Batı Ermenistan’ın günümüze ulaşmış 21 ünlü kalesi

Amük kalesi – Ortaçağ Ermenistan’ının ele geçirilmesi ve ulaşılması güç kalelerinden. Van eyaletinin Arberan bölgesinde, Van şehrinin kuzeyinde, Amik yarımadasının ucunda bulunan yüksek bir kaya kütlesinin üzerinde bulunmaktadır. Antik çağlardan beri var olmuştur. Ortaçağda Gnunilerin (Ermeni beylik sülalesi-çev. notu), daha sonra ise Ardsrunilerin (Ermeni beylik ve krallık sülalesi-çev. notu) mülkü olmuş, Vaspurakan kralı Senekerim Ardsruni’nin (1003-1021) 1021 yılında Vaspurakan bölgesini Bizans’a teslim edip, karşılığında Sebastia’da (Sivas-çev. notu) mülk elde etmesinden sonra Amük kalesi ve çevresi, Ardsrunilerin Vaspurakan’daki son mülkü olarak kalmıştır.

Bitlis (Bağeş) kalesi – Büyük Hayk’ın (Büyük Ermenistan-çev. notu) Ağdznik eyaletinin başlıca kalesi. İlk olarak VII. yüzyıl tarihçisi Sebeos tarafından anılmaktadır. Kalenin etrafında aynı isimle anılan şehrin yapımından sonra kale, şehrin iç kalesine dönüşür. Ananeye göre şehrin kuruluşu imparator ve general Büyük İskender’in generali Lis’le ilgilidir. Anlatıya istinaden İskender buradan geçerken dağ geçidinin stratejik şahane konumunu değerlendirerek, generallerinden Lis’e, buraya bir kale inşa etmesini emreder. Yeni kurulan kale o denli çetin olur ki, İskender dönüşünde kaleyi ele geçiremez. Kalenin anahtarları gönüllü olarak teslim edildiğinde ise kaleyi, Farsça “Kötü Lis” anlamına gelen “Bed Lis” olarak adlandırır, buradan da kalenin Bitlis ismi oluşur. Kale VII.  yüzyılda Arapların eline geçerek, Zurari Arap emirliğinin mülkü olur. IX. yüzyılın ikinci yarısında kale Şaybanilere, X. yüzyılın ilk yarısında Kaysik Arap emirliğine geçer. 929-930 yıllarında Bizans generali I. Hovhannes Kurkuas, Kaysikler üzerine bir akın düzenleyerek, bir dizi şehirle birlikte Bitlis’i de ele geçirir. X. yüzyılın ikinci yarısında Arap emirliklerinin parçalanması sonrasında, İslamlaşmış Kürt aşiretleri Bitlis’e yerleşir. X. yüzyıl sonunda Bitlis, Mırvan Kürt aşiretinin elindedir. XI.-XIX. yüzyıllarda Rozak veya Roşkalı olarak anılan Kürt aşireti Bitlis’e hükmeder. Bitlis bu aşiretin mülkü olur. Bu süre içinde Rozaklar Bitlis’i iki kez ellerinden kaybeder. 1139-1180 yıllarında Selçuklulara, 1466-1494 yıllarında ise Akkoyunlu olarak anılan Türkmen aşiretlerinin eline geçer. Bitlis Kürt egemenliği özellikle XVI.-XVIII. yüzyıllarda güçlenir. Bu dönemde bazı Bitlis hanları kendi adlarıyla para basarlar, Osmanlı devletinin, Bitlis hanlığını yıkmaya yönelik tüm denemeleri ise başarısızlıkla sonuçlanır ve Osmanlı devleti Bitlis bölgesini, Van Eyaleti dâhilinde özerk bir hükümetlik olarak tanır. Osmanlı yönetimi ancak 1849 yılında Bitlis Kürt hanlığının direncini kırmaya muvaffak olur, Bitlis’i ele geçirir, kaleyi ve çok sayıda yapıyı tahrip eder.

Bitlis daha sonra aynı isimle anılan vilayetin merkezi olur. 1915 Haziranında tüm Bitlis bölgesindeki Ermeniler korkunç bir katliama tabi tutulduktan sonra bölge Ermeni nüfusundan yoksun kalır. 18 Şubat 1916 tarihinde Birinci Ermeni Gönüllü Alayı, General Andranik liderliğinde Bitlis kalesini ele geçirir. Osmanlı birlikleri kısa süre sonra Bitlis’i tekrar ele geçirir ve Bitlis nihai olarak Ermenilerden boşaltılır.

Ani şehrinin Aşotaşen surları – Ani başkentinin Aşotaşen savunma surları. İç veya küçük sur olarak da anılmıştır. 964 yılında Ermeni kralı Merhametli III. Aşot Bagratuni (953-977) tarafından inşa edilmiştir.

Arşamaşat kale-şehri – Dsopk eyaletindeki Ermeni krallarının mülkü. M.Ö. III. yüzyılın 40-30’lu yıllarında Dsopk kralı I. Arşam (M.Ö. 240-220) tarafından kurulup, onun adıyla da anılmıştır. İlk olarak Yunanlı tarihçi Batlamyus tarafından belirtilmiştir. M.Ö. 202 yılında Selefküs kralı III. Büyük Antiokius (M.Ö. 223-187) ile Dsopk kralı Kserkses (M.Ö. 215-201) arasında geçen savaş Arşamaşat yakınlarında vuku bulmuş, bunun sonucunda Dsopk, Arşamaşat şehriyle birlikte Selefküs devletine geçmiştir. M.Ö. 189 tarihinde Zareh,  Dsopk’ta bir ayaklanma başlatarak, Dsopk’un bağımsızlığını yeniden tesis eder. Büyük Hayk kralı Büyük Tigran (M.Ö. 95-55) M.Ö. 94 yılında Dsopk’a saldırır, kral Artanes’i yener ve Dsopk’u Büyük Hayk’la birleştirir. Arşamaşat, önemli bir kale-şehir olarak V. yüzyıla kadar önemini korur. V.-IX. yüzyılları arasında Arşamaşat hakkında hemen hiçbir kayıt bulunmamaktadır. Kale X. yüzyılda Bizanslılar tarafından işgal edilir. Arşamaşat XI. yüzyılda Tornik Mamikonyan liderliğindeki Sasun beyliğine dâhil edilir. XI. yüzyılın ikinci yarısında kale Selçukluların eline geçer. Arşamaşat XII. yüzyılın başlarında bir deprem sonucunda yıkılır.

Tignis kalesi – Büyük Hayk’ın Ayrarat bölgesindeki Şirak vilayetinde, başkent Ani’nin yakınlarında bulunmaktadır. Hıristiyanlık öncesi dönemden beri var olduğu tahmin edilmekle birlikte, X. yüzyılda, Bagratuni hanedanlığı döneminde dönüştürülüp, daha da sağlamlaştırılmıştır. Dönemin en güçlü ve ulaşılmaz kalelerinden olmuştur. XIV.-XV. yüzyıllarda bir kale olarak önemini yitirmiştir.

Kharberd (Harput-çev. notu) kalesi – Kharbert eyaletinde, Aradsani Nehri’nin aşağı kısmında, nehir kıyısından 13-14 km. uzakta bulunan bir kayalığın üzerinde kurulmuştur. Kharberd, yol üzerindeki kale anlamına gelmektedir. Kale Urartu döneminde, M.Ö. IX.-VIII. yüzyıllarda inşa edilmiştir. Eskiden Büyük Hayk’ın Dsopk eyaletindeki Andzit vilayetine bağlı olmuştur. Kale M.Ö. II. yüzyılda Ermeni kralı I. Artaşes (M.Ö. 189-160) tarafından yeniden yapılandırılmıştır. 1070’li yıllarda Kharberd kalesindeki Bizans birliğinin komutanı Ermeni Pilartos Varajnuni olmuştur.  1071 yılındaki Manazkert (Malazgirt-çev. notu) meydan savaşında Bizanslıların Selçuklular tarafından almış olduğu yenilgiden sonra Pilartos Varajnuni Kapadokya, Kilikya, Kuzey Suriye ve Mezopotamya Ermeni beyliklerini bir devlet bünyesinde birleştirerek, Kharbert’i başkente dönüştürür.

Maalesef Pilartos Varajnuni’nin devleti uzun ömürlü olmaz ve Pilartos’un 1086 yılında vefat etmesinin ardından yıkılır. Kharberd, 1185 yılında Vordokyanlara geçer. 1236 yılında kale Moğollar tarafından işgal edilir. Ardından Timurlenk’in hordaları ile Akkoyunlu ve Karakoyunlu Türkmen göçebe aşiretleri kaleye sahip olur. 1507 yılında Pers şahı I. İsmail (1502-1524) Kharberd’e saldırır, yağmalar ve tahrip eder. 1515 yılında Osmanlı sultanı Yavuz I. Selim (1512-1520) Kharberd’i ele geçirir. 1617 yılında Çapanoğlu beyi tarafından Kharberd tamamen tahrip edilir, sakinleri kılıçtan geçirilir. XVIII. yüzyılda Kharberd ve yöresi Sebastia vilayetine dâhil edilir. 1834 yılında Osmanlı yeni idari bölünmesine istinaden Kharberd, Diarbekir (Diyarbakır-çev. notu) vilayetine dâhil edilir, 1878 yılında ise, Kharberd vilayeti olarak ayrılır. XIX. yüzyıl sonu ve XX. yüzyıl başında kale Türkler tarafından barbarca tahrip edilir, taşları ise Mezire’de hükümet binaları yapımında kullanılır.

Haykaberd – Vaspurakan eyaletinin Hayots Dzor vilayetinde, Van şehrinin güneyinde, Van Gölü’ne dökülen Khoşab Nehri vadisindeki bir kaya kütlesinin üzerinde bulunmaktadır. Tarih babası Khorenatsi’ye göre kale Ermeni halkının atası Hayk tarafından kurulmuştur. Bir diğer veriye göre kalenin kurucusu olarak Urartu kralı II. Sarduri (M.Ö. 764-735) kabul edilmektedir.

Mağasaberd kalesi – Büyük Hayk’ın Ayrarat eyaletinin Şirak vilayetinde, Akhuryan Nehri’nin sağ kıyısındaki vadinin kenarında yükselen bir kayanın üzerinde, Ani şehrinin 4 km. güneyinde kurulmuştur. Şapuh Bagratuni’ye istinaden kale VI. yüzyılda Bizans imparatoru Morik (582-602) tarafından Ermenistan’a yollanan kötü ve kanunsuz Ermeni vali Mağas tarafından kurularak, kendi adıyla Mağasaberd olarak anılmıştır. X. yüzyılda Bagratuni Ermeni hanedanlığına ait olmuş ve başkent Ani’nin savunma yapılarından birini teşkil etmiş, daha sonra Kamsarakan beyliğine, XIII. yüzyıl başında Zakaryanlara geçmiştir. Mağasaberd’e daha sonraki dönemde Bizanslılar, Moğollar ve Osmanlılar egemen olmuştur. XVII. yüzyıl tarihçisi Zakaria Sarkavag (1627-1699) Mağasaberd’i bir Pers kışlası olarak anmaktadır. Mağasabard’in sahip olduğu çifte surlardan birincisi mazgallı, ikincisi ise birincisinden yüksek ve dört yarım ay şeklinde burçlara sahip olmuştur.

Karin (Erzurum) kale-şehri – Büyük Hayk’ın Yüksek Hayk eyaletinin Karin vilayetinde, Karin platosunda, Fırat Nehri’nin sol kıyısında bulunmaktadır. Karin kale-şehrinin kurucusu olarak Hayassa ülkesinin kralı Karanni (M.Ö. 1400-1375) kabul edilmektedir. Yevanduni, Artaşesyan ve Arşakuni krallık hanedanları döneminde (M.Ö. VI. yy.-428) yaklaşık 1000 yıl Karin bölgesinin merkezi olmuştur. Karin’in rolü, 387 yılında Ermenistan’ın ilk bölünmesiyle daha da büyümüş, Karin, Ermenistan’ın Bizans bölümünün en önemli sınır başkenti olmuştur. Bizans imparatoru II. Teodosios’un (408-450) telkiniyle general Anatol 421 yılında Karin’de yeni surlar inşa eder ve imparatorun adıyla şehri Teodupolis olarak adlandırır. V. yüzyıldan itibaren şehir Persler ve Bizanslılar arasında çekişmeye neden olur. Şehrin savunma surları genişletilir ve Bizans imparatorları I. Anastasios (491-518) ve özellikle I. Jüstinyen (527-565) döneminde yeniden inşa edilir.1. yüzyıl sonlarında Pers kralı II. Hüsrev (590-628) Erzurum’u işgal eder, yerel Ermenileri ve katolikos (Ermeni kilisesi dini önderi-çev. notu) II. Movses Yeğvardetsi’yi (574-604) esir alır. 628 yılında Bizans imparatoru Heraklios (610-641) yıkılmış Erzurum kalesini restore eder. 647 yılında Erzurum Araplar tarafından ele geçirilip, Karikala olarak adlandırılır. 752 yılında Bizans imparatoru V. Konstantin (741-775) kaleyi zapt eder ve çok sayıda Ermeni zanaatkâr ve tüccarı Konstantinopolis ile imparatorluğun batı bölgelerine yerleştirir. 885 yılında Ermenistan’da Bagratuni hanedanlığının tesisinden sonra Karin de Bagratunyats Ermeni krallığı bünyesine katılır, fakat Erzurum’un Arap yöneticileri yarı-özerk bir halde Arap halifeliğine bağlı kalır. 949 yılında Karin yeniden Bizans tarafından işgal edilir. Ardsın (Erzincan-çev. notu) şehri 1049 yılında Selçuklular tarafından tahrip edildiğinde, hayatta kalan Ardsınlılar Karine yerleşir ve Karin’i Ardsın olarak anmaya başlar. Bu şehrin Bizans egemenliğinde bulunduğundan dolayı, eski şehirleriyle farkı vurgulamak amacıyla şehri Ardsın-ar-Rum (yani Bizans Ardsın’ı) olarak adlandırırlar ve bu isim zamanla Arzırum ve Erzurum’a dönüşür. Erzurum, 1071 yılında Selçuklular tarafından işgal edilir. 1206-1207 yıllarında Zakaryan kardeşler liderliğindeki Ermeni-Gürcü orduları Karin’i kurtarır, lakin birkaç yıl sonra yeniden Selçuklular tarafından ele geçirilir. 1242 yılında, uzun süren bir kuşatma sonucunda şehir Moğollar tarafından işgal ve tahrip edilir. Moğollardan sonra, XV. yüzyılda kale-şehir Akkoyunlu ve Karakoyunlu Türkmen göçebe aşiretlerin eline geçer. 1480 yılında Erzurum Persler tarafından işgal edilir. 1514 yılında Osmanlı sultanı I. Selim (1512-1520) kale-şehrin sahibi olur. XIX. yüzyılda ve XX. yüzyılın başında Rus orduları 3 kez Erzurum’u ele geçirir, fakat 3 kez tekrar Osmanlıya iade eder. 27 Haziran 1829 tarihinde general İvan Paskeviç komutasındaki Rus orduları, direniş görmeden Erzurum’u ele geçirir, fakat 2 Eylül 1829 tarihli Adrianapolis barış antlaşmasıyla tekrar Osmanlıya iade eder. Ermeni general Mikayel Loris-Melikov komutasındaki Rus orduları 8 Şubat 1878 tarihinde tekrar çatışmadan çetin Erzurum kalesine sahip olur, fakat aynı yılın 19 Şubatında San Stefano antlaşmasıyla yeniden Osmanlıya iade eder. Rus orduları, 16 Şubat 1916 tarihinde Ermeni gönüllülerinin desteğiyle Erzurum’u üçüncü kez ele geçirir. 12 Şubat 1918 tarihinde Osmanlı Jön Türk hükümeti, cephenin dağılması ve Transkafkasya Seymi’nin ihanetinden faydalanıp, 5 Aralık 1917 Erzincan ateşkes antlaşmasını ihlal ederek, karşı taarruza geçer. General Andranik, 18 Şubat 1918 tarihinde gönüllüleriyle Erzurum’a varır, fakat Erzurum kalesini ve cepheyi tutmak için Andranik’in göstermiş olduğu inanılmaz çabalarına rağmen, Erzurum kalesini tutmak mümkün olmaz. 12 Mart 1918 tarihinde Erzurum Osmanlı orduları tarafından işgal edilir.

Ardahan kalesi – Kacats (yiğitler-çev. notu) kalesi olarak da anılmıştır. Surlarla çevrili şehrin merkezinde, yüksek ve ulaşılması zor bir kayanın üzerinde bulunmaktadır. Antik dönemden itibaren var olmuştur. IX. yüzyılda Ermeni Bagratuni hanedanlığına geçer. Bagratuniler döneminde değişime uğrar ve daha da sağlamlaştırılır. Ardahan kalesi XI. yüzyılda Gürcü orduları tarafından işgal edilir. 1236 yılında Moğollar kaleye hâkim olur. 1266 yılında kale Samtskge-Saatabago Gürcü prensliğine geçer. Ardahan kalesi, XV. yüzyıl başlarında Osmanlı sultanı I. Selim (1402-1410) tarafından ele geçirilir. 1555 yılında Akhaltskha paşalığındaki Ardahan bölgesinin merkezi olur. 22 Ağustos 1828 tarihinde Rus orduları tarafından ele geçirilen kale, yarı yıkık bir hale gelir. 2 Eylül 1829 tarihinde Adrianapolis antlaşması ile Ardahan kalesi tekrar Osmanlıya iade edilir. 5 Mayıs 1877 tarihinde Rus orduları yeniden Ardahan kalesini ele geçirir. 1877-1878 Rus-Osmanlı savaşı sonucunda Ardahan kalesiyle birlikte tüm Ardahan bölgesi de Rusların eline geçer ve Kars bölgesine dâhil edilir.

6 Mart 1918 tarihinde Transkafkasya’ya akın eden Osmanlı orduları Ardahan’ı işgal eder. Ardahan, 1919 yılında Ermeni-İngiliz orduları tarafından kurtarılır ve Ermenistan Cumhuriyeti’ne dâhil edilir. 1920 Kasım başlarında kale, Kâzım Karabekir komutasındaki Osmanlı güçleri tarafından işgal edilir.

Khoşab (Hoşap) kalesi – Van vilayetinin Hekâr bölgesinde, Van şehrinin 42 km. güneydoğusunda, aynı isimle anılan nehrin sağ kıyısında bulunmaktadır. Khoşab nahiyesinin merkezi olmuş, Arap egemenliği döneminde kurulmuştur. XV. yüzyılda restore edilmiş, 8 Mart 1715 tarihindeki depremden büyük zarar görmüştür. Khoşab kalesi 1847 tarihine kadar Kürt beylerin mülkünün merkezi olmuştur. Kale, 1847 yılında Osmanlı yöneticileri tarafından ele geçirilip, Kürt hükümetliğine son verilmiştir.

Şabin Karahisar kale-şehri – Küçük Hayk ve Pontos arasında, Küçük Hayk’ın (Küçük Ermenistan-çev. notu) Sebastia eyaletinin Şabin Karahisar bölgesinde bulunan bu şehir eskiden Nikopolis olarak adlandırılmaktaydı. Romalı general Gneos Pompeos tarafından M.Ö. 60’lı yıllarda kurulmuş, Bizans imparatoru I. Jüstinyen (527-565) tarafından restore edilip, tahkim edilmiştir. 1478 yılında Osmanlı orduları tarafından işgal edilip, Osmanlı İmparatorluğu’na dâhil edilerek, Sebastia vilayetinin Şabin Karahisar bölgesinin merkezine dönüştürülmüştür. 2-29 Haziran 1915 tarihleri arasında Şabin Karahisarlı Ermenilerin, düzenli Osmanlı ordusuna karşı 27 günlük kahramanca mücadelesi bu kalede vuku bulmuştur. Bu tarihten sonra Şabin Karahisar kale-şehri tamamen Ermenilerden yoksun kalmıştır.

Basen (Pasinler-çev. notu) (Daroyink, Hasankale) kalesi – Erzurum vilayetindeki Basen kazasının merkezi. Eskiden ünlü bir kale-şehir olmuş, Grigor Magistros Pahlavuni’nin (990-1058) akrabası Hasan tarafından inşa edilmiştir. Basen ovasında, kayalık tepelerin üzerinde inşa edilen kale, düzensiz kuleler ve çifte surlara sahip olmuştur. 24 Temmuz 1829 tarihinde Rus orduları tarafından ele geçirilen Basen, 2 Eylül 1829 tarihinde Adrianapolis barış antlaşması ile Osmanlıya iade edilir. 1878 Ocağında Rus orduları, çetin Hasankale kalesini yeniden ele geçirir, fakat aynı yılın 1 Temmuzundaki Berlin uluslar arası konferansın kararıyla yeniden Osmanlıya iade ederler. 6 Ocak 1916 tarihinde Basen kalesi yeniden Rus orduları tarafından ele geçirilir. 1918 Martında Transkafkasya’ya saldıran Osmanlı orduları Basen’i işgal eder ve kale Osmanlı egemenliğine girer.

Diarbekir kale-şehri – Eski dönemlerde Amit olarak anılmaktaydı. Tarihçi Movses Khorenatsi’ye göre kale Ermeni kralı Tigran Yervandyan (M.Ö. 560-535) tarafından inşa edilmiştir. Şehir bundan dolayı Tigranakert olarak anılmış olup, genellikle II. Büyük Tigran tarafından 70’li yıllarda Ağdznik eyaletinde inşa edilen başkent Tigranakert ile karıştırılmaktadır. I. yüzyıla kadar sürekli olarak Büyük Hayk’ın Yervanduni, daha sonra da Artaşesyan hanedanlığı dâhilinde olmuştur. M.Ö. 37 yılında Roma-Pert antlaşmasıyla Diarbekir kale-şehri Büyük Hayk’tan ayrılarak, Adiabene krallığıyla birleştirilmiştir. Diarbekir, 298 yılında Roma İmparatorluğu’na bağlanır. Roma imparatoru I. Büyük Konstandin (324-337) 332 yılında şehri yeniden imar ve tahkim ederek, Sasani İran’a karşı sağlam bir askeri üsse dönüştürür. Lakin 6 Ekim 359’da Part kralı II. Uzun ömürlü Şapuh (309-379) tarafından 73 günlük bir kuşatmadan sonra kale fethedilir. Akabinde, XVI. yüzyıla kadar Diyarbekir kale-şehrine Persler, Bizanslılar, Araplar, Kürtler, Selçuklular, Moğollar ve Türkmen göçebe aşiretler dönüşümlü olarak sahip olmuşlardır. 1515 yılında Safevi İran şahı İsmail’e karşı sürdürülen savaş sonrasında Osmanlı sultanı I. Yavuz Sultan Selim (1512-1520) kaleye egemen olmuştur.  Bu dönemden itibaren kale Osmanlı İmparatorluğu’na geçer.

Trapizon (Trabzon-çev. notu) kale-şehri – Trapizon vilayetinin merkezi. Trapez formunda bir platonun üzerinde kurulmuş olduğundan dolayı, Yunancada trapez anlamına gelen “Trapezia” kelimesine istinaden Trapizon olarak anılmıştır. Yunanlılar tarafından M.Ö. 750 yılında kurulmuştur. Geçmişte, Pontos krallığının en önemli şehirlerinden biri olmuştur. Bizans imparatoru I. Jüstinyen (527-565) bu şehri Birinci Hayk eyaletine (provincia-çev. notu) bağlamıştır. XIII. yüzyılda küçük Trabzon Yunan krallığının başkenti, XVII. yüzyıldan itibaren ise, aynı isimle anılan Osmanlı vilayetinin merkezi olmuştur. 1915 Ermeni Soykırımı’na kadar büyük bir Ermeni nüfusa sahip olmuştur. 5 Nisan 1916 tarihinde Rus orduları Trabzon’u ele geçirmiş, fakat 24 Şubat 1918’de Transkafkasya’ya akın eden Osmanlı orduları tarafından yeniden işgal edilmiştir. 1-14 Nisan 1918 tarihlerinde Trabzon’da, Osmanlı ve Transkafkasya Cumhuriyeti arasında gerçekleştirilen başarısız barış görüşmeleri, daha sonra Batum’da nihayetlenmiştir.

Bayazet (Beyazıt/Doğubeyazıt-çev. notu) (Daroynk) kalesi – Büyük Hayk’ın Ayrarat eyaletinin Kogovit bölgesinde, Makva Nehri vadisinde bulunmaktadır. Aynı isimle anılan bölgenin merkezidir. İlk olarak IV. yüzyılda tarihçi Pasvtos Büzand tarafından anılmaktadır. V. yüzyıl başlarına kadar Arşakunilerin kale-hazine dairesi olmuş, ardından Bagratunilere geçmiş, X. yüzyılda Ardsruni beylik sülalesine ait olmuştur. XIII. yüzyılda Moğollar tarafından işgal edilmiş, 1555 yılında Osmanlı-Pers Amasya antlaşmasıyla Bayazet kalesi Osmanlı İmparatorluğuna geçmiştir. Osmanlı sultanı I. Bayazet’ın (1389-1402) şerefine, XV. yüzyılda kale Bayazet olarak anılmıştır. 28 Ağustos 1828 tarihinde kale Ermeni gönüllülerinin desteğiyle Rus orduları tarafından ele geçirilmiş, fakat 2 Eylül 1829 tarihinde Adrianapolis barış antlaşmasıyla Osmanlıya iade edilmiştir. 29 Temmuz 1854 tarihinde Rus orduları Bayazet kalesini ikinci kez ele geçirmiş, lakin 18 Mart 1856 barış antlaşmasıyla yeniden Osmanlıya iade edilmiştir. 1877-1878 Rus-Osmanlı savaşı esnasında, 30 Nisan 1877 tarihinde Bayazet kalesi üçüncü kez ele geçirilir, lakin bir ay sonra, küçük bir Rus birliği ve birkaç yüz kişilik Ermeni gönüllüler grubunun bulunduğu Bayazet kalesi 6 Haziranda Van paşası komutasındaki Osmanlı güçleri tarafından kuşatılır. Kalenin suvunmacıları erzak ve su eksikliğine rağmen, günde bir yudum su ve bir parça at eti ile 23 gün süreyle yüzbaşı Feodor Ştokviç önderliğinde birkaç kez üstün düşmana direnir. Nihayet, Rus ordusu generali Ermeni Arşak Ter-Ğukasov komutasındaki Yerevan birliği, Bayazet kalesinin kuşatma altında olduğu haberini alıp, yardıma yetişir ve 8 saat süren ağır çatışmalar sonucunda muzaffer olarak Bayazet’e girerek, kuşatma altındaki Rus ve Ermeni askerleri kurtarır. 19 Şubat 1878 tarihli San Stefano Rus-Osmanlı barış antlaşması sayesinde Bayazet Rusya’ya geçer, lakin aynı yılın 1 Temmuzunda Berlin uluslar arası konferansın kararıyla yeniden Osmanlıya iade edilir. 21 Ekim 1914 tarihinde Rus orduları, Ermeni gönüllülerin yardımıyla Bayazet kalesini dördüncü kez ele geçirir, fakat 1918 Mayısında Bayazet kalesi nihai olarak Transkafkasya’ya akın eden Osmanlı ordusu tarafından zapt edilir.

Zil kalesi veya Zilkale – Trabzon vilayetinin Hamşen (Hemşin-çev. notu) Sancağında, Hamşen şehrinin 50 km. uzağında bulunmaktadır. XIV.-XV. yüzyıllarda Bizanslılar tarafından yüksek, kayalık bir dağ üzerinde kurulmuştur. XVII. yüzyılın sonunda kale Osmanlıların eline geçince, yerli halk mecburen İslam’a ihtida eder. Kale, bir tünel vasıtasıyla Hamşen Nehri’ne bağlanmaktadır.

Uğtis (Olti/Oltu) kale-şehri – Çorokh (Çoruh-çev. notu) Nehri’nin sağ kolunu teşkil eden Olti Nehri kıyısında, çetin bir kayalığın üzerine kurulmuştur. Geçmişte Büyük Hayk’ın Tayk eyaletinin Vokağe bölgesine ait olmuştur. İlk olarak X. yüzyıl tarihçisi Hovhannes Draskhanakerttsi tarafından anılmış olmakla birlikte, daha eski dönemlerden beri var olmuştur. Önceleri Mamikonyanlara ait olmuş, daha sonra ise Bagratunilere geçmiştir. X. yüzyılda Tayk küropalatlığın (Roma veya Bizans’ın doğu valilerine verilen unvan-çev. notu) merkezi olmuştur. 1001 yılında Tayk küropalatlığıyla birlikte Bizans İmparatorluğuna bağlanmıştır. Daha sonra Selçuklulara ve Moğollara geçmiş, ardından Akkoyunlu ve Karakoyunlu Türkmen göçebe aşiretlerin egemenliği altında bulunmuş, XVI. yüzyıldan itibaren Osmanlı İmparatorluğu’na bağlanmıştır. 1877-1878 Rus-Osmanlı harbi sonrasında Rus İmparatorluğu’na geçmiş ve Kars bölgesinin Olti okrugunun (Rus idare birimi-çev. notu) merkezi olmuştur. 1918 yılının Nisan ayı başlarında Transkafkasya’ya akın eden Osmanlı orduları tarafından işgal edilir, Olti Ermeni nüfusu tamamen tehcir ve katledilir. 9 Mayıs 1919 tarihinde Ermenistan Cumhuriyeti’ne bağlanır. 1920 yılının Eylül ayında Kâzım Karabekir komutasındaki Osmanlı orduları Olti’yi ve Uğtisi kalesini işgal eder. Günümüzde Olti, Türkiye Cumhuriyeti’nin Erzurum ilinde bulunmaktadır.

Ani Smbataşen surları – Ani şehrinin kuzey tahkimatı. 986-988 yıllarında Ermeni kralı İmparator II. Sımbat Bagratuni (977-990) tarafından inşa edilmiştir.

Kars kalesi – İlk olarak IX. yüzyılda, Ermenistan’ın Bagratuni hanedanlığının ünlü bir kale-şehri olarak anılmaktadır. 888 yılında Bagratunilerin mülkü olmuş ve Ermenistan ordu komutanlığı karargâhına dönüşmüştür. Kars, 928-961 yıllarında Ermenistan’ın başkenti olmuş, 963-1065 yıllarında ise Ani Bagratuni krallarına tabi Vananda yarı-özerk krallığının merkezi olmuştur. Kars, 1054 yılında Tuğrul bey yönetimindeki Selçuklu akıncılarının saldırılarına güçlü mukavemet göstermiş olmasına rağmen, krallığı yıkımlardan korumak amacıyla Vananda kralı Gagik Abasyan (1029-1065), 1065 yılında Selçukluların bir sonraki lideri Alpaslan’ın egemenliğini kabul eder. 1206 yılında Ermeni-Gürcü ortak orduları, Zakaryan kardeşler komutasında Kars’ı Selçuklu egemenliğinden kurtarır ve Zakaryan Ermeni beyliğine dâhil eder. 1236 yılında Kars’ın Moğollar tarafından ele geçirilip, talan edilmesine rağmen Kars, Zakaryanların bırakıtsal mülkü olarak kalmayı sürdürür. Varlıklı Hoca Muhammet Şemseddin, 1269 yılında Avag Zakaryan’ın kızıyla evlenerek, Kars şehrini çeyiz olarak alır. Kars, 1284 yılında Sadun Ardsruni’ye geçer ve ikametgâhı olur. 1394 yılında kale Lenktimur tarafından işgal ve tahrip edilir. Lenktimur’un ölümünden sonra Kars Lenktimur’un ardılları ile Türkmen Karakoyunlu ve Akkoyunlu aşiretleri arasında anlaşmazlık konusu olur. XVI. yüzyılda elden ele geçerek, Osmanlı ve Pers devletleri arasında paylaşılamaz ve yeniden tahribata uğrar.

1548 yılında Osmanlı sultanı II. Süleyman (1520-1566) Kars’ı işgal edip, Kars kalesini tahkim eder, fakat İran şahı Tahmaz (1524-1576) kaleyi iki kez ele geçirir ve tahrip eder. 1555 yılında Osmanlı-Pers Amasya antlaşmasıyla Kars bölgesi tarafsız ilan edilir. Osmanlı sultanı II. Murat (1574-1595) 1578 yılında bu antlaşmayı ihlal edip, Persler tarafından tahrip edilen kaleyi restore ederek, en önemli stratejik mevkilerinden birine dönüştürür. İç kale tamamen restore edilip, dört yeni tahkimat eklenir. İran şahı I. Abbas (1587-1629) 1604 yılında Kars’ı uzun bir kuşatma sonucunda ele geçirir, fakat 1639 yılındaki Kasr-ı Şirin (Diyarbakır) antlaşması ile Kars yeniden Osmanlıya geçer ve aynı isimle anılan paşalığın merkezi olur. XVII. yüzyılda Kars kalesi, gözetleme noktalarıyla sağlam yapılı taştan surlara, üç demir kapıya, 220 sağlam kuleye, 2080 engel ve bariyere sahipti. Surların köşelerinde, Ermenice yazıtlı ve haç işaretli dört büyük kule vardı. 1735 ve 1744 yıllarında Nadir şah (1736-1747) Kars’ın çetin kalesini kuşatmasına rağmen ele geçiremez. İvan Paskeviç önderliğindeki Rus orduları 23 Haziran 1828 tarihinde Kars’ı ele geçirir. 2 Eylül 1829 tarihindeki Adrianapolis antlaşması ile Kars ve Batı Ermenistan’ın diğer ele geçirilmiş bölgeleri Osmanlı İmparatorluğu’na iade edilir. Kırım savaşı (1853-1856) esnasında Rus orduları 6 aylık ablukadan sonra 16 Kasım 1855 tarihinde Kars’ın çetin kalesini yeniden ele geçirir, lakin 18 Mart 1856 Paris barış antlaşması ile tekrar Osmanlıya iade eder. 6 Kasım 1877 tarihinde Rus orduları Ermeni general Hovhannes Lazarev komutasında, 30 binlik garnizona, 300 topa sahip, yabancı askeri uzmanlar tarafından güçlü bir savunma düzenlenmiş olan Kars kalesini üçüncü kez ele geçirir. 1 Kasım 1878 tarihinde imparator II. Aleksander’in (1855-1881) yüce fermanıyla Kars idari bölgesi resmi olarak düzenlenir ve Kars kale-şehri bölgenin merkezi olur.

26 Nisan 1918 tarihinde Ermeni silahlı kuvvetleri komutanı Tovmas Nazarbegyan, Transkafkasya askeri komiseri N. Çıkhenkelu’nun emri üzerine, Transkafasya hükümetinin Ermeni temsilcilerinin onayını almadan, çetin Kars kalesini Transkafkasya’ya akın eden Osmanlı ordularına, karşı koymadan teslim eder. 24 Nisan 1919 tarihinde Ermeni-İngiliz orduları sayesinde Kars kurtarılıp, Ermenistan Cumhuriyeti’ne bağlanır. 30 Ekim 1920 tarihinde Kâzım Karabekir komutasındaki Osmanlı güçleri, Kars kalesini nihai olarak işgal eder. 1920 yılının Aralık 2’sini 3’e bağlayan gece imzalanan Osmanlı-Ermeni Aleksandrapol antlaşması ve 16 Mart 1921 tarihli Rus-Osmanlı antlaşmasıyla tüm Kars bölgesi, çetin Kars kalesiyle birlikte Kemalist Türkiye’nin egemenliğine geçer. Moskova antlaşması, 13 Ekim 1921 tarihinde Kars antlaşmasıyla onaylanır ve Kars böylece nihai olarak Türkiye’ye kalır.

Van Tuşba kalesi – Van vilayetinin Van sancağında, Van şehrinin kuzeybatısında bulunmaktadır. Urartu kralı I. Sarturi (M.Ö. 835-825) tarafından kurulmuştur. Bununla birlikte ananeler, kalenin yapımını Asur kraliçesi Şamiram’a bağlamaktadır. Bu yüzden de kale sıklıkla Şamiramakert (Şamiram tarafından kurulmuş-çev. notu) olarak anılmıştır. 1915 Nisanında Van merkez mahallesi sakinleri, Ermeni gönüllü alayları ile Rus ordularının Van’a girmesine kadar, Haykak Kosoyan liderliğinde yaklaşık bir ay süreyle katliamcı Türklere Van kalesinde direnerek, katliamdan kurtulmuşlardır.

Kaynakça:

  1. Haykakan Sovetakan Hanragitaran, 1-12 cilt, Yerevan, 1974-1986.
  2. Haykaz Jamkoçyan, Aşot Abrahamyan, Stepan Melik-Bakhşyan, Serob Poğosyan “Hay Joğovırdi Patmutyun (Skzbits Minçev XVIII. Dari Vercı)”, 1975, 784s.
  3. Vardan Parsamyan, Şımavon Harutyunyan “Hay Joğovırdi Patmutyun (1801-1978)”, 1979, 752s.
  4. Tadevos Hakobyan, Stepan Melik-Bakhşyan, Hovhannes Barseğyan “Hayastani yev Harakits Şırcanneri Teğanunneri Bararan”, I-V cilt, Yerevan, 1985-2001.
  5. Mıher Karapetyan, “Hayastanı 1912-1920 Tvakannerin”, Yerevan, 2003, 400s.
  6. Stepan Melik-Bakhşyan “Hayots Paştamunkayin Vayrer”, Yerevan, 2009, 432s.
  7. hayeren azat hanragitaran:
  8. https://grakanjam.wixsite.com/armenia/haikakangexatesilvairer–c49d 9. http://www.360greatarmenia.am/hy/

Yazar: Karapet Hakobyan

Newinfo.am

Çeviren: Diran Lokmagözyan

Türkçesi: Akunq.net

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *