Gazeteci Tuğçe Yılmaz hakkında, Ermeni gençlerle yaptığı söyleşi nedeniyle TCK 301 kapsamında açılan davanın düşmesine karar verildi. Duruşmada Hrant Dink’i saygıyla anan Yılmaz, Ermeni ve Türk halklarının barışını savunduğunu söylerken avukatı Deniz Yazgan da Dink’in ölümünün ardından Rakel Dink’in dile getirdiği “Bir çocuktan katil yaratan karanlıkla” hesaplaşılması gerektiğini vurguladı. Mahkeme, davanın yasal süre içinde açılmadığı gerekçesiyle düşmesine karar verdi.
Gazeteci Tuğçe Yılmaz hakkında, “Türkiye Cumhuriyeti Devletini alenen aşağılama” suçlamasıyla açılan davanın duruşması İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Yılmaz, avukatı Deniz Yazgan ile katıldığı duruşmada gazetecilik faaliyetlerini sürdürmeye devam edeceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ermeni Patrikhanesi’ne soykırım yıl dönümünde gönderdiği taziye mesajını okuyan Yılmaz, “Savcı bu taziye mesajı nedeniyle dava açamaz. Ben gazeteciyim ve bu yıl da Cumhurbaşkanı’nın göndereceği taziye mesajını haber yapacağım” dedi.
CİMER üzerinden yapılan şikâyete de değinen Yılmaz, “Belki de akli dengesi yerinde olmayan biri tarafından gönderilen CİMER mesajıyla yargılanıyorum” ifadelerini kullandı. Gazetecilik yapmaya devam edeceğini belirten Yılmaz, “Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi Ermeni ve Türk halklarının barışını savunuyorum” dedi. Yılmaz, TCK 301 kapsamında yargılanan Ermeni gazeteci Hrant Dink’i saygıyla anarak beraatini talep etti.
Avukat Yazgan: Dava açma süresi geçti
Yılmaz’ın avukatı Deniz Yazgan, müvekkili hakkında CİMER’e yapılan şikâyetten iki yıl sonra dava açıldığını ve şikâyeti yapan kişinin hâlâ tespit edilemediğini belirtti. Dosyadaki eksikliklere dikkat çeken Yazgan, TCK 301. maddeye ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını hatırlatarak Basın Kanunu’nun 26. maddesinde düzenlenen dava açma süresinin geçtiğini söyledi.
Öldürülen Ermeni gazeteci Hrant Dink’i de anan Yazgan, Dink’in ölümünün ardından eşi Rakel Dink’in dile getirdiği “Bir çocuktan katil yaratan karanlıkla” hesaplaşılması gerektiğini vurguladı. Yazgan, hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın düşürülmesini talep etti.
Savcı, Yılmaz hakkında ceza verilmesini talep ettiği esas hakkındaki mütalaasını tekrarladı. Son sözü sorulan Yılmaz, “Hukuka güvenmek istiyorum. Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecinde vereceğiniz kararın hayırlara vesile olmasını diliyorum” dedi.
Mahkeme, davanın Basın Kanunu’nda öngörülen dört aylık yasal süre içinde açılmadığını tespit ederek davanın düşmesine karar verdi.
Ne olmuştu?
Tuğçe Yılmaz, 24 Nisan 2024’te iki Ermeni gençle Ermeni Soykırımı ve Türkiye’de Ermeni olmak üzerine yaptığı söyleşi nedeniyle hakkında başlatılan soruşturma kapsamında 3 Haziran 2025 akşamı Kadıköy İskelesi’nde GBT kontrolü sırasında durduruldu. Hakkında yakalama kararı bulunduğu söylenen Yılmaz, Kadıköy İskele Polis Karakolu’na götürüldü ve geceyi gözaltında geçirdi. Ertesi gün savcılıkta ifade verdikten sonra serbest bırakıldı.
Yılmaz hakkında, söz konusu söyleşinin 24 Nisan 2024’te yayımlanmasının ardından CİMER’e yapılan şikâyet üzerine TCK 301 kapsamında soruşturma açılmıştı. Şikâyette, haberde 1915 olayları için “soykırım” ifadesinin kullanılmasının halkı kin ve düşmanlığa teşvik ettiği ileri sürülmüştü. Yılmaz ise ifadesinde haberinin TCK 301 ile ilgisi olmadığını, yalnızca röportaj yaptığı kişilerin beyanlarına yer verdiğini ve gazetecilik faaliyetini yürüttüğünü belirtmişti.
(Kaynak: MLSA)
https://www.agos.com.tr/tr/haber/tck-301den-yargilanan-tugce-yilmazin-davasi-dustu-42226





Leave a Reply