Kayseri (Gesaria) Efkere Surp Garabed Vank

Efkere

Kayseri 1937                                             Kayseri Ili

Efkere bugün Türkiye’de, yaklaşık olarak Kayseri’nin (Gesaria – Cesaria) 18 kilometre kuzeydoğusunda, denizden 1314 metre yükseklikte bulunmaktaydı. Bu bölge şimdilerde Kayseri’de, Koca Sinan’a bağlı Gesi’de Bahçeli adıyla bilinmektedir.

1915 öncesi Kayseri Surp Garabed Vankı yatılı yüksek okulu. M. R. Chalukian and A. Stepanian arşivinden

1618’de, Simeon Lehatsi “Aziz Garabed’in önündeki büyük köyde” Ermeniler’e ait 300 hane olduğunu kaydetmektedir. Bu rakam yıllar geçtikçe çok fazla artmış, yaklaşık 300 yıl sonra 1914’te, Bishop Drtad Balian, burada 500 Ermeni hanesi olduğunu kaydetmiştir. 1831 Osmanlı nüfus sayımına göre, Efkere beş ayrı mahalleden oluşmaktaydı: Çavdarlı (Ermeni mahallesi), Demirci (Ermeni mahallesi), Han (Ermeni mahallesi), Kuzey (Ermeni mahallesi) ve Çeşme (Türk mahallesi).
Alboyadjian, 1937’de yazdığı “Hye Gesaria” adlı kitabında şu şekilde tasvir ediyor:

Doğu cephesi, 1903 M. R. Chalukian and A. Stepanian arşivinden

“Efkere’nin batı böümünde, sokakta yürürken çevrenize gözgezdirirseniz büyüleyici bir manzarayla karşılaşırsınız… Bir dere, yükselen vadinin içinden yavaş yavaş güneye doğru akar ve tatlı tatlı şırıldayarak derenin kıyısında dizilmiş koruları serinletir… Taş evleri bir Ermeni köyünün zarifliğine sahiptirler ve her iki taraftan öylesine sık yükselirlerki aşağı sokaktaki evlerin damları üst sokaktaki evlerin avlusu olmuştur. Doğu tepesinin sol tarafındaki sokakların ortasında, büyüleyici kubbesiyle methedilen muhteşem bir kilise vardır ve gerçektende olağan üstü bir görünüşü vardır. Bu yüksek köyün yanında bir okulu vardır. Efkere’nin yamaçlı bölgeleri … burayı ziyaret eden her ziyaretçinin kalbini hakkıyla hoşnut edebilir. Buraların sakinleri yaklaşık beş yüz haneden oluşan Ermeniler’dir.“ –Tercüme-

Manastırın merkezi bölümü. 1915 öncesi

Dzotzikian’ın Batı Ermenistan (Western Armenia) (Leylekian Yayınevi, 1947) adlı eserinde ise “Efkere’nin evleri taştan yapılmıştır. Bunlar oldukça büyük, dayanıklı ve çok katlıdırlar.” yazılıdır.

Darsiakh Suyu bütün köyün başlıca su kaynağıydı. Efkere’de bu dere üzerine iki su değirmeni kurulmuştu ve suyun birazı köyün kuzeybatısında bulunan bir göle doğru çeviriliyordu. Bu göl kendi kendine tekrar dolmazdı, Efkere’de yaşayanlar Darsiakh Suyu’ndan faydalanarak, yaz boyunca hergün bu gölü doldurmak için çalışırlardı. Bu göle ya da gölcüğe “Haft” denmekteydi. Efkere’nin bütün bahçe ve ekinleri yaz boyunca bu gölden sağlanan suyla sulanırdı.

Doğu cephesi, Tour de Monde, Paris, 1896’de yayınlanmıştır.

Bu gölün yanında “Bar Galer” yani Halk Oyunu Sahası denen açık bir alan vardı. Köy halkı, Paskalya kutlamaları gibi özel günlerde burada toplanırdı, müzik aletlerini çalar ve dans ederlerdi; bu yerin ismi de buradan kaynaklanmaktaydı.
Efkere adının kökenleri de kesin değildir. Belki Grekçe bir sözcük olan ve “kutsal yer” ya da “kutsallık” anlamına gelen Yevkaria, kelimesinden geliyor olabilir. Bu köy sayısız isim almış, örneğin: Efkereh, Evkereh, Evkere, Hevkere, Hefkarah, Evgere, Yevkara, Yebgara, ve Evkar, fakat 20. yüzyılın başlangıcında, Türk ve Ermeni kaynaklarında yaygın olarak Efkere adıyla anılmıştır. Efkere adı Ermenice’de “nefes nefese kalmak” anlamına gelen “hevk arav”, sözcüğünden kaynaklanıyor olabilir; dik tepeleri aşarak bu köye varınca “nefes nefese kalmış” olabilir. Aziz Nur Saçan Gregory’nin (Surp Kirkor Lusavoriç) Vaftizci Yahya peygamberin kemiklerini taşıması ve onun Caesarea’dan Ermenistan’a doğru yolculuk ederken yorgun düşerek bu bölgede dinlenmesi geleneksel bir inanıştır.

Batı Efkere’de, Aziz Garabed Manastırı’nda (Surp Garabed Ermeni Vankı) iki küçük kilise bulunmaktadır. 17. yüzyılın sonlarına doğru gelindiğinde, Doğu Efkere’de üç Ermeni kilisesi görülmektedir: Surp Stepanos, Surp Sarkis, Surp Kevork.

Kayseri (Gesaria) Efkere Surp Garabed Vank

Gesaria Kayseri’nin Ermenice ismidir. Kayseri Surp Garabed Manastırı (Efkere Büyük Manastırı – St. John the Baptist ) ise Muş’taki manastır ile Osmanlı döneminde Ermenilerin en kutsal uğrak yerlerinden olmuştur. Surp Kirkor Lusavoriç’in 251 yılında kutsal emanetleri (sol kol ve iki bacak kemikleri) burada saklandığı söylenir.  Diğer bir anlatım ise Lusavoriç’in buraya diktiği haç nedeniyle yakınındaki dağ Surp Haç olarak adlandırılmıştır. Kutsal emanetlerin bir kısmı ise Muş’da saklanmaktadır. Bu manastır maalesef şu anda tamamiyle yok olmuş vaziyettedir.

St Garabed monastery (Source- Alfred Boissier, En Cappadoce, notes de voyage, Genève, 1897)

Surp Garabed Vank’ının inşa tarihi tam olarak bilinmemekle beraber, Caesarea’dan Ermenistan’a doğru seyahat ederken, burada dinlendiği söylenen Lusavoriç’in IV cü yüzyıl yerine, I ci yüzyılda Surp Tade tarafından yaptırıldığı yöndedir. Günümüze gelen en eski kanıt ise 1206 senesine ait yazılardır. Simeon Lehatsi yazılarında 1617-1618 yıllarında manastırdan etkinliğinden, büyük bir ermeni dinî merkezi olarak bahseder. “Tepe üzerindeki, ihtişamlı kubbesi ile Surp Garabed ile geniş çevresindeki yerleşim yerlerini, kilise ve köyleri görüntülüyordu”.

St. Garabed monastery (Source: Alfred Boissier, En Cappadoce, notes de voyage, Genève, 1897)

XIX cu yüzyılda Küçük Asya’nın bu bölümünü gezen papaz H. F. Tozer Longmans Green and Co., London, 1881de Vankın bir tasvirini yayınlamıştır.

«Giriş kapısı, dik yamaçlara bakan teraslı cephesinde bulunmaktadır. Burada, bizi karşılamak için rahip ve yetkililer beklemekteydiler. Misafir odasında bir divan ve ihtişamlı manzarayı görebileceğimiz bir pencere vardı. Ermenistan’dayken bize buranın Eçmiazin ve Küdüsteki manastırdan sonra üçüncü sırayı aldığı söylenmişti. Ayışığı çıktığında kavak ağaçlarının uzun gölgeleri çok etkileyiciydi. Geceleyin, Rum kiliselerindeki gibi, tahta parçasına çekiç vuruşları ile din kardeşlerini dua çağırmalarına tanık olduk. Sabahın erken saatlerinde ise kiliseden gelen sesler arasında çocuk sesleri kolaylıkla seçilebiliyorduk». -Tercüme-

Batı Efkere ve Surp Elia şapeli

Manastır, çeşitli eklentilerle I ci Dünya Savaşı’na kadar büyük bir komleks halinde geldi. Kompleksin kuzey yarısında öğretmen evleri, öğrenci yurtları, yetimhane (Jarankavorats Varjaran -60 erkek), bir mutfak, geniş el yazması kolleksiyonu olan bir kütüphanesi vardı. Kompleksin güney yarısında bir ahır, üç tarafı yüksek duvarlarla devrili avlu ve hacılar için de 93 oda bulunmaktaydı. Bayramlarda binlerce ziyaretçiye konaklık ederlerdi. Açık bir alandan sonra duvarları Kütahya çinileriyle kaplı kiliseye girilirdi. Çinilerin üzerinde ise iki sıra halinde sırma çerçevelerle resimler asılı bulunmaktaydı. Aziz Garabed’in emanetlerinin bulunduğu Surp Garabad Kilisesi çok önemliydi. Çok görkemli, sedef kakmalı kapıyla korunmaktaydı, fakat hergün dua için açıktı». –Tercüme-

Fenesse doğumlu Aleksan Krikoryan, sayıları onbinleri geçen Efkere Ermenileri için manastırın önemini böyle anlatıyor:

Doğu Efkere ve Surp Stepanos Ermeni kilisesi

“Efkereh Sourp Garabed Manastırı … Evereg-Fenesse yerlileri için kutsal, saygıyla anılan bir yerdir. Hacca gelinen bu yer …. Çok sayıda Ermeni hacı adayı, her yerden dua etmek, keyifli bir tatil geçirmek için buraya akın ederlerdi. Misafirler manastıra bağışta bulunur ‘madagh,’ verirlerdi. Adakta bulunanlar ise gümüş eşyalar gibi hediyeler bırakırlardı. Surp Garabed mezarı başında mumlar yakılır, tedavi için gelen ve kör, topal ve sakat kişilerin yanı sıra diğer rahatsızlıkları olanlar da, yeri öpmerek şifa beklerlerdi. Surp Garabed Manastırına hac seyahati yaptıktan sonra çocuk sahibi olan kadınlar adakta bulunurlardı. Kutsal Ayin’den sonra, bir şölen hazırlanır ve manastır tümüyle bir panayır haline dönüşürdü. ” –Tercüme-

Sedef işlemeli kapı. Vartabed Zarkaryan

Yeğiazaryan ise manastır için şunları yazmıştır: “Manastırı, bilhassa sonradan eklenen okulu ziyaret ederken kalbiniz sevinç dolar, içinizden zıplamak gelirdi. Kartal yuvası konumunda oluşu, hacı odalarının yanı sıra keşişlerin, başrahip dairelerinin asırlık surlarlar çevrili oluşu da başka çekici bir özelliğiydi. Manastırı daha da fazla takdir edebilmek için kemer üzerine çıkmak yeterliydi. Mevsimine göre manastırın etrafı yemyeşil çayırlık, hasat, ve ucsuz karla çevrili olurdu. Solda, komşu tepelerle oluşan mevkide, dik bir yamaçta sarp kayalıklarla merdiven gibi tırmanan yolda hacca gelen dindarlar sevinçle ilerlerlerdi.” –Tercüme-

Piskopos Dertad Balyan.  Kayseri – Efkere – Surp Garabed Manastırı – mezun öğrenciler toplu halde

Manastır, 1750 yılından önce inşa edilmeye başlanan okuluyla aynı zamanda önemli bir eğtim ve öğretim merkezi olmuştur. 1887 yılında Kayseri primat olan Piskopos Dertad Balian, manastırda bir lise oluşturmuştur. Okul 16 öğrenci ile Mayıs 1888 yılında açılmıştır. Bu okul, 1915 yılına kadar varlığını korumuş ve toplam 215 mezun vermiştir. Döneminin en önemli din adamları, piskoposlar burada eğitim görüp mühim görevlere atanmışlardır. Bu manastır Hıristiyanların merkezi bir okuludur.

http://www.efkere.com sitesindeki yazı, anı ve fotograflardan yararlanılarak hazırlanmıştır.
Arda~şes S./Hocasar~yan

http://team-aow.discuforum.info/t7097-Kayseri-Gesaria-Efkere-Surp-Garabed-Vank.htm

2 comments for “Kayseri (Gesaria) Efkere Surp Garabed Vank

  1. mustafa
    2013/09/18 at 5:09 pm

    kayseri efkereliyim bende selanik göçmeni olarak gelmişiz.. eğer eski sakinleri gelmek isterlerse yardımcı olmak isterim

  2. mustafa
    2021/07/24 at 3:55 pm

    Harika yapılar bırakmış Ermeni ustalar Allah rahmet eylesin ebediyete intikal edenlere benim mahallem çok yakın buraya evler hala dimdik ayakta muazzam bir eser bırakmışlar çoğu kültür ermenilerden kalma Anadolu da

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *