ABD Dışişleri Bakanlığı’na yeni dönemde Senatör John Kerry’nin gelmesinin Ankara’da yarattığı memnuniyeti okuyoruz köşelerden birkaç gündür. Pek de haksız değil Ankara. Ama bir süredir ABD’nin Türkiye’ye bakışında Dışişleri Bakanlığı’nın bulunduğu Foggy Bottom semti değil, Pentagon Binası ve Beyaz Saray etkili. Hani hatırlatması…
Kerry önemli ve kıdemli bir Dış politika aktörü. Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nın ABD ziyaretlerinde mutlaka randevu verdiği, enformel kanallar aracılığıyla bile görüştüğü önemli bir isim.
Ama Türkiye’yi uzun zamandır Avrupa’ya yakın tutmak isteyen Philip Gordon’un yerini koruyup korumayacağı henüz belli değil. Korusa bile Türkiye portfoliosunu bir süredir Beyaz Saray’daki Ulusal Güvenlik Danışmanları yönetiyor ki bu çok da Kerry’nin etkisinin olamayacağı bir alan.
Aylar önce Foreign Policy’de yayınlanan bir makalede ‘Obama’nın kendisi Dışişleri Bakanı. Başkasına ihtiyacı var mı” sorusu yer almıştı. Aynı şeyi Alman Dışişleri Bakanı için de okuduk yakın zamanda. Dışişleri Bakanları’nın etkinliği ya da gerekliliği tartışıladursun, Türkiye söz konusu olduğunda muhtemelen Savunma Bakanlığı’na gelecek Chuck Hagel’i daha çok konuşmalıyız.
Cumhuriyetçi Eski Nebraska Senatörü Chuck Hagel’a Obama ilk döneminde de görev vermeyi planlamıştı. Ama Senato’yu yeni bırakan Hagel bir süre geride durdu. Atlantic Council gibi CSIS gibi düşünce kuruluşlarına danışmanlık yaptı. Kendisi de asker kökenli olan Hagel, Washington’un tanıdığı en pragmatik ve savaş karşıtı Cumhuriyetçi olarak nitelenebilir.
Benim Hagel ile olan tecrübem ise onu Washington’da Türk Dernekleri ve Kongre’deki Türk “Kozası”nın bir toplantısında dinlemiş ve sonrasında sohbet edebilmiş olmam. Hagel, klasik ABD’li siyasetçilerden çok farklı bir biçimde Atatürk devrimlerini en az bizler kadar iyi bilen bir isim. Laikliğin önemini açıkça ortaya koymaktan pek de çekinmeyen, açık sözlü bir siyasetçi. En azından dört sene önce öyleydi. Onay sürecinde özellikle İsrail lobisinden biraz muhalefet göreceği anlaşılıyor. Ama eğer onaylanırsa Pentagon’u en iyi anlayan bakanlardan biri olacağı ortada.
Hagel’in Türkiye dostu olması önümüzdeki dönem açısından çok daha kritik önemde. Çünkü 1915’in 100. Yılı yaklaştıkça Kongre üzerindeki “Soykırım Tanınsın” baskısı daha da artacak gibi. Türkiye ve ABD’nin şu dönemde Suriye konusundaki paralel duruşu sizleri yanıltmasın. Nisan 2015 yaklaşırken ABD Kongresi’ndeki dengeler keskinleşebilir. Dahası eskiden güvendiğimiz John Kerry’nin koltuğunda muhtemelen önümüzdeki dönem Türkiye’ye biraz daha mesafeli bakan, İsrail’e daha yakın duran bir isim oturacak.
Kerry erken uyarı yaparak “Türkiye’nin kuvvetli bir lobi kurması” gerektiğini söylemiş. Çok haklı. Çünkü onun tuttuğu kaledeki kaleci artık değişti. İfade özgürlüğü, cezaevindeki gazeteciler ve öğrenciler konuları ABD Kongresi’nde çok daha hızlı yürüyen tezler haline gelebilir. Washington, uzun zamandır Ankara’ya “Hep yanımızda olacak müttefik” diye bakmıyor. “Güçlenen ve ne yöne gideceği pek de belli olmayan bir salıncak devlet” diyor. Türkiye’nin demokrasi ve asrileşme yönünde salınması idealdir.
http://www.cnnturk.com/Yazarlar/Ahu.Ozyurt/Kerryden.daha.onemlisi.Chuck.Hagel/120.6700/index.html


Leave a Reply