İki dünya arasında bir huzur durağı: Şişli Rum Ortodoks Mezarlığı

Şişli’deki Rum Ortodoks Mezarlığı tanınmış sanatçılarca yapılan anıt mezarları, Metamorfosis Kilisesi ve devasa çam ağaçlarıyla huzur veren bir açık hava müzesi adeta. 

Ayça Han

Mezarlığın girişinde cemaatin tanınmış ve seçkin üyelerinin, her biri, bir sanat eseri mahiyetinde olan anıt mezarları görülüyor. (Fotoğraflar: Vedat Arık)

“Mezarlık bana huzur veriyor, çünkü zarar göremeyeceğiniz en kalabalık ortam burası.” Beyoğlu’nda yer alan Meryem Ana Kilisesi’nin Kıdemli Pederi Dimitri Mayoğlu, Şişli’deki Rum Ortodoks Mezarlığı’nda yürürken söylüyor bu sözleri.

Çoğu insan için ölümün, elemin ve yasın hatırlatıcısı olan mezarlıklar, şehrin gürültüsünden ve karmaşasından uzakta bir huzur da barındırabiliyor içinde. Şişli’deki Rum Ortodoks Mezarlığı da, tanınmış sanatçılarca yapılan anıt mezarları, Metamorfosis Kilisesi ve devasa çam ağaçlarıyla huzur veren bir açık hava müzesi adeta.

KOLERA SALGINININ ARDINDAN

Tarihini Peder Mayoğlu’ndan dinlediğimiz mezarlık, 1865 dolaylarında Taksim’den bugün bulunduğu Şişli’ye taşınıyor. Bu taşınma, aynı yıllarda yaşanan kolera salgınının ardından kent sakinlerinin sağlıklarına yönelik alınan önlemler kapsamında gerçekleşiyor.

19. yüzyıl ortalarına kadar, bölgenin Rum mezarlığı, bugün Taksim Meydanı’nın uzandığı alanın biraz daha ilerisinde, Aya Triada Kilisesi ile Zapyon Kız Lisesi’nin arazisinde yer alıyordu. Ayrıca Kurtuluş bölgesinde de bir Rum Ortodoks mezarlığı bulunuyordu. Peder Mayoğlu’nun aktardığına göre mezarlığın nakli, Rum cemaatinin ve özellikle Beyoğlu sakinlerinin ekonomik refah seviyesinin çok yüksek olduğu bir döneme denk geliyor.

Zamanla Avrupa’nın en görkemli mezarlıklarından birine dönüşen mezarlığın bugün hemen girişinde, sağ ve sol taraflarda dönemin banker ve tüccar ailelerinin anıt mezarları bulunuyor. Arka taraflara doğru ilerledikçe ekonomik durumu daha zayıf olan ailelerin mezarları yer alıyor. Peder Mayoğlu “Zaman içerisinde bu ayrım kalkıyor çünkü zaten istanbul’da Rum nüfus da azalıyor” diyor.

Batılı ve Antik Yunan tarzı eserleriyle neredeyse bir mimarlık ve heykel müzesi olan mezarlık, bugün artık üye sayısı gitgide azalan Rum Ortodoks Cemaati tarafından bir tarih parkı olarak kabul ediliyor.

Kıdemli Peder Dimitri Mayoğlu, Şişli Rum Ortodoks Mezarlığı’nı Ayça Han’a anlattı

TANINMIŞ SANATÇILARIN ELİNDEN

Mezarlıktaki anıt mezarlar tanınmış sanatçılar tarafından inşa ediliyor. Eserleri Louvre Müzesi’ni süsleyen Fransız heykeltıraş Antonin Mercié, heykeltıraşlar Georgios Bonanos, Michael Tombros, Luigi Giona, aralarında Atina Eski Meclis’teki Kolokotronis heykelinin sanatçısı Lazaros Sochos ve Tekirdağ Meydanı’nda bulunan Atatürk heykeli dahil Türkiye’de birçok heykelin yapımını üstlenmiş olan Lazaros ve Theodoros Liritis kardeşler gibi Yunanistan Tinos Adası’ndan pek çok sanatçı, anıt mezarların yaratıcıları arasında…

Spiridon Raftopulos (sağda) ve Petro Raftopulos’un anıt mezarları. Spiridon Raftopulos, 1870’li yıllarda İstiklal Caddesi’nde bulunan Odeon Tiyatrosu’nda ilk sinema gösterimini yaptı.

ZANNİS VE ELENİ ANISINA

Mezarlığın meydanında bulunan Metamorfosis Kilisesi, 1888 yılında, patrikhanenin izni ve Sultan II. Abdülhamit’in fermanının ardından, Dimitrios, İoannis ve Pavlos Stefanovik-Skiliçis kardeşlerin, ebeveynleri Zannis ve Eleni’nin anısına yaptıkları bağışlarla inşa ediliyor. Peder Mayoğlu, dönemin kilise inşaları ile ilgili şu bilgileri veriyor:

“Osmanlı İmparatorluğu döneminde kilise inşa etmenin tek yolu var, o tek yolda baz alınan tarih, İstanbul’un fethi. Kilise inşa edeceğiniz yerde fetih öncesi kilise kalıntısının olması lazım ya da küçük bir kiliseyi büyütmek istediğinizi söyleyeceksiniz. Tanzimat sonrası bu kural kalkıyor, mezarlıktaki kilise de Tanzimat sonrası inşa edilmiş bir kilise. Genelde İstanbul’da kubbeli olduğunu gördüğünüz tüm kiliseler Tanzimat sonrası kilisesi, Tanzimat evveliyatında kubbeli kilise inşa etmek yasak, yakındaki camiden daha görkemli kiliseler inşa etmek de yasak. Tanzimat öncesi kiliseleri ziyaret ederseniz, kiliseler dışarıdan bakıldığında içeride olduğundan daha alçak görünür. Genelde yol seviyesinden üç dört basamak inerek girilir, bunun sebebi de yüksekliği kazanmak için tabanın alçaltılmış olmasıdır, çünkü yükseklik de yasak.”

Metamorfosis Kilisesi’nin inşa projesi, İstanbul’un seçkin mimarlarından Fransız asıllı Alexandre Vallaury’e veriliyor.

Vallaury’nin eserleri arasında İstanbul Arkeoloji Müzesi, Pera Palas Oteli, Karaköy’deki Osmanlı Bankası, Büyükada Yetimhanesi, Haydarpaşa’daki Marmara Üniversitesi, Sanayi-i Nefise Mektebi ve Boğaz’daki çeşitli köşk ve yalılar yer alıyor. Kilisenin dış cephe mozaikleri ise Fransız ressam, konservatör, mozaik uzmanı ve sanat öğretmeni Pretextat Lecomte tarafından yapılıyor.

Peder Dimitri, mezarlıktaki kiliselerle şehir içlerinde bulunan kiliselerin farkını şöyle anlatıyor:

“Şehir içinde bulunan cemaat kiliselerinden farkı, ekseriyetle cenaze törenlerinin yapılıyor olması. Her kilise bir azize, bir olaya veya bir mucizeye ithaf edilmiştir. Bu kilise Metamorfosis’e yani İsa Mesih’in hayattayken göğe yükselişi, tanrısallığını göstermesi olayına ithaf ediliyor. 6 Ağustos’ta kutlanıyor ve sadece o gün ayin yapılıyor cenazeler dışında. Dışarıdaki mozaikler de aile fertlerinin azizlerinin mozaikleri.”

ACI HATIRALAR DA VAR

Bu huzur veren, görkemli mezarlığın tarihinde derin yaralar da yatıyor. 1955 yılında Rum nüfusun yoğun olarak yaşadığı Şişli’deki mezarlık, 6-7 Eylül olaylarında kalabalığın saldırısına maruz kalıyor. Çok sayıda anıt mezar ve kemik muhafaza odası zarar görüyor, meydanda yer alan kilise ise yakılıyor.

Kemik muhafaza odası

Peder Dimitri, yaşananları şu sözlerle anlatıyor:

“6-7 Eylül olayları sırasında çok ciddi bir vandalizm yapıldı. Mezarlar kırıldı, kilise yakıldı, kemikhaneden çıkarılan kemikler kilisenin girişindeki meydana toplanıp ateşe verildi. Yeni defnedilmiş cenazeler mezarlarından çıkarıldı, ağaçlara asıldı, tecavüz edildi. Geçmişte topraklarımızda yaşanan olayların izlerini de hâlâ taşıyor. Etrafta hâlâ kırık mezarlar var o dönemden. Sahipsiz olanları veyahut kötü durumda olanları cemaat zaman içerisinde kendisi toparlamış ama bazı mezar sahipleri özel mülkiyetleri de olduğu için el sürülmesini istememiş veya izin vermemiş, tabii ekonomik güç de yetmedi. Mezarlığın bakımı bağlı bulunduğu Beyoğlu Rum Ortodoks Kiliseleri ve Mektepleri Vakfı tarafından yapılıyor. Kira gelirleri var ama zaman içerisinde kaybedilmiş birtakım taşınmazlar da var, dolayısıyla gelirler azaldı. Cemaatin azlığı da yine gelirlerin düşük olmasına sebep…”

Ölüm tarihi 31 Mart 1909 olan Osmanlı Paşası Spataris Paşa’nın mezar taşında “31 Mart’ta vatanın bağımsızlığı için şehit oldu” yazıyor.

KAPIYI ÇALAN HERKESE AÇIK

Şişli Rum Ortodoks Mezarlığı, 2018 yılında ASCE (Avrupa’nın Önemli Mezarlıkları Derneği) tarafından Avrupa’nın en önemli mezarlıklarından biri olarak tanındı. Hem Türkiye hem de dünya kültür mirasının önemli bir parçası olan bu mezarlığın kapısı, sabah 09.00 ve akşam 17.00 saatleri arasında, kapıyı çalan herkese açık.

https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/iki-dunya-arasinda-bir-huzur-duragi-sisli-rum-ortodoks-mezarligi-1828496

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *