
San Stefano antlaşması
Rus ve Osmanlı diplomatları barış antlaşması imzalama hazırlıklarına başlar. Konstantinopel (İstanbul-çev. notu) Ermeni patriği Nerses Varjapetyan, görüşmelerin Rus tarafı yöneticisi N. İgnatev’e istişarede bulunur ve kendisinden, antlaşmada Ermeni halkının adil arzularına da yer vermesini rica eder. 19 Şubat 1878 tarihinde San Stefano’da imzalanan Rus-Osmanlı barış antlaşması, Avrupayı ilgilendiren konuların Avrupa zirvesinde görüşülmesi öngörüldüğünden dolayı, bir ön antlaşma olarak anılır. San Stefano antlaşması 29 maddeden oluşmakta olup, 16. maddesi Ermenilerle ilgiliydi. Bu maddede şöyle belirtilmekteydi “Babıâli, Rus ordusunun Ermenistan’dan çıkarılmasının çatışmalara ve karışıklıklara yol açabileceğini hesaba katarak, Ermenilerle meskûn bölgelerde acilen reformlar gerçekleştirmeyi ve Ermenilerin Kürt ve Çerkezlere karşı güvenliğini sağlamayı kabul etmektedir”.
Antlaşmanın maddelerinde Ermenilerle ilgili konular vardı. Buna istinaden, reformlar 6 ay içinde, Rus ordularının ülkeyi terk etmesine kadar gerçekleştirilecek ve devlet bu konuda Rus tarafına hesap verecekti. Osmanlı’nın, Rusya’ya büyük çapta tazminat ödeme imkânı olmadığından Kars, Ardahan, Batum ve Bayazet (Beyazıt-çev. notu) Rusya’ya geçmekteydi.
16. madde Ermenileri sevindirir. Bu antlaşmada ilk defa olarak Ermenistan ismi geçmekte ve Osmanlı, sınırları içinde Ermeni bölgelerinin bulunduğunu itiraf etmekteydi. San Stefano antlaşması, Rusya’nın Osmanlı üzerindeki etkisini güçlendirip, uluslar arası itibarını arttırır. Bu antlaşma bir “ön” antlaşma olarak anıldığından dolayı, İngiltere ve Avusturya-Macaristan, Avrupa devletleri zirvesi toplanması önerisiyle Almanya başbakanı Otto Bismark’a başvurur. Büyük devletler, Berlin’de uluslar arası bir zirve gerçekleştirme konusunda anlaşır.
Ermeni sorununun oluşması

Berlin zirvesinde Batı Ermenilerinin taleplerini dile getirmek amacıyla, eski patrik Mıkırtiç Khırimyan başkanlığında bir heyet seçilir. Khırimyan, sekreteri ve tercümanı Mİnas Çeraz eşliğinde Avrupa’ya, Ermeni halkının beklentilerini büyük devletlerin yöneticilerine sunmaya gider, İtalya ve Fransa dışişleri bakanları ile İngiliz devlet adamlarıyla görüşmelerde bulunur.
Heyetin diğer üyesi Khoren Narbey, patriğin önerisiyle Petersburg’a gider. Narbey, arzularına olumlu bir çözüm bulma konusundaki Ermeni halkının ricasını Rus çarına takdim edecek, zirve günlerinde ise Berlin’de buluşacaklardı.
1 Haziran 1878’de başlayan zirve, 1 Temmuzda sona erer. Bu zirveye İtalya, Fransa, Almanya, Avusturya-Macaristan, İngiltere ve Rusya temsilcileri katılır. Osmanlı heyeti de mağlup devlet olarak zirveye katılıp, Kıbrıs’ı vererek İngiltere’nin desteğini sağlar. Savaşta galip gelen Rusya, her devletin kendi şahsi çıkarlarını kolladığından, Berlin’de tek başına kalır. Ermeni heyetine, zirve oturumlarına katılma izni verilmez. 16. madde 61’e dönüşür. Maddeden, Ermenistan ismi çıkartılır ve sadece “Ermenilerle meskûn bölgeler” gibi belirsiz bir ifade kalır. Bu maddede, reformların gerçekleştirilmesi için hiçbir süre belirtilmemekte ve Babıâli bu konuda Rusya yerine, 6 büyük devletlere hesap verecekti.
Bu ülkeler arasında var olan çekişmeler, Osmanlıya karşı ortak faaliyet ortaya koyma izni vermemekteydi. Batı Ermenistan’dan Rusya’ya geçen bölgelerle ilgili büyük tartışmalar başlar. Erzurum, Alaşkert (Eleşkirt-çev. notu) vadisi, Bayazet (Beyazıt, Doğubeyazıt-çev. notu) ve çevre bölgeler Osmanlıya iade edilir. Sadece Batum, Kars, Ardahan ve Artvin Rusya’ya kalır. Son üçünden oluşturulan Kars bölgesi, Birinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar Rusya bünyesinde kalır.
Ermeni heyeti hayalkırıklığıyla Berlin’den döner. Mıkırtiç Khırimyan, dilekçelerin Ermeni halkına yarar getirmeyeceği ve halkın sadece mücadele ile kurtuluşa ulaşabileceğini hisseder. Ermeni sorunu, 61. madde ile uluslar arası nitelik kazanır. Büyük devletler, Osmanlı’dan herhangi bir talepleri olduğu durumunda Ermeni sorununu, 61. maddenin gerçekleştirilmesini ve Ermeniler için reformlar gerçekleştirme konusunu ortaya atmayı siyaset haline getirir. Padişah Abdülhamit bu tehlikeyi sezerek, Ermeni sorununu kendi yöntemleriyle, katliamlar sayesinde çözmeyi planlar. Grigor Otyan ve Garegin Sırvandztyants gibi gerçekçi Ermeni önde gelenler bu kötülüğü sezip, “Asıl Ermeni sorunu Ermenistan’da, biz ise onu Berlin’de arıyoruz”,- diyerek, Ermenilerin kurtuluşunun Ermeni halkının elinde bulunduğunu vaaz ediyorlardı.
http://www.findarmenia.com/arm/history/24/456
Çeviren: Diran Lokmagözyan
Leave a Reply