104. Cumhuriyetin sosyoekonomik ve eğitim-kültür hayatı

Sosyoekonomik durum

Bağımsızlığını yeni kazanmış olan Ermenistan Cumhuriyeti, ağır bir sosyoekonomik durumla karşı karşıya kalır. Birinci Dünya Savaşı ile Osmanlı saldırganlığı neticesinde tahrip ve viran olmuş bu küçük ülkede 300 binden fazla kaçak sığınma bulmuş, açlık ve salgın hastalıklar baş göstermiş, hukuksuzluk yayılmıştı. Birinci başbakan H. Kaçaznuni, parlamentoda ülkenin içinde bulunduğu durumu “şekilsiz bir kaos ve yıkıntılardan oluşan bir yığın” olarak betimlerken, bunun ima etmekteydi.

Ermenistan ekonomisi zayıftı ve bir zamanlar, Rusya İmparatorluğu’nun geri kalmış bölgesi olarak anılmış olması da boşuna değildi. Dünya savaşı ve Osmanlının saldırısı neticesinde, zaten zayıf olan ekonomi tamamen dağılır. Osmanlı-Tatar ablukaları sonucunda dış dünyayla olan ilişki kesilmiş, düzenli bir mal ihracatı ve ithalatı kalmamıştı. Haliyle açlık ve bununla birlikte tifo ve kolera benzeri salgın hastalıklar da kaçınılmazdı. Ülkenin bir milyon nüfusunun yaklaşık yarısı açlığa mahkûmdu. Bunun neticesinde, sadece birkaç ay içinde açlık, soğuk ve salgın hastalıklar, büyük bir kısmının mültecilerden oluştuğu 180 bin kişinin hayatına mal olur. Tanınmış Ermeni siyasetçilerden, eski içişleri bakanı Aram Manukyan da salgın hastalık sonucu ölenlerden biriydi.

Hükümet, halkın fiziki varlığını korumak amacıyla bazı olağanüstü tedbirler ele almaya mecbur olur ve ekmek, pamuk, şeker, tuz, patates vs. gibi zaruri ihtiyaç maddelerinin satışı devlet monopolü ilan edilir. Bazı durumlarda varlıklı insanların mallarına doğrudan el konulup, bu mallar açlara ve evsizlere dağıtılır. Dışarıdan yardım getirmek için Amerika’ya giden Hovhannes Kaçaznuni’nin yerine Aleksandır Khatisyan (1876-1945) başbakan atanır.

Bu ağır şartlar, 1919 Mayısında ABD’den 1,3 put (eski Rus ölçü birimi, 1 put = 16,380 kg-çev. notu) un, 257 bin put buğday ile şeker, zeytinyağı, çay, kakao ve daha başka gıda maddelerinin ulaşmasına kadar sürer. Amerikan unu, açlığı bastırır ve halkın durumunda biraz düzelme olur. Minnettar Ermeni halkı, Amerikan hayırseverlerinin yardımını unutmamıştır.

Mültecilerin durumu ve vatana göç konusu

Mültecilerle yetimlerin sorunu, ülke içi yaşamın zor sorunlarından biridir. Soykırımdan kurtulabilen yaklaşık 300 bin Batı Ermeni’si, Doğu Ermenistan’a sığınmıştı. İkinci bir mülteci akını da Azerbaycan bölgesinden gelir. On binlerce Ermeni, Türk-Tatar şiddetinden kaçarak Ermenistan’a sığınır.

Son derece zor şartlar içinde bulunan mültecilerin hükümet tarafından yedirilmesi, kalacak yer temin edilmesi, toprak ve iş temin edilmesi gerekiyordu. Mülteciler, ülkede sosyal şartları en düşük düzeyde olan kesimi oluşturmaktaydı. Her bir mülteciye günde yarım fund (200 gram) un verilir. Sosyal yardım, gıda ve içişleri bakanlıkları, mültecilerin sorunlarıyla ilgilenmekteydi.

Yetim çocuklar, mülteciler arasında en çok ilgiye gereksinim duyanlardı. Resmi verilere göre 40 binin üzerinde sahipsiz ve başıboş yetimin bulunduğu Ermenistan’da, en büyük yetimhane Aleksandrapol’de (Gümrü-çev. notu) bulunmaktaydı.

Devletin, kıt imkânlarıyla tüm yetimlerin masraflarını üstlenme imkânı yoktu. Bu sebeple, yurt dışındaki hayır kuruluşları, yetimlere ve mültecilere yardım eli uzatır. Bunların içinde en göze çarpanı, Amerikan Yardım Komitesi olur. Amerkom (Amerikan Yardım Komitesi-çev. notu), 1919 Mayısında, yetim çocukların bakımı işini genel olarak üzerine alır. Yetimlere zanaatlar öğretmek, yetişkin mültecileri ise işe yerleştirmek için faaliyetler yürütülür.

Ermenistan sınırları dışında bulunan mültecilerin durumu daha ağır ve belirsizdir. Gürcistan, Kuzey Kafkasya, İran, Mezopotamya ve daha başka yerlerde çok sayıda mülteci bulunmaktaydı. Batı Ermenistanlı mülteciler, bir an önce vatanlarına (Batı Ermenistan) dönüp, tekrar ocaklarını kurmak için bekliyorlardı.

Ermenistan hükümeti, Batı Ermenilerinin ülkeye göç edebilmeleri için bazı adımlar atar. Vatana göç komisyonu oluşturulur ve Ermenistan ile yurt dışında hayır amaçlı bağış toplanması tertiplenir. Lakin Ermeni Sorunu’nun müspet çözümünün fiili olarak ortadan kalktığı1920 sonbaharından itibaren, vatana göç konusu da kapanmış olur. Vatanlarını kaybetmiş yüz binlerce mülteci Ermeni, diaspora Ermenilerinin saflarına katılır.

Ekonominin ayağa kaldırılması ve gelişmesine yönelik girişimler

Ülke topraklarının hissedilir şekilde genişlediği ve halkın durumunun biraz düzeldiği 1919 baharından itibaren hükümet, ekonomiyi canlandırmak amacıyla bazı çalışmalarda bulunur.

Deri, sabun, konyak, alkol, tütün, porselen, dokuma, süt ürünleri gibi onlarca imalâthane onarılarak, çalıştırılmaya başlanır. Şustov’un konyak fabrikası devletleştirilir. Sarıkamış ve Dilican’da kereste imalathaneleri kurulur, Koğp ve Kağzıvan (Kağızman-çev. notu) tuz madenleri ile Alaverdi’deki Zangezur bakır madenleri işlenmeye başlanır. İletişim yolları düzenlenir ve ticaret belli bir oranda iyileştirilir, posta telgraf hizmetleri geliştirilir vs.

Şehir nazım planları ile elektrik üretim santralleri projeleri hazırlanır.

 Ermeni ve yabancı kapitali Ermenistan’a çekme denemeleri yapılır. Dolaşıma sokulan Ermeni parası, ekonominin az gelişmiş olmasından dolayı hızla değer kaybeder.

Ülkede bazı sulama kanalları yenilenir ve yeni kanallar çekilir. Bataklıkların kurutulması ve tuzlu toprakların düzenlenmesi çalışmaları yapılır. Tohum ve tarım aletleri elde edilir ve köylüye dağıtılır.

Ermenistan’ın bir tarım ülkesi olmasından dolayı, toprak sorununun çözümü, çiftçi için çok önemliydi. Hükümet ve parlamentonun çabalarıyla, büyük toprak sahiplerine ait tüm topraklara el konularak karşılıksız olarak köylüye dağıtılması için bazı kanunlar kabul edilir.

Böylece, görüldüğü gibi, ekonomi alanında bir-iki yıl içinde gözle görülür çalışmalar gerçekleştirilir. Lakin bunlar sadece ilk adımlardır. Hayata geçirilmesi imkânsızlaşan bazı projeler daha sonra Sovyet Ermenistan’ı döneminde gerçekleştirilir.

Eğitim-kültür hayatı

Kültür hayatında olumlu gelişmeler yaşanır. Bağımsız Ermeni devletinin yeniden tesisi, Ermeni aydınlarının vatana dönüşü için uygun şartlar oluşturur. A. Tamanyan, T. Toramanyan, H. Abelyan, H. Manandyan, M. Abeğyan, N. Ağbalyan, L. Şant, Y. Ğambaryan, S. Malkhasyan ve daha birçok kültür ve bilim insanı Ermenistan’a gelir ve eğitim-bilim alanında faaliyet gösterir.

Eğitim faaliyetleri de ilerleme gösterir ve okul sistemi ilk ve orta olmak üzere iki aşamalı olarak düzenlenir. 1918-19 eğitim yılında Ermenistan’da 11 bin öğrencili 130 ilkokul varken, 1919-20 eğitim yılında 41 bin öğrencili 450 ilkokul vardır. Ülkede 5.000’den fazla öğrenciye sahip 20 ortaokul bulunmaktaydı. 1920 Ocağından itibaren ilkokullar ücretsiz olur.

Devlet üniversitesinin kurulması,  Ermenistan’ın milli-kültürel hayatında önemli bir gelişme olur. Üniversitenin Ocak 1920 tarihindeki açılış töreninde yaptığı konuşmasında başbakan Aleksandır Khatisyan, baskı zincirini kırmış olduğumuzu ve şimdi de cehalet zincirini kırma vaktinin gelmiş olduğunu belirtir. Ünlü hukukçu, Profesör Y. Ğambaryan üniversitenin ilk rektörü olarak atanır. Ermenistan üniversitesinin doğuşu, ermeni halkının yeniden doğuşunu simgelemekteydi.

Devlet resim galerisi, milli kütüphane, arkeoloji, etnografya ve daha başka müzelerin kuruluşu, tüm Ermenistan için bir zenginlik olur. Yerevan’da konservatuar, devlet tiyatrosu, tıp, tarım, Aleksandrapol’de sanat, Kars’ta askeri okul ve eğitim kurumlarının oluşturulması planlanır.

Görüldüğü gibi, Ermenistan’ın iç ekonomik ve kültürel hayatındaki değişimler gözle görülecek kadar değişmekteydi. Ülkenin sosyoekonomik ağır şartlarına rağmen, ekonominin temellerini atmak, vatanı millileştirmek, eğitim ve kültür hayatında hareketlilik kaydetmek, üniversite açmak vs. gibi hamleler kısa sürede başarılır.

http://www.findarmenia.com/arm/history/27/565

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Hoş Geldiniz

Batı Ermenistan ve Batı Ermenileri’yle ilgili bilgi alış verişi gerçekleştirme merkezinin internet sitesi.
Bu adresten bize ulaşabilirsiniz:

Son gönderiler

Sosyal Medya

Takvim

August 2025
M T W T F S S
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031