93. Asya ve Afrika’daki Ermeni cemaatleri

Suriye ve Lübnan’daki Ermeni cemaatleri

Osmanlı egemenliği altında bulunan Suriye ve Lübnan’ın Halep, Latakya ve Beyrut gibi bazı yerleşim yerlerinde Ermeni cemaatleri vardı.

Bu iki ülkedeki Ermenilerin sayısı 1880-1890 yıllarında 80 bine ulaşır. Bunların büyük bir kısmı (50 bin) köylerde yaşamaktaydı. Geri kalmış Osmanlı Devleti bünyesinde bulunan bu ülkelerde hâlen ortaçağ yaşamı hüküm sürmekteydi.

Ermeniler tarımla, başlıca olarak da bağcılık, tütüncülük ve ipekböcekçiliğiyle uğraşmaktaydı. Zanaatlardan dokumacılık, dericilik ve kuyumculuk yaygındı.

Ermenilerin, bu ülkelerdeki ticari faaliyetleri önem arz etmekteydi.

Ermeniler iç ticaretin haricinde, dış ticarette de yer almıştı. Beyrut’ta bulunan Galust Gülbenkyan kuruluşu, Dsovyanov ile Mantaşov’un Bakü işletmesinin petrol üretimini ithal edip, tahıl ihraç etmekteydi.

1895-1896 yıllarında olduğu gibi, Birinci Dünya Savaşı yıllarında da Suriye ve Lübnan’daki Ermeniler ağır kayıplar verir. Batı Ermenistan’la birlikte yağma ve katliama maruz kalır.

Bu ülkelerdeki Ermeni cemaatleri, kültürlerini geniş bir şekilde geliştirme imkânından mahrum olmuşlardır.

En ünlü okulları Halep’teki Nersesyan ve Zımmar’daki Ermeni Katolik okulu olmuştur. XX. yüzyılın başlarında süreli yayınlar, tiyatro grupları ve korolar kurulur. Bazı Ermeniler, Arap kültürü ve biliminin gelişmesinde önemli rol oynamışlardır.

Konstantinopel ve Zımürniya’daki Ermeni cemaatleri

Ortaçağdan itibaren şekillenmiş olan Konstantinopel ve Zımürniya Ermeni cemaatleri, yeni dönemde yükseliş yaşar. İki şehir de ticaret açısından coğrafi açıdan kötü bir noktadaydı.

Ermeni tüccarların Konstantinopel’de dükkânları, depoları ve kervansarayları olup. Doğu ile Batı arasındaki ticarette bir bağlantı halkası oluşturuyorlardı.

Konstantinopel Ermeni nüfusunun büyük bir kısmı zanaatla uğraşmaktaydı. Sayısız saray ve cami, Ermeni ustaların eliyle inşa edilmiştir.

Konstantinopel’deki büyük Ermeni cemaati, XVIII.-XIX. yüzyıllarda, Batı Ermenilerinin ekonomik ve kültürel merkezi durumuna gelecek ölçüde güçlenir.

XIX. yüzyılın ikinci yarısında Konstantinopel’de 80 Ermeni matbaası bulunduğunu, onlarca süreli yayının ve çok sayıda kitabın yayınlandığını belirtmek yeterlidir.

Çok sayıda okul, tiyatro, müzik ve daha başka kuruluşlar vardı. Ermeni cemaatinin nüfusu yaklaşık 200 bine varmaktaydı.

Zımürniya veya İzmir şehri, Ege Denizi kıyısında bulunmakta olup, küçük bir Ermeni nüfusuna sahipti.

XIX. yüzyıl başında Zımürniya’da 12 bin, Birinci Dünya Savaşı esnasında ise 30 bin Ermeni yaşamaktaydı.

Burada da ekonominin temel kolları ticaret ve zanaatlardan oluşmaktaydı.

Ermeni tüccarlar, Avrupa ülkelerine pamuk, meyve, zeytin, tütün ve deri ihraç etmekteydi.

Ermeni halılarını satışı iyiydi. Çeşitli meyve ihracatının başında incir vardı. Bu alandaki en ünlü tüccarlardan Aram Hambardzumyan, “incir kralı” unvanı elde etmişti.

Zanaatlar babadan oğul geçmekteydi.

XIX. yüzyılın ikinci yarısında Zımürniya’da faaliyet gösteren atölyeler arasında 30 kuyumcu, 12 saatçi, 20 terzi, 16 kunduracı atölyesi vardı.

Zımürniya da tanınmış bir Ermeni kültür merkeziydi.

1919-1922 yıllarında Türkiye’de tertiplenen katliam ve göç sonucunda Zımürniya’da artık Ermeni nüfusu kalmaz ve cemaatin varlığı ortadan kalkar.

İran’daki Ermeni cemaatleri

İran’daki eski Ermeni cemaatleri, tarihin yeni dönemlerinde de canlılığını korur.

Ermeniler, büyük oranda kuzey İran’da Tebriz’de, Khoy’da, Salmast’ta, Urmia’da vs. yaşamaktaydı.

XIX. yüzyılın ilk yarısında 35-40 bine ulaşan İran’daki Ermeni cemaatinin sayısı, XX. yüzyılın başında artarak, 180-200 bine ulaşır.

En yaygın zanaat kolları kuyumculuk, dokumacılık, demircilik ve dericilikti. Ülkenin kuyumculuk zanaatı hemen tamamen Ermenilerin elinde bulunmaktaydı.

İranlı Ermeniler, hem ülke içinde, hem de ülke dışında canlı bir ticaret hayatı içindeydi.

XIX. yüzyılın ikinci yarısında, ticaretle birlikte sanayi de gelişir. Var olan zengin sanayicilerden, Hazar Denizi’nin güneyindeki balık sanayini elinde tutan Lianozov’ları sayabiliriz.

İranlı Ermeniler, ülkenin toplumsal-siyasi ve kültürel hayatına aktif bir şekilde katılmışlardır.

Çok sayıda Ermeni, İran sarayında yüksek diplomatik görevler icra etmekteydi.

XIX. yüzyılın ikinci yarısında İngiltere, Fransa ve Avusturya’daki İran elçileri Ermenilerden oluşmaktaydı.

İngiltere elçisi Melkon Han tarafından Londra’da yayınlanan “Ğanun” (kanun) dergisi, İran toplumunun ilk demokratik fikirler propaganda eden dergisi olmuştur.

1905-1911 yıllarındaki burjuva, feodalizm karşıtı devrime Ermeniler aktif olarak katılmış, içlerinden Yeprem Han, anayasal hareketin liderlerinden biri olmuştur.

Ülkenin en yüksek organı olan mecliste Ermeniler iki vekile sahipti.

İran yönetimi ile Ermeni cemaati arasında aracı rolü oynayan “Milli konsey” kurulur.

İranlı Ermeniler, aydınlanma ve özellikle de kültür alanında gözle görülür başarılar elde eder.

1838 yılında Nor Cuğa’da Ermeni okulu açıldıktan sonraki on yıllarda Tebriz, Tahran ve daha başka yerlerde okullar kurulur.

Salmast bölgesindeki 11 Ermeni okulunda, 1904-1905 yıllarında 800 öğrenci okumaktaydı. İran’daki Ermeni okulları, üzerlerinde Kafkasya Ermeni kültürü merkezlerinin etkisini taşımaktaydı.

1880’li yıllarda, bir dizi şehirde Ermeni matbaaları kurulur. Tiyatrosever, hayır ve daha farklı amaçlı toplumsal dernekler kurulur.

İran’da Ermenilerin yoğun yaşadığı merkezlerde yirminin üzerinde dergi yayınlanır.

Hindistan’daki Ermeni cemaatleri

Ermeniler, XVI.-XVII. yüzyıllardan itibaren Hindistan’a yerleşmişlerdir.

Özellikle İran’dan yapılan göçle, XVII.-XVIII. yüzyıllarda, kıyı bölgelerinde bir dizi koloniler oluşur.

Surhat, Agra, Madras, Kalküta ve Bombay’ı sayabiliriz.

Avrupalılar Hindistan’a yerleşmeden önce geniş çapta ticaret faaliyet yürüten Ermeniler, kısa sürede, Ermeni bayraklarıyla sefer yapan gemilere sahip olur. Avrupalılar, Ermeni gemilerinin faaliyetini engeller.

 “Doğu Hindistan” adlı İngiliz ticaret kuruluşu, Ermeni tüccarları ticaret ve ekonomi alanından atma siyaseti güder.

Avrupalı tüccarlarla olan çelişkiler, kısa sürede düşmanlığa dönüşür.

Ermeniler, yerel halkın Avrupalılara karşı yürüttüğü mücadeleye katılmaya başlar.

XIX. yüzyılın başlarında Hindistan’daki bazı koloniler zayıflamış, yüzyılın başında sadece, Hindistanlı Ermenilerin merkezine dönüşmüş olan Kalküta Ermeni cemaati ayaktaydı.

Hindistanlı Ermenilerin o dönemdeki sayısı

20-25 bine ulaşmaktaydı. Tüccarlar ve zanaatkârlar bu nüfusun içinde büyük bir sayı oluşturmaktaydı. Hindistanlı Ermeniler, vatanları Ermenistan’la ilişki içindeydi.

Ermeni kültürü, Hindistanlı Ermeniler arasında önemli bir gelişme yaşamıştır. Üç katlı köprü, taş merdivenler, Kalküta’nın “Ermeni” limanı, kiliseler ve daha başka yapılar mimarlık alanında ünlüydü.

Bununla birlikte, Hindistanlı Ermenilerin en değerli katkısı, ilk Ermeni süreli yayının hayata geçirilmesidir. Madras, Kalküta ve Bombay’da bir dizi matbaa kurulur.

XVIII. yüzyılın 70-80’li yıllarında Hindistan’ın Madras şehrinde bir grup vatansever, aydınlanma faaliyeti içindeydi.

Ş. Şahamiryan önderliğindeki grup, kitaplar yayınlar ve Ermenistan’ın bağımsızlığını elde etme fikrini propaganda eder.

1821 yılında Kalküta’da Ermeni hümanizm okulunun açılışı, önemli bir aydınlanma yayma girişimiydi.

Okulun bir yatılı kısmı da olup, burada, farklı ülkelerdeki Ermeni cemaatlerinden gelen çocuklar da okumaktaydı.

Bu okulda, yazar Mesrop Tağiatyan gibi ünlü kişiler ders vermekteydi.

XIX. yüzyılın ortalarında, Hindistan’daki Ermeni cemaatleri zayıflayıp, eski önemini yitirir.

Mısır’daki Ermeni cemaatleri

Ermeniler, ortaçağda Mısır’a yerleşmişti.

Ermeni cemaatleri, uluslararası ticaret sayesinde XVIII. yüzyılda gelişim gösterir.

Lakin Osmanlı egemenliğinde bulunan Mısır, zayıflamış ve dağılmış olarak XIX. yüzyıla ayak basar.

Ermeni cemaatleri de aynı durumdaydı.

Ermeni cemaatleri de kısa sürede ülkeyle birlikte yükseliş yaşar.

Devlet, yabancıların ekonomik faaliyetlerini destekler. Ermenilerin Mısır’a, özellikle de Kahire ve İskenderiye’ye göçü başlar.

Bununla birlikte Mısır’ın Ermeni nüfusu küçük olup, XIX. yüzyılda 3, XX. yüzyıl başlarında ise 15 bine ulaşmaktaydı.

Ermeniler, zanaatların dışında, sanayide de önemli bir rol oynamaktaydı. XIX. yüzyıl sonlarında Mısır’daki tütün üretimi, özellikle Ermeni ve Yunan uzmanların girişimiyle gelişir.

Mısır tütün üretiminin yarısından fazlası, Ermeni girişimcilerin elindeydi.

Mısırlı Ermeniler ülkenin siyasi hayatında da göz doldurur. Ülkedeki adli reformlar, bazı yüksek devlet görevlerinde bulunmuş olan Nubar Paşa’nın adıyla bağlantılıdır.

Oğlu Boğos Nubar, Paris’te, Ermeni milli heyetinin başında bulunmuş ve “Genel Ermeni Hayır Kuruluşu” kurucusu (1906) olmuştur.

Kahire’deki ilk Ermeni okulu 1828 yılında, İskenderiye’deki ise 1851 yılında kurulmuştur.

Ermeni okullarının sayısı 1917 yılında 11’e ulaşır. Bu okullarda yaklaşık 1600 öğrenci okumaktaydı.

XIX. yüzyılın ortasından itibaren Mısır’da Ermenice dergiler yayınlanıp, matbaalar kurulmaktaydı.

http://www.findarmenia.com/arm/history/25/513

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Hoş Geldiniz

Batı Ermenistan ve Batı Ermenileri’yle ilgili bilgi alış verişi gerçekleştirme merkezinin internet sitesi.
Bu adresten bize ulaşabilirsiniz:

Son gönderiler

Sosyal Medya

Takvim

August 2025
M T W T F S S
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031