
Mimari

Bağımsızlığın yeniden tesisi sonrasında, mimari tekrar gelişmeye başlar. Ortaçağ Ermenistan’ının tanınmış manastır komplekslerinin inşasına başlanılır. Yetenekli mimar Manuel, Ermeni mimarisinin başyapıtlarından olan, Ağtamar Adası’ndaki ünlü Surb Khaç kilisesini inşa eder. Kilisenin duvarları harikulade kabartmalar, iç duvarları ise fresklerle bezenmiştir. Ağtamar’da, kral Gagik’in emriyle, merasimler için bir salon inşa edilir ve liman inşaatına başlanılır. Ani’nin en ünlü yapısı, ünlü mimar Tırdat’ın eseri olan “Katoğike” katedraldir. Bilindiği gibi, Ani’nin Zvartnots tipi kilisesi de kral I. Gagik’in emriyle oluşturulmuştur. Ermeni mimarisi, Ermenistan’ın tüm bölgelerinde gelişir.
Selçuk-Türklerin akınları ve egemenliği döneminde mimari düşüş gösterir, fakat Zakaryanların zamanında tekrar gelişmeye başlar. Atölyeler, çeşmeler ve depolarla takviye edilen manastır komplekslerinin yapımına devam edilir. Mağaralara oyulmuş kiliseleri, odaları ve gündelik yaşam için gerekli yapılarıyla Ayrivank (Geğardavank) Manastırı, mimari sanatının bir şaheseridir.
Heykeltıraşlık

Mimariyle birlikte heykeltıraşlık da gelişir. Yeni yapılar genellikle zengin kabartmalarla bezenmekte, kiliselerin cephesine, genellikle mabedi yaptıran yöneticinin heykeli yerleştirilmekte ve rolünü vurgulamak amacıyla, tüm boyu ve elinde kilisenin maketiyle resmedilmekteydi. Binaların ana girişleri ve göze çarpan kısımlarının nakşedilmesine büyük önem verilmekteydi.
Ağtamar Adası’ndaki kilisenin duvarları tamamen süslemelerle bezenmiştir. Bu kabartmalarda, Ardsruni sülalesinin ünlü temsilcileri, özellikle de kral Gagik resmedilmektedir.

Soyluların gündelik yaşamı, övgüye layık insanların kahramanlıkları, ayrıntılı bir şekilde takdim edilmektedir. Köylülerin gündelik yaşamları, bağların işlenmesi, hasat, şarabın hazırlanması vs. sahneleri hayranlık uyandırmaktadır.
Khaçkar sanatı
Khaçkarlar, Ortaçağ Ermeni kültürünün özgün sembolleridir.
IX. yüzyılda başlayan khaçkar sanatı, Ermeni taş işlemesi sanatında yeni bir akım olmuştur.
Khaçkarların taş işleme sanatı, khaçkar sanatının en nadide örneklerinin yaratıldığı XII.-XIV. yüzyıllarda doruk noktasına ulaşmıştır.
Khaçkarlar, merkezine bir haç işlenmiş olan kesilmiş bir taştan ibarettir.
Bazı durumlarda, haçın üzerine İsa tasviri de işlenmektedir. Khaçkarların üzerine işlenmiş yazılarda, taş ustasının adı ve bu anıtın yerleştirilmesi tarihi bulunmaktadır.
Khaçkarlar, genellikle vefat etmiş birinin anısına yerleştirilmekteydi. Herhangi bir tarihi olay, çeşme yapımı veya daha başka durumlarda da khaçkar dikilmiştir. Binlerce taş ustası, khaçkar işlemiştir.
Mimar, heykeltıraş ve minyatür ressamı Momik, bunların en ünlüsüdür.
Fresk sanatı

Fresk sanatı önemli ölçüde gelişir. Kiliselerin ve sarayların iç duvarları görkemli fresklerle donatılmaya başlanır. Resimler, duvarların ıslak sıvası ve taşların yontulmuş yüzeylerine tatbik edilir. Bazen, eski yapılar da resimlerle süslenmekteydi. Kiliselerdeki fresklerde Mesih, melekler ve azizler resmedilmekteydi. Tigran Honents kilisesinde (Ani) kral Tırdat ve Grigor Lusavoriç görülmektedir. Dünyevi yapılar süvariler, av ve eğlence resimleriyle bezenmekteydi.
Minyatür sanatı
Elyazması kitapların resimlendirilme sanatı olan minyatür sanatı da hızla gelişir. Parşömenlerin birinci sayfaları, kenarları ve önemli bölümleri güzel resimlerle süslenmekteydi. Mesih’in ve azizlerin hayatından alınma olayların resimlendirilmesine büyük önem verilmekte, minyatürlerde, gerçek hayat da resmedilmekteydi. Minyatürlerde zanaatkârlar ile köylülere ait iş aletleri, halk eğlenceleri vs. yer bulmaktaydı. Elyazmalarında, bazen kitapların hamileri ve aile üyeleri de resmedilmekteydi. Ermeni minyatürleri, süslemelerin güzelliği ve canlı renkleriyle göze çarpmaktadır.

1. “Kudüs’e Giriş”, ‘Haghpat İncili’nden bir minyatür (1211, istinsah eden: Hakob, ressam: Margare, Matenadaran)
2. “Vaftiz”, Gıladzor manastırında Toros Taronatsi’nin resimlediği İncil’den bir minyatür (1323, Matenadaran)
3. “Müjde”, Tatev manastırında resimlendirilmiş İncil’den bir minyatür (XIV yy., ressam: Grigor Tatevatsi, Matenadaran)
Minyatür süslemeli en eski elyazması, IX. yüzyılda yazılmış ve minyatür süslemeleri daha sonra olağan bir durum olmuştur. Minyatür süslemeli elyazmaları çok pahalı olduklarından dolayı, sadece zenginlere mahsus bir olaydı. Bu elyazmaları için sıklıkla, gümüş ve deriden hazırlanmış, değerli taşlarla bezeli kaplar ısmarlanmaktaydı. Minyatür sanatı, Kilikya Ermenistan’ında yüksek gelişim göstermiştir. Kilikya minyatür ressamlarının en ünlüsü, katolikos (Ermeni Kilisesi önderi) ve Hetumyan hanedanı kralları için elyazmaları resimleyen Toros Roslin olmuştur.
Uygulamalı sanat


İnsanların gündelik ihtiyaçlarını tatmin eden diğer sanat dalları da yüksek gelişim seviyesine erişir.
Muş’taki Arakelots kilisesinin kapısı zarif, zevkli tahta oymacılığının başyapıtıdır. Tahtadan rahleler, alçıdan hazırlanmış süslemeler, madeni avizeler ve kazanlar hayranlık uyandırmaktadır.
Sadece çok küçük kısmı günümüze ulaşmış olan, Ortaçağ kuyumcuları ve gümüş ustalarının eserleri son derece değerlidir.
Ünlü Ermeni halıları ve işlemelerinin üretimi sürdürülmekte, kilise esvapları, özellikle de perdeler, aziz resimleri ve İncil’den alınmış sahnelerle bezenmekteydi.
Uygulamalı sanatın göze çarpan dallarından biri, çömlekçilikti. Topraktan pişirilmiş çömlekler, taslar, testiler ve küpler, insan, kuş ve vahşi hayvan resimleriyle süslenmekteydi.
Bu eşyalar, Ermeni ustaların ve halkının yüksek zevkini göstermektedir.
Tiyatro

Tiyatro sanatının gelişimi sürmekte, oyunlar, çok sayıda seyirci çekmekteydi. İp cambazlığı,

yarışmalar, ehlileştirilmiş hayvanlarla temsiller olağandı. Aktörler, özel elbiseler ve farklı hayvanların maskeleriyle sahneye çıkmaktaydı. Temsillere müzisyenler, dansçılar ve palyaçolar da katılmaktaydı. Aktör ve müzisyen grupları meydanlarda, kervansaraylarda ve saraylarda temsil vermekteydi. Basit halk tiyatroya gitmeyi sevmekte, bu ise ruhanileri rahatsız etmekteydi.
Müzik
Müzik de yüksek bir gelişim seviyesine ulaşmış, öncelikle âşık müziği gelişmişti. Âşıkların şarkı ve çalgıları, tüm halk törenlerini süslemekteydi.
Ermeni kilise müziği de ileri bir seviyeye ulaşır. Dini şarkılardan olan “Şarakanlar”, sadelikleri ve melodi güzellikleriyle göze çarpmaktaydı. Kilise müziği, halk müziği üzerine kurulmuş olduğundan dolayı, sade insanlar tarafından da anlaşılır olmaktaydı.


Şarkı ve melodilerin kaydedildiği, günümüz notalarını andıran “Khazlar” (eski nota işaretleri-çev. notu) da bu dönemde yaygınlık kazanmıştır.
X.-XIV. yüzyıl arasındaki ruhani ve cismani kültürü, halkımızın değerli edinimlerindendir.
http://www.findarmenia.com/arm/history/20/321
Çeviren: Diran Lokmagözyan
Leave a Reply