İstanbul’un Ermeni Okulları

1. Ermeni Okullarının Geliri Yok; Bağışlarla Yaşıyor

 

MEB’in bütçe ayırmadığı Ermeni okulları, Lozan’da tanınan hakları geri istiyor. Okul yöneticisi Paylan, “Devletten öğrenci başına iki bin lira istedik, acil önlem alınmalı; vakıf mallarının geri alınmasını bekleyecek nefesimiz kalmadı” diyor.
“İstanbul’da 16 okulumuz var, bunların ikisi bütçelerini denkleştiriyor, gerisi hayırseverlerin katkıları, velilerin bağışlarıyla yaşıyor.”

Ermeni Cemaat vakıflarına bağlı 16 okulda, üç bin öğrencinin eğitim gördüğünü anlatan Yeşilköy Ermeni Okulu yöneticisi ve okulların bağlı olduğu vakıfların kurduğu Eğitim Komisyonu Koordinatörü Garo Paylan, Bianet’in sorularını yanıtladı…

Ermeni okullarının yasal statüsü nedir?

Devlet okulu statüsünde değiller ama özel okul da değiller. Devletin işine gelince özel, işine gelince devlet okuluyuz. Bazen çok ciddi şekilde devlet okul gibi denetliyorlar bazen de özel okul gibi maliye denetimine tabi tutuluyoruz. Özel bir statümüz yok. Geçtiğimiz yıl Milli Eğitim Bakanı ile görüşmemizde özel statü istedik. Bunun hak temelli olmasını, pozitif ayrımcılık içermesini istiyoruz.

Milli Eğitim bu talebi nasıl karşıladı?

Üzerinde çalıştıklarını söylüyorlar. Bakanın iyi niyetli olduğunu düşünmek istiyorum ama çok yavaş işleyen Milli Eğitim bürokrasiden bu işler çok kolay geçmeyecek biliyorum.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Ermeni okullarına bütçeden para veriyor mu?

Hayır, hiç vermiyor. 1974’e kadar Lozan’dan gelen bir hak olarak, devlet öğrenci başına, çok düşük miktarda da olsa, para verirdi.  Lozan’da devlete azınlık okullarına yardım edeceksin, denir. (Azınlık vakıfların mal edinmesiyle ilgili yasal değişikliğin yapıldığı) 1974’te bu yardım da kaldırılmış. Bakan Nimet Çubukçu’dan bu yardımın ihya edilmesini istedik. Talebi tartışıyorlar, bir şey çıkacağını ümit ediyoruz.

Rakam belli mi? Ne önerdiniz?

Öğrenci başına iki bin lira önerdik. Okulların bağlı olduğu vakıfların çok küçük gelirleri var, bu bizim için artı kaynak olacaktır.

Okulların nereden gelir elde ediyor?

Her okul bir vakfa bağlı. Vakfın menkulleri varsa, kira gelirleri ile bütçesini doğrultuyor. Kira gelirleri yoksa öğrencilerden bağış alıyor. 16 okulumuz var ve bunların sadece ikisi bütçesini denkleştiriyor. Gerisi hayırseverlerin katkılarıyla, velilerin bağışlarıyla yaşıyor.

Bir de durumu iyi olan ve olmayan çocuklar var…

Tabii. Biz aslında, şu anda vakıfların el konulan mallarının iadesine ilişkin davalar sonuçlanır, mallar geri alınırsa bütün öğrencilerimize ücretsiz eğitim verebiliriz. Ama malların geri alınması hemen olacak şey değil. Davalar sürüyor, daha Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi aşaması var. Bizim o kadar nefesimiz var mı bilmiyorum. Bu konuda acil proje geliştirilmesi lazım.

Bakanlık yardım talebini kabul etmezse bu okullara ne olacak?

Okullar yine olur ama kör kütük gider. Toplum bu okulları kapattırmaz ama günü kurtaracak paralar toplarız. Daha iyi eğitim veren okullar olmaz.

Diasporadan destek geliyor mu?

 Hayır. Tamamen iç kaynaklarla yürütülüyor.

İstanbul Ermenileri destekliyor yani sadece…

Evet.

Anadolu’dan hiç öğrenci geliyor mu?

Anadolu’da Ermeni diye bir şey kalmadı. Geçen yıl Adıyaman’dan bir aile göçtü, onların üç çocuğu yazıldı o kadar. Kalan çok az ailenin de çocukları yok.

 

2. Paylan: Ermeni Okullarının Başında Müstemleke Müfettişi Var

Ermeni vakıf okulu yöneticisi Paylan devletin atadığı Türk Müdür yardımcısının kaldırılmasını istiyor; “Milli Eğitim, bunlar her türlü haltı karıştırabilir diye düşündüğü için başımıza hep müstemleke müfettişi koyma ihtiyacı duyuyor” diyor.
“Milli Eğitim, hep bizim başımıza müstemleke müfettişi koyma ihtiyacı duyuyor. Bunlar her türlü haltı karıştırabilirler, diyor.”
Yeşilköy Ermeni Okulu yöneticisi ve Ermeni okullarının bağlı olduğu cemaat vakıflarının kurduğu Eğitim Komisyonu Koordinatörü Garo Paylan, devletin mali desteğinden yoksun olan okulların, diğer taraftan devlet ideolojisinin de mağduru olduğunu anlatıyor…

Ermeni vakıf okullarına, Milli Eğitim bir müdür yardımcısı atıyor değil mi?

Evet, adı da “Türk Müdür Yardımcısı.” Türk kültür öğretmenleri yani Türkçe, tarih, coğrafya, inkılap tarihi öğretmenlerini de Milli Eğitim gönderiyor… Okullar iki başlı gibi oluyor. Türkçe kültür öğretmenleri, Türk Müdür yardımcısına, Ermeni öğretmenleri okul müdürüne bağlı. Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu ile geçtiğimiz yılki toplantı sonrası küçük bir adım atıldı, okul müdürü, Türkçe kültür öğretmenlerinin ikinci sicil amiri oldu.

Türk Müdür Yardımcısı konusunda talebiniz oldu mu?

Kaldırılmasını istedik. adı hala yasada “Türk Müdür Yardımcısı” olarak geçiyor ki bu başlı başına ayrımcı bir ifade.

Bu atamalar ne gibi sorunlara yol açıyor?

Bazı öğretmenler çocuklara farklı eğitim metotları uygulayabiliyor. Milliyetçi söylemlere girebiliyor. Okulun ortak çalışma platformlarına uymayabiliyor, toplantılara katılmıyor. Gerçekten de yasaya göre katılmak zorunda değil. Bunun dışında bir de kayıt meselesi var.

Kayıt meselesi ne?

Bir çocuğun Ermeni okuluna gidebilmesi için Ermeni olduğun ispat etmesi gerekiyor. Bunun için de devlet müfettiş atıyor, siz gidip ona Ermeni olduğunuzu ispatlamaya çalışıyorsunuz. Bunun kaldırılmasını istedik; “Bize bırakın, yetkiyi müdüre verin” dedik. Bakanlık sonunda yetkiyi okul müdürüne değil, Türk Müdür Yardımcısı’na verdi. Böyle saçma sapan bir hal. Biz şimdi “bu öğrenci Ermeni’dir” diyoruz, müdür yardımcısı iyi niyetli bir insansa imzalıyor kayıt kağıtlarını.

Neden devletin bu Türk Müdür Yardımcısı ısrarı?

Çünkü devlet bize güvenmiyor. Mesele bu. Milli Eğitim, hep bizim başımıza müstemleke müfettişi koyma ihtiyacı duyuyor. Bunlar her türlü haltı karıştırabilirler, diyor. Biz bunun de değişeceğini düşünüyoruz.

Bu yıl Milli Eğitim, okullarınıza Ermenice ders kitapları dağıttı. Bu kitapları kim hazırladı?

Mevcut matematik ve fen kitapları bire bir Ermeniceye çevrildi. Biz çevirdik, Bakanlık bastı. Bu çok müthiş bir olay. En son 1960’lı yıllarda kitap hazırlanmıştı. Benden öncekiler, ben, benden sonrakiler hep bu kitaplarla okudu. Şimdi çocuklar çağa ve müfredata uygun kitaplarla eğitim görüyor.

Okulların başarı oranlarıyla ilgili veri var mı?

1974’e kadar Ermeni vakıf okullarında Türkler de okuyabiliyordu. Kayıt olmak için sıraya girilirdi, başarısı çok yüksekti. 1974’te akademisyenlerin okullarda eğitim verme hakkı ellerinden alındı ve vakıf mallarına el konuldu. Para ve insan gücü çekilince hızlı bir şekilde eğitimde geriye gittik. (SP)

 

3. Paylan: Batı Ermenicesi İçin Öğretmen Yok; Dil Unutuluyor

Ermeni okulu yöneticisi Paylan, Ermeni okullarında Ermenice eğitim verecek öğretmen eksiği olduğu için çocukların kendi dillerini unuttuklarını söyledi: “Batı Ermenicesini çok iyi bilen beş on kişi kaldı, üniversitelerde eğitimci yetiştirecek bölümler açılmalı.”

ERMENİ VAKIF OKULLARININ SORUNLARI: Ermeni Okullarının Geliri Yok; Bağışlarla Yaşıyor 

Ermeni okulları yeni eğitim yılına, yine çözülmeyen sorunlarla başladı. Bunların başında dil sorunu geliyor: Üniversitelerde Ermeni dili bölümleri olmadığı için, öğrencilere Ermenice ders verecek eğitimciler yok; çocuklar dillerini unutuyor. 
Yeşilköy Ermeni Okulu yöneticisi ve okulların bağlı olduğu vakıfların kurduğu Eğitim Komisyonu Koordinatörü Garo Paylan okulların sorunlarını bianet’e anlattı… 

Ermeni okullarındaki öncelikli sorun nedir? 

Güvenlik ve bu okulların varlığının sorun olmasıyla ilgili meseleler kısmen aşıldı. Okullar özellikle Hrant Dink cinayetinden sonra tehditler aldı; bu önemli bir sorundu. Çocuklarını Ermeni okullarına göndermekten imtina eden insanlar vardı. Ama bunlar aşıldı şimdi daha çok rekabetle ilgili sorunumuz var. Çağın gereklerine uygun eğitim yapabilmek gerekiyor. 

Ne yapıyorsunuz çağı yakalamak için? 

Vakıf okullarının Eğitim Komisyonu eğitimci ve materyal geliştirme yönünde projeler geliştiriyor. Milli Eğitim Bakanlığı ile iletişim halindeyiz. 

Üniversitelerde Ermenice ders verecek öğretmenlerin yetiştirildiği bölümler yok değil mi? 

Bu yıl Erciyes Üniversitesi’nde Ermeni Dili ve Edebiyatı bölümü açıldı ama önümüzdeki yıla hazırlık yapıyorlar, henüz öğretim görevlisi bile yok. Hatta derslerin Batı Ermenicesi mi, Doğu Ermenicesi ile mi yapılacağı bile belli değil. 

Türkiye’de Batı Ermenicesini eğitim verecek düzeyde bilen kaç kişi var? 

Gerçekçi olmak gerekirse Türkiye’de Batı Ermenicesi’ni iyi bilen, dile hakim, beş on kişi yok. Artık aile içinde de Ermenice çok az konuşuluyor. Popüler kültür çok hâkim ve Ermenice hayatın içinde artık yok. Biz de çocuklara ancak gündelik hayatında konuşabileceği kadar Ermenice vermeye çalışıyoruz. Batı Ermeni edebiyatında üretim yok, eski kitapları derleyip sunuyoruz. Hep eski kitaplar vardı elimizde. Maalesef biz dile çok yatırım yapamadık. Bu 30 yıldır bizim eksiğimiz. 

Neden yatırım yapılmadı? 

Vakıfların maddi problemleri var, sadece günü kurtarabiliyorlar. 

Ama dille ilgili problem, esas olarak devletin çözmesi gereken bir sorun değil mi? 

Evet. Üniversitelerde Ermenice dil ve edebiyat fakültelerinin açılması için baskı yapıyoruz ama bu gerçekleşse ürünlerini ancak 10 yıl sonra alabiliriz. Bu kadar nefesimiz kalmadı. Geri adımlar atmak zorunda kaldık. Matematik ve fen derslerinde Türkçeye döndük çünkü bu alanda eğitim gören öğretmenler Ermenice bilmiyor ayrıca Seviye Belirleme Sınavı (SBS), üniversite sınavı Türkçe yapılıyor. 

Öğrencilerin bu sınavlara koşturulması, çocukların Ermeni okullarına daha az gönderilmesine neden oluyor mu? 

 Böyle bir problemimiz var. Biz bunu bertaraf etmek için, altıncı sınıftan sonra SBS’ye yönelik kısmen Türkçe yapıyoruz dersleri. 

Ermeni vakıfları eğitimcilerin yetiştirilmesi için ne yapıyor? 

Her yıl 10-15 öğrenciyi eğitim fakültelerine sokuyoruz ve onlara burs veriyoruz. Onlara okullarda staj yapma imkânı sağladık, maaşlarını yükseltmeye başladık. Bu konuda pozitif ayrımcılık yapıyoruz. (SP/EÖ) 

Semra PELEK /semrapelek@bianet.org/

bianet.org
22.9.2010