Ermeni-Rus ilişkileri
1917 Ekim devrimi sonrasında Rusya’da oluşan iki zıt güç dengesi arasında siyasi mücadele sürdürüldüğünden dolayı, Ermenistan’ın bağımsızlığının ilanından sonra Rusya ile karmaşık ilişkiler oluşur. Bu güçlerden biri olan ve “kızıllar” olarak anılan Sovyet Rusya, Sovyet rejimini tüm Rusya sathında yaymak için mücadele eder. “Beyazlar” olarak anılan diğer güç ise, Bolşevik rejimini kabul etmeyerek, eski düzenin korunması taraftarı olan güçlerdir. Rusya’nın Kuban, Terek, Kırım, Sibirya vs. gibi güney ve doğu bölgelerinde, Sovyet olmayan ve eski çarlık generalleri tarafından yönetilen devlet teşekkülleri oluşturulur.
Belirtmek gerekir ki, bağımsızlığını yeni kazanmış olan Ermenistan’ın hükümeti tarafından bazı denemeler yapılmış olmasına rağmen, Sovyet Rusya ile başından itibaren iyi ilişkiler kurmak mümkün olmaz. Bunun temel sebebi ise, Sovyet yönetiminin, Ermenistan yöneticileri tarafından kabul edilmemesi, Sovyet yönetiminin de Ermenistan’ın bağımsızlığını tanımaya meyilli olmamasıdır.
Aksine, Rusya’nın güneyinde ve Sibirya’da bulunan Sovyet olmayan devlet teşekkülleriyle sıkı ilişkiler kurulur, Ermenistan bu yerlerde diplomatik temsilcilikler kurar. Ermenistan, Sovyet olmayan devlet teşekkülleri ve özellikle de General A. Deniken’in başında bulunduğu Kuzey Kafkasya hükümetinden belli oranda maddi destek alır. Ukrayna, Sibirya’daki Amiral Kolçak hükümeti ve diğerleri ile iyi ilişkiler tesis edilir. Ermeni-Rus ilişkilerindeki bu durum 1920 başlarına kadar sürer.
Moskova’daki Ermeni-Rus görüşmeleri ve başarısızlıkla sonuçlanması
Sovyet Kızıl Ordusu’nun iç savaş neticesinde Deniken’in gönüllüler ordusunu mağlup edip, Kuzey Kafkasya’ya girmesiyle üç Transkafkasya cumhuriyeti Sovyetleşme tehlikesiyle karşı karşıya kalır.
1920 Nisanında Azerbaycan Sovyetleşir. Değişen siyasi durum karşısında Ermenistan hükümeti, dostluk anlaşması imzalama ve Ermenistan’ın bağımsızlığının tanınması amacıyla Sovyet Rusya ile görüşmeler yapmaya karar verir.
Ermenistan Cumhuriyeti heyeti, parlamento ikinci sözcüsü, yazar Levon Şant (1869-1951) başkanlığında, 1920 Mayısında Moskova’ya gider. Moskova’da sürdürülen Ermeni-Rus görüşmeleri Haziran-Temmuz aylarında gerçekleştirilir fakat öncelikle hem Rus, hem de Ermeni tarafının, antlaşma imzalamak için gereken irade ve hüsnüniyeti göstermediğinden dolayı fiili olarak sonuç alınamaz. Ermenistan hükümeti, bir yandan Rusya ile dostluk antlaşması imzalamaya arzulu olup, diğer taraftan ise, büyük ümitler vadeden Sevr Antlaşması’nın imzalanmasını beklediğinden dolayı, Batıdaki “müttefiklere” ümit bağlar. Diğer taraftan Sovyet tarafı da, Ermenistan’la imzalanacak olan antlaşmayı, Ermenistan’ın Azerbaycan ve Türkiye lehine bölgesel tavizler vermesi, Kızıl Ordu’nun da kara yoluyla Kemalist Türkiye ile bağlanabilmesi amacıyla koridor vermesi şartına bağlar. Ermeni tarafı bunları kabul etmez ve görüşmeler çıkmaza girerek, Yerevan’da sürdürülmesi kararıyla kesilir.
Kemalist hareket ve Sovyet-Türk yakınlaşması
Bilindiği gibi, dünya savaşında yenilen Türkiye’nin doğu bölgelerinde, 1919 ortalarından itibaren gelişen milli hareket, hareketin başında bulunan Mustafa Kemal’in adıyla Kemalist hareket olarak adlandırılır. Bu hareketin amacı, Türkiye’nin toprak bütünlüğünü korumak niyetiyle Antant ülkelerine karşı savaşmaktır. Bu hareketin önemli bir kolu, Ermenistan ile Ermeni halkının kurtuluş çabalarına karşı yöneltilir. Kemalistler, Paris Konferansı’na güçle karşı koyarak, herhangi bir bölgesel tavize izin vermemeye çalışır, dahası, Doğu Ermenistan bölgelerini de işgal etme niyeti güderler.
1920 Ocağında, Türkiye meclisi tarafından, Batı Ermenistan’ın tüm vilayetlerinin haricinde, Doğu Ermenistan’ın Kars ve Ardahan bölgelerinin de o andan itibaren Türkiye sınırları dâhilinde bulunacağı “Misak-ı Milli” adlı bir belge imzalanır. Bu talepler, Kemalistlerin faaliyetlerinin temelini oluşturur.
Kemalistler, 1920 baharında, Konstantinopel (İstanbul-çev. notu) hükümetinden bağımsız olarak ve M. Kemal liderliğinde ayrı bir parlamento kurar ve Sovyet Rusya hükümetine yakınlaşma ve dostluk önerisinde bulunur.
Sovyet Rusya, Antant devletlerine (emperyalistlere) karşı mücadele ederken, Kemalistlerin de Antant’a karşı mücadele bayrağını açmış olduğundan, iki tarafın siyasi çıkarları denk düşer.
Sovyet Rusya ve Türkiye arasındaki yakınlaşma bu alanda gelişir. 1920 yazında Moskova’da sürdürülen Ermeni-Rus görüşmelerine hemen-hemen paralel olarak Rus-Türk görüşmeleri de gerçekleşir. Bu görüşmelerin neticesinde, 24 Ağustos’ta Rus-Türk yakınlaşmasıyla ilgili ön antlaşma imzalanır. Rusya, bu antlaşma akabinde Türkiye’ye para (altın olarak), silah ve cephane yardımı yapar. Türkler ise bu yardımı Antant devletlerinden ziyade, Ermenistan ile Türkiye’de baskı altında bulunan diğer halklara karşı kullanır. Ermenistan Cumhuriyeti, böylelikle Sovyet Rusya ve Kemalist Türkiye nezdinde, iki zorlu güç arasında kalır. Üstelik Azerbaycan da Rusya ve Türkiye arasındaki bağı teşkil eder.
Sovyet Rusya, Ermenistan’ı barışçıl yollardan Sovyetleştirmeye, Türkiye ise, Sevr Antlaşması’nı iptal etmeye, Doğu Ermenistan topraklarını işgal etmeye ve Ermenilere yönelik yeni katliamlar tertiplemeye niyetlidir. 1920 Eylül başında Bakü Komünist Enternasyonali tarafından düzenlenen ve kesin Ermeni karşıtı yönelime sahip Doğu Halkları Konferansı, Rus-Türk yakınlaşması konusunda, propaganda ve fiiliyat açısından büyük bir rol oynar. Türkiye, bu konferansta uluslararası devrimin Doğu’daki kalesi, Ermenistan ise “uluslararası emperyalizmin işbirlikçisi” olarak ilan edilir ve bu şekilde, Ermenistan’a saldırmak için uygun ortam oluşturulur.
Böylelikle, Ermenistan Cumhuriyeti, 1920 sonbaharında Türkiye’nin saldırısı tehlikesiyle karşı karşıya kalır.
http://www.findarmenia.com/arm/history/27/582
Türkçeye çeviren: Diran Lokmagözyan
Leave a Reply