
XVI. yüzyılda, Yakındoğu’daki siyasi durum
XV. yüzyıl sonları ile XVI. yüzyıl başlarında, siyaset arenasında yeni güçler peyda olur. Bunlardan biri Safevi İran, diğeri ise Osmanlı devletidir.
XV. yüzyıl sonlarında, Uzun Hasan’ın ölümü sonrasında, oğulları arasında kanlı bir taht kavgası hâsıl olur. Akkoyunlu devleti son derece zayıflar ve Atırpatakan (İran Azerbaycan’ı) ile çevresinde hüküm süren Safeviler bu durumdan faydalanır.
Safevilerin dayanağı, Türkî-Kızılbaşların yedi göçebe boyuydu. Bu oymaklar Perslerin desteğiyle, Akkoyunlulara karşı mücadeleye başlar. Safevilerin lideri İsmail, 1502 yılında Şarot Ovası’nda gerçekleştirilen meydan savaşında, Akkoyunlulara karşı büyük bir zafer elde eder. İsmail, kendisini Tebriz’de İran şahı ilan eder. Bu yeni devletin bünyesinde İran, Mezopotamya, Atırpatakan, Ermenistan ve Gürcistan bulunmaktaydı.
Daha XIII. yüzyıl sonlarında, Orta Asya’dan gelip, Küçük Asya’ya yerleşmiş olan bir Türkî oymak tarafından, Küçük Asya bölgesinde Osmanlı devleti şekillenmişti. Önderleri Osman, elverişli siyasi ortamdan faydalanarak, 1299 yılında bağımsızlığını ilan edip, Osmanlı devletinin temelini atar. Halefleri, önce Balkan yarımadasının bir kısmını, daha sonra ise Küçük Asya’yı ele geçirir.
Osmanlı, 1453 yılında Konstantinopel’i ele geçirerek, Bizans İmparatorluğu’nun varlığına son verir. Kısa sürede, Karadeniz ile Akdeniz’in tüm büyük liman şehirlerini de işgal ederek, imparatorluğun tüm bölgelerini ellerine geçirirler. Avrupa’da güçlü bir direnişle karşılaşan Osmanlılar Ermenistan, Suriye ve Mezopotamya’yı da işgal etmek için Doğu’ya döner. Safevi İran’la çatışma kaçınılmaz olur.
Osmanlı sultanı Selim, 1514 yılında Safevi devletine karşı akınlarına başlar. Ordusu, Yeprat (Fırat) Nehri’ni geçer ve Ermenistan’ın derinlerine doğru hareket eder. Şah İsmail, esas muharebeden kaçınmaktaydı. Osmanlı, Persleri 1514 yılında, Urmia Gölü yakınlarında, Çaldıran olarak anılan yerde muharebeye zorlar. Osmanlıların zaferi tamdı. Şah İsmail İran’a kaçar. Osmanlı, Ermenistan’ın büyük bir kısmını ele geçirir, ardından da Suriye, Mezopotamya ve Mısır’ı. Ermenistan’ın doğu bölgeleri Safevi devleti bünyesinde kalır.
Daha sonraki savaşlar, genelde Ermenistan bölgesinde, değişen başarılarla sürer. Bu çarpışmalardan Ermeni halkı büyük oranda zarar görür. Ermenistan’ın şehir ve köyleri yıkıma uğrar, ekonomisi yıkılır, halk esir götürülür. Oluşan durumdan faydalanan Kürt aşiretleri Ermenistan’a sirayet eder, verimli ve otlaklarla zengin bölgelere yerleşir.
1555 Amasya Barış Antlaşması ve Ermenistan’ın bölünmesi
1550 yılında Persler, büyük bir orduyla saldırıya geçer. Savaş ameliyeleri, değişken başarılarla sürer. Nihayetinde, 1555 yılında, Küçük Asya’nın Amasya şehrinde taraflar barış imzalar. Bu antlaşmaya istinaden Ermenistan, Osmanlı İmparatorluğu ve İran arasında ilk defa olarak bölünür. Bu bölünme ile Ermenistan’ın Küçük Hayk, Yüksek Hayk, Dsopk, Ağdznik, Turuberan ve daha başka bölgeleri Osmanlı devletine geçer. Ayrarat, Gugark, Vaspurakan (Van-çevirmenin notu), Sünik, Artsakh (Karabağ-çevirmenin notu) ve Utik bölgeleri İran’a kalır. Bu bölünme sonucunda, Osmanlı İmparatorluğu’na kalan bölge Batı Ermenistan, Perslere kalan kısmı ise Doğu Ermenistan olarak adlandırılır. 20 yıl süreyle Ermenistan’da nispeten barışçıl bir durum hüküm sürer.
1578 yılında, İran’da hâsıl olan taht kavgalarından faydalanan Osmanlı Devleti, savaşa girer ve Çıldır Gölü yakınlarında İranlıları mağlup eder. Savaş, daha sonraki yıllarda da sürer ve Ermenistan için sonuçları ağır olur. Büyük sayıda insanların hayatını kaybettiği açlık da buna eklenir.
Osmanlılar, 1590 yılında Persleri barışa zorlar ve böylece Ermenistan tamamen, Kafkasya ve Atırpatakan’ın ise büyük bir kısmı, Tebriz şehriyle birlikte Osmanlı devletine kalır.
http://www.findarmenia.com/arm/history/21/338
Leave a Reply