
Kilikya’da Ermeniler
Kilikya, Küçük Asya’nın güneydoğusunda bulunmaktadır. Güneyde Akdeniz’le sınırlanmakta, kuzey sınırları Kilikya Toroslarından, doğuda ise, Kilikya’nın sınırları Amanos (sev/kara) Dağları’ndan geçmektedir. Belirtilen bölge, coğrafi açıdan üç kısma ayrılmaktadır. Kuzeydoğudaki dağlık kısım, Dağlık Kilikya olarak anılmaktadır. Geniş ovalık alanlardan oluşan güneydoğu bölgeleri, Ovalık Kilikya olarak bilinmektedir. Kayalık tepelere sahip olan batı kısmı ise Taşlık Kilikya olarak anılmaktadır.
Ermeni Yüksek Platosu’na bitişik olan Kilikya, antik dönemden beri Ermeniler tarafından bilinmekteydi. Daha M. Ö. I. yüzyılda kral II. Tigran, Kilikya’nın doğusundaki ovalık ve dağlık bölgeleri ele geçirip, Ermenistan topraklarına katar. Ermeniler, büyük bir ihtimalle bu tarihlerden başlayarak Kilikya’ya yerleşmeye başlar ve X. yüzyılda önemli bir oran oluştururlar.
Katolikos I. Khaçik, Kilikya Ermenilerinin milli-dini sorunlarıyla ilgilenmek için, X. yüzyıl sonlarında birkaç episkoposluk merkezleri kurar.
XI. yüzyılda Ermenistan’da oluşan olumsuz şartlar sebebiyle, halk, kitleler halinde Küçük Hayk, Kapadokya, Suriye ve Kilikya’ya göç eder. Bu durum, Bizans’ın, Ermenileri Ermenistan’dan göç ettirme siyaseti ve Selçuk-Türklerin akınlarıyla bağlantılıydı. Göçebe Selçukların akınlarının yarattığı ağır şartlardan dolayı, Ermeni halkının önemli bir bölümü vatanlarından uzaklaşmaya mecbur olur. Bu insanların bir kısmı Kilikya’ya yerleşir. Bazı hanedanlık aileleri ve soylu sülaleler, kendilerine tabi halkla birlikte, Bizanslılar tarafından XI. yüzyılda Ermenistan’dan Kapadokya ve Kilikya’ya nakledilmekteydi. Ardsruniler ve Bagratuniler de Ermenistan’dan göç etmeye mecbur olur.
O döneme kadar Kilikya’da Yunanlılar, Asurlular, Yahudiler, Araplar ve az sayıda Ermeniler yaşamaktaydı
Ermeni beyliklerinin oluşumu

Kapadokya, Kilikya ve Kuzey Asur’a yerleşen Ermeni beylerin bir kısmı, imparatorluktan, askeri hizmetlere karşın şu veya bu bölgenin yönetimini almaktaydı. Bizans imparatoru tarafından Kilikya yöneticisi (strategos) tayin edilen Apılğarip Ardsruni de onlardan biriydi. Adana, Misis ve Taron (Muş) şehirleri ile Lambron ve Paperon kaleleri Apılğarip’e teslim edilir. Lambron Kalesi daha sonra, Apılğarip tarafından, Gandzak’tan Kilikya’ya yerleşen prens Oşin’e hediye edilir. Hetumyanların beylik, daha sonra ise krallık sülalesi Oşin’den oluşmuştur.
Ani’nin son Bagratuni kralı II. Gagik, Kilikya sınırlarında bulunan Pizu şehrine, son Kars kralı Gagik Abasyan ise Küçük Hayk ile Kapadokya’nın Kilikya sınırlarına yakın bölgelerinde yerleşmişti.
Çok sayıda Ermeni nüfusunun, Ermeni Kilisesi ile Ermeni hanedanlık ve soylu ailelerinin varlığı, Kilikya’da bir Ermeni devletinin kurulması şartlarını oluşturur.
1071 Malazgirt Meydan Muharebesi’nde Bizans’ın yenilmesinden sonra, Kilikya ve civarında yerleşmiş Ermeni beyler, Bizans’ın zayıflamasından istifade edip bağımsız olmayı denerler. Bizans hizmetine geçmiş bulunan Ermeni beyi Pilartos Varajnuni, Kuzey Suriye ve Kilikya’nın doğu bölgesinde güçlü bir Ermeni beyliği kurar ve bu devlet yaklaşık yirmi yıl varlığını sürdürür. Maalesef bu beylik daha Pilaros’un hayatta olduğu dönemde parçalanmaya başlar, fakat yıkıntılarından, farklı Ermeni beylikleri oluşur. Goğ Vasil, Kuzey Suriye’de, 1117 yılına kadar sürecek olan, güçlü ve geniş bir Ermeni beyliği kurar. Bu beylikler, kısa ömürlü olmalarına rağmen, Selçukluların Kilikya’ya girişini engelleyebilmişlerdir. Bu durum, Dağlık Kilikya’ya yerleşmiş olan Ermenilere, birleşip, yeni ve güçlü bir devlet kurma imkânı sağlamıştır.
Kilikya’da Rubenyan egemenliğinin kurulması
Ermeni beylerinden Ruben, 1080 yılında Dağlık Kilikya’da Rubenyan egemenliğini tesis eder. Ruben, Ermeni halkının desteğini alarak, Dağlık Kilikya’nın bir kısmını Bizanslıların elinden alır.
Rubenyan devletinin varlığı için, Bizanslıların haricinde Selçuk-Türkleri de tehdit oluşturmaktaydı. Lakin Filistin ve Suriye’nin Müslümanlardan kurtarılması için başlatılan Birinci Haçlı Seferi, dikkatleri belli bir süreliğine Kilikya’dan çelerek, Ermeni devletine, sağlamlaşma ve güçlenme imkânı verir.
Ruben’i, oğlu Konstantin (1095-1100) takip eder. Konstantin zamanında Rubenyan devleti daha da genişler, perçinleşir ve devletin merkezine dönüşecek olan, Dağlık Kilikya’nın Vahka Kalesi 1098 yılında Bizanslılardan alınır.
Haçlıların bir kısmının Kilikya’dan geçmesi gerektiği, Torosların dağ geçitlerinin ise Konstantin tarafından kontrol edildiğinden dolayı, kendisiyle görüşmeler yapmaya mecbur olurlar. Ermeni beyi, haçlıların Torosların dağ geçitlerinden geçmelerine izin verir ve onlara erzak sunar. Haçlılar ise buna karşılık, kendisine Baron unvanı verir.
Haçlılar, Ovalık Kilikya’nın ünlü şehirleri olan Tarson (Tarsus), Adana ve Misis’i Selçukların elinden aldıktan sonra, bu şehirler için Ermeniler, Bizanslılar, Selçuklular ve haçlılar arasında şiddetli bir mücadele başlar. Haçlılar, Suriye ve Filistin’i de ele geçirip, Yerusağem (Kudüs) krallığı, Antiok (Antakya) Düklüğü ile Yedesia (Urfa) ve Tripoli (Trablusgarp) Kontlukları şeklinde dört devlet kurar.
Manazkert Meydan Muharebesi sonucunda, Selçukların bir kısmı Küçük Asya’ya yerleşip, İkonia Sultanlığını kurar. Bu sultanlık ve Küçük Asya’ya yerleşen farklı Türkî kabileler, Kilikya için tehlikeli komşular oluşturur.
http://www.findarmenia.com/arm/history/20/282
Çeviren: Diran Lokmagözyan
Leave a Reply