Moğolların Ermenistan’daki siyaseti. Ülkenin ekonomik hayatının çöküşü.
Moğol işgalleri, zengin ve gelişmiş ülkeler için yıkıcıydı. Moğollar, devasa insan kayıplarının haricinde işgal ettikleri ülkelerin ekonomisine de büyük zarar vermişlerdir.
İşgalcilerin temel uğraşının göçebe hayvancılık olmasından dolayı, onların geniş ve ıssız alanlara gereksinimleri vardı. Moğolların on binleri bulan sürüleri, yazın dağlık otlaklarda otlamakta, kışın ise sıcak ovalara inmekteydi. Bu nakiller esnasında, tarlalar ve bağlar acımasızca tahrip edilip, yerel çiftçilerin mal varlıkları yağmalanmaktaydı. Ermenistan’ın nüfusu, imha politikaları ve toplu göçlerden dolayı son derece azalır. Zakaryanlar döneminin ekonomik refah halinden eser dahi kalmaz.
Moğolların, akınlarına son vermeleri durumunda dahi halkın durumunda bir iyileşme olmaz. Bu sefer de vergiler sayesinde halkı yağmalamaya başlarlar. Moğol vergi tahsildarları, birkaç kez sayım yapıp, herkese çeşitli vergiler yüklerler. On altı yaşından altmış yaşına kadar olan tüm erkekler vergiye tabi tutulur. Tüccar ve zanaatkâr kesiminin ödeyeceği vergiler özellikle ağırdı. Vergi tahsildarlarının iştahının sınırı yoktu. Zorla büyük miktarlar kopardıkları Ermeni beyleri de keyfi davranışlarından zarar görmekteydi. Moğollar, bazı bölgelerde, yerel beylerin faaliyetlerini kontrol eden birlikler teşkil ederler.
Bu birliklerin görevi, tüm vergilerin belirlenen düzen içinde toplanıp, devlet hazinesine gönderilmesini denetlemekti. Vergilerin ödenmesinin haricinde, halkın omuzlarına daha başka görevler de yüklenir. Moğollara vergi vermek ve asker sunmak, ağır bir görevdi. Kendilerine tabi halklardan toplanan askerler, kendi kayıplarının az olması için, Moğollar tarafından en tehlikeli yerlerde çarpışmaya mecbur edilir.
Moğollar ilk dönemde Ermeni din adamlarına karşı mülayim bir politika uyguluyorlardı. Hıristiyan din adamları vergilerden muaf olup, baskılara maruz kalmamaktaydı. Moğol devletinin her yöresinde Hıristiyanlar kiliseler inşa etme ve ayin düzenleme hakkına sahipti. Lakin pagan Moğolların yöneticileri XIII. yüzyılın sonlarında Müslümanlığı kabul ettikten sonra, Hıristiyanlara uygulanan baskılar olağan bir hal alır.
Moğol egemenliği, şehirler için gerçek bir felaketti. Ermenistan’ın şehirlerinin büyük bir kısmı harabeye döner ve öylece de terk edilmiş olarak kalır.
Moğollar, sadece büyük çapta gelir elde ettikleri uluslar arası transit ticareti himaye etmekteydi. Tebriz’i, Kilikya Ermenistan’ının Ayas limanına ve Akdeniz’in diğer limanlarına bağlayan, kervan ticaretinin güney yolları Ermenistan’dan geçmekteydi. Lakin bu ticaret, ülkenin genel ekonomik düşüşünü durdurmaya kâmil değildi. Ticaret ve zanaatlar, sadece Ermenistan’ın güney bölgelerindeki şehirlerde hareketlenmişti. Buna karşın, Ararat Ovası’ndan ve Ermenistan’ın kuzeyinden geçen büyük ticaret yolu eski önemini kaybetmişti.
Bu yüzden de Ani ve Kars’ta şehir hayatı giderek söner, Dıvin’in ise şehir olarak varlığı son bulur.
Ülkede güvensizlik ortamı oluşur. Moğol devleti, hemen her yıl komşu devletlerle savaşır ve iç mücadeleler de son bulmaz. Orduların hareketleri esnasında ekili alanlar ve bağlar ayaklar altına alınır, eskiden gelişmiş olan bölgeler, ıssızlaşır. Ekonomik çöküntü tehlikeli boyutlara ulaşır ve sivil halk çekilmez bir duruma sürüklenir.
Moğollara karşı mücadele
Yabancı egemenliğin tesisi, Ermenistan ve Gürcistan’da toplu protestolara yol açar. Yerel beyler tarafından hazırlanan isyan planları, Moğolların gözünden kaçmaz. Ermeni ve Gürcü beyler, 1249 yılında gizli bir toplantı gerçekleştirip, isyana hazırlanırlar. Lakin bu hazırlıkları Moğollar öğrenir ve Ermeni ve Gürcü beyler, toplantıdan sonra kendi topraklarına gittiğinde harekete geçerler. Bu beylerin büyük bir kısmı Moğollar tarafından tutuklanır. Zorbalar, beylere üç gün boyunca işkence uygular ve onur kırıcı hareketlerde bulunur.
Moğol baskısına karşı hareketler daha sonra da devam eder. İkinci ayaklanmanın sebebi, vergilerin çekilmez derece yükseltilmesi ile Ermeni ve Gürcülerin Mısır savaşına gönderilmesi fikriydi. Gürcü kralı VII. Davit etrafında toplanan beyler, 1259 yılında isyan bayrağı açıp, Moğollara itaat etmeyi reddeder. Moğolların 20 bin kişilik ordusu asilerin üzerine yürür, fakat isyanı bastırmaya muvaffak olamaz. İsyan eden beyler başarıyla karşı koyup, Moğollara ağır darbeler indirir. Her halükârda güçler dengesiz olduğundan dolayı, direniş giderek zorlaşır. Bu yüzden de iki yıl sonra isyancılar ile Moğollar arasında görüşmeler başlar. Bu görüşmeler sonucunda Gürcistan kralı, yeniden Moğollara itaat etmeyi kabul eder.
Ermeni beyliklerin zayıflaması
İşgalciler, Ermenistan’a yerleşerek, yerel beyleri kendilerine bağımlı kılar. Beyler, birlikleriyle, Moğolların sürdürdüğü savaşlara katılıp, belirlenen vergileri ödemekte ve onların tüm taleplerini karşılamaktaydı. Ermeni beylerin büyük bir bölümü Moğolların ortaya çıkmasından sonra da Zakaryan beylerine tabi olmaya devam etmekteydi. İşgalciler ise, Ermeni beylerin birliğini parçalamaya çalışıp, farklı yöntemlerle, aralarına nifak tohumları ekmekteydi.
XIII. yüzyıl ortalarından itibaren, Ermeni soylu sınıfı hızla güçten düşmeye başlar. Moğollarla işbirliği yapmaktan kaçınanlar baskılara maruz kalır. Eski ve etkili soylu aileler, topraklarını satmaya mecbur olur. Bir zamanların güçlü Zakaryanları dahi bu şekilde davranarak, 1267 yılında Ani şehrini satışa sunar.
Patlak veren başıboşluk ve şiddet eşliğinde, Moğol devletinin parçalanması başladığında, Ermeni beylerinin konumları daha da zayıflamaya başlar. Ermeni beyler birlik içinde olmadıklarından dolayı, Moğol komutanların keyfi hareketlerini ve yolsuzluklarını önleyecek güce sahip değildi. Ermeni soylu aileleri XIV. yüzyılın ortalarından itibaren giderek dağılır ve mülkleri, göçebe kabile şefleri ile askeri liderlerin eline geçer.
Mülkleri son derece sınırlanmış bulunan Zakaryanlar, tarih sahnesinden tamamen silinir. Argadsotn beyleri Vaçutyanlar ve Vayots Dzor’un Proşyanları da zayıf düşmüş ve topraklarını kaybetmişti. Ermeni soylu ailelerinin büyük bir kısmı aynı kaderi paylaşır.
Ermeni soylu ailelerin zayıflamış olması, Moğol devletinin parçalanmasından faydalanılıp, bağımsız devletin yeniden tesis edilmesine imkân tanımaz.
http://www.findarmenia.com/arm/history/20/276
Çeviren: Diran Lokmagözyan
Leave a Reply