TÜRKİYE Cumhuriyeti’nin Ermeni asıllı vatandaşlarından Profesör Daron Acemoğlu’nun Türkiye’nin OECD temsilciliğine atanmak istenmesi ile ilgili haberleri dünkü gazetelerde okumuşsunuzdur… Benim ilgimi çeken husus bu haberin gazetelerde bir tür “lütuf ve yüce gönüllülük” gibi sunuluyor olması.Oysa tam tersi geçerli olabilir. Yani Acemoğlu’nun bu görevi kabul etmesi bir lütuf olarak değerlendirilmeli, teklifin kendisi değil. Irkçılığın toplumumuzun en küçük hücrelerine kadar nüfuz ettiğini gösteriyor haberin bu şekilde sunulması. Oysa Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Ermeniler de, Rumlar da, Yahudiler de bu ülkede yaşıyorlar, vatandaşlık görevleri olarak vergi veriyorlar, askere gidiyorlar, seçimlerde bizler gibi bir oy hakları var. Ama kamu hizmetinde görevlendirilmeye sıra gelince varlıkları ancak dünya çapında işler başardıkları zaman akla geliyor. Kurdukları vakıflara bin türlü zorluklar çıkartılıyor, mallarına el konulabiliyor, bunu telafi etmek için kanun çıkarmak bile yeterli olmuyor. Dilerim ki Profesör Acemoğlu’na yapılan bu teklif, bundan sonra bu tür ayrımcılıklardan ve ırkçılık utancından kurtulacağımıza yönelik bir işaret olur.
Irkçılıktan kurtulmamıza vesile olsun
•
•
Recent Posts
- Ahmet Davutoğlu, ‘Yolsuzlukları ortaya çıkarmaya devam edeceğiz’
- Süryaniler’in 86 yıllık okul hasreti sona erdi
- Türkiye’nin ‘Yara’sına ölüm tehdidi
Social Media
Advertisement

Leave a Reply