
Timurlenk’in Ermenistan’a akınları
Orta Asyalı ordu komutanı Timurlenk (topal Timur), XIV. yüzyıl sonlarında, başkenti Semerkant olan geniş bir devlet kurmuştu. İran’ın büyük bir kısmını ele geçiren orduları yeni fetihlere girişmek niyetiyle 1386 yılında Yeraskh Nehri’ni geçerek, Sünik bölgesine girer, Ararat Ovasın’dan ilerleyerek, çevre yerleşim yerlerine akınlar düzenler.
Timurlenk’in orduları ertesi yılı, her yerde dehşet saçarak, tekrar yıkım getirir. İnsanlara korku salmak suretiyle direnişlerini kırmak amacıyla vahşete başvurur, fakat sonuç alamazlar. Timurlenk’in orduları, Sasun’un dağlılarını dize getirmeyi başaramaz, Van sakinleri ise, teslim olma talebini cesaretle reddeder. Şehir ancak uzun süreli kuşatma ve büyük kayıplar neticesinde düşman tarafından ele geçirilir. Kuduran Timurlenk, kurtulan kadın ve çocukları esir götürüp, hayatta kalan erkekleri Van kalesinden aşağı atma emri verir. Öldürülenlerin yığını, son atılanların hayatta kalmasını sağlayacak kadar yükselir.
Timurlenk’in orduları son olarak XV. yüzyıl başlarında Ermenistan’a saldırır ve halkı yağmalayıp, ülkeye yıkım getirmeyi sürdürür. Timurlenk’in orduları 1402 yılında Osmanlı sultanı Yıldırım Beyazıt’ı, Ankara Meydan Savaşı’nda bozguna uğratır. Sadece Sebastia’da (Sivas) 4.000 kişiyi diri-diri gömerler. Lakin kana susamış diktatör 1405 yılında ölünce, imparatorluğu yıkılmaya başlar ve çevre ülkeler de kısa süreliğine yeni felaketlerden kurtulmuş olur.
Siyasi ve ekonomik durum

’in ölüm haberi (1405), işgal edilmiş halklar tarafından coşkuyla karşılanır. Timurlenk’in oluşturmuş olduğu uçsuz-bucaksız devlet, ölümünden sonra hızla parçalanmaya başlar. Vârisleri arasında baş gösteren kanlı taht savaşlarından Karakoyunlu ve Akkoyunlu Türkmen aşiretlerinin liderleri faydalanır. Bu aşiretler daha XIII. yüzyıl sonlarında Orta Asya’dan Küçük Asya ve Ermenistan’a göçmüşlerdi. Bu aşiretlerin ismi, bayrakları üzerinde resmedilen ak veya kara koyunlardan gelmektedir.
Bu göçebe ve hayvancı aşiretler, Moğol liderlerin himayesine nail olup, koyun sürüleriyle birlikte, onların topraklarının batı bölgelerinde dolaşmakta, aynı zamanda da silahlı birlikleri, işgal edilmiş halkların yağması ve terörize edilmesiyle uğraşmaktaydı.
Karakoyunlular ve Akkoyunlular’ın daha XIV. yüzyılda oluşturduğu yönetimleri, XV. yüzyıl başlarında, Timurlenk’in ölümünden sonra güçlenir. Ermenistan ve komşu ülkelere sahip olmak için aralarında rekabet başlar. Timurlenk’in selefleri ve Akkoyunlular arasındaki mücadelede, Karakoyunlu aşireti lideri Kara Yusuf galip gelir ve beyliği, başkenti Tebriz olan güçlü bir devlete dönüşür (1410-1468). Ermenistan, Atırpatakan (İran Azerbaycan’ı-çev. notu), İran ve Gürcistan, bu devletin içinde yer almaktaydı.
Büyük bir devletin yöneticisine dönüşen Kara Yusuf, göçebe yaşantısını sürdürür. Tahtı ismen oğluna teslim eder ve kendisi Tebriz’den, Bagrevand (Ermenistan-çev. notu) bölgesinin Vağarşakert (Alaşkert, Eleşgirt) kalesine yerleşir. Karakoyunlu aşiretinin, liderlerinin Kara Yusuf olduğu en savaşçı grubu buraya yerleşir.
Kara Yusuf’un iktidar yılları, Timurlenk ile haleflerinin sıklıkla tekrarlanan akınları dönemiyle karşılaştırıldığında, Ermeniler için barışçıl bir dönemdi. Tarihçi Tovma Medsopetsi dahi, o yılların Ermenistan’ında barış ve imarın hüküm sürdüğünü belirtmektedir.
Ermeni halkı, bu kısa göreceli barış döneminde yıkılmış ekonomiyi yeniden tesis etme imkânına sahip olur. İmar ve onarım çalışmaları sürdürülür. Kars şehri yeniden imar edilir. Kara Yusuf’un ölümünden sonra (1420) Akkoyunlular ve Timurlenk’in halefleri arasındaki mücadeleler yeniden başlar.
XV. yüzyılın 20-30’lu yıllarında sıklıkla tekrarlanan savaşlar, göçler ve tehcirler, esaret ile tabii felaketler (çekirge, verimsizlik) ve açlık yılları sonucunda Ermenistan’ın bazı bölgelerindeki çok sayıda yerleşim yeri terk edilir. Nüfus azalır. Bazı Kürt ve Türk-Türkmen aşiretleri Ermenistan’ın, otlaklarıyla zengin dağlık bölgelerine yerleşir. Ülkenin etnik yapısı değişime uğrar. Buna rağmen nüfusun büyük bir çoğunluğu Ermenilerden oluşmaktaydı.
Karakoyunlu yöneticilerin, bazen Ermenilere dayandıkları ve hatta kendilerini Ermenistan kralı olarak (Şah-ı Arman) andıkları bununla açıklanabilir
Karakoyunlu yöneticiler, yüksek görevler için sıklıkla Ermeni beylerini tayin etmekte, orduya ise Ermeni askerleri almaktaydı. Özellikle, isyancı aşiret reislerini kısa sürede bastırıp, ülkenin tüm bölgelerinde iktidarını pekiştiren Cıhanşah (1437-1467) bu açıdan göze çarpmaktaydı.
Cıhanşah’ın yönetim yıllarında ülke sakinleşir ve halk, sürekli mücadeleler ve ayaklanmalardan nefes alır. Cıhanşah döneminde, Orta Asya ülkeleri ve Batı ile ticaret ilişkileri kurulur. Yönetim sistemi düzene getirilir. Ekonominin geliştirilmesi için olumlu şartlar yaratma denemesi yapılır.
Yerevan, Doğu Ermenistan’ın yönetim merkezi. Ermeni yönetici sınıfının durumu.
Cıhanşah, Tebriz’i devletinin başkenti yapar. Doğu Ermenistan ve Kafkasya’nın güneyindeki ülkelerden, münferit vilayetler oluşturur ve valinin makamını Nakhicevan olarak tayin eder. Vilayetler de kendi içlerinde birkaç yönetim bölgesine ayrılır. Kuzeydoğu Ermenistan’ın idari merkezi Yerevan olur. Bu sayede Yerevan, XV. yüzyılın 40’lı yıllarında, Ararat Ovası ve aralarında Artsakh’ın (Karabağ-çev. notu) da bulunduğu, Doğu Ermenistan’ın merkezine dönüşür ve bundan sonra giderek Ermenistan’ın ekonomik ve kültürel merkezi durumuna gelir.
1426’da Maku Ermeni Beyliği’nin düşmesine rağmen Sünik, Artsakh ve kısmen de Vaspurakan (Van bölgesi-çev. notu) Ermeni beylikleri, Cıhanşah’ın iktidar yıllarında özerkliklerini korumaktaydı. Sünik beyi Beşken Orbelyan, Müslüman yöneticilerinin baskıları sonucunda, 6.000 hane tebaasıyla birlikte Lori bölgesine göç etmeye mecbur olmakla birlikte, belli bir süre sonra oğlu, “Yüce emir ve prens”, “Ekselansları imparator hazretlerinin dostu” unvanlarıyla tanınan Rustan Orbelyan, makamı Yerevan olarak, Ararat ülkesinin yöneticisi tayin edilir.
Son derece esnek bir faaliyet sergileyen Rustam, Ecmiadsin manastırına hediye ettiği yedi Ermeni köyünü alış-satış olarak kaydeder.
Ermeni hanedanlıklarının durumu, Cıhanşah’ın yönetim yıllarında hayli istikrar kazanır. Geğam, Vayots Dzor, Sünik, Artsakh, Gugark ve daha farklı bölgelerdeki yönetici aileler, melik unvanı elde edip iktidarlarını yeniden tesis eder. Yerevan’ın ekonomik yükselişi sürer. Karakoyunlular, Ermenilerin teveccühünü kazanmak niyetiyle, Ermeni Kilisesi’ne yönelik olumlu bir siyaset uygular, sadece kiliselerin yapımına destek vermekle kalmayıp, imar faaliyetleri için de olumlu şartlar sağlamaktaydı. Ağtamar’ın katolikoslarından (Ermeni Kilisesi’nin dini önderi-çev. notu) Zakariya ve Stepanos, kendilerini kral Gagik Ardsruni’nin nesilleri olarak takdim ederek, önemli rol oynar, sahip oldukları şahsi silahlı kuvvetleri sayesinde Ağtamar manastırının topraklarını başarıyla savunur, hatta katolikos Zakariya, Kürt Rojok aşiretini yenilgiye uğratıp, mavnalarına el koyarak, Ağtamar’ı yağmalanmaktan kurtarır. Katolikos Zakariya, Cıhanşah ve eşinin himayesine nail olup, birbirlerine karşı savaşan Müslüman yöneticileri barıştırma rolünü de üstlenmekteydi.
Batı Ermenistan’daki Ermeni yönetimlerinin durumu daha ağır olmakla birlikte Hamşen (Hemşin-çev. notu), Sasun (Sason-çev. notu), Khut, Taron (Muş-çev. notu), Moks (Müküs-çev. notu), Şatakh ve daha başka Ermeni beylikleri varlıklarını sürdürmeye devam etmekteydi.
XV. yüzyılın ikinci yarısında Ermenistan’ın siyasi ve ekonomik durumu
Cıhanşah’ın yönetim yıllarındaki göreceli sakin dönem uzun sürmez. Ağdznik, Dsopk ve Turuberan bölgelerine yerleşmiş olan Akkoyunlular, Cıhanşah döneminde Karakoyunlulara vergi ödemeye tabi olur. Lakin Cıhanşah’ın ölümünden sonra, Akkoyunlu sultanı Uzun Hasan, Karakoyunlu’lara karşı açtığı savaştan galip çıkarak, onların topraklarına el koyar. Ermenistan’ın da dâhil olduğu, geniş Akkoyunlu devletinin (1468-1502) temelleri atılır.
Ermenilerin Akkoyunlulara yönelik olumlu yaklaşımı, bu sonuncuların zaferi açısından önemli rol oynar. Ermeniler, Akkoyunluların galibiyetine katkıda bulunarak, durumlarını düzeltme ümidi taşımaktaydı. Her halükârda Uzun Hasan, Ermeni din adamlarını himaye etmekte, Ermeni beylerinin sempatisini kazanmaktaydı. Uzun Hasan döneminde, ülkenin ekonomisini yeniden tesis etmek için reformlar yapılır. Vergilerin düzenlenebilmesi amacıyla sayım gerçekleştirilir. 15-60 yaşlarındaki tüm erkekler vergiye tabi olur. Vergi oranları düzenlenir. Yerel vergi görevleri genelde Ermenilere teslim edilir. Lakin Uzun Hasan’dan sonra durum ağırlaşır. İç çelişkilerle parçalanan Akkoyunlu devleti yıkılarak, yerini Safevi İran’a bırakır.
Göçebe Karakoyunlu ve Akkoyunluların 100 yıl kadar süren baskı yönetimi süresinde, Ermeni halkının önemli bir bölümü köleleştirilip, Doğu’nun esir pazarlarında satılır. Birçok kişi göç eder. Bir zamanların gelişmiş şehirleri çöküntüye uğrar, işlenen topraklar ve tarlalar yabanlaşıp otlaklara dönüşür. Basit halkın haricinde, yöneticiler dahi fakr-ı zaruret içine düşer.
Özellikle şehir hayatı ile ekonominin çöküşü, ülke için ağır sonuçlar getirir. Zanaatlar ve ticaret çöker. Tarihçi Tovma Medsopetsi’nin belirttiğine göre, bir şehir ve birkaç köy birlikte, düşmanın elinden hiç değilse bir tek köleyi geri satın alabilecek miktara sahip değildi.
Ermenistan’a yerleşen göçmen aşiretlerin koyun sürüleri için geniş otlaklar gerekmekteydi, bu yüzden de ekonominin gelişmesine önem vermiyorlardı. Lakin zaman içinde Ermeniler ve diğer yerleşik halklardan etkilenerek, giderek yerleşik hayata geçmeye başlarlar. Göçebelerin, Ermenileri ovalık bölgelerden sürmeleri sonucunda Ermeniler, ön dağlık ve dağlık bölgelerde kümelenerek, ülkenin, verimli olmamakla birlikte, zor ulaşılan bölgelerine çekilirler.
XV. yüzyıl, Ermenistan tarihin en karanlık ve kâbus dolu sayfalarını oluşturmaktadır.
http://www.findarmenia.com/arm/history/21/330
Türkçeye çeviren: Diran Lokmagözyan
Leave a Reply