Ermeni kimliğimle ilgili önyargıları yıktım

(Kısaltılmıştır)

“İlk başta yapılan negatif, aşırı söylemlerin zaman içerisinde ortadan kaybolduğunu veya daha ılımanlaştığını gördüm. Demek ki buna bir faydam dokunmuş. Köklerim konusunda kötü yazılar yazan kişileri değiştirdim” diyen Hayko Cepkin:

Hayko Cepkin beş yıldır değişik saç rengi, garip makyajı, ilginç video klipleri, dövmeleri ve bağırmasıyla hayatımızda. Kısa bir sürede sağlam hayran kitlesi yakalayan Cepkin’i korkunç bulanlarınız varsa, o bundan rahatsızlık duymuyor. Çünkü onun asıl amacı zaten korkutup sevdirmek. Her ne kadar sahnede korkunç gözükse de o yakından öyle değil. Konuşkan, güler yüzlü ve hatta çok da komik. Sağlam bir özgüveni var Cepkin’in. Onu bu kadar güçlü yapan ise yıllarca karşılaştığı ön yargılar. Ona tarzı yüzünden ‘deli’ diyenlere ve Ermeni olduğu için dışlayanlara karşı takındığı tavır ise; sabırlı olup beklemek. İşte berikilere göre ‘öteki’, ötekileri göre ‘beriki’ Hayko Cepkin…

Ermeni biri olarak köklerinizle ne kadar ilgilisiniz?

İlgiliyim. Araştırırım. Köklerimle ilgili her karşılaştığım şeylerde şaşırıyorum ve bu benim hoşuma gidiyor.

Ermenilerin içinde bulunduğu süreci nasıl yorumluyorsunuz? Etkileniyor musunuz?

Etkileniyorum ve tedirgin oluyorum. Bu kadar fazla kök meselesinin konuşuluyor olması, dillerin ve dinlerin yargılanır bir şekilde deşifre edilmesi tedirginlik verici. Aslında sokakta bir problem olmadığı inancındayım. Siyasi olarak yaratılmış problemler medya gibi bir ağ ile topluma sunulduğu zaman etkili oluyor.

Siz olumsuz muameleler ile karşılaştınız mı?

Kendi çevremde hiç karşılaşmıyorum. Sanat çevresine baktığınızda evrensel düşünen insanlar var. Ama internet ortamında, albümü çıkartıp kimliğim deşifre olduktan sonra yorumlar çıktı. Tabii ki bu hoş karşılanacak bir durum değil. Ne soyunuz kalıyor ne sopunuz.

Beş yıl içinde ne tür şeyler geldi başınıza?

İlk başta yapılan negatif, aşırı söylemlerin zaman içerisinde ortadan kaybolduğunu ve daha ılımanlaştığını gördüm. Demek ki buna bir faydam dokunmuş. Köklerim konusunda bana kötü yazılar yazan kişileri değiştirdim.

Siz en çok önyargılardan mı rahatsız oluyorsunuz?

Evet. Olmadığınız şekliyle yargılanmanız. Devamlı bunun aksini anlatmak için uğruşıyorsunuz ve misyon ediniyorsunuz. Halbuki misyon sahibi olmak zorunda değilsiniz.

Ağır değil mi?

Duruma göre ağır oluyor. Çünkü uğraşmak zorunda olduğunuz çok şey var. Sadece müzik yapmıyorum. Konuları anlatmak zorunda kalıyorum. Hemde tekrar tekrar.

Başkaları sizi ‘Öteki’leştirirken siz ne yapıyorsunuz? Umursamıyor musunuz?

Hayır, aksine umursuyorum. Bu konular umursanmadıkça karşı taraf daha da büyütüyor. Demek ki umursamamız gerekiyor. Bunu yok etmenin yollarını arayacağız.

Böyle bir durumun avantajları var mı?

Tabii. Önce ‘kötü’ dediğiniz bir şeyi daha sonra ‘iyi’ diyorsanız onun peşini bırakmazsınız. Benim stratejim bu. Hayatım boyunca da öyle oldu. İnsanlar önce beni yadırgıyor sonra kabul ediyor. Hemen sevilmemek gerekiyor. Çünkü çabuk sevdiğiniz zaman içinde terk edebilme olasılığınız var.

Bunun birebir örneğini yaşadınız mı peki?

Beş yıldır konserlerde ve kulislerde karşılaştığım şey bu. “Abi önce seni sevmiyorduk” diyorlar. Bu gittiğim programlarda da karşıma geldi. Sevgisizlik ile bu sevgiyi oluşturdum.

Yeni Şafak, 13.06.10

Kısaltılmıştır. Yazının tamamını

http://yenisafak.com.tr/Pazar/?t=13.06.2010&c=29&i=262520 adresinden okuyabilirsiniz.