
Kurtuluş mücadelesinin başlangıcı: Davit Bek
Daha İsrayel Ori zamanından itibaren hissedilen Sünik ve Artsakh’taki kurtuluş çabaları, 1720’li yıllarda geniş çaplı bir kurtuluş hareketine dönüşür. Lakin Sünik’teki Ermeni kurtuluş güçleri yeterli bir birlik sağlayamamış olmasına karşın, çevredeki İran yanlısı beyler güçlüydü. Ermeni tacir Stepanos Şahumyan, bu eşitsizliğin üstesinden gelebilmek ve Gürcü kurtuluş güçleriyle bağlantı kurmak amacıyla Sünik’ten Gürcistan’a geçer. Şahumyan’ın ricasıyla Gürcistan kralı VI. Vakhtang tarafından yollanan Ermeni generaller, Davit Bek başkanlığında 1722 yılında Sünik’e varır ve Şinuhayr kasabasına yerleşip yerel silahlı güçleri etraflarında toplarlar. Davit Bek başkanlığında askeri konsey kurulur. Göze çarpan komutanlardan Mıkhitar’ı ordu komutanı tayin eder. Farklı ordu birliklerinin komutanı olarak da Ter-Avetis, Parsadan, Toros ve diğerleri tayin edilir.

İlk muzaffer çatışma, 1722 sonbaharında, Cevanşir olarak anılan göçebe aşirete karşı sürdürülür. Bu galibiyet, Davit Bek’in itibarını yükseltir. Özellikle, Müslümanlaşmış melik Bağır’a ait olan ve Tatev yakınlarında bulunan kalenin ele geçirilmesi önemliydi.
Davit Bek, melik Bağır’ı tutuklayarak Şınher’e getirir ve on iki gün boyunca kilisede, herkesin önünde yüksek sesle “Aydınlatıcının inancına aydınlık, vay inkâr edene” diye haykırmasını emreder. Ardından da başını kesmelerini emreder ve kendisi de gelip Tatev’e yerleşir. Çevredeki Müslüman yöneticiler Sünik kurtuluş hareketine karşı çıkarak Kapan’daki asilere saldırır. Nihai çatışma Çavındur yakınlarında vuku bulur ve Ermeni komutanların kesin galibiyetiyle son bulur.
Sünik özerkliği: Halidzor ve Meğri çatışmaları
Kapan’da yaklaşık bir yıl başarılı mücadele sürdürdükten sonra bölge, genel olarak yabancı egemenliğinden kurtulur ve Davit Bek yönetiminde Ermeni beyliği kurulur. Davit Bek tarafından tahkim edilen Halidzor kalesi Ermeni güçlerinin merkezine dönüşür.
Ermeni orduları, Mıkhitar Sıparapet ve Ter-Avetik komutasında, yaklaşık 4.000 kişilik muhafız birliğini hezimete uğratarak Zeva’nın ulaşılamaz kalesini ele geçirir.
Diğer önemli üs olan Vorotan kalesini ele geçirmek için Ermeni güçleri büyük çaba harcar. Rakip, Ermeni ordularının dört saldırısını savuşturmayı başarır. Son saldırıda Ermeniler duvarda gedik açıp kaleye girerek, ele geçirmeyi başarır.
Osmanlı orduları, Yerevan’ı ele geçirdikten sonra Sünik ve Atırpatakan üzerine yürür. 1726 yılında Sünik’i işgal edip Ermeni egemenliğine son vermeyi dener. Çevredeki Müslüman beylerin orduları da Osmanlı ordularına katılır ve böylece, bazı Ermeni yerleşimlerini işgal etmeyi başarırlar.
Davit Bek, ordularıyla Halidzor kalesine sığınmaya mecbur olur. Osmanlılar, 1727 Martında Halidzor’u kuşatır. Ermeni güçleri, düşmanın inatçı saldırılarını püskürtmeye muvaffak olur. Rakip, kuşatma altında bulunan Halidzor üzerine yeniden güçlü bir sa

ldırı gerçekleştirir. Osmanlı orduları, kalenin surlarına merdivenler dayayıp, kaleye tırmanmaya çalışır. Kuşatma altındaki Ermeni askerleri çok sayıda Osmanlı askerini surlardan aşağı atar. Kale komutanlığı kuşatmayı yararak, karşı saldırıya geçmeye karar verir. Mıkhitar ve Ter-Avetis “Cesaret toplayın, korkmayın, bizi takip edin, ölümümüz gelmişse cesaretle ölelim, burada ailelerimizin ve dostlarımızın, gözlerimizin önünde ölümünü göreceğimize, cesaretle surların dışında ölmek bize yeğdir”,- diye Ermeni askerlere başvurur. Üç yüz asker onları takip eder. Kuşatılanlar, fark ettirmeden kaleden çıkarak, aniden düşmana saldırır. Paniğe kapılan düşman kuvvetleri, büyük kayıplar vererek kaçar. O günü, Osmanlı ordusundan on üç bin asker düşer, Ermeni askerlerinden ise çok azı. Düşmanın elinden yüz kırk sekiz bayrak ve ordunun tüm ganimeti ve mal varlığı ele geçirilir.
Halidzor zaferi, Osmanlı ordularına karşı elde edilen zaferlerin en büyüğü ve önemlisiydi. Ermeni ordularının mücadele ruhu yükselir ve hızla Kapan’ı Osmanlı ordularından temizlemeye başlarlar. Osmanlı ordusu ricat edip Meğri’de mevzilenir. Ermeni güçleri Mıkhitar Sparapet ve Ter-Avetis komutasında Meğri’ye saldırır. Meğrililerden oluşan bir birlik, fark ettirmeden Meğri’ye girmeyi başarır. Osmanlılar, Ermenilerin saldırısını önlemek amacıyla Küçük mahalleye yöneldiklerinde, Mıkhitar Sparapet ve Ter-Avetis’in birlikleri düşmana saldırır. Osmanlılar, şaşkınlığa uğrayıp, çıkışın daha önceden Ermeniler tarafından tutulmuş olan Meğri Vadisi’ne yönelir. Osmanlılar, Araks’a (Aras-çev. notu) yönelip, nehri geçmeyi yeğler. Ermeni güçleri, düşmanı takip edip Meğri’yi kurtarır ve rakibe karşı tam bir zafer elde eder. Halidzor ve Meğri zaferleri, Ermeni ordularının şevkini yükseltir.
Ermeni-Pers askeri işbirliği
Davit Bek, Osmanlı ordularına karşı elde ettikleri başarıları pekiştirmek niyetiyle İran şahı II. Tahmasp’a, işbirliği önerisiyle bir heyet yollar ve karşılığında, şahın tam onayını elde eder. Şah, özel bir fermanla Davit Bek’in hükümranlığını tanır ve para basma hakkı verir. Şah bir bildiriyle, Davit Bek’i tanıyıp kendisiyle işbirliği yapmaları için İranlı yöneticilere talimat verir. Dahası, İranlı yöneticileri, Osmanlı saldırılarına karşı koyabilmesi için Davit Bek’e ve Ermeni yöneticilerine silahlı destek vermeye mecbur eder.
Mıkhitar Sparapet: Ayaklanmanın sonu
1728, Sünik kurtuluş mücadelesi için bir dönüşüm yılı olur. O yıl Davit Bek vefat eder. Kapan askeri komutanlığını tamamen eline geçiren Mıkhitar Sparapet, Osmanlı işgalcilerine karşı mücadeleyi sürdürür.
Osmanlı ordusu, yenilgilerinden uyanarak, tekrar Sünik’e saldırır. Bu saldırıya karşı koyarken, Ermeni orduları komutasında bölünme meydana gelir. Rakip, tekrar Halidzor kalesini kuşattığında, Mıkhitar Sparapet savunmayı sürdürerek, düşmanı zayıf düşürmeyi talep eder, Ter-Avetis ise görüşme yolunu tercih eder. Mıkhitar Sparapet, geceleyin kaleyi terk etmeye mecbur olur. Osmanlılar kaleyi işgal eder, yağmalar ve orada kalmış olan Ermeni ahaliyi kılıçtan geçirir. Halidzor’un düşmesinden sonra, Ermeni ordusundaki zıtlıklar derinleşir. Mıkhitar Sparapet, Ermeni güçlerini birleştirip Osmanlılara karşı bir dizi başarılı saldırı düzenleyebilmesine rağmen, asi güçlerin dağılmasını önleyemez.
Mıkhitar Sparapet, 1730’da Osmanlıları Ordubad’da yenilgiye uğrattıktan sonra, dönüş yolunda ihanet sonucu öldürülür. Sünik’in kurtuluş mücadelesi için ayaklanmış olan ordular giderek bölünüp düşmanın üstün güçlerine karşı tek başlarına kalarak, nihai zafere ulaşamaz.
Böylece, Ermeni güçlerinin elde etmiş olduğu birçok zafere rağmen, kurtuluş mücadelesi için ayaklanmış olan ordular giderek dağılır. Her halükârda, bu kurtuluş ordusu derin bir iz bırakır, Ermeni halkının bilincini ve hürriyet ruhunu yükseltir, şahsi gücüne yönelik inanç elde eder. Pers devleti, daha sonraki siyasetinde Ermeni meliklikleri hesaba katmaya, haklarını ve özerkliklerini tanımaya mecbur olur.
Artsakh ve Sünik kurtuluş hareketi, tüm Ermeniler arasında yankı bulur ve Ermeni halkının gelecek nesillerini yüreklendirir ve kendi güçlerine yönelik inançla doldurur.
http://www.findarmenia.com/arm/history/22/394
Türkçeye çeviren: Diran Lokmagözyan
Leave a Reply