği yenildikten sonra kitaplar imzalandı.

Akunq.net

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *