
Arakelots Manastırı çarpışmaları
Sultan II. Abdülhamit tarafından 1890’lı yılarda tertiplenen toplu katliamlar sonunda Batı Ermenilerinin, Osmanlı istibdadına karşı koymaya muktedir olmayıp, içinde bulunduğu durumu kabullenmiş olduğu sanılmaktaydı. Lakin Batı Ermenileri, kurtuluş fikrinden vazgeçmemişti. Osmanlı hükümeti, yeni çıkışlardan korkup, kurtuluş hareketlerini engellemek için yeni girişimlerde bulunur. Çok sayıda Müslüman bu amaçla Osmanlı yöneticileri tarafından, Kafkasya’dan getirtilip, Batı Ermenistan’a yerleştirir.
Ermeni halkına, haklarını silahlı bir mücadele sayesinde savunmaktan başka çare kalmaz. Şehit düşen kurtuluş savaşçılarının yeri yenileri tarafından doldurulur. Osmanlı baskı rejimine karşı yürütülen hareket, milli partiler, özellikle de Daşnaktsutyun tarafından yönetilmeye başlanır. Batı Ermenilerinin öz savunma faaliyetleri, Ağbür Serob’un öldürülmesinden sonra Andranik ve Hrayr tarafından yönetilir.

Andranik, halkın direnme ruhunu yükseltmek amacıyla 37 direnişçiyle birlikte, Muş yakınlarında bulunan Arakelots Manastırı’na yerleşir. Andranik ve Gevorg Çavuş, benzer bir açık meydan okuma sayesinde mücadelenin sürdüğünü göstermekteydi.
Direnişçiler, 3 Kasım 1901 tarihinde Arakelots Manastırı’na ulaşır. Yirmi kadar silahlı köylü de onlara katılır ve ortak bir çalışmayla manastırı tahkim ederler.
Osmanlı yöneticileri, manastıra yerleşen direnişçileri cezalandırmak amacıyla orduyu üzerlerine yollar. Türk askerleri ve onlara katılmış olan silahlı Müslümanlar manastırı sıkı biri şekilde ablukaya alır. İki taraftan ateş başlar. Hükümet birlikleri sayıca üstün olmalarına rağmen, manastırı ele geçirmeye muvaffak olamaz. Manastıra yapılan hücumlar sonucunda çok sayıda Türk askeri düşer.
Türk komutanlığı, Ermenileri silah zoruyla alt edemeyeceğini anlayıp, taleplerini sunmalarını önerir.
Andranik, Arakelots Manastırı’na gelen hükümet heyetine taleplerini iletir. Talepler, siyasi mahkûmlar için af, ondalık vergilerin toplanmasının Ermeni köylüler tarafından gerçekleştirilmesi, Kürtler tarafından zapt edilmiş köylerin sahiplerine geri verilmesi, Ermeni köylerine saldıran Kürt çetelerin silahsızlandırılması vs. olarak formüle edilmişti.
Bu taleplerden sadece ilki yerine getirilir ve 31 Ermeni mahkûm serbest bırakılır. Lakin heyetin uzaklaşmasından sonra karşı taraf ateşe devam eder ve çatışma yeni bir ivme kazanır. Türklerin art arda yaptığı saldırılar netice vermez. Rakip taraf, Ermenilerin savunmasını yarmaya muvaffak olmaz. Türkler arasında bulaşıcı hastalık baş gösterir.
Ermenilerin durumu da iyi olmayıp, cephaneleri tükenmeye başlar. 27 Kasım 1901’in karlı gecesinde, beyaz çarşaflarla örtünen direnişçiler, manastırdan çıkıp, uzaklaşmayı başarır.
Arakelots Manastırı çatışması geniş yankı bulur. Batı Ermenilerinin hürriyete susamış ruhlarının, Hamit katliamlarıyla bastırılmış olmadığı belli olur. Ermeni güçleri toparlanmaya başlar. Batı Ermenistan’ın savunulması için bir yönetim merkezi kurulur.
Sasun öz savunması

Osmanlı yönetimi, Batı Ermenilerinin önemli direniş merkezlerinden birini ortadan kaldırmak niyetiyle, direnişini daha 1894 tarihinde kıramadığı Sasun’a (Sason-çev. notu) karşı yeni bir saldırı planlar.
Hükümet, bu planı gerçekleştirmek amacıyla 1902-1904 yılları içinde Muş Ovası ve Sasun’a askeri birlikler yerleştirmeye başlar. Bu birliklerin sayısı 10 bine ulaşır. Çevredeki birkaç Kürt aşireti de onlara katılır. Hükümetin bu hazırlıkları, Sasunluların gözünden kaçmaz ve onlar da hazırlıklar yapar. Batı Ermenistan’dan gelen endişe verici haberlerden rahatsızlık duyan Ermeni milli partileri, Sasun’a yardım göndermeye karar verir. Daşnaktsutyun ve Hınçakyan partileri 1902-1904 yıllarında direnişçilerin ve silah nakleden grupların Batı Ermenistan’a geçişlerini organize eder.
H. H. Daşnaktsutyun (E.D.F, Ermeni Devrimci Federasyonu-çev. notu) tarafından görevlendirilen Menak (Yegor Arustamyan), 1903 yılında, Sasun’a yardım ulaştırma yollarını araştırır. Aynı yıl içinde birkaç Daşnaktsutyun mangası Rus-Osmanlı sınırını geçer. İçlerinden sadece Torgom’un (Tuman Tumyants) 32 kişilik süvari birliği Sasun’a ulaşmayı başarır. Bu birliğin ulaşması büyük heyecan uyandırır. Lakin Ermeni milli partileri, Sasun’a gerekli yardımı ulaştırmayı başaramaz. Hemen tüm gruplar, yolları üzerinde Rus sınır muhafızları, Türk ordusu ve Kürt birlikleri ile çatışmaya girerek amaçlarına ulaşamaz. Öngörülen yardımın Sasun’a ulaştırılması gerçekleşmez.
1903 sonbaharında Sasun’un Gelieguzan Köyü’nde, savunma tertipleyicileri, bazı köylerin önderleri ve din adamlarının toplantısı gerçekleşir. Andranik, Sepuh (Arşak Nersisyan), Kaydsak Arakel (Tigran Abacıyan), Sebastatsi Murad, Sımbat ve diğerlerinin katıldığı bir askeri meclis seçilir. Andranik, öz savunma yöneticisi seçilir.
Askeri meclis, son derece dikkatli bir şekilde ve hükümetten gizli olarak direniş hazırlıkları yapar. Aynı zamanda da, padişahı Sasun’a saldırmaktan vazgeçirmek için adımlar atar.
Hükümet, toplar ve makineli tüfeklerle donatılmış 10 bin kişilik bir orduyu Ermenilerin üzerine yollar. 5 bin kişiden oluşan silahlı Kürt de onlara katılır. 12 bin kişilik ahaliyi savunan 200 direnişçi ve 1000 Sasunlu düşmana karşı koyar.
Osmanlı güçlerinin Sasunlulara yönelik kuzeyden ve güneyden gerçekleştirilen saldırısı 1 Nisan 1904 tarihinde başlar. Hrayr’ın ve Gevorg Çavuş’un güçleri onlara karşı koyar. Ermeni savunmacılar Talvorik’e çekilir. Türkler, 6 Nisanda geniş bir saldırı başlatır.
Hrayr, savaşçılarıyla birlikte saldırıyı engellemeyi başarır. Lakin Türkler, yedek kuvvetlerle desteklenerek top atışı altında saldırıya geçer.
Hrayr, düşmanın saldırısına dayanamayarak, birkaç köyün halkıyla birlikte Geliaguzan’a geri çekilirken vurulur.
Ermeni kurtuluş mücadelesinin en parlak temsilcilerinden biri şehit düşer. Hrayr, Geliaguzan Köyü’nde, Ağbür Serop’un yanına gömülür.
Sasunlular, düşmanın saldırısını durdurmayı başarır ve Türkleri Şenik Köyü’ne kadar geri çekilmeye mecbur eder.
Osmanlı komutanlığı, 15 Nisanda yeni bir saldırı başlatır. Ermeniler, 20 misli bir kuvvete karşı koymaya mecbur olur. Rakip, ağır çatışmalar sonucunda Geliaguzan’a yaklaşmaya muvaffak olur.
Sasunluların öz savunmasının son halkası Andranik komutasındaki direnişçiler tarafından savunulmaktaydı. Sonunda cephane eksikliği hissedilir ve direnişçiler geri çekilmeye mecbur olur. Türk orduları 22 Nisanda Geliaguzan’ı ele geçirir. Savunmacılar, 10 gün boyunca orantısız bir mücadele sürdürerek halkın Muş Ovası’ndaki Ermeni köylerine geri çekilmesini sağlar.
Direniş mücadeleleri 1904 Temmuzunun ortalarına kadar sürer. Ermeniler, bir dizi galibiyet elde etmeyi sürdürür. Lakin güç dengesi orantısız olduğundan dolayı, Türk ordusu ve Kürt birlikleri tarafından Ermenilerin savunması bastırılır. Sasun öz savunması 1904 yılında Ermenilerin yenilgisiyle sonuçlanır.
Osmanlı hükümeti, Sasunluları Muş Ovası’na yerleştirmeye çalışır, lakin dağlılar, bu talebi reddetmekle kalmayıp, yeniden silaha sarılmakla tehdit eder. Hükümet sonunda geri adım atıp, Sasunluların geri dönüşüne izin vermeye mecbur olur.
Sasunlu Ermeniler yaklaşık 7 bin kayıp verir, 42 köy tahrip edilir ve yağmalanır.

Öz savunma esnasında Avrupa devletlerine sunulan yardım başvuruları ve müracaatlar cevapsız kalır. Avrupa devletleri, kendi çıkarlarından yola çıkarak, doğrudan ve dolaylı olarak II. Abdülhamit’e destek vermekteydi. Japonya ile savaş içinde bulunan Rusya, Osmanlı devletiyle ilişkilerini bozmak istememekte ve Ermeni kurtuluş hareketine olumsuz bakmaktaydı.
Büyük Britanya hükümeti ikili bir siyaset sergiler, silah taşıyan grupların ve direnişçilerin Sasun’a gönderildiğini haber alan İngilizler, Osmanlı hükümetini bu konuda bilgilendirir.
Fransa, Almanya ve Avusturya-Macaristan, padişahı durdurmak için hiçbir adım atmaz.
Osmanlı baskıları Sasun olaylarıyla sona ermez ve ordu birlikleri Muş Ovası’ndaki Ermeni köylerine yıkıcı saldırılar gerçekleştirir.
Katliamcılara karşı koyabilmek ve Ermeni halkını Türklerin yeni komplolarından koruyabilmek amacıyla direnişçi grupların önemli bir kısmı aşamalı olarak Batı Ermenistan’dan uzaklaşmaya karar verir.
Gevorg Çavuş, taraftarlarıyla birlikte ülkede kalır ve 1905-1907 yılları arasında Türk ve Kürt yağmacılara karşı mücadele eder.
Osmanlı yöneticileri, cesur direnişçiyi dize getirmek için büyük çaba sarf eder. Gevorg Çavuş, 1907 Mayısında Sulukh Köyü yakınlarında ağır yaralanır ve hayata veda eder.
http://www.findarmenia.com/arm/history/25/483
Leave a Reply