Bir Emanetin Bekçisi: Babam Garabet Keçecioğlu ve Derik Surp Kevork Kilisesi

•

Juliet İnan

Tarih bazen devlet adamlarını, bazen komutanları, bazen de büyük servetler bırakan insanları yazar. Ancak bazı isimler vardır ki ne makamlarıyla ne de zenginlikleriyle hatırlanırlar. Onlar, bir toplumun hafızasını korudukları için yaşarlar. Garabet Keçecioğlu da Derik Surp Kevork Kilisesi’nin tarihinde böyle bir isimdir.

Derik Surp Kevork Kilisesi’nin hikâyesi anlatılırken çoğu zaman taşlardan, duvarlardan ve yüzyılları aşan bir geçmişten söz edilir. Oysa bu hikâyenin görünmeyen kahramanları da vardır. Onlardan biri, kilisenin bugün hâlâ ayakta olmasında önemli pay sahibi olan Garabet Keçecioğlu’dur.

1915 sonrasında Surp Kevork Kilisesi, Ermeni cemaatinin elinden çıkmış ve uzun yıllar boyunca asli görevinden uzak kalmıştır. Bir zamanlar çocukların eğitim gördüğü, ilahilerin yükseldiği ve insanların dua ettiği kutsal mekân sessizliğe bürünmüş, yılların yıpratıcı etkisi altında ayakta kalmaya çalışmıştır. Ancak Derik’te yaşayan Ermeniler için Surp Kevork yalnızca bir yapı değildi. O, geçmişin hatırası, ataların emaneti ve bir topluluğun kimliğinin sembolüydü.

1957 yılında kilisenin satışa çıkarıldığı haberi Derik Ermeni toplumunda büyük bir heyecan yarattı. Çünkü kaybedilmek üzere olan yalnızca bir bina değil, bir halkın hafızası, tarihi ve aidiyet duygusuydu. Bunun üzerine cemaatin ileri gelenleri bir araya geldi. Amaçları, Surp Kevork’u yeniden cemaatle buluşturmak ve gelecek nesillere aktarmaktı.

Bu süreçte Garabet Keçecioğlu yalnızca gelişmeleri izleyen biri olmadı. Kilisenin yeniden kazanılması için yürütülen çabanın ön saflarında yer aldı. Başta kendi katkıları olmak üzere, Derikli Ermenilerin büyük fedakârlıklarıyla gerekli kaynak toplandı ve kilise yeniden satın alındı. O gün alınan en önemli kararlardan biri de tapunun Garabet Keçecioğlu adına tescil edilmesiydi.

Bu tercih, sıradan bir bürokratik işlem değildi. Cemaat, kutsal emanetini güven duyduğu, sorumluluk sahibi, saygın ve eğitimli bir kişiye teslim etmişti. Garabet Keçecioğlu, yalnızca tapu sahibi olarak değil, Surp Kevork’un koruyucusu ve emanetçisi olarak görülüyordu.

Ancak onun katkısı tapu kaydından çok daha öteye uzanıyordu. Kilise yeniden cemaatin eline geçtiğinde yapı yılların yorgunluğunu taşıyordu. Garabet Keçecioğlu’nun kendi anlatımlarına göre, arkadaşları ile birlikte kilisenin horanını, pencerelerini ve çeşitli bölümlerini onardı. Aylar süren temizlik çalışmalarına katıldı. Harap durumdaki yapının yeniden ibadete hazırlanması için hem maddi hem de fiziksel emek verdi.

Bugün hâlâ ayakta duran Surp Kevork Kilisesi’nin taşlarında yalnızca ustaların emeği değil, Garabet Keçecioğlu ve onunla birlikte çalışan cemaat üyelerinin alın teri de bulunmaktadır.

Onun rolü yalnızca bir malik olmak değildi. O, bir koruyucu, bir emanetçi ve bir gönül insanıydı. Kilise onun döneminde yalnızca hukuken değil, manevi olarak da korunmaya çalışıldı. Derik’teki Ermeni nüfusu yıllar içinde azalırken, Surp Kevork’un varlığını sürdürebilmesi için gösterilen çabaların merkezinde yer aldı.

İstanbul’a göç etmiş olmasına rağmen, doğduğu topraklarla bağını hiçbir zaman koparmadı. Kırk üç yıl boyunca neredeyse her yıl Derik’e giderek kiliseyle ilgilendi.  Yanında ise destek veren Demirci ailesi vardı. Kilise anahtarlarını kendilerine teslim eder, İstanbula öyle dönerdi. Ölümünün ardından da anahtarlar, mirasçıları tarafından Demirci ailesine teslim edildi.

Garabet Keçecioğlu’nun en önemli özelliklerinden biri de eğitime verdiği değerdi. Yaşadığı dönemde Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da okuryazarlık oranlarının oldukça düşük olduğu yıllarda eğitim almış, Türkçe ve Kürtçe bilen kişilerden biri olmuştu. Bu birikimi sayesinde hem cemaat içinde hem de resmî kurumlarla ilişkilerde önemli bir sorumluluk üstlenmişti. İnsanlar ona yalnızca mülklerini değil, tarihlerini ve emanetlerini de güvenebilecekleri bir kişi olarak bakıyordu.

Bugün Surp Kevork Kilisesi’nin tarihine bakıldığında Garabet Keçecioğlu’nun adı yalnızca bir tapu kaydında görülen isim değildir. O isim, 1957 yılında kaybolma tehlikesi yaşayan bir mirasın yeniden cemaatle buluşmasının, fedakârlığın, gönüllü emeğin ve sorumluluk duygusunun simgesidir.

Onun en büyük mirası bir tapu senedinden çok daha fazlasıdır. Bu miras, yok olmaya yüz tutmuş bir cemaatin inancını, tarihini ve aidiyet duygusunu koruma iradesidir.

Bugün Surp Kevork Kilisesi’nin duvarları hâlâ ayaktaysa, o duvarlarda yalnızca taş ustalarının değil, Garabet Keçecioğlu’nun ve onunla birlikte mücadele eden insanların emeği de yaşamaktadır.

Bazı insanlar bina bırakır. Bazıları servet bırakır. Garabet Keçecioğlu ise gelecek nesillere korunmuş bir hafıza bıraktı.

Emanetin emanetimizdir baba!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Hoş Geldiniz

Batı Ermenistan ve Batı Ermenileri’yle ilgili bilgi alış verişi gerçekleştirme merkezinin internet sitesi.
Bu adresten bize ulaşabilirsiniz:

Son gönderiler

Sosyal Medya

Takvim

September 2026
M T W T F S S
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930