Bağeş, Bağağeş, Bitlis. Büyük Hayk’ın Ağdznik Eyaleti’nin Salnadzor bölgesinde, Van Gölü’nün 18 km. güneybatısında, deniz seviyesinin yaklaşık 1500 m. üzerinde bulunan bir şehir. Ermeni Torosları’nın en uygun geçidi olan Dzor (vadi) karakoluna hükmetmiştir. İlk Arap tarihçiler Bağeş’i Arminia’nın gelişen şehri, tarihçi Tovma Ardsruni ise “şahastan” olarak anmaktadır.
X. yüzyılın 2. yarısında Arap emirliklerinin yıkılmasından sonra Kürt aşiretleri bölgeye yerleşerek XVI.-XVIII. yüzyılları arasında güçlü bir hanlık kurmuşlardır. Osmanlı bu hanlığı, Van Vilayeti’nde ayrıcalıklı bir hükümetlik olarak tanımak zorunda kalmış, 1849 yılında ise Kürt hanlığının direnişini kırarak Osmanlı ordusu Bağeş’i ele geçirmiş, kaleyi ve sayısız yapıları yıkmıştır. Bundan sonra Bağeş, aynı adı taşıyan eyaletin merkezi olmuştur.
Bağeş Vadisi’nin merkezinde yükselen kaya kütlesi (Sepuh veya Kara ler/Dörtlü dağ olarak bilinen) üzerinde, yüksek surlara ve dişli kulelere sahip, 3 hareketli köprüsüyle bir ortaçağ kalesi bulunmaktaydı. Kalenin madeni kapıları güney tarafındaydı. Han’ın sarayı ve önde gelenlerin yaklaşık 300 evi kale içindeydi. Asıl şehir surlara sahip olmayıp 6 kapısı vardı. Bunlar Van, Çitçiler, Arap çarşı (Amira çarşısı kapısı), Meyvaniye ve Oğrun (Gağtan kapı) olarak anılmaktaydı. Taş evler amfi tiyatro şeklinde vadinin eteklerine serilmişti. Birkaç katlı konaklar ve kervansaraylar önemli bir sayı teşkil etmekteydi. Çarşı, vadinin içindeydi.
1915 yılına gelene kadar şehirde 4 kilise ve 4 manastır (şehrin 4 yanına ve 4 bölgelere istinaden) vardı. Bu ruhani kuruluşlar büyük çiftliklere, tarlalara ve bağlara sahipti. Güneydoğu tarafında, Amlordun (Amırdol) Surb (Aziz) Hovhannes manastırına ait Karmırak Surb Nışan (eskiden Surb Kirakos) kubbeli kilisesi vardı. Bu XVI.-XVIII. yüzyıllarda tanınmış Ermeni eğitim merkezinde Vardan, Arakel, Nerses Bağişetsi’ler, Barseğ Ağbaketsi, Hovhannes Kolot, Grigor Arçişetsi ve daha başka ruhani-bilim adamları eğitim görmüş veya çalışmışlardır. Surb Gevorg kilisesi Surb Astvadsadsin veya Khındrakatar (dilek yerine getiren) manastırına aitti. Surb Sargis kilisesi Surb Astvadsadsin manastırına, Poğos-Petros havarilerinin Hing Khoran (beş sunaklı) kilisesi, Tatrabınak Surb Astvadsadsin manastırına bağlıydı. Bağeş’te sayısız camiler ve minareler de vardı. Bunların içinde en tanınmışı Kızıl Camiiydi (eskiden kilise).
Bağeş’in içinden geçen nehirlerden en tanınmışları Avekh veya Ampa cur (su) (Hemeğacur) ve Khosrov veya Khotser cur’du (Amırdolçay). Bu nehirler vadinin merkezinde birleşerek Bağeş Nehri’ni meydana getirmekte, bu nehir ise Tigris’e (Dicle) karışmaktaydı.
Bağeş Ermenileri tarım haricinde ticaret ve zanaatlarla (dericilik, dokumacılık, terzilik, silahçılık, boyacılık -Bağeş’in kırmızı toron veya şila boyası özellikle meşhurdu) da uğraşıyorlardı.
Linç’in aktardığına göre, XX. yüzyıl sonunda Bağeş’in 30 bin nüfusunun üçte birini Ermeniler oluşturmaktaydı. Ermeniler, XX. yüzyıl başında 5 erkek ve 3 kız okuluna sahipti.
Bağeş Ermenileri 1915 Soykırımında tehcire tabi tutulmuş, büyük kısmı göç yolunda katledilmiştir. Şehirde kalan az sayıda Ermeni, 1916 yılından sonra, Rus orduları ve Ermeni gönüllü alaylarının çekilmesinden sonra şehri terk etmiştir.
Küçük Ermeni Ansiklopedisi, I. cilt, Yerevan, 1990.
Leave a Reply