Ülkenin uluslararası arenadaki durumu (1918)
Bilindiği gibi, Ermenistan Cumhuriyeti, 4 Haziran 1918 tarihinde Osmanlı devletiyle Batum’da antlaşma imzaladıktan sonra, dış ve iç işlerde son derece zor bir durumdaydı. Sadece 12 bin km2 alan, Türk-Tatar ablukası, yüz binlerce muhacir vs.
Ermenistan heyeti (A. Aharonyan başkanlığında), Batum Antlaşması’nı biraz yumuşatmak amacıyla, 1918 yazında dörtlü ittifak ülkeleriyle (Almanya, Avusturya-Macaristan, Osmanlı ve Bulgaristan) görüşme girişiminde bulunur, fakat bir netice alamaz.
Dünya savaşı sürdükçe, dörtlü ittifak ülkelerinden Almanya ve Osmanlı, Transkafkasya’da hüküm sürer, hatta bölgede kimin daha büyük etki elde edeceği konusunda birbirleriyle yarışır. Azerbaycan petrolü, onlar için büyük bir çekim gücüne sahipti. Ermenistan’ın başka ülkelerle, özellikle de Antant ülkeleri ve Rusya ile ilişki kurma hakkı yoktu.
Bu durum, Birinci Dünya Savaşı’nın sonu olan 1918 yılına kadar sürer. Antant ülkeleri dörtlü ittifakı mağlup eder. Yenilen Osmanlı ve Almanya, askerlerini Transkafkasya’dan geri çeker.
Antant ülkelerinden İngiltere, bölgede etkinlik kazanır. Dünya savaşından sonra dış siyasi durumu biraz düzelen Ermenistan, daha aktif dış siyaset sürdürmeye başlar.
Ermeni-Gürcü ilişkileri
Ermenistan Cumhuriyeti dış siyasetinin temel yönelimlerinden biri de, yakın komşularla iyi komşuluk ilişkileri geliştirmek olur. Ermenistan’ın komşuları Osmanlı, Gürcistan, Azerbaycan ve İran’dır. Aralarında milli, bölgesel-sınırsal ciddi çelişkiler olduğundan dolayı, bu ülkelerle düzenli ilişki kurma süreci pürüzsüz ilerlemez. Ermenistan’la ciddi hiçbir problemi olmayan tek ülke olan İran, cumhuriyetin var olduğu tüm süreç boyunca dostane ilişkilerini korur.
Diğer üç komşu ülke Ermenistan toprakları üzerinde hak talep etmekteydi, Gürcistan dahi.
Birçok kez birlikte yabancı işgalcilere karşı mücadele etmiş olan Ermeni ve Gürcü halkları arasında yüzyıllara dayanan bir dostluğun olduğu tarihten bilinmektedir. Lakin 1918 yılında Gürcistan ve Ermenistan’ın bağımsızlığının ilan edilmesinden sonra aralarında, çarlık zamanında yapılan ve Lori ile Akhalkalak bölgelerinin Tiflis Eyaleti’ne dâhil edildiği idari-bölgesel haksız bölmelerin sebep olduğu, bölgesel-sınırsal tartışma başlar. Yeni ilan edilen Gürcistan Cumhuriyeti, Ermenilerle meskûn bu bölgeleri her ne pahasına olursa olsun sınırlarına katmaya çalışır. Ermenistan hükümeti, sorunu görüşmeler sayesinde çözmeye çalışır. Lakin bu sınır itilafı, 1918 Aralığında Ermeni-Gürcü silahlı çatışmasına, savaşa dönüşür. Gürcü yönetimi, yerel Ermenilere şiddet uygulamaya başlayınca, Ermeni birlikleri Lori’ye girer, Gürcülere karşı zafer kazanır ve bölgeyi kendi kontrolüne alır. Gürcistan’da yaşayan Ermeniler baskı ve şiddete maruz kalır. Yollar kapanır.
Antant’ın İngiliz ve Fransız temsilcileri olaya müdahale eder. 1919 Ocağında taraflar arasında anlaşma hâsıl olur. Lori bölgesi “tarafsız bölge” ilan edilir. Ermeni-Gürcü ilişkileri kısa sürede düzelir. İrtibat yolları açılır.
Ermeni-Gürcü bölge anlaşmazlığı, 1921 yılında Akhalkalak’ın Gürcistan’a, Lori’nin ise Ermenistan’a bağlanmasıyla nihai olarak çözülür.
Ermeni-Azeri ilişkileri
Azerbaycan’la olan ilişkiler çok daha zordu. Özellikle sınırsal ve bölgesel tartışmalar sert ve sürekli oluyordu. Azerbaycan, Karabağ’ı (Artsakh), Zankezur’u (Sünik), Şarur-Nakhicevan’ı ve daha başka bölgeleri ele geçirmeye çalışmaktaydı. İngiltere ve Osmanlı, 1920 ilkbaharından sonra ise Sovyet Rusya bu konuda Azerbaycan’a destek olur.
İngiltere’nin Azerbaycan yanlısı siyaseti bariz bir şekilde kendisini gösterir. 1918 Kasımında İngilizlerin müdahalesiyle Andranik’in Şuşi ve Artsakh’a ilerlemesi durdurulur. Azeri katliamcı Khosrov beg Sultanov, İngiliz kumandanlığının desteğiyle Artsakh-Zangezur valisi tayin edilir. Osmanlı ise, soydaşı Azerbaycan ile gizli bir anlaşma yapıp, askeri-siyasi yardım sağlar.
Artsakh-Sünik Ermenileri, Azerbaycan’ın egemenliğini kabl etmez, hürriyet ve anavatanla birleşmek amacıyla silah elde mücadeleye kalkar. Ermenistan Cumhuriyeti, Azerbaycan’la olan ihtilafı barışçıl yollardan çözmeye çalışmasına rağmen, bir netice elde edemez. Bakü petrolüyle ilgilenen büyük devletler, Azerbaycan’a taviz vermesi için daha ziyade Ermenistan’a baskı yapar. Buna rağmen, Ermenistan hükümeti, “Karabağ’ı, Birleşik ve Bağımsız Ermenistan Cumhuriyeti’nin ayrılmaz bir parçası olarak kabul ederek” Artsakh Ermenilerini savunmak için mümkün olan her şeyi yapar.
1920 Martında Şuşi Ermenilerine yönelik gerçekleşen korkunç katliamlardan sonra Ermenistan birlikleri Dro komutasında Karabağ’a girer. Yerel Ermeni Milli Komitesi’nin 9. kongresi, 25 Nisanda Dağlık Karabağ’ın Ermenistan Cumhuriyeti’ne bağlandığını açıklar.
Azerbaycan’ın birkaç gün sonra, 28 Nisanda, 11. Kızıl Ordu birlikleri tarafından tek bir kurşun atılmadan Sovyetleşmesiyle Ermenistan-Azerbaycan ilişkilerindeki vaziyet aniden değişir. Sovyet Rusya, akabinde Azerbaycan yanlısı siyaset uygulamaya başlar. Sovyet Azerbaycan hükümeti ve Rus 11. Kızıl Ordu birlikleri komutanlığı tarafından Ermenistan Cumhuriyeti’ne ültimatom iletilir. Bunu, Türk-Tatar-Bolşevik silahlı birliklerin Karabağ, Zangezur ve Nakhicevan’a saldırısı takip eder. Azerbaycan, Kızıl Ordu’nun desteğiyle Karabağ’a sahip olur. Daha sonra ise, 1921 Temmuzunda, Sovyet Rusya yüksek yönetiminin izniyle Karabağ, özerk bölge statüsüyle Azerbaycan’a bağlanır.
Nakhicevan da bu açıdan ağır bir kadere sahip olur. Nakhicevan bölgesi, 1919 ortalarında İngilizlerin yardımıyla resmen Ermenistan Cumhuriyeti’ne bağlanır. Lakin yerel Tatarlar, Azerbaycan ile Türkiye’nin desteğiyle ayaklanır ve Ermenistan’ın egemenliğini kabul etmeyi reddeder. Şarur-Nakhicevan Tatarlarının süregelen ayaklanmaları, yıkım ve yağmaları sonucunda bölge Ermeni nüfusundan hemen tamamen arındırılır.
Nakhicevanlı Ermenilerin bir kısmı katledilir, diğer kısmı ise, mecburen göç eder. 1920 yılındaki Türk-Ermeni savaşı esnasında Nakhicevan bölgesi Türkiye tarafından işgal edilir. 1921 yılında ise (Moskova ve Bakü antlaşmaları ile) Nakhicevan Sovyet Azerbaycan’a teslim edilir.
Zangezur ve özellikle de Kapan’da olaylar farklı şekilde gelişir. Kapan’ın cesur halkı, kahramanca öz savunmaya başvurur. Bu mücadele, yetenekli general, tanınış siyasetçi ve ideolog Garegin Nıjdeh (1886-1955) tarafından yönetilir.
Zangezur, çetin çatışmalar sonucunda, 1920 sonbaharında tamamen kurtarılır ve önce Özerk Sünik, ardından da Dağlık Ermenistan olarak ilan edilir, 1921 yazında ise nihai olarak Sovyet Ermenistan’a bağlanır.
Ermeni-Türk ilişkileri ise, doğrudan Ermeni sorunuyla ilgilidir.
http://www.findarmenia.com/arm/history/27/574
Çeviren: DiranLokmagözyan
Leave a Reply