
Savaş faaliyetlerinin gidişatı
Rus-İran barış antlaşmasından kısa bir süre sonra, Balkanlar ve Kafkasya’da olmak üzere iki cephede süren Rus-Osmanlı savaşı başlar.
Haziran ayında Rus ordusu Paskeviç’in liderliğinde Gümrü yakınlarında Akhuryan Nehri’ni geçerek Kars üzerine yürür. Yollarda, ıssızlaşmış köylere rastlarlar. Türkler, Ermenileri ülke içlerine sürmekteydi.
Rakip, zaptedilemez olarak kabul edilen Kars kalesinde büyük çapta güçler toplamaktaydı. Kalenin surları dibinde üç gün, üç gece azgın çatışmalar sürer. Ruslar nihayet, önemli askeri öneme haiz Kars kalesini saldırıyla ele geçirir. Çok sayıda cephene Rusların eline geçer, esirlerin sayısı 1.300’ü geçmekteydi. Kars’tan sonra ard-arda Akhalkalak (Ahalkelek-çev. notu), Akhaltskha (Ahıska-çev. notu), Ardahan’ı ele geçirir. General Cavcavadze önderliğindeki bir diğer Rus birliği Bayazet (Beyazıt-çev. notu) ve ardından Alaşkert’i (Eleşkirt-çev. notu) ele geçirir.
Rusların Kafkasya ve Balkanlardaki başarıları, Osmanlı haricinde, Avrupa devletlerinin yöneticileri çevresinde de büyük bir karmaşa yaratır. Osmanlı, İngiltere’nin kışkırtmasıyla Erzurum’da (Karin) güçlerini toplar ve 1829 baharında saldırıya geçer. Akhaltskha’ya akın edip yerel muhafız birliğine kayıplar verir.

Rus birlikleri, Osmanlı saldırılarını durdurmayı başararak, karşı saldırıya geçer. Temmuz ayında hemen-hemen çatışmadan Erzurum’u ele geçirirler. Osmanlı’nın en önemli askeri merkezi düşer. Erzurum’un ele geçirilmesi günlerinde, büyük şair A. Puşkin, Paskeviç’in birliğine gelir, savaş faaliyetlerini yakından takip eder ve gezi notlarında bu konuda kayıt düşer, “Hayret edici bir görüntü arz eden şehri gördük. Türkler, asık yüzlerle düz çatılarından bize bakıyorlardı. Ermeniler, gürültülü bir şekilde dar sokaklarda kaynaşıyorlardı. Çocukları, atlarımızın önünde koşuyor ve haç çıkararak tekrarlıyorlardı, Hıristiyanlar, Hıristiyanlar”.
Rus orduları, zafer sürecini sürdürerek Olti (Oltu-çev. notu), Khınus (Hınıs-çev. notu), Muş ve daha başka yerleşim yerlerini ele geçirir.
Batı Ermenileri, savaş esnasında ağır Osmanlı boyunduruğunu üzerlerinden atmak için çabalar ve Rus ordusuna maddi ve askeri destek sağlar. Doğu Ermenistan’da olduğu gibi, burada da gönüllü birlikleri oluşturulur. Bayazıt’ta, Melik Martirosyan önderliğinde, birkaç gün içinde 500 kişiden oluşan oluşturulan birlik, savaş faaliyetlerine aktif bir şekilde katılır.
Doğu Ermenileri de gönüllü birlikleri oluşturup soydaşlarına yardıma yetişir. A. Puşkin, Karabağlı gönüllü süvari birliği hakkında şöyle yazmaktadır, “17 Haziran sabahında yeniden silah sesleri duyduk ve iki saat sonra Karabağ alayını gördük. Çatışmadan dönerken yanlarında 8 Türk bayrağı getiriyorlardı”.
Adrianapolis (Edirne-çev. notu) antlaşması
Rusların, Balkanlardaki başarısı daha büyüktü. Rus orduları 1829’da, muzaffer bir şekilde Konstantinopel (İstanbul-çev. notu) önlerine ulaşır. Padişahın ricası üzerine, 2 Eylülde Adrianapolis’te barış antlaşması imzalanır. Bu antlaşmaya göre, Poti limanı da dahil olmak üzere, Karadeniz’in doğu kıyıları ve Akhaltskha ile Akhalkalak Rusya’ya geçmekteydi. İki taraftan savaşa katılmış olan tüm vatandaşlar ve savaş esirleri için af ilan edilir. Osmanlı yönetimi altında bulunan Ermenilere, Rusya’ya geçme izni verilir. Savaşan taraflar arasında diplomatik ilişkiler yeniden tesis edilir. Bu antlaşma ile, Rusya’nın Karadeniz, Balkanlar ve Transkafkasya’daki mevzileri sağlamlaştırılır.
Bununla birlikte, Adrianopolis antlaşması, Ermenilerin ümitlerini ve adil beklentilerini haklı çıkartmaz. Batı Ermenileri, Türk boyunduruğunu üzerlerinden atmak ve Doğu Eremenistan’lı kardeşleriyle birleşmeye çabalamaktaydı. Onların bu arzusu, Rusya’ya rakip Avrupalı büyük devletlerin sürdürdüğü siyaset sonucunda gerçekleşmez. Rusya, onların baskısı altında Kars’ı, Ardahan’ı, Erzurum’u, Muş’u, Bayazet’i ve ele geçirmiş olduğu diğer bölgeleri Osmanlı devletine iade eder. Diğer bir deyişle Batı Ermenistan, küçük bir istisna haricinde, Osmanlı egemenliğinde kalır.
Rus orduları genel komutanı General Paskeviç de, silah gücüyle elde etmiş olduğu bölgelerin Osmanlıya geri verildiğini duyduğunda hoşnutsuzluğunu belirtir. Paskeviç, Erzurum’dan Rus çarı I. Nikolay’a yazdığı mektupta, barış antlaşmasının “Genel sevinç havasıyla birlikte, hem sürekli çekmiş olduğu çileler, hem Rus ordusunun başarısı için göstermiş olduğu tecrübesi, hem de kendisini bekleyen talihsiz kaderiyle şefkatimize layık olan halkı haklı bir kasvete bürümüştür”,- demektedir.
Ermenilerin göçü

Osmanlı ile İran’ın egemenliği altında tekrarlanan iç savaşlar neticesinde Transkafkasya’daki Ermeni köyleri yıkılmış, ahalisi eksilmiş, Müslümanların sayısı artmıştı. İmparatorluğun sınır bölgelerindeki ekonominin ayağa kaldırılması ve güvenilir tebaa elde edilmesi amacıyla Ermenilerin migrasyonu düzenlenir. Ermeni ileri gelenleri bu siyasetin gerçekleşmesini arzu etmekte ve büyük ölçüde desteklemekteydi. Batı Ermenistan’dan göçün gerçekleştirilmesi için oluşturulan kurula Nerses Aştaraketsi (katolikos, Ermeni Kilisesi önderi-çev. notu), Albay Lazaryan, Erzurum dini önderi episkopos Karapet vd. katılır.
Osmanlı ve İran egemenliğinde bulunan Ermeni ahali, göç önerisini sevinçle kabul eder. Yerel yöneticiler, emekçi ve usta ellerden mahrum olacaklarından dolayı, hazırlanan bu göçü engellemeye çalışır. Buna rağmen göç etmek isteyenlerin sayısı çok olduğundan, bu göç büyük bir çapa ulaşır.
İran Ermenilerinin göçü, 1828 baharında gerçekleşir. Tavriz (Tebriz-çev. notu), Maku, Salmast, Khoy ve daha başka bölgelerden yaklaşık 40.000 Ermeni, birkaç ay içinde Doğu Ermenistan’a göç ederek Yerevan, Nakhicevan bölgeleri, Zangezur, Karabağ ve daha başka bölgelere yerleşir.
Batı Ermenilerin göçü 1829-1830 yıllarında gerçekleştirilir. Genel olarak Erzurum, Kars ve Bayazet paşalıklarından, 80.000 Ermeni göç eder. Erzurum’dan göçenler büyük oranda Akhaltskha ve Akhalkalak’a, Karslılar Şirak ve Talin bölgelerine, Bayazıtlılar ise Sevan Gölü havzasına yerleşerek, Yeni Bayazıt adlı yerleşim yerini kurar.

Göç, aşır şartlar altında gerçekleşir, nakliye vasıtaları, gıda ve elbise yetersizdi. Bunlara rağmen hükümet, yeni yerlerine yerleşmeleri şartlarını belli oranda kolaylaştırır. Mülteciler, 6 yıl süreyle vergiden muaf olmakta, ihtiyaç sahibi ailelere yardım verilmekte, ev yapmak için de destek almaktaydılar. Köylüler köylere, zanaatkârlar ve tüccarlar ise şehirlere yerleştirilir. Bu insanlar zorlukları yenerek, ıssız toprakları işlemeye, bağlar kurmaya, kanallar ve yollar yapmaya, eski ve yeni yerleşim yerlerine hayat vermeye başlar.
Batı ve Doğu Ermenilerinin migrasyonu, tarım ile zanaatların gelişmesi için büyük öneme sahip olmuştur. Doğu Ermenistan ile Transkafkasya nüfusunun etnik yapısı Ermenilerin lehine değişir.
Çeviren: Diran Lokmagözyan
http://www.findarmenia.com/arm/history/23/428
Türkçeye çeviren: Diran Lokmagözyan
Leave a Reply